Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bulgaristan’da anti-faşist direniş ve Bulgaristan Türkleri

Bulgaristan’daki destansı anti-faşist direnişte ve bu direnişin öncülüğünü yapan emek hareketinde Bulgaristan Türkleri’nin etkinliğini ve katkısını anmadan olmaz.

Onur Küçükarslan

Yayın Tarihi: 09.09.2021 , 17:31 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

9 Eylül 1944, Bulgaristan’da Komünist Parti’nin öncülüğündeki Vatan Cephesi güçlerinin, ordudaki kızıllar ve partizanların silahlı desteğiyle Bulgaristan Krallığı hükümetini düşürdüğü gündür. Düzen güçlerinin, işbirlikçilerin ve revizyonistlerin “darbe” olarak andığı bu şanlı gün, tarihimizde ve Sosyalist Bulgaristan’da “Halk Ayaklanması” ve “Sosyalist Devrim” olarak anılır. 

Nazilerle yakın işbirliği yapan, Yugoslavya ve Yunanistan’ın işgaline doğrudan katılan faşist Bulgar hükümeti, Kızıl Ordu’nun Romanya’yı aşarak Bulgaristan’a doğru ilerlemesi  üzerine 26 Ağustos’ta sözlü olarak “tarafsızlığını” ilan eder. Sovyet güçlerinin Bulgaristan sınırına dayanması ile hükümet 1 Eylül’de fiili olarak düşer. Ancak yerine kurulan hükümet demokratik reform sözü vererek Alman ordusunu Bulgaristan’ı terk etmeye çağırsa da, Almanya ile olan anlaşmalar fiili olarak halen yürürlüktedir, ülkedeki partizanlar ve direniş güçleri ise silahlı mücadeleyi sürdürmektedir. Bunun üzerine Komünist Parti ve Vatan Cephesi, 5 Eylül’deki MK toplantısında silahlı bir ayaklanma ile iktidarı almaya karar verir. Ayaklanmanın amacı “faşist egemenliği yıkmak ve Vatan Cephesi’nin demokratik-halkı iktidarını kurmak” olarak belirlenir.

6 ve 7 Eylül’de Pernik maden işçileri ve Sofya tramvay işçileri greve çıkar, Filibe’de genel grev ilan edilir. Ülkedeki hapishanelerdeki siyasi tutuklular salınır. 8 Eylül’de 170 köyün kontrolü partizanlar tarafından ele geçirilmiştir, aynı gün Kızıl Ordu Bulgaristan’a girer. 9 Eylül’de ordudaki komünist unsurlar Sofya’daki bakanlıklara el koyar, dağlardaki partizanlar ise köylere ve kasabalara inerek ülkenin kontrolünü fiili olarak ele alır. Ayaklanmanın aldığı halk desteği karşısında faşist rejimin unsurları ve işbirlikçiler hemen hemen hiçbir direniş gösteremez, anti faşistler son olarak Haskovo’yu 12 Eylül’de ele geçirir. Vatan Cephesi’nin yardıma gerek kalmadan faşist güçleri 3 gün içerisinde ezmesi üzerine, Kızıl Ordu Kuzey Bulgaristan’da kalır, Sofya’ya girme gereği duymaz. Devrimin ilk haftasında eski başbakan Muravyev ve Çar 2. Simeon’un varisleri tutuklanır, polis teşkilatı fesh edilerek yerine halk milisi inşa edilir, faşist örgütler ve yayınlar yasaklanır, ülkedeki tüm toplama kampları kapatılır, 8300 siyasi tutuklu serbest bırakılır. 8 Eylül 1946’daki referandumun ardından 15 Eylül 1946’da “Bulgaristan Halk Cumhuriyeti” ilan edilecektir. 9 Eylül 1944 ve 15 Eylül 1946, Bulgaristan işçi sınıfının sosyalizmi kurma yolunda attığı en önemli iki adım olarak emekçi halkın hafızasında yer alır...

Sosyalist mücadele ve Bulgaristan Türkleri

Bulgaristan’daki destansı anti-faşist direnişte ve bu direnişin öncülüğünü yapan emek hareketinde Bulgaristan Türkleri’nin etkinliğini ve katkısını anmadan olmaz. 

Bulgaristan’daki Türkler, 1891’de kurulan ve 1919’da Bulgaristan Komünist Partisi ismini alan Bulgaristan Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nde ve yoksul köylülüğü temsil eden Bulgaristan Halk Çiftliği Birliği’nde önemli görevler üstlendiler. Birinci Paylaşım Savaşı’ndan hemen sonra, Ekim Devrimi’nin etkisiyle siyasallaşan emekçi kitleler isyan ederek Eylül 1918’de sadece 2 gün yaşayabilmiş bir sosyalist cumhuriyet ilan edeceklerdi. Bulgaristan halklarının ilk sosyalist deneyimi kanla bastırılırken, Sofya şeker fabrikasında Alman ve Bulgar askerlerine günlerce direndikten sonra düşen işçilerin arasında Türk işçiler de yer almıştır. 

1922’de Tırnova’da yapılan Çiftçi Partisi’nin pancar üreticileri kongresine Yunus Abdal köyünden Eyüboğlu Mehmet ve Çerçi Mustafa delege olarak katılırlar. 1923’de kapatılan Çiftçi Birliği ve Ziya gazeteleri Türklere yönelik yayın yapmıştır. Bu dönemde Mehmet Necdet Oğuz’un sözlerini yazdığı bir şarkı, toplantılarda işçi korosu tarafından Türkçe seslendirilmiştir:

Tuna üstü Kararınca
Balkan uykuya dalar
Yine siyah  ovalarda
Cephe ateşi yanar
Biz istiyoruz Hürriyet
Altın emek ve toprak
İnsanların ihtiyacını
Karşılarız yine biz

Hasan Aliyev, 1919-1923 arasında Razgrad’daki BKP’nin faaliyetlerine katılan Türkler hakkında şu bilgileri vermektedir: “1919’daki BKP’nin 1. Kongresi’nden sonra Türkler partiye üye olmaya başladılar. Parti Türklerle ilişkisini güçlendirmek amacıyla Türklerin çoğunlukta olduğu köylerde Prosvetni Grupi’ler (kültür grupları) oluşturdu. Bu gruplara partili olmayanlar da kabul ediliyordu. 1921’de Razgrad’da partinin öncülüğünde sorumlusu Muharrem Zeynelov Yumuk olan 10 üyeli bir Türk Kültür Grubu oluşturuldu.”

Şumnu örgütü MK sekreteri Vasil Kolarov ve milletvekili Hüsnü Fuat, 31 Mayıs 1921’de BKP’nin Razgrad’da düzenlediği mitingde söz olarak Ekim Devrimi’nin tarihsel öneminin altını çizmiş, Bulgaristan’a sığınmış olan beyaz general Wrangel’in ordusunun derhal sınırdışı edilmesini savunmuştur.

Türk Kültür Grubu üyeleri arasında Salih Dibek ve Mehmet Ahmedov Hoca öne çıkan isimlerdir. Bir deri işçisi olan Salih kendini işçi hareketine adamış bir örgütçüdür, Mehmet Ahmedov ise tütün işçilerinin örgütlenmesiyle ilgilenmiştir. Eşi Huriye Spartak, Fizik Kültür Derneği bayrağını kendi eliyle dikip işlemiş, Türk komünistler bu bayrakla Rusçuk’daki Parti Kongresi’ne katılmıştır.

Partinin yardımıyla çıkan Ziya gazetesinin yazarları arasında Hüsnü Fuat, Besim Hilmi, öğretmen Salih Refik, öğretmen Nida Behçek, Ziştovlu Ziya, Pravadalı Cemal, Varnalı Tatar Abdullah, Muharrem Yumuk, öğretmen Ali Rıza, Eskicumalı Avni, Vidinli Tüfekçioğlu, Eskizağralı öğretmen Ahmet Sadi, Ayvazoğlu Mehmet, Ragıp Sukuti (Ervardar) vardır.
Halk arasında “Çilek Muharebesi” olarak anılan 9 Haziran 1923’deki darbeye karşı direnişi de Çiftçi Birliği ve BKP ortaklaşa örgütlediler. Pek çok Bulgaristan Türkü gibi direnişe katılan Şumnu’dan Tüfekçi Ali, olayları daha sonra şu şekilde anmıştır: “Biz işçiler, çiftçi Partililer’le Kavukluhan’a gittik, başka yerden gelen işçi ve köylülerle birleşerek Şumnu’ya doğru yola çıktık. Hacı Rahim çeşmesine yaklaşırken karşımıza bir süvari birliği çıktı. Biz hemen siper alıp ateşe başladık. Yöneticilerimizden bir kaçı ölünce dağıldık”.

9 Haziran darbesine karşı Yunus Abdal köyünde de ciddi bir direniş örgütlendi. Çiftçi Partisi sekreteri Yunus Mustafa, Zakir Efendi, Eyüboğlu Mehmet, Çerçi Mustafa, Kara Süleyman, Şerif Mustafa yanlarına av tüfeklerini alarak Koca Korusu ile Çimlik Çalısı’na gittiler. Ormanda Adaköy, Zavut ve Kolova’dan gelen partililerle buluşup direnişin örgütlenmesine giriştiler. 22 Eylül 1923’te hükümet sıkıyönetim ilan etti ve KP’li olarak bilinen kişileri tutuklamaya başladı. Gırçınovalı Osman’ın önderliğinde Popköy’deki parti binasında toplanan silahlı milisler belediyeyi ele geçirdiler, ancak çok geçmeden Şumnu garnizonundan gelen askerler belediyeyi geri aldı. Askeri Mahkeme herkesi ölüme mahkum etti, direnişçilerin tamamı kurşuna dizildi.

16 Nisan 1925’te Sofya’daki Sveta Nedelya Kilisesi’ndeki bir nikah törenine Kral III. Boris gelmeden hemen önce kilisede bir bomba patladı. Anadoluhisarlı Ali Rıza bomba koyduğu gerekçesiyle tutuklandı. Bu olay bahane edilerek binlerce komünist, Çiftçi Partili, komsomol tutuklandı. 

1926’da Plevne’de çıkan “Tuna Boyu” gazetesinin muhabiri Adil Dervişev (Şahin) Deliorman, Gerlova, Tozluk yörelerinde Türklerle yakın ilişkiler kurmayı başardı. Ancak gazetenin kısa bir zaman sonra kapatılmasından sonra eski mesleği terziliğe döndü, Genç İşçiler Derneği’ne üye oldu. Grevci işçilerin ailelerine yardım toplama kampanyasını örgütlediğinden birkaç defa tutuklandı. 

Adil Dervişev 1940’ta tahliye olduktan sonra BKP’de örgütlendi ve Türklerin partiye kazanılması için faaliyet gösterdi. 12 Mart 1944’te tutuklandı, 45 gün işkence görmesine rağmen partizanlarla ilgili hiçbir bilgi vermediği için kurşuna dizilerek öldürüldü.

Öte yandan partizan savaşı boyunca Komünist Parti üyesi olup direniş savaşı örgütlediği için idam edilen Türkler arasında 1924 doğumlu Mehmet Halilev Mehmedov ve 1923 doğumlu Ahmet Ahmedov Tatarov hatırlanmaktadır. İkisi de 1944’te idam edildiler. 1944 yılından itibaren ülke çapında BKP kararınca örgütlenen savaş gruplarında çok sayıda Türk yer aldı, bu birlikler köy köy örgütlendi.

1941-1944 arasında Gorna Ravstsa kasabası 8. bölge müfrezesinden Ahmet S. Karak Hasanov, Mehmet Feradov Çavdar, İbrahim Hüsmenov, İbrahim Saliyev Kulev, Hüseyin Hisinov Hüsmenov ve Mehmet M. Molla Hasanov faşistlerce öldürüldü. 1962’de Sofya’da yayınlanan Osman Saliyev’in “Hayat Yollarında” adlı kitabı, partizanlara yiyecek, giyecek sağlayan yataklık eden birçok Türk’ten söz etmektedir. 

Faşizme karşı bu destansı direnişte düşen Bulgaristan Türklerini anarken, savaş sonrasında sosyalizmin kuruluşuna katkı koyan Türkleri de unutmamak gerekir. 

Bunlardan biri de Kırcaali Karalar Köyü’nün Kadın Kolu Başkanı büyük-büyükannem Zehra Özak’tır. 1 Mayıs’ta konuşma yapmak üzere Sofya’ya gittiğinde, kendisine uzatılan metni eliyle ittirmiş, kitlelere Türkçe seslenmiş... Umut, mücadele ve göç yorgunu bir kuşağın anısı önünde saygıyla!

Kaynakça: 

  • Sosyalizm ve Toplumsal Mücadeleler Ansiklopedisi
  • “Deliorman’ın Koca Çınarı: Ahmet Hezarfen”, Ayhan Aydın, Niyaz Yayınları, 2008, İstanbul.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.