Sayfa yolu
Boğaz kuşatma altında: Denetimsiz av, sessiz katliam
Fotoğraf: AA
Yayın Tarihi: 22.10.2025 , 00:01
Geçtiğimiz günlerde İstanbul Boğazı’nda onlarca gırgır teknesinin göç halindeki balık sürülerinin önünü kestiği görüntüler kamuoyunda büyük tepki toplamıştı. Beykoz sahili karşısında, Sarıyer yakınlarındaki Kireçburnu açıklarından paylaşılan görüntülerde endüstriyel balıkçı teknelerinin boğazı adeta duvar gibi kapattıkları görülüyor.
Göç yolları abluka altında
Balıklar içinde bulunduğumuz aylarda Karadeniz'den Marmara Denizi'ne, bahar aylarıyla beraber de Marmara Denizinden Karadeniz'e göç ediyor. Görüşlerine başvurduğumuz su ürünleri uzmanları bu süreç sırasında balıklara adeta pusu kurarak plansız ve yasa dışı avlanmanın artık alışageldik bir süreç olduğunu söylüyorlar.
Bilindiği gibi İstanbul Boğazı, Marmara Deniziyle beraber düşünüldüğünde Karadeniz ile Ege Denizi arasında bir biyolojik köprü veya koridor görevi görüyor. Bu koridor aynı zamanda balıkların göç sırasında durdukları, kendilerini farklı deniz koşullarına adapte ettikleri bir durak görevi görüyor. İstanbul Boğazının endüstriyel balıkçılığa açılması, boğazı göç için kullanan türlerin varlığını doğrudan tehdit ediyor.
Denetim masalı
Yasal denetimlerin sadece kağıt üzerinde yapıldığı sektör, tamamen kâr hırsı ve plansızlığa teslim olmuş durumda. AKP iktidarıyla organik bağları bulunan Karadenizli mafyavari yapılarla örgütlenen tekne sahiplerinin hiçbir kural tanımadan doğal kaynakları yağmalaması artık haber değeri taşımıyor. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı denetmenlerin denetlemelerinin engellendiği, dövüldüğü hatta bazı örneklerde "kazayla" öldürüldüğü örnekler artık sıradan.
2016 yılında Rumeli Feneri Balıkçı Barınağına denetim için giden ve çıkan arbede sonrasında darp edilerek ağır yaralanan Su Ürünleri mühendisi Mehmet Özdinar’ın ölümü sektörde nadir yaşanan bir durum değil. Bağlı bulunduğu bakanlık tarafından sahip çıkılmayan bu genç mühendis, sektördeki hukuksuzluğun, kaba kuvvetin egemenliğinin bir simgesi. Kamu kaynaklarının yağmalanmasına engel olmaya çalışmak artık adeta suç olmuş durumda.
Delinen yasaklar
Balıkçılık sektöründeki işçileri kölelik koşullarında çalıştıran bu patronlar özellikle av mevsiminin başlamasıyla avlanması yasak olan balıkları da avlıyor. Hamsi örneğinden gidersek yasal uzunluğun 9 cm olduğu avlanma izinleri tamamen görmezden geliniyor. Piyasaya sürülen daha küçük hamsilerin dışında balık unu fabrikalarına verilmek üzere 2-3 cm büyüklüğünde hamsiler bile avlanıyor. 9 cm hamsinin en az bir kez yumurtlamış olduğu düşünülürse avlanan hamsiler daha çocuk yaşta sayılacak balıklar. Balıklara yönelik katliamın daha da iç acıtıcı yanı ise arz-talep dengesinin tamamen plansızlığa terk edilmiş olması. Balık unu fabrikalarının o sezon için alım yapmayacağını açıklamasıyla beraber avlanan bu çok küçük balıkların daha gemilerdeyken denize döküldüğü sayısız örnek de mevcut.
24 metre merakı!
Balıkçılığa dair resmi kurumların yaptığı 24 metre derinliğe kadar av yapılabilir yönündeki açıklamaların da bir hükmü bulunmadığını ekleyelim. Hiçbir denetime tabi olmayan, onurlu denetçileri fiziki zorla alıkoyan mafyavari örgütlenmelerin kaç metrede avlandığını devletin tespit edebildiğini / tespit etmek istediğini düşünmek için hayalci olmak gerekiyor. Zaten hiçbir denetim olmadan deniz tabanını trollerle tarayarak tüm ekosistemi kâr uğruna mahveden gemilerin bu kurala uyduğunu düşünmek herhalde safdillik olacaktır.
İçiniz rahat olsun, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi balık katliamını yalanladı!
Kurumdan yapılan resmi açıklama aşağıdaki şekilde ancak yazıda da belirttiğimiz gibi sadece yazmış olmak için yazıldığı çok açık bir metin…
Bazı basın yayın organlarında yer alan, “İstanbul Boğazı’nda onlarca gırgır teknesi göç eden balıkların önünü kesiyor, balık soykırımı yaşanıyor” yönündeki iddialar tamamen asılsız olup, kamuoyunu yanıltmaya yönelik dezenformasyon içermektedir. Türkiye’de denizlerde yapılan tüm balıkçılık faaliyetleri, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan “Ticari Amaçlı Su Ürünleri Avcılığının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ” kapsamında yürütülmektedir. Bu Tebliğ uyarınca, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’nın yüzde doksanında gırgır avcılığı kesin olarak yasaktır. Yasaklı alanlar koordinatlarıyla belirlenmiş olup, denetimler Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından 24 saat esasına göre yürütülmektedir. 2025 yılı içinde yalnızca İstanbul Boğazı ve çevresinde 15 bin denetim yapılmış; mevzuata aykırı faaliyet yürüten 769 kişi hakkında toplam 24 milyon TL idari para cezası uygulanmıştır. Ayrıca yasadışı balıkçılık yapan 20 gemiye el konularak mülkiyetleri kamuya geçirilmiştir. İlgili kurumlar, Marmara ile İstanbul Boğazı’nın doğal dengesinin devamı ve deniz ekosisteminin korunması için denetim faaliyetleri yürütmektedir. Kamuoyunun, bu çabaları gölgelemeye yönelik asılsız paylaşımlara değil, resmî kurumların açıklamalarına itibar etmesi önem taşımaktadır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.