Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Cemal Kaşıkçı dosyasını kapatan Erdoğan daha önce ne demişti?

'Bunlar dünyayı enayi zannediyor, insanları enayi zannediyor. Suçun işlendiği yer İstanbul olduğu için bunu İstanbul mahkemelerinin uluslararası hukuka göre yargılaması gerekir'

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 07.04.2022 , 10:26 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesi sonrasında yaptığı açıklamalarla gündem olan Erdoğan'ın dosyasının devredilmesi sonrası ne diyeceği merak konusu.

'Suudi Arabistan devletinin içinde yuvalanmış bir çete'

"Suudi gazetecinin ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılıp aydınlatılmayacağı, çocuklarımızın nasıl bir dünyada yaşayacağını belirleyecektir" diyen, "Cemal Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosluğunda katledip, cesedini parçalara ayıranlar, devletlerine ve milletlerine değil; Suudi Arabistan devletinin içinde yuvalanmış bir çetenin çıkarlarına hizmet ediyordu" ifadesini kullanan Erdoğan'ın bu adımının ikili ilişkilere ilişkin konulan bir şarttan kaynaklandığı öne sürülüyor.

Suudi Arabistan'ın normalleşme şartı

Suudi Arabistan uzun süredir Türkiye'ye yönelik adı konulmamış bir ambargo uygularken, ilişkilerde normalleşme için AKP cephesinin çeşitli girişimlerde bulunduğu belirtiliyordu.

Suudi Arabistan'ın Türkiye ile ilişkilerini normalleştirmek için davanın Suudi Arabistan'a devrini istediği iddiaları uzun süredir konuşulurken, kararın da bu şartın kabul edilmesi sonrası geldiği ifade ediliyor.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Türkiye'de görülen Cemal Kaşıkçı davasının Suudi Arabistan'a nakli talebine bakanlık olarak olumlu yanıt vereceklerini söylemişti. Karar da bu yanıtın hemen ardından geldi.

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan'ın Cemal Kaşıkçı davasına ilişkin iki dikkat çeken açıklaması vardı.

Bunlardan ilki 2018 yılında gelmiş, Kaşıkçı için "şehit" demiş, Suudi Arabistan için ise "Bunlar dünyayı enayi zannediyor, insanları enayi zannediyor. Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir" ifadesini kullanmıştı:

"Cemal Kaşıkçı, Başkonsolosluk'ta ne yazık ki alçakça bir operasyonla şehit edildi. Bizi Suudi Arabistan'dan aradılar, babaya ve oğluna her şeyi anlattık.

Kral bana '18 kişiyi tutukladık' dedi, sayı 22'ye çekti. Tutuklamak çıkış yolu değil. Cezası bunların ne oldu? Geçen gün dışişleri bakanları açıklama yaptı, vatandaşımızı Türkiye'ye göndermeyiz diye. Aynı zat şu ifadeyi de kullandı. Yerli işbirlikçilerle bu iş yapıldı. Konuşmamda sordum, kimdir o işbirlikçiler? Açıklayamadılar ve sonra inkar ettiler. Veliaht Prens dedi ki, Kaşıkçı başkonsolosluktan çıktı.

"Bunlar dünyayı enayi zannediyor, insanları enayi zannediyor. Bu millet enayi değil, hesabı sormasını bilir. Yargılayamıyorsanız, suçun işlendiği yer İstanbul olduğu için bunu İstanbul mahkemelerinin uluslararası hukuka göre yargılaması gerekir. Gönderin, biz yargılayalım."

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Washington Post için kaleme aldığı Cemal Kaşıkçı yazısı da oldukça dikkat çekiciydi.

İşte o yazıdan bir bölüm:

"Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi, 11 Eylül terör saldırılarını saymazsak, 21. yüzyılın en büyük ve tartışmalı olayı sayılabilir. Zira 11 Eylül’den beri hiçbir olay, uluslararası düzeni bu denli tehdit etmemiş; dünyanın kabul ettiği kurallara meydan okumamıştır. Aradan bir yıl geçmesine rağmen cinayetle ilgili bildiklerimizin hâlâ sınırlı olması ise uluslararası toplumun üzerinde düşünmesi gereken üzücü bir gerçektir. Suudi gazetecinin ölümünün tüm yönleriyle aydınlatılıp aydınlatılmayacağı, çocuklarımızın nasıl bir dünyada yaşayacağını belirleyecektir.

Yönetimim, ilk günden itibaren bu konuda tam şeffaflık politikasını benimsemiştir. Geride bıraktığımız bir yıllık dönemde istihbarat ve emniyet teşkilatlarımız ile diplomatlarımız ve savcılarımız, meselenin takipçisi olarak muhataplarıyla işbirliği yapmış; ulusal ve uluslararası kamuoyunu aydınlatmak için gereken adımları atmışlardır. Bu kapsamda Suudi Arabistan’ın yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık’ın aralarında bulunduğu ülkelerle elimizdeki kanıtları paylaştık. İlaveten Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Agnes Callamard’ın soruşturmasına katkıda bulunduk. Son olarak Kaşıkçı’nın katillerinin, suçun işlediği yer olan Türkiye’ye gönderilmesi için Suudi Arabistan nezdinde girişimlerde bulunduk.

Cemal Kaşıkçı’yı Suudi Arabistan’ın İstanbul başkonsolosluğunda katledip, cesedini parçalara ayıranlar, devletlerine ve milletlerine değil; Suudi Arabistan devletinin içinde yuvalanmış bir çetenin çıkarlarına hizmet ediyordu. Bunun aksine inansaydık yaşanan olayı ikili bir ihtilaf olarak değerlendirebilirdik. Ancak Kaşıkçı cinayetini siyasetin değil, adaletin konusu olarak görüyor; adaletin ise ancak ulusal ve uluslararası mahkemeler eliyle tecelli edeceğine inancımızı koruyoruz.

Kaşıkçı suikastı, insani boyutunun yanı sıra diplomatik dokunulmazlık ilkesinin istismar edilmesi nedeniyle de endişe vericidir. Katillerin diplomatik pasaportlarla seyahat etmeleri, diplomatik bir binayı suç mahalline çevirmeleri ve Suudi Arabistan’ın İstanbul’daki bir numaralı diplomatının olayın üstünü örtmeye çalışması, çok tehlikeli bir emsal oluşturmuştur. Belki de daha tehlikeli olanı ise katillerin, kendi ülkelerinde hiçbir ceza almadan hayatlarına devam etmeleridir."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.