Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara rezil bildiriyi yumuşatma çabasında: 'O bir cümleyi biz eklettik biliyor musunuz?'

Riyad'da Hakan Fidan'ın da katıldığı "islam ülkeleri" toplantısından utanç verici bir bildiri çıktı. İran'ın kendi kendisiyle savaşıyor gibi yansıtıldığı bildiride İran kınandı, "saldırıları derhal durdurması" istendi. Ankara, saatler sonra, matahmış gibi "İsrail yayılmacılığı ifadesini biz eklettik" söylentisi yaydı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 19.03.2026 , 11:36 Güncelleme Tarihi: 15.04.2026 , 12:45

“İran’ın, komşu ülkelerin topraklarındaki Amerikan hedefleri olduğunu iddia ettiği yerlere yönelik misillemesi kaçınılmazdı; her ne kadar derinden üzücü ve tamamen kabul edilemez olsa da. Hem İsrail hem de Amerika tarafından İslam Cumhuriyeti’ni sona erdirmeyi amaçlayan bir savaşla karşı karşıya kalan İran liderliği için bu muhtemelen eldeki tek rasyonel seçenekti. ...Amerika’nın dostları için soru basittir: Bu süper gücü bu istenmeyen bataklıktan çıkarmak için ne yapabiliriz?”

Bu çarpıcı sözler, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin merkezinde yer alan Umman’ın Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi’ye ait. 

Albusaidi, diplomatik bir çözüm mümkünken ABD’nin İsrail’in baskısıyla bu savaşa sürüklendiğini söylüyor.

Albusaidi’nin bu çıkışı iki açıdan "tarihi" nitelik taşıyor:

  • Sürecin İfşası: Müzakereleri bizzat yürüten bir ülkenin, sürecin İsrail tarafından baltalandığını açıkça ilan etmesi.
  • Diplomatik Cesaret: Kendi ülkesindeki bazı noktalar da hedef alınmasına rağmen, İran’ın yanıtlarını "meşru" görecek kadar net bir duruş sergilemesi.

Bu hatırlatmanın temel sebebi; aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 12 ülkenin dün Suudi Arabistan’da düzenlediği bir toplantıydı.

Umman’ın yer almadığı bu zirve, kamuoyuna "Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları Toplantısı" olarak duyuruldu. 

Türkiye, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanlarını bir araya getiren bu görüşmeye Riyad ev sahipliği yaptı.

Yukarıda Umman örneğinde gördüğümüz birinci elden tanıklık bir yanda dururken; bu 11 ülke ve AKP iktidarının temsilcisi Hakan Fidan, tüm açık gerçeklere gözlerini kapatarak imza attıkları bildiriyle bir kez daha ABD çıkarlarıyla uyumlu bir çizgide hizalandı.

Hakan Fidan Riyad'daki toplantıda

Hafızayı tazelemek: Savaş nasıl başladı?

Yayımlanan bildirinin içeriğine geçmeden önce, mevcut saldırı ortamının fitilini ateşleyen gelişmeleri kaba hatlarıyla anımsayalım:

  • İran ve ABD müzakerelerinde somut sonuçlara yaklaşıldığı söylenen bir evrede, İsrail ve ABD beklenmedik şekilde hukuksuz bir saldırıya imza attı.
  • Söz konusu saldırıda İran’ın dini lideri Hamaney ve çok sayıda üst düzey komutan öldürüldü.
  • Minab’da 160 çocuk, haydutça saldırıların kurbanı oldu.
  • İran’daki yerleşim alanları, hastaneler ve devlet binaları ayrım gözetmeksizin hedef alındı.

Utanç verici bildirinin satır araları

Bu tabloya rağmen Riyad’dan, 12 ülkenin dışişleri bakanları eliyle yükselen ortak ses ise aksi yönde oldu.

Özetle aktaralım:

  • İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve stratejik noktaları vurması kınandı.
  • Bölgesel istikrarın tesisi için İran’a saldırıları durdurma ve "iyi komşuluk" ilkelerine uyma çağrısı yapıldı.
  • İran ile ilişkilerin geleceğinin; egemenliğe saygı ve iç işlerine müdahale etmeme prensibine bağlı olduğu belirtildi.
  • İran’dan BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliği tehdit etmemesi istendi.

Peki, bu metinde bir eksiklik yok mu? 

İran, kendi kendine mi savaşıyor? 

Hedef alınan üsler, doğrudan ABD ve İsrail’in saldırılarına destek sağlamıyor mu? 

Bir gün içinde 160 ilkokul çocuğunun katledilmesinden, hastanelerin vurulmasından sorumlu olanlar bu bildiride neden bir kez dahi olsun zikredilmiyor?

İsrail ve ABD'nin adını anmak bu 12 ülkenin bakanına yasaklandı mı?

Hakan Fidan ve diğer 11 bakana göre bu soruların bir karşılığı yok. 

Bu yüzden de imza atılan metinde, İsrail’in ve ABD'nin İran'a saldırılarına dair tek bir kınama cümlesi yer almıyor. 

Görünen o ki bakanların beklediği şey; İran’ın bu kuşatmaya boyun eğmesi, İsrail’in ve ABD'nin bölgedeki hakimiyetinin pekişmesi ve herkesin bu sürece teslim olması.

AKP panik oldu, saatler sonra gayrıresmi söylentiyi devreye soktu: 'Bizim sayemizde...'

18 Mart gecesi bağlanan bildirinin kamuoyuna açıklanmasının ardından, 19 Mart günü öğle saatlerinde Türkiye hükümeti, kendisine yakın gazeteciler ve basın organları üzerinden gayrıresmi bir "bilgi" paylaştı.

Burada iki argümana yer verildi.

Birincisi, "bildirinin İran saldırılarıyla ilgili olduğu, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının toplantının konusu olmadığı" öne sürüldü. Bir savaş sürerken, üstelik savaşı ABD ve İsrail başlatmışken, bu savaşa dair bir açıklamanın "yalnızca bir tarafın saldırılarını konu edinmesi" ve bu yüzden "diğerlerine değinmemesi", her türlü mantığa aykırı.

Ankara'dan geçilen gayrıresmi bilgide kullanılan ikinci argüman, bildiride İsrail'i eleştiren ifadeyi "Türkiye'nin eklettirdiği" iddiası oldu.

Söz konusu ifade, bildirinin beşinci maddesinde geçiyor:

Bakanlar, Lübnan’ın güvenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne desteklerini yinelemiş; Lübnan devletinin egemenliğinin ülkenin tüm topraklarında etkinleştirilmesini ve silahların devletin tekelinde tutulmasına ilişkin Lübnan hükümeti kararını desteklediklerini belirtmişlerdir. Ayrıca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırganlığını ve bölgedeki yayılmacı politikasını kınamışlardır.

Tamamı İran'ı kınayan ve ABD'nin adını dahi anmayan bildirideki bu ifadenin, bildirinin siyasi yönünü değiştirmeyeceği ortada. Öte yandan, Lübnan'la ilgili olan bu beşinci maddede, İsrail'in Lübnan'ı işgal ettiği gerçeğinin en sona bırakılması ve maddenin esas olarak Hizbullah'ın ve direnişin silahsızlandırılmasına vurgu yapması da bildirinin ABD-İsrail çizgisine uyumlu olarak kaleme alındığını ortaya koyuyor.

Bu gayrıresmi bilginin dolaşıma sokulması, Hakan Fidan'ın imza attığı bildirinin içeriğinin, sonradan Ankara'da tepki çektiğinin işareti olarak yorumlanabilir.

AKP’nin çıkışsızlığı: 'Fırsat penceresi' mi, aşağılanma mı?

Son dönemde AKP kanadından İran savaşına dair gelen 'itidal' mesajlarına karşın, Hakan Fidan’ın Riyad’daki bu tavrı bir kafa karışıklığından ziyade; Amerikancı siyasetin içine düştüğü derin çıkışsızlığın bir yansıması.

Hatırlanacağı üzere Hakan Fidan, kısa süre önce yaptığı bir açıklamada İran’a "ev ödevi" hatırlatması yapmış ve bir ülkenin liderinin öldürülmesini "fırsat penceresi" olarak nitelemişti:

"İranlılar, Başkan Trump'ın üzerindeki karar baskısını iyi okuyup eline önceden bir şey verselerdi, İsrail'in baskısı bu kadar işe yaramayabilirdi. (Liderlerin öldürülmesi) Burada bir fırsat penceresi olabilir... İranlıların çok aşağılanmayacağı ama başkalarının endişelerinin karşılanacağı bir denkleme gidilmesi lazım."

Diplomatik olarak son derece “aşağılayıcı” görünen bu öneri devlet televizyonu TRT ekranlarında dile getirilmişti.

Şimdi aradan geçen 15 günün ardından yukarıdaki bildirinin haberi de devletin Anadolu Ajansı’nda yayımlandı, ancak nedendir bilinmez, sadece İngilizce sitesinden…

Belki gerçekten "utanç verici" bulunduğu içindir...

GÜNCELLEME: Haberin ilk versiyonu, öğle saatlerinde paylaşılan Ankara kaynaklı gayrıresmi bilgiyi içerecek şekilde baştan yazılmıştır.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.