Sayfa yolu
CHP'li Emir'den Erdoğan'a ‘paralel yönetim’ yanıtı: CHP'de çok başlılığı arzu eden ve yaratan da kendisidir
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.06.2026 , 19:56
CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Emir, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz" açıklamasına tepki göstererek, "CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi, CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir" dedi.
NATO Zirvesi ablukasına tepki
Ankara'da yapılacak 36. NATO Liderler Zirvesi'ne işaret eden Emir, şöyle devam etti:
"Bu 36'ncı zirveden önce 35 kere NATO toplantısı yapıldı. Londra'da, New York'ta, Paris'te, Cenevre'de, Milano'da yapıldı ama hiçbir Ankara'daki gibi olmadı. Bir OHAL dönemine geçtiler. Bir sıkı yönetim ilan ettiler. Yolları kapatıyorlar. İdari izinle vatandaşlarımızın trafiğini felç edecekler. Hayatı boğdular. Hayatı Ankara'da felç edecekler 13 gün boyunca. Niye? Çünkü gelen liderler Türkiye'nin ne kadar antidemokratik bir ülke olduğunu görmesinler, fark etmesinler diye. Oysa NATO, NATO liderleri kendileri açısından Batı ülkeleridir, transatlantik ülkeleridir ve aslında demokrasilerdir. Ve o demokrasilerdeki liderler, siyasetçiler de toplantının, gösteri yürüyüşünün, protesto hakkının, demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu bilirler ve her ülkede de bu böyle gerçekleşmiştir. Hangi ülkeye bakarsanız bakın NATO Liderler Zirvesi'nde kimi gruplar protesto ederler. O da onların hakkıdır. Ankara'ya gelecek olan liderler de bunu biliyorlar. Ama bugünkü AKP iktidarı bir sıkı yönetim anlayışıyla herkesi potansiyel suçlu ilan ederek suç işleyebileceği zannı ile suç işleyebilir diye veya protesto yapabilir diye bilim insanlarını, gazetecileri gözaltına alıyor. Şimdiden. Aceleniz ne?
‘Vatandaşlar, bilim insanları, gazeteciler, avukatlar tartaklandı’
Azıcık hukuk devleti olsak, birazcık demokrasinin kırıntısı olsa beklersiniz. Elbette ki güvenliğin alınması, kamu düzeninin sağlanması idarenin bir görevidir. Ve idare kimi önleyici tedbirler alabilir ama bu birilerinin, gazetecilerin, aktivistlerin, siyasetçilerin, bilim insanlarının günler önceden gözaltına alınmasını haklı gösterebilir mi? Hukuki gösterebilir mi? Gidiyorsunuz Emel Hoca'ya, Siyasal Bilgilerden Emel Memiş'e, sabahın bir vakti alıyorsunuz. Niye alıyorsunuz? Suçu ne? 'Sen NATO Liderler Zirvesi'ndeki toplantılara direnç gösterebilecek kişilerden birisiymişsin' diyorlar. Olacak iş mi? Avukatlar tartaklandı herkesin gözü önünde. Vatandaşlar, bilim insanları gazeteciler tartaklandı. Kötü muamele uygulandı. Avukatların tutanak tutmasına dahi izin verilmedi. Ve bu anlayışla Türkiye'deki bu baskı rejimini, sıkı yönetimi, temel hak ve özgürlüklerin kökünün kurutulmasını saklamaya çalışıyorlar. Siz orada NATO zirvesinde neleri konuşacaksınız bunu gelin anlatın Türkiye'ye. Rusya-Ukrayna savaşı nereye gidiyor? İran'la pazarlıklar ne aşamada? Bütün bölgemizdeki bu dengesizliklerden, istikrarsızlıklardan ve bu akan kandan bizim vatandaşlarımız, bizim evlatlarımız yeni sorumluluklar altına girecekler mi? Bütün bu konuların açık şeffaf bir biçimde tartışılması gerekirken burada ağır bir baskı rejimi uygulanmaya devam ediyor.
