Sayfa yolu
Birleşik Krallık’ın Çin politikası değişiyor mu?
Yayın Tarihi: 07.12.2022 , 10:40 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:12
Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak 27 Kasım’da yaptığı ilk dış politika konuşmasında Çin ile ilişkilerinde altın çağın bittiğini, Çin’in kendi değer yargılarına ve çıkarlarına sistematik şekilde meydan okuduğunu belirtip buna uygun uzun dönemli yeni bir ilişki kuracakların ilan etti. Bu da Birleşik Krallık’ın Çin’e yönelik dış politikasında değişim olduğuna dair tartışmalara neden oldu.
Bu konuşma ve İngiliz medyasında öne çıkan haberler Çin’de pandemi nedeniyle yeni kapanma kararlarının alınması üzerine ortaya çıkan kitlesel eylemlere de denk geldi. Çin’de kitlesel eylemler olduğunda Birleşik Krallık benzeri açıklamalarla “kaygılarını” paylaşır ve Çin hükümetini eleştirir. Bu son konuşmada da bu geleneksel yaklaşımın etkisi var. Ancak bununla sınırlı olmadığı ve dış politikada ve diğer alanlarda Birleşik Krallık ile Çin ilişkilerinde önemli değişimlerin olacağını öngörmek de mümkün. Bunun ilk adımını yeni yılda güncellenmesi beklenen önümüzdeki 10 yılda Birleşik Krallık’ın savunma ve güvenlik stratejisi belgesinde Çin’e dair yaklaşımdaki değişimle görmek mümkün olacak.
İlişkilerde ‘Altın Çağ’ kapanıyor mu?
Öncelikle konuşmaya dair birkaç bilgi vermek gerekirse, Sunak’ın atıf yaptığı iki ülke ilişkilerinde altın çağ dönemi tespiti eski başbakan David Cameron’un sözüydü ve bu konuşma ile o tespit reddedilmiş oldu. Diğer yandan Sunak ABD’nin geçen ay yayınlanan ulusal güvenlik stratejisinde değinilen “sistematik meydan okuma” tespitini tekrar ederek ABD ile aynı düzlemde olduğunu vurguladı; ancak ABD gibi Çin’i tehdit olarak tanımlamayarak daha alt düzeyde bir yaklaşım gösterdi. Bu sadece ABD ile ilişkilerle sınırlı değil, İngiliz hükümeti içinde de bu yönlü Çin’i tehdit olarak tanımlama çağrıları yapılıyor ve Liz Truss hükümeti de şayet kısa sürede düşürülmeseydi, Çin’i tehdit olarak tanımlayacağını duyurmuştu. Bu açıdan Sunak bu tartışmaya da değinmiş oldu. Elbette hala yeni yıldaki güncellenecek stratejideki tanımı beklemekte fayda var.
Burada kısaca bazı verileri de paylaşmakta fayda var. Çin 2021’de Birleşik Krallık’ın en büyük ithalat ortağı. Birleşik Krallık ihracatında ise Çin 6. sırada. Toplamda 2021 yılında 93 milyar pound ticaret hacmiyle de Birleşik Krallık ticaretinin yüzde 7’sini kaplıyor. Birleşik Krallık’ın Çin karşısında ticaret açığı ise 39 milyar pound tutarında.
Çin ile Birleşik Krallık arasındaki önemli bir işbirliği alanı ise uluslararası öğrenciler konusu. 2021 yılında Birleşik Krallık’taki uluslararası öğrencilerin yüzde 32’si, 144 bin öğrenciyle Çin’den geldi. Birçok üniversite açısından Çin’den gelen öğrencilerden elde edilen gelir oldukça önemli. Çinli öğrencilerin büyük çoğunluğunun eğitimleri bitince ülkelerine geri dönmesi nedeniyle Çin’in Batı’dan öğrendikleri ile kendisini Batı’ya karşı güçlendirdiği ve Çinli öğrencilerin bir nevi ajanlık yaptığı gibi iddialar ve eleştiriler zaman zaman gündeme geliyor.
Çin ile Birleşik Krallık arasında teknoloji alanında da ciddi bir rekabet var. Örneğin Birleşik Krallık’ta hazırlanan yapay zeka stratejilerinde Çin’le rekabete özel vurgu yapılır ve teknolojide lider konumunu korumanın stratejik önemine vurgu yapılır.
İlişkilerde iki hassas konu: Hong Kong ve Uygur meselesi
Birleşik Krallık açısından Çin’i diplomatik alanda baskı altına alan, eleştiren yaklaşımlar özellikle Hong Kong ve Uygur meselesiyle ilgili. Hong Kong’da kitlesel eylemlere açıktan destek veren İngiliz hükümeti Hong Kong’dan ayrılırken Çin’le imzaladığı anlaşmayı ve Çin’in tek devlet, iki sistem sözünü hatırlatırken Çin Hong Kong’un kendi egemenliği içinde olduğunu belirtip Birleşik Krallık’ı iç işlerine karışmaması yönünde uyarıyor. Buna karşın Birleşik Krallık Hong Kong’da protestolara katılan ve tutuklanma tehdidi altında olanlara insani yardım vizesi veriyor. 2021 ve 2022 yıllarının Haziran ayları arasındaki 1 yılda 76 bin kişi Hong Kong’dan gelip bu vizeyle İngiltere’de yaşamaya başladı. İngiltere’nin Hong Kong muhalefeti üzerinde belirleyici bir etkisinin olduğu da sır değil.
Çin özellikle BBC üzerinden Uygur meselesine dair yayınlar ve diplomatik alanda eleştiriler sunuyor. Çin bu konu da aynı yaklaşımı sergiliyor. Geçtiğimiz hafta Çin Dışişleri Bakanlığı BBC World ekibinin iç görüşmelerine ve sosyal medya paylaşımlarına dayanarak Uygur’daki toplama kampı haberlerinin uydurma olduğunu kanıtladığını duyurdu.
Dış politikada daha keskin bir çizgiye doğru
Birleşik Krallık’ın Rusya konusunda daha sert bir tutumunun olduğu, Ukrayna hükümetine gündelik düzeyde askeri danışmanlık, silah-mühimmat desteği ve değerli istihbarat bilgileri verdiği, İngiliz silah şirketlerinin yeni geliştirdikleri birçok ürünü Ukrayna’da denediği biliniyor. Bu açıdan birçok Avrupa Birliği üyesinden daha keskin bir politik hattı savunuyor. Çin meselesinde ise ABD’nin yanında olmakla birlikte biraz daha alt düzeyde bir işbirliği-diplomatik çatışma dengesi tutturmaya çalışıyor. Hükümet değişimi sürecine denk gelse de ABD’nin Tayvan’a dair son dönemdeki adımlarına Birleşik Krallık henüz katılmadı. Ticaret ve öğrenci hareketliliği gibi bazı alanlarda işbirliği de devam ediyor. Ancak diplomatik alanda daha sert, daha az uzlaşmacı bir döneme girildiği de anlaşılıyor.
Çin ile ilişkiler için nitelenen “Altın Çağ” vurgusunun abartılı bir tespit olduğu ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin boyutlarına işaret ettiği biliniyor. Bu açıdan zaten bir altın çağ vardı da, artık buna son veriliyor şeklinde düşünmemek gerekiyor. Ancak bu tespit yine de önemli, çünkü güvenlik ve savunma alanları başta olmak üzere birçok alanda ve diplomatik ilişkilerde iki ülkenin daha sık karşı karşıya geleceğini öngörmek mümkün.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.