Sayfa yolu
Cengiz Çandar: Solculuktan Amerikan muhipliğine
Orhan Gökdemir
Yayın Tarihi: 07.04.2023 , 09:05 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
“Sosyalist” veya “Marksist” diye bilinirken kapitalizm ve iktidar yandaşı haline gelmiş yazar-gazeteci desek akla ilk kim gelir? Cengiz Çandar, Hasan Cemal, Şahin Alpay, Murat Belge, Oral Çalışlar… Bu isimlerin üç kaynağı var; Aydınlık, Cumhuriyet, az biraz Birikim. Toplamına “dönek” diyoruz.
Dönekliğe işaret eden üç ortak özellik var. Birincisi, Komünistlerden ve devrimcilerden nefret. İkincisi, Sosyalizme-Komünizme kesin inançsızlık. Üçüncüsü, Kapitalizme hayranlık. Bu sonuncusu ilk ikisinin toplamından daha önemlidir döneklik için. Devrimden yüz çevirse bile Kapitalizmden nefret eden kişi dönek olamaz çünkü. Yani döneklik zor bir seçimdir. Mücadelenin ateşinden geçmiş insanlar içinde tökezleyenler, bırakanlar, çekilenler olabilir ama döneklik kesin bir sapmadır. O sapmalardan biridir Cengiz Çandar.
O bir beyaz Aydınlıkçı
Cengiz Çandar’ın solculuğa dahil olma hikayesi şöyle; 1968’e doğru Milli Demokratik Devrim (MDD) hareketi pek moda olmuş, haliyle bir dergi çıkarma gereği doğmuştu. Mihri Belli’nin oluruyla, Doğu Perinçek ve Vahap Erdoğdu işe koyuldu. Parlak gençlerden bir yazı kurulu oluşturuldu. Şahin Alpay ve Erdoğan Güçbilmez, Doğu Perinçek’in önerisiyle yazı kuruluna alındı. Vahap Erdoğdu o sırada ODTÜ’de asistan olan eşi Seyhan Erdoğdu ve ODTÜ öğrencisi Münir Ramazan Aktolga’yı işaret etmişti. Bunlara bazı gençlik önderleri de dahil edildi. DTCF’den Gün Zileli, SBF’den Cengiz Çandar, Hukuk Fakültesi’nden Atıl Ant onlar arasındaydı. “Aydınlık Sosyalist Dergi” böyle ete kemiğe büründü.
MDD hareketi bölününce Vahap Erdoğdu, Seyhan Erdoğdu ve Münir Ramazan Aktolga, Mihri Belli-Mahir Çayan ittifakının yanında yer aldı. Bunun dergide de yansıması olacaktı. Aydınlık dergisinin yasal sahibi Münir Aktolga’ydı, haliyle Aydınlık Sosyalist Dergi de onlarda kalmış oldu. Derginin bölünmeden sonra çıkan 14. sayının (Ocak 1970) kapağı kırmızı renkte olduğundan bu kesim “Kırmızı Aydınlıkçılar” olarak anılmaya başladı. Doğu Perinçek, Şahin Alpay, Erdoğan Güçbilmez, Gün Zileli, Cengiz Çandar ve Atıl Ant’tan oluşan yazı kurulu çoğunluğu ise “Aydınlık” başlığının üzerine “Proleter Devrimci” ekleyerek beyaz bir kapakla çıktı. Bu yüzden, bu kesim de “PDA’cılar” ya da “Beyaz Aydınlıkçılar” diye anılır oldu. 1971’e doğru Mihri Belli-Mahir Çayan ittifakı da bozuldu ve Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Ertuğrul Kürkçü ve Münir Ramazan Aktolga ayrı bir hareket oluşturdu. Bu hareket, daha sonra THKP-C olarak yoluna devam etti.