Vatandaşlar açısından bir olumlu gelişme var yalnız. Hep söyleriz, kamu hastanelerinde muayene süresi beş dakika. Asla bilimsel, çağdaş olması gereken nitelikli sağlık hizmetinde olamayacak bir süre. En az 20 dakika olmalı deriz biz. Bu kez yapmışlar. O 13 günlüğüne kamu hastanelerindeki randevu sürelerini 20 dakikaya çıkartmışlar. Yeter ki vatandaşlar hastane içinde yola çıkmasınlar diye. İşte bu kadar anlayışları var."
‘CHP'de bir paralel yönetim yoktur’
Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emir, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir'in AKP'ye geçmesinin sorulması üzerine "Arka planı hakkında somut bilgim olmadığı için bir değerlendirme yapmak istemem. Üzüntülerimi ifade ediyorum" dedi.
Emir, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplantısındaki 'Bir partinin iç meselesini bu yüce çatının meselesi haline getirilmesine kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışma buna evrilmiş, TBMM'nin saygınlığına gölge düşürülmüş, siyaset kurumu yıpratılmıştır. Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz' açıklamasını nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:
"Bir defa CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi, CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Saray yani Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan yargısına talimatlandırarak adeta CHP'yi bölme, zayıflatma ve bu yolla kendi iktidarını sürdürebilme telaşına düşmüştür. Bu nedenle bu mesele CHP'nin bir iç meselesi veya CHP'deki bir çelişki, çekişme değil; CHP ile saray iktidarı arasındaki, milyonlarla bir kişi arasındaki bir meseledir. Ve burada çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Yüce çatı altında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı gibi saygınlığına da herhangi bir gölge düşürülmemiştir CHP'liler tarafından. Ama daha onların, AKP'nin, Cumhurbaşkanı'nın 76 milletvekili dört gün önce burada olmadıkları halde sahte pusula vermişlerdir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki o sahteciliği yapan 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir. Bunu söylemekten bile imtina etmiştir. Hiç olmamıştır."
‘Kılıçdaroğlu'nun 45 gün içerisinde kurultayı toplaması gerekmektedir’
Emir, "Olağan kurultay için genel merkezden bir takvim açıklandı, eylül ayı için söylediler. Nasıl değerlendirirsiniz? Hem de sizin topladığınız imzalar vardı onlar için bir başvuru olacak mı?" sorusunu yanıtlarken, şunları söyledi:
"Açıkça anlaşılmaktadır ki şu ana kadar eğer son anda bir aklıselim, son anda bir demokratik anlayış ve son anda CHP'ye ve ona umut bağlayan milyonlara kastetmeme sağduyusu gelişmezse bir erken, derhal, olağanüstü kurultay yapılması arzu edilmiyor. Ve bu süreçte bir taraftan sarayın arzu ettiği gibi partide bir çekişme görüntüsü verecekler, bir yıpratma sürecine girecekler ve sarayın atadıkları, diğer taraftan CHP'nin öz evlatlarını, öz kadrolarını dağıtma görevi görecek. Ve bunun üzerinden yıllara yayılacak ve hatta seçim zamanında kurultay mı olur noktasına kadar getirecekleri ve oradaki o süreci dilediklerince sürdürebilecekleri bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz. Tüzüğümüz açıktır. Kurultay delegelerimiz görevdedir. Butlan kararında kurultay delegelerimize dönük olarak herhangi bir tedbir kararı yoktur. Tam da bu nedenle bu kurultay delegelerimiz haklarını kullanıp binin üzerinde delege 833, bizim şu anda İstanbul dışındaki delegemizle kurultay talep etmiştir. Bu durumda Sayın Genel Başkan atanmış Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun herhangi bir seçimli tercih olanağı yoktur. 45 gün içerisinde kurultayı toplaması gerekmektedir. Beklenti budur. Olması gereken budur. Ve biz kendisinden tekraren bu sağduyuyu göstermesini bekleriz."
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.