Sayfa yolu
'Bunlar iktidarın son çırpınışları...'
Yayın Tarihi: 24.12.2022 , 14:48 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Geçtiğimiz gün Demokratik Bölgeler Partisi'ne yönelik gerçekleştirilen farklı illerdeki operasyon ve gözatlıların ardından DBP MYK üyesi Faruk Tatlı soL Haber'e konuştu. Tatlı, yaptığı açıklamada yaşanan operasyonları Türkiye'deki baskı ortamından bağımsız düşünmemek gerektiğini ifade ederken DBP'nin bu süreçten güçlenerek çıkacağını belirtti.
'Seçimler yaklaştıkça böyle operasyonlar bekliyorduk'
Dün yaşanan operasyonları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu operasyonlar bugüne özgü ve yeni şeyler değil. Yıllardır Kürt siyasetine ve Türkiye muhalefetine yönelik devam eden operasyonların parçası ve devamı niteliğinde. Seçim yaklaştıkça da benzer operasyonların olacağını bekliyorduk. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu için de uygulanan hukuksuzluk aslında bir tür seçim sürecine girdiğimizi gösteriyor.
AKP-MHP iktidarı Türkiye halklarına yaptığı operasyonları terör karşısında bir tavır olarak lanse ediyor. Bir tür terör karşıtı operasyonlar adı altında değerlendiriyorlar. Ve bunu yaparken de tüm muhaliflere göz dağı vermek istiyor.
Peki sizce AKP iktidarı bunu neden tercih ediyor?
Kendi tabanını konsolide etmek istiyor. Bir arada tutmaya çalıyor kitlesini bu operasyonlar sayesinde. Demokratik siyaseti ve demokratik siyaseti temsil eden güçleri etkisizleştirip bir seçim süreci oluşturmak istiyorlar. Bu sayede de muhaliflerini, boyun eğmeyenleri, Türkiye'yi değiştirmek isteyenleri, Türkiye'ye demokrasi, barış, refah getirmek isteyenleri güçsüzleştirip bir seçim süreci hazırlamak istiyorlar. Bu operasyonları böyle okuyoruz. Bunlar salt DBP'ye yönelik operasyonlar olarak görülmemeli. Bu saldırı tüm kesimlere yönelik bir saldırıdır.
Tabİi bunun yanı sıra Kürt halkına yönelik özel bir baskı olduğunu söylemek yanlış olmaz. 2014 yılındaki MGK kararlarını hatırlamak gerekir. 2014 yılından bu yana bariz bir şekilde karşı karşıya kaldığımız operasyonlardır bunlar.
'Yaşanan operasyonlara karşı cevabımız daha çok örgütlenmek olacak'
DBP'nin yaşanan operasyonlara karşı tavrı ne olacak?
Bu ve benzeri operasyonlara karşı daha çok örgütleneceğiz. Daha çok halkla bir araya geleceğiz. Şubat 2022 tarihinde gerçekleştirdiğimiz büyük kongremizin ardından zaten bu hattı belirledik. Kürdistan'daki tüm illerde DBP'yi açma ve örgütleme, halka ulaşma, halkla birlikte siyaset yapma hedefimiz vardı. Geçen 7 ay zarfında 11 ilde örgütlenmelerimizi tamamladık, 4 ilde de hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. Bu süreçte AKP-MHP faşizmini demokratik alanda yenmek için elimizden geleni yapacağız. '
'HDP'nin kapatılması sürecini hızlandıracaklar'
DBP'ye yönelik operasyonlar ile HDP'ye yönelik kapatma davası arasında bir ilişki var mı sizce?
Elbette bir bağı var. Bugün HDP'nin en büyük ittifaklarından birisi Demokratik Bölgeler Partisi'dir. Üstelik HDP'nin kapatılma gündemi yeni de değil. Aylardır gündemde olan bir konu. Üstelik bu sürecin de hızlandırılacağını düşünüyoruz. Biz esasıdan HDP'ye bir alternatif değiliz. Ancak yaşanacak herhangi bir olasılığa karşı da alternatifsiz değiliz. Ne yaparlarsa yapsınlar başarılı da olamayacaklar.
'Her parti kapatma örneğinde daha da güçlendik'
Parti kapatarak bizi yeneceklerini düşünüyorlarsa yanılıyorlar. Geçmişte denenmiş bir şey. Halkın Emek Partisi'nden bu yana bu sanırım yedinci Kürt partisi. Bizler bu gelenekten gelen bir partiyiz. Dolayısıyla parti kapatma kararlarının tamamından güçlenerek çıktık ve daha da güçlendik. Daha da kendimizi var ettik. Bugün gelinen noktada Türkiye'nin en büyük üçüncü partisiyiz. Parti kapatmaları işe yarıyor olsaydı bugün meclisteki en büyük üçüncü parti olmayı başaramazdık.
'Bu seçim iktidarın son seçimi olacak'
Peki sizce seçimler yaklaştıkça baskılar ve operasyonlar artacak mı? Bu iktidarın bir seçim stratejisi olarak okunabilir mi?
AKP'nin 20 yıllık iktidarına bakarsanız hep bir kaos ortamı görürsünüz. AKP'yi iktidara getiren de böyle bir kaos ortamıydı. Ekonomik kriz vardı, demokrasi ortamı yoktu, AB ile Türkiye arasında bir kriz vardı. AKP böylesi bir kaostan ortaya çıktı. 2007 seçimlerine bakınca benzer bir şey görürsünüz. 2012 seçimlerine bakınca Ergenekon operasyonlarını hatırlarız. 2015 Haziran seçimlerini kaybetmesine rağmen 7 Haziran - 1 Kasım tarihleri arasında ülkeyi kaosa götüren bir iktidar görürsünüz. Dolmabahçe mutabakatını yok saydı ve yarattığı kaos ortamıyla iktidara geldi. AKP kaostan beslenen ve bunu kullanan bir parti. AKP öyle ama küçük ortağı MHP de farksız değil. MHP de tarihi boyunca benzer şekillerde siyaset yaptı. Ancak bu seçimde de bu tutmayacak. Bu seçim iktidarın son seçimi olacak. Buna inanıyoruz.
'Ülkeyi mafya devleti gibi yönetiyorlar'
Bugün bakarsanız ülkeyi mafya devleti gibi yönettiklerini görürsünüz. Bir asgari ücret açıklamasını dahi başkasına yaptırmayan bir iktidar var. Tek adam rejiminin bu kadar öne çıktığı bir başka süreç yaşamadı bu ülke. Dolayısıyla da bu operasyonların devam edeceğini biliyoruz. Ancak bu aynı zamanda iktidarın da son çırpınışlarıdır. Bunu da bilmek gerekir. Buna karşı direnceğiz ve Türkiye'yi gerçek bir demokrasi yuvasına dönüştüreceğimize olan inancımız sonsuzdur. Dolayısıyla da Türkiye'deki tüm demokrasi güçlerine bu ülkeyi gerçekten değiştirip dönüştürme hedefi olan herkesi birlikte hareket etmeye davet ediyoruz.
Bu seçim normal bir seçim olmayacak. Ya "durun" diyeceğiz ve bu ülkeyi tekrardan demokrasiye ve özgürlüğe kavuşturacağız. Ya da bu düzen böyle devam etsin diyeceğiz. Farklı siyasi ittifaklar mevcut bugün. Bu çok normal. Elbette herkesin fakrlı bir görüşü var. Ancak bu bazı başlıklarda ortaklaşmayacağımız anlamına da gelmiyor. Elbette ortaklaşacağımız birçok başlık olacak.
Nedir bu başlıklar? Seçim güvenliği, Türkiye'nin tekrardan parlementer sisteme dönüşü, Türkiye'nin tekrardan demokratik bir sisteme dönüşüdür. Bu ülkenin ikinci yüzyılında despotça hareket eden, tek dil-tek din-tek ırk söylemini kaldıracak bir hali yok.
Şu an ülke zor bir süreçten geçiyor. Ülke yönetilemez boyutta. Ülke öyle bir hale gelmiş durumdaki bir itfaiyeci dahi bir yangını söndürmeye gittiğinde "Cumhurbaşkanımızın talimatıyla gittik söndürdük" diyebiliyor artık. Bu ülkeyi bu kadar basitleştirilen, devleti bu kadar küçülten ve kişiliksizleştiren bir anlayış daha önce Türkiye'ye gelmedi.
'AKP en büyük suç örgütüdür'
AKP artık Türkiye'yi yönetemez hale geldi. Kendinden olmayanı FETÖ'cü ya da PKK'li diye diye yaftalayabiliyor. Aslında en büyük suç örgütü mevcut hükümet ve onun ortağıdır. Çünkü bugün görüyoruz ki ortada hukuk diye bir şey yok. Mesela bugün bizim genel merkezimi basıyorlar ve polisler bu partinin yetkililerine haber dahi vermiyorlar. Yani böylesi bir hukuksuzluk, böylesi bir aymazlık yaşanmış değil. Hitler'i de okuduk tarihte bu kadar ileri gitmediği örnekler var. Nefret dilinin bu kadar arttığı nadir örneklere rastlıyoruz. 21. yüzyılda teknoloji çağında yaşanacak şeyler değil. Bu ülke bunu hak etmiyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.