Cengiz Çandar o tarihten sonra yükseldi, TİİKP (Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi) Merkez Komitesi üyeliği görevini yürüttü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğrenci Derneği Başkanı olarak faaliyetlerde bulunduğu için 12 Mart Askeri Müdahalesinin sakıncalılar listesine girdi, yurt dışına kaçtı. Filistin direnişinin yükseldiği yıllarda Şam ve Beyrut'ta bulundu. 21 Şubat 1973 tarihinde İsrail’in Lübnan baskınında öldürülen Bora Gözen ve yedi arkadaşının kampında o da vardı. Saldırıdan önce kuşkulu bir şekilde bölgeden uzaklaşmıştı. Avrupa’ya gitti. 1974 yılında Türkiye'ye döndü. 1976'da Vatan gazetesinde dış haberler şefi ve dış politika yorumcusu olarak gazeteciliğe başladı. Sonrasında hep gazeteci. Yıldızı Turgut Özal döneminde parladı. Türkiye’de neoliberal dönemde gözde analist oldu. Amerikancılıkta karar kıldı.
Aydınlıkçılıktan Özalcılığa
1991-1993 arasında Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın özel danışmanı olarak görev yaptı. Bu dönemde yükselen PKK hareketini yakından takip etti. Özal’ın görevlendirmesiyle Barzani ve Talabani ile görüştü. Artık “Kürt uzmanı” olmuştu. ABD’nin bölgeye müdahalelerini hararetli şekilde destekledi.
Yugoslavya’nın parçalanma döneminde ise yönünü Balkanlara döndü. ABD nereyi vuruyorsa Cengiz oradaydı. 1999-2000 yılları arasında Washington'da ABD'nin önemli araştırma merkezlerinde görev yaptı. MGK’ya sunulan 2000 tarihli askeri istihbarat raporuna göre Birleşik Devletler Barış Enstitüsü’nde (USIP) çalışıyordu. Çalıştığı Projesinin amacı demokrasi ve İslam'ı birleştirmekti. CIA’nın, Türkiye ve Orta Doğu istasyon şefleriyle yakın dostluğu vardı. Fethullah Gülencilere yaklaştı sonra. Tabii her daim PKK ve HDP’lilerin yakın dostuydu.
Türkiye'nin en karanlık adamı
Hasan Yalçın “Dönekler” adlı kitabında onu şöyle anlatıyor: “Bir insanın yaşamındaki kırılma noktalarını alt alta yazarsanız, kişiliğinin röntgeni çıkar ortaya. İşte Cengiz Çandar'ınki: 1968'de ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi’ diyen bir devrimci; 1970'te sonradan çıkarılıncaya kadar Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi Merkez Komitesi Üyesi; 1971'de Filistin'de gerilla; 1970'lerin ikinci yarısında Yaser Arafatçı; 1980'de Humeynici; 1987'de MİT Müsteşar Yardımcısı meşhur Hiram Abas'ın adamı, 1990'da Dışişleri Bakanı Mesut Yılmaz'ın yanında ‘resmi’ görevli; 1991'de Turgut Özal'ın Danışmanı ve bendesi; NATO seminerlerinde eğitimci;‘ ABD Çevik Kuvveti'nin karargâhına girebilen tek Türk gazeteci’; Graham Fuller gibi CIA yöneticilerinin meslektaşı ve özel dostu; Mesleğe Vatan gazetesinde başlayıp, Cumhuriyet, Hürriyet, Güneş ve Sabah'tan geçerek Yeni Şafak'ta karar kılmış, Karen Fogg'un makbuz karşılığı parayla yazı yazdırttığı gazetecisi; Gerektiğinde Türk, gerektiğinde Osmanlı, gerektiğinde dönme, ama hepsinden fazla Amerikalı. Özetle, Bilimsel Sosyalizmden dinciliğe savrulan bir ideoloji ve kurtuluş savaşçılığından emperyalizme atlayan bir siyasal çizgi.”
Adı Osmanlının köklü ailelerinden biri olan “Çandarlılar”dan geliyor. Ne kadar doğru belirsiz. Bir ara Selanik dönmesi olduğunu da iddia etti, o sıra dönmelik modaydı.
IŞİD'le çatışmalarda ölen PKK mensubu Ayşe Deniz Karacagil hakkında 30 Mayıs 2017 tarihinde attığı bir tüvit nedeniyle 2021'de hakkında yakalama kararı çıkarıldı. O tarihte yurtdışındaydı. Halen İsveç’te yaşıyor. Şimdi Yeşil Sol Parti vekil aday adayı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.
