Sayfa yolu
Bu dosya çok su kaldırır: Kaşif Kozinoğlu AKP’ye ve Cemaat'e dair hangi suçlamalarda bulunmuş, nasıl öldürülmüştü?
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 29.08.2026 , 10:56 Güncelleme Tarihi: 29.08.2026 , 11:14
“Adalet Bakanı Akın Gürlek'in talimatıyla yeniden raftan indirilen Kaşif Kozinoğlu dosyası, akılalmaz skandallar zincirini ortaya çıkardı. Milli İstihbarat Teşkilatı Dış Operasyonlar Başkanlığı bünyesinde uzun yıllar son derece kritik görevler yürüten Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de Silivri Cezaevi'ndeki şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma dosyası yeniden açıldı.”
Bu haber bugünkü Sabah gazetesinden.
Haberde Kozinoğlu’nun “bilinçli” ihmaller zinciriyle öldürüldüğü ima edilirken, ortada gerçekten bir tuhaflık var.
Zira Sabah’ın bugün gündeme getirdiği bu iddia, 2011’den bu yana zaten bir kavga konusu.
Oğlu Özel Kozinoğlu, "Babamın kalbiyle ilgili hiçbir rahatsızlığı yoktu. Öyle iddia edildiği gibi 'uzun süreli spor ve ağır spor nedeniyle öldü' iddiaları da asla gerçeği yansıtmıyor" demişti, bundan tam 15 sene önce.
Peki, neydi bu Kozinoğlu olayı ya da kimdi bu Kaşif Kozinoğlu?
TSK ve MİT'te kritik görevler
1976 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun olan Kaşif Kozinoğlu, ilk olarak 1980 yılında Özel Harp Dairesi'nde göreve başladı.
1995 yılına kadar Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın Tim Komutanlığı'nda İstihbarat Subaylığı, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Eğitim Öğretim Grup Komutanlığı'nda görev yaptı.
Sonrasında ordudaki görevinden istifa edip Millî İstihbarat Teşkilatı'na girdi.
Orduda görev yaparken Cemaat'in fazlaca etkin olduğu Orta Asya'dan sorumluydu.
Sonrasında Suriye, Bosna-Hersek ve Afganistan'da da görev yapan Kozinoğlu, Eylül 2010'da Hakan Fidan'ın talimatıyla "Baş Müşavir" sıfatıyla Asya Bölgesi'ne atandı.
2011 yılında AKP-Cemaat ortaklığıyla devam eden Ergenekon operasyonları dalgasında hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Ancak hakkında gözaltı kararı verildiğinde MİT göreviyle Afganistan-Pakistan bölgesinde bulunuyordu.
Bunun üzerine bir askeri uçakla Türkiye'ye döndü ve sonrasında önce gözaltına alındı, ardından da tutuklandı.
Kaşif Kozinoğlu'nun adı, Alaattin Çakıcı adına açılan davalarla ilgili gündeme gelmişti. İddiaya göre, Kozinoğlu davalar hakkında Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ile görüşmüş ve mahkemelerin Çakıcı lehine sonuçlanmasını istemişti. Alaattin Çakıcı'nın yurtdışına kaçmasına yardımcı olduğu da öne sürüldü.
Sonrasında cezaevinde şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
MİT'in ve Özel Harp Dairesi'nin, yani devletin çok önemli sırlarına sahip bir ismin şüpheli ölümünden söz ediyoruz kısacası.
İşte Sabah'ın 15 yıl sonra yaptığı haber, bu şüpheli ölüm dosyasının raftan indirileceğine ilişkin...
Ölümü üzerindeki şüpheler
Kozinoğlu'nun oğlunun ifadesini yukarıda aktardık.
Bunun dışında bu ifadeleri doğrulayan başka gelişmeler de bundan yıllar önce gündeme gelmişti.
Örneğin Adli Tıp Kurumu'nun Kozinoğlu'yla ilgili ilk inceleme sonuçlarında kalp krizinden öldüğü iddialarının çürütüldüğü haberleri basına yansımış, Kozinoğlu'ndan alınan doku örneklerini inceleyen Adli Tıp Kurumu uzmanlarının 'kalp krizi' vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemediği ifade edilmişti.
O dönem gündeme gelen iddialardan biri, mahkemeye çıkmasına 13 gün kala Kozinoğlu’nun zehirlenerek öldürüldüğü olmuş, ancak bunun üzerine gidilmemişti.
Kozinoğlu MİT, Cemaat, Erdoğan ve AKP için hangi suçlamalarda bulunmuştu?
Peki, öldürülme ihtimali olduğunu her zaman akılda tutan, bu nedenle de geriye mektup ve belgeler bırakan Kozinoğlu, bir kısmı basına da yansıyan bu belgelerde AKP ve eski ortağı Cemaat hakkında hangi suçlamalarda bulunmuştu?
Dosya yeniden açılırken, biz de Kozinoğlu’nun ölmeden hemen önce Aydınlık gazetesine yolladığı mektuptaki açıklamalarını yeniden hatırlatalım:
Cemaat'in bölge operasyonları ve Gülen'e verilen ABD desteği
Özbekistan, Rusya Federasyonu ve en son Türkmenistan, Fethullah Gülen okullarını hangi gerekçe ile kapatıyorlar? “İrticai faaliyetler!” Görevlilerden bir kısmı da anılan ülkelerdeki bağımsız mahkemelerde yargılanıp hapis cezası alıyor. Diğer kısmı söz konusu ülkeden kovuluyor.
(...)Anılan okulların faaliyet göstermesi için çok büyük meblağlarda para gerekmektedir. Anılan para, Türkiye’deki bazı işverenlerin bağışlarından elde edilen paranın çok üzerindedir. Bu paraları ABD vermektedir.
(...)Söz konusu okulların 1. düşmanı İran’dır. Fethullah Gülen hareketi, ABD İran’ı sevmediği için İran’ı düşman bellemiştir. Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri o ülkelere ilişkin raporlarını da belli periyotlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadır. Ayrıca o şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkenin pasaportlarını da almaktadır… Nurettin Veren, Fethullah Gülen'in eski başmuavini ve 35 yıllık yol arkadaşı.
Hakan Fidan ve MİT iddiaları
Hakan Fidan’ın MİT’e gelişi ile söz konusu okullarda (Fethullah Gülen okullarında) çalışan öğretmenlerden birçok isim MİT'e davet edilmiş ve MİT'te göreve başlamıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü gibi MİT de F. Gülen cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir. F. Gülen’in okullarını kapatan ülkelerin “kapatma” nedenlerinin metinleri yayınlanırsa bu F. Gülen için ağır bir darbe olur. Dünya genelinde 800'e yakın F. Gülen okulu vardır... F. Gülen neden ABD'ye gitti? Cemil Çiçek Adalet Bakanı iken "Türkiye'ye dönebilir" demesine rağmen neden hâlâ Türkiye'ye dönmüyor? Dönecek mi? Dönecekse ne zaman dönecek? F. Gülen, Türkiye'ye dönmeye korkuyor. Ayrıca ABD dönmesine izin vermiyor. ABD ne zaman verirse izni, o zaman döner.
TİKA ve Dışişleri'nde yaşananlar
Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), tamamen F. Gülen'in kontrolündedir. Dışişleri Bakanlığı bazı konularda büyükelçileri değil, anılan okulların (Gülen Okulları) müdürlerini ve o ülkenin TİKA sorumlularını muhatap almaktadır. Korkmaları nedeniyle Dışişleri mensupları bu duruma seslerini çıkaramamaktadır. Emniyet Genel Müdürlüğü'nde (EGM) olduğu gibi, Dışişleri'nde de tayin ve terfileri F. Gülen cemaati yapmaktadır. Birkaç ay içerisinde MİT'te de yapmaya başlayacaktır.
'Erdoğan'ın gizli kasası iddialarına dair belgeleri Bülent Arınç CIA'ya verdi' iddiası
"Tayyip Erdoğan’a ait gizli hesaplar” olduğu iddiasına dair de mektubunda çeşitli iddialara yer veren Kozinoğlu, Erdoğan’ın İsviçre bankalarında 8 ayrı hesapta yaklaşık 800 milyon dolar parası olduğunu iddia etmiş, bu hesapların belgelerini Alman istihbarat örgütü BND'nin 30 milyon Euro karşılığında İsviçre'de bir banka müdüründen temin ettiğini ve Erdoğan'a karşı koz olarak kullandığını, bu belgelerin ABD istihbaratının da elinde olduğunu ve CIA'nın elindeki bu belgeleri Türkiye'deki kaynaklardan hatta AKP içinden temin ettiğini dile getirdi.
Söz konusu belgeleri CIA'ya verenin kimliği Bülent Arınç olarak açıklanırken, Cemil Çiçek, Abdüllatif Şener, Nevzat Yalçıntaş ve Salih Kapusuz'un da Rus istihbaratına Erdoğan ve AKP'ye ilişkin "hassas bilgiler" ulaştırdıkları ileri sürülmüştü.
Neden şimdi?
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in 15 yılın ardından, üstelik AKP ile ilgili de çok ciddi iddialarda bulunmuş bir ismin şüpheli ölümüne ilişkin dosyayı yeniden raftan indirmesi hayli ilginç.
Bu adımın sadece bir dosyayı "aydınlatma" motivasyonundan ibaret olamayacağı ortada.
Bu adımın AKP içinde ya da bir bütün olarak düzen içinde yeni tasfiyelere kapı aralayacak bir kaldıraç olarak mı kullanılacağı, yoksa "karanlıkta kalan bir şey olmayacak, Kozinoğlu'nu Cemaat öldürdü" denilip zaten büyük oranda bilinen bir gerçeği mi tekrar edeceği merak konusu.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.