Çanakkale’de 'Tarikatsız, Mafyasız, Patronsuz Bir Düzen...' buluşmaları

TKP, Çanakkale'de iki noktada 'Tarikatsız, Mafyasız, Patronsuz Bir Düzen İçin' çağrısıyla bir dayanışma etkinliği düzenledi.

Haber Merkezi

Türkiye Komünist Partisi’nin çağrısıyla ülkenin dört bir yanında gerçekleşen ‘Tarikatsız, Mafyasız, Patronsuz Bir Düzen’ buluşmalarının bir diğeri Çanakkale’de düzenlendi.

Çanakkale’de iki ayrı toplantı şeklinde düzenlenen buluşmalara katılım yoğun olurken birçok katılımcı TKP gönüllüsü olmak için başvuru formlarını doldurdu. 

Çanakkale Kepez Semt Evi dayanışma toplantısında buluştu

Toplantıların ilki geçtiğimiz hafta Çanakkale’de Kepez beldesinde düzenlendi. Kepez Semt Evi tarafından düzenlenen buluşmada yapılan konuşmada son aylarda gündemde olan mafya oluşumlarının bu düzenin bir parçası olduğu ve bu düzen devam ettikçe AKP dışında başka iktidarlar ile de var olmaya devam edeceği vurgulandı. Çanakkale’yi de etkisi altına alan deniz salyası sorununa değinilen konuşmada bu problemin sermayeyle ilişkisinin öne çıkarılması gerektiği belirtildi. Dayanışmayı büyütme ve örgütlenme çağrısıyla sonlanan toplantıda TKP gönüllüsü olmak isteyenler gönüllü başvuru formlarını doldurdu.

Çanakkale Kepez Semt Evi dayanışma toplantısında buluştu

Toplantıda TKP gönüllüsü olmak isteyenler gönüllü başvuru formlarını doldurdu

Çanakkale’de halk buluşması

Çanakkale’de düzenlenen toplantıların ikincisi ise dün Esenler mahallesinde bulunan Özgürlük Parkı’nda düzenlendi. Esenler Dayanışma Komitesi ve TKP Çanakkale İl Örgütü tarafından çağrısı yapılan halk toplantısına TKP Parti Merkez Konseyi Üyesi Aydemir Güler katıldı. Katılımın yüksek olduğu toplantıda yeni kurulan Esenler Dayanışma Komitesi adına yapılan konuşmada buluşmaya Esenler Mahallesi’nden gelenlere yönelik dayanışma komitesine katılma çağrısı yapıldı. Ardından sözü devralan Aydemir Güler şunları söyledi:

"Tuhaf bir dönem geçirdik. Yaklaşık bir buçuk yıl Türkiye’nin evinden çıkmaması, evde yaşamanın yeterli olduğu, başka bir şeye ihtiyaç olmadığı, mesafe; bunları dinledik ve bu bir buçuk yıl boyunca Türkiye’de halka, emekçilere evde oturmak yeter diyenler emekçilerin bir kısmını hiç acımadan kıyasıya çalıştırdılar. Hijyen hijyen dediler ama servis araçları, belediye otobüsleri işçileri tıka basa bir şekilde fabrikalara taşımaya devam etti. Sonuç olarak korona virüs insanlığın başına gelen bir sınıf üstü ve herkesi tehdit eden bir tehlike olmaktan çıktı ve bir işçi sınıfı hastalığı haline çevrildi.  Bugün Türkiye’deki eksiklik çok basit; bağlantıları kurmak. Türkiye’de bağlantılar kurulmuyor. Türkiye’de sorun pandemi mi? Peki eve kapanalım. Çöpleri ayıklayan çocuklar ne olacak? Son günlerde gündeme gelen deniz salyası, batı dillerinden gelen musilajı boş verin, salya daha iyi anlatıyor. O bu düzenin kusması, bu düzenin pisliği. Marmara’dan Geyikli’ye kadar tüm bölgeye yayılan bu pisliğin nereden geldiğini biliyoruz. Türkiye’de patronlar daha fazla para kazanmak için pisliklerini arıtmıyorlar. Olay bundan ibaret. Bizim bu bağlantıyı kurmamız gerekiyor. Paranın düzenine son vermeden Marmara’yı temizlemek imkansız. Paranın düzenine son vermeden hastalıkla mücadele etmek imkansız."

TKP Parti Merkez Konseyi Üyesi Aydemir Güler, Çanakkale buluşmasında konuşma yaptı

İzmir’deki cinayet bir katliamdır

İzmir’deki cinayetin bir katliam olduğunu söyleyen Aydemir Güler konuşmasına şöyle devam etti.

"Tek kişi olunca da katliam olmaktan çıkmıyor. Türkiye’nin üzerine dökülen bu mafya kirliliği, ondan hiç ayrı olmayan, yine aynı düzenin ürünü olan deniz salyası… Hepsinin üstünü örtmek için bu ülkedeki temel mekanizma hep kan olmuş. Ne zaman Türkiye daha kirlenmişse iki şey yapıyorlar. Bir bayrakları büyütüyorlar. Vatan ve millet için bütün bunlara katlanmamız gerektiğini söylüyorlar. Ve kan. Bu gerilim kan üretir, bu politikalar kan üretir. Ama tesadüfen üretmez, bir gidişatın doğal parçası olarak üretmez. Bu planlanıyor, bile isteye yapılıyor. Provokasyonlar, saldırılar, cinayetler nasıl engellenir? Her defasında bin, on bin, yüz bin, milyon kişinin ben buradayım ve bunları reddediyorum demesi, bunu ilan etmesiyle engellenebilir."

TKP’nin hızla, patlayarak büyümesi lazım

Örgütlü bir kitle gücünün bir an önce yaratılması gerektiğini vurgulayan Güler konuşmasını şöyle sonlandırdı;

"Türkiye Komünist Partisi bir taşın üstüne bir taş koyarak, bugün beş ise bir sonraki ay beş nokta bir olarak mı büyüyecek? Türkiye halkının örgütlü gücü bu şekilde mi kendisini gösterecek? O güç görünmez ki, o güç buharlaşır. O gücün parlaması lazım, alev alması lazım. O gücün hızla büyümesi, sıçraması, her tarafa yayılması, patlayarak büyümesi lazım. Ancak böyle halkın örgütlü gücü ortaya çıkartılabilir ve dengeleri değiştiren, bozan bir faktör haline gelir. Zamanımız yok. Bugün 65 yaşındaki bir işçi çalıştığı inşaatın sekizinci katından düşerek öldü. Biz buradayken acaba kaç işçi daha öldü? Biz bununla yarışıyoruz. Bir örgütlü gücü en kısa zamanda, en kuvvetli haliyle görünür hale getirmezsek kaybettiğimiz bunlar olacak. Bunun Türkiye Komünist Partisi’nin eliyle olması şu anda tek yol gibi gözüküyor ama TKP’yi aşıp; solun diğer kesimlerine, Türkiye’nin ilerici insanlarına yayılması gerekir. TKP’den başlaması bir zorunluluk, ancak buralara yayılması da bir başka zorunluluk. Sene başında yaptığımız çağrının iki boyutu var. Bunlardan biri örgütlenme, diğeri ise Türkiye’nin bu ilerici, emekten yana kesimleriyle bir cepheyi kurmak. İkisinde de ısrarlıyız."

Örgütlenme çağrısıyla sonlanan konuşmanın ardından bir çok katılımcı TKP gönüllü başvuru standına gelerek formlarını doldurdu.