Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Çember kısa filmi: 'Yok olmuş bir kentin son tanığı'

Hatay'ın 6 Şubat öncesinde son görüntülerinin kayda alındığı kısa film Çember'i yönetmeni Berkan Aktepe ile konuştuk: "Kurgu sırasında sürekli içime ağlıyordum. İnatla umutla tutundum Çember'e."

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 22.10.2023 , 09:32 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

6 Şubat depremiyle birlikte Türkiye yeni bir güne uyandı. Milyonlarca insan için artık hayatın, yaşamanın, hayata tutunmanın artık manası daha farklıydı. Depremin yakıp yıktığı kentlerden birisi de Hatay'dı.

Hatay'da şimdilerde bir çok insan 6 Şubat öncesiyle kıyaslıyor her şeyi. Bazen "eskiden olduğu gibi" diyerek devam ediyorlar hayatlarına bazen de "eskide kaldı" diyerek. Asi Nehri'nin mavi ve usul usul akan sularının yanı başındaki kadim kent tarihte bundan önce de defalarca yerle bir olmuş ve her seferinde de yeniden kurulmuştu. Ayakta kalma meziyetidir bir yanıyla Hatay'ın kent tarihi.

İşte Berkan Aktepe'nin yönettiği Çember adlı kısa film içeriğinin yanı sıra bir de ilginç bir tesadüfe eşlik ediyor. O da Antakya'nın bilinen son kayıtlarından biri olması. Yani film çekilirken henüz binalar yıkılmamış, Asi Nehri üzerindeki köprüler sulara karışmamıştı. 

Zor bir şey Hatay'ın son görüntülerine eşlik ederek bir filme bakmak. Bazen insan kısa filmde yer alan sokaklara veya binalara bakarken bir filme baktığını dahi unutabiliyor. Bir çember var ve o çember biz onu kırmadığımız sürece bizleri çevrelemeye devam ediyor. Berkan Aktepe'nin emeği olan bu çalışmada çemberin hayatımızı ne kadar güçlü sardığı ve yine aynı şekilde nasıl kolayca kırılacağı gösteriliyor izleyiciye. 

Berkan Aktepe ile Hatay'ın 6 Şubat öncesindeki son görüntülerinin yansıdığı Çember adlı kısa filmi soL okurları için konuştuk.

Bu kısa filmi nasıl çekmeye karar verdiniz. O ilk fikir, ilk kıvılcım nasıl ortaya çıktı? Sizi bu filmi çekmeye iten şey neydi?

Herkesin umudunu kaybettiği bir süreç yaşıyorduk. Yaşadığımız pandemi ve salgının yarattığı durum da eklenince insanların eve kapanması ile ilgili karamsarlık başladı. Ancak içine düştüğümüz bu karamsar ve pek de iç iç açıcı olmayan tabloya rağmen gelecek kuşaklara iyi şeyler bırakmak zorundayız. Biraz da bu motivasyon beni böyle bir hikâyeye itti. Aslında Çember uzun metraj hikayesi olmasına karşın pandemi döneminde alınan sokağa çıkma yasakları projenin askıya alınmasına neden oldu. Sinema sektörü pandemi döneminde en çok etkilenen sektörlerden biri idi. İçine sürüklendiğim bu boşluk hali nedeniyle günde iki, üç film izliyor öte yandan ise kaçınılmaz olarak kafamda sürekli birtakım hikayeler beliriyordu. Çember arkadaşımın olan Yunus'un hikayesi bildiğim, sevdiğim ve bağ kurduğum bir hikayeydi. Bu nedenle arkadaşımı aradım ve ona hikâyeyi kısa filme çevirmek istediğimi söyledim. Bu düşüncemi Yunus da olumlu karşılayıp elindeki materyalleri gönderdi. Ben de onu filmin senaryosunu yazan Ferhat Zidani’ye gönderdim. Böylelikle Çember’in senaryosu gelişti. Tabi ki tüm bunlar uzun bir süreç içinde olmayı gerektirecekti. Sinemaya Antakya’nın dokusunu ve bakış açımı yansıtabileceğimi düşündüğüm film üretebilecek olmanın tatlı heyecanını yaşıyordum. Çok inat ettim defalarca süreçte talihsiz olaylar başına gelse de hepimizin iyi'ki lerimizden oldu.

Çember Kısa Filmi'nin yönetmeni Berkan Aktepe

Filmin profesyonel kadrosu dikkat çekiyor. İsimler nasıl şekillendi bu sanatçılara nasıl ulaştınız? Nasıl tepkiler verdiler?

Ben de 10 yıla aşkın sektörde özellikle bağımsız filmlerde reji asistanlığı yapıyorum. İçsel olarak buldum aslında. Elbette bir aday listem vardı. Kimi eskiden beri uzaktan uzağa beğenip izlediği oyuncular bazılar ile de daha önce çalışmıştık. Serhat Özcan'a Barış Atay aracılığı ile ulaştım. Kürşat Demir'i oyun Atölyesinde Pencere oyunundan izleyip kendisini beğeniyle takip etmiştim. Kürşat Demir'e Selen Kurtalan diye oyuncu arkadaşım aracı olmuştu. Mehmet Erbil ve Tuğçe Yolcu ile çalışmıştım. Nazan Ekinci'yi bir arkadaşım önerdi. Senaryoyu okuduktan sonra geri dönüşleri çok olumlu oldu. Hikâyeye ve bana inanan oyuncularla çalıştığım için çok şanslıydım. Bize ve anlattığımız hikâyeye inandıkları için yanımızda oldular. Çok eşsizdi uzun süredir gerçekleştirmek istediğimiz bir filmi somut bir alana taşımıza ve gerçekleştirmeye omuz verdiler. Elbette Çember ’in filme dönüşmesinde yardım eden çok kişi oldu. Bu vesileyle filmde emeği geçen bütün ekip arkadaşlarıma tekrar çok teşekkür ediyorum. Hepsinden birçok şey öğrendim. Hem mesleğe hem hayatta dair çok değerli yoldaş oldular. Mutluyum çalışma fırsatı elde ettiğim için çok değerliler.

Neden çember? Çemberden kastını tam olarak nedir ve nasıl kırılır o çember sizce?

Çember; bireyleşemeyen insanların, işin içinden çıkamadıkları olayların, almaya cesaret edemedikleri tavırların, yaratamadıkları pozitif motivasyonların, hatta bazen problemin kendinde olduğunu bilmedikleri durumların kısır döngüye dönüştüğü süreçtir.Kökeninde her ne kadar sistemin yarattığı olgular olsa da, bireyleşme sürecinde insanların ufak dokunuşlarla ya da ufak jestlerle birbirlerinin yaralarına merhem olabileceğini göstermek istedik. Hatta bazen başkalarının yaralarının insana iyi gelip bireyselleşme sürecindeki döngüyü kırdığını ve bu olumlu süreci etrafındakilere yansıtarak onları da iyileştirebileceğini vurgulamak istedik. Ayrıca klasik öğretiler açısından bakıldığında bir simge olarak çember ya da daire bir yandan devinimin kusursuzluğunu simgelerken öte yandan bunun sürekliliğini, değişmezliğini ve tekdüzeliğini ortaya serer. Özellikle tekdüzeliğin boğucu ve monoton kılan yapısını aşmanın yolu devinimi bambaşka ruhla gerçekleşmesini sağlayan bir başkasıyla kurulacak büyüleyici ve mucizevi dokunuşlar olacaktır. 

Bu kısa film, bildiğimiz Hatay'ın son kayda alındığı çalışmalardan bir tanesi. Bugün bakınca filmin önüne geçen bir Hatay imgesi ve hatırası var demek yanlış olmaz. Bunu nasıl değerlendiriyorusunuz?

Çok duygulandım. Antakya’mız için çok özel bir film oldu. Her sahnesi çok ağırdı. Kurgu sırasında sürekli içime ağlıyordum. İnatla umutla tutundum Çember'e. Dostlarımızı, evlerimizi, canlarımızı ve Antakya’mızı, özetle hafızamızı kaybettik. Maalesef filmde görünen apartman, dar sokaklar, tarihi köprü yani kent belleği yerle bir oldu. Bu film artık şehrin hafızasına ilişkin çok önemli bir miras oldu gelecek kuşaklar için… Dolayısıyla filmin, şehrin yeniden inşa sürecine küçük de olsa katkı sağlayacağını umut ediyoruz. Hissettiğim duygu artık olmayan kaybolan, giden şeylere özlem oluyor. Koca bir şehir binlerce hayat eksik! Çünkü bu film, benimle aynı dertlere sahip, tanıdığım tanımadığım, yüzünü görmediğim insanlara aynı duygularla izlenecek film. Zihnimizde o dar sokaklarda ki anılarımızı, hatırlayacak detaylar bulmaya çalışacağız. Çember belki de yok olmuş bir kentin son tanığı.

Filmi kayda alırken bu sokakların, Asi nehri üzerindeki köprülerin, evlerin bir enkaza dönüşeceğiniz düşünür müydünüz hiç?

Sorudaki tüm mekânlar sevdiğim ve yıllardır bana ilham olan mekanlardı. Beni bir sinemacı olma yolunda şekillendiren, yıllar geçse bile içime dokunmaya devam eden, ruhuma temas eden mekanlar…İnsanına, kültürüne, dokusuna, tarihine, yemeğine belki de tek bir ifadeyle biz Antakya’nın her şeyine aşıktık. Hiçbir zaman Antakya'sız bir hayat düşünmedik ki aklımın ucundan bile geçmedi. Çok üzgünüm ama çok da öfkeliyim!

İzleyiciler bu kısa filme ne zaman ve nasıl ulaşacak?

Öncelikle filmin Türkiye ve yurtdışı festival süreci olacak. Türkiye prömiyerini Ankara Film Festivalinde yapıyoruz. Kasım sonu İstanbul'da dayanışma gecesi düzenleyeceğiz. Bunun sonrasında çeşitli üniversitelerde hem filmin öyküsünü hem de Antakya’nın hiç unutulmayacak dokusunu ve ruhunu konuşacağımız söyleşilerle filmin akademiyle ve üniversiteli öğrencilerle buluşmasını planlıyoruz. Bununla birlikte Dayanışma Gecesi’nden edilen gelir ile Şubat ayında Antakya'nın her bölgesinde ücretsiz gösterim yapmak istiyoruz.Filmi gösterebileceğimiz her yerde göstermek istiyoruz. Antakya'nın büyüsel ve masalsı sokaklarını bir nebze gösterebilme umuduyla.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.