Sayfa yolu
Bir Spartakist ressam: Namık İsmail
Yayın Tarihi: 18.08.2024 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
*Kapak Resmi: Namık İsmail, 1918, Otoportre, İstanbul Resim Heykel Müzesi
Namık İsmail, babası Tophane veznedarı ve tanınmış bir hattat olan, küçük yaşlardan itibaren resme olan yeteneği ile dikkat çekmiş, Paris'te ünlü Cormon atölyesinde bulunmuş, Berlin'de Spartakistlere katılmış, Cumhuriyet ruhunu yaşamış bir ressamdır.
Namık İsmail 1890 yılında Samsun'da doğar. Bazı kaynaklara göre bu bilgi kesin değildir, ancak öğrenimini İstanbul’da aldığı bilinmektedir. Hatta Tevfik Fikret’in müdürlüğünü yaptığı yıllarda Galatasaray Lisesinde okumuştur. Dönemin alışıldık uygulamasından farklı olarak sanatçıyı Osmanlı devleti değil babası Paris'e gönderecektir. Bu yüzden eğitimine Akademi'de devam edebilmesi için önce Paris'te bir okuldan ya da hocadan referans mektubu alabilmesi gereklidir. Namık İsmail, 1911-1914 yılları arasında Paris'te bulunduğu sırada önce Julian akademisine, ardından Van Gogh, Toulouse-Lautrec gibi sanatçıların da eğitim aldığı Fernand Cormon atölyesine gider. Ve yurda döndüğü yıl, hem “1914 kuşağı” olarak anılan, Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nin (Mimar Sinan Üniversitesi) Paris'e gönderilen ilk mezunlarının da yurda döndüğü, hem de Birinci Dünya Savaşı'nın başladığı yıldır.
Namık İsmail, birçok sanatçı gibi cepheye gönderilir. 1914'ten 1917'ye kadarki dönemi, büyük bölümü Erzurum'da olmak üzere Kafkas Cephesi'nde geçirir ve burada tifüse yakalanır. Bu ölümcül hastalığı atlatmayı başarır, ardından dinlenmesi için İstanbul’a gönderilir ve tekrar cepheye dönmez. İstanbul’a döndükten sonra, savaştaki kahramanlıkları anlatması ve yurtsever duyguları pekiştirecek propagandif resimler yapılması için kurulan Şişli Atölyesine dahil olur.
Savaşta eskizler çizmeyi ihmal etmemiş olan Namık İsmail, burada bulunduğu sırada, ölümü yakından hissettiği tecrübesiyle, savaşın dramatik yüzünü gösterdiği “Tifüs” resmini yapar. Doğal olarak bu resme hâkim olan duygu ölümdür. Paris’te empresyonizmin ve Barbizon ekolünün etkisinde kalmış olan sanatçının tuvalindeki canlı renkler savaşın etkisiyle soğuklaşmıştır. Tifüs resminde hastalıklı bir yeşil vardır ve hem gökyüzü, toprak, tabut dahil resimdeki tüm nesneler hem de insanlar bu rengin tonlarındadır. Gölgede kalan üç kadın, mitolojide sıkça karşımıza çıkan üç kadın imgesini hatırlatır. Sahip oldukları tek ortak gözle geleceği gören üç yaşlı cadı gibi gölgelerin arasında savaşın yarattığı tüm sefaleti gören ve bu gerçekliğin acısını çeken kadınlar, arka planda tabut ile oluşturulan üçgenin de simetriğidir. Akbabalar ise yaşamın üzerine çökmüş ölümün simgesidir.
Namık İsmail’in Şişli Atölyesinde yaptığı diğer önemli resimler “Son Mermi" ve “Vatan Emredince”dir. “Son Mermi"de, yurt savunmasının direnci, ayakta zar zor duran ama iradesinin biraz bile azalmadığı belli olan bir asker ile anlatılır. “Vatan Emredince”de ise diyagonal bir şekilde yerleştirilen ileri atılmış atlar, şaha kalkmış bir at ile tamamlanır. Bu resimdeki en çarpıcı yan atların ve onları süren insanların gözlerindeki dehşetin benzerliğidir. Resmin gerçeğine yakından bakıldığında çok daha iyi anlaşılan bu benzerlik, Namık İsmail'in sanatçı becerisinin yanı sıra, muhtemelen savaşa bizzat tanık olmanın getirdiği duygularının da bir sonucudur.
Şişli Atölyesinde yapılan resimlerle Viyana sergisi açılır, aynı serginin Berlin ayağı da planlanmış ama gerçekleş(e)memiştir. Fakat Namık İsmail'in yolu bir grup ressamla birlikte Berlin'e düşmüştür. Aynı dönemde Rusya’da Büyük Ekim Devrimi yaşanmış, Bolşevikler iktidara gelmiştir. Almanya'da güçlü olan sosyalistlerin de kendi ülkelerinde benzer bir devrimi gerçekleştirme umutları vardır. Namık İsmail, dönemin önemli Alman komünistleri Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'in öncülük yaptığı Spartakist hareketinden etkilenmiş ve aynı dönemde öğrenci olarak Berlin'e gelmiş olan Vedat Nedim Tör, Mehmet Sadık Eti (Sadık Ahi) ve Vehbi Sarıdal gibi isimlerle dostluk kurmuştur. Bu grup, “Spartakist Türkler” olarak Kurtuluş dergisini çıkaracak ve 1919'da Berlin'de Türkiye İşçi ve Çiftçi Fırkasını kuracaktır. Namık İsmail’in yolunun kesiştiği Türk Spartakistlerinden bir diğeri Reşat Fuat Baraner ise Berlin treninde Suat Derviş ile tanışacak ve bu karşılaşmadan yıllar sonra Türkiye'de tekrar buluştuklarında bu defa yollarını birleştireceklerdir. 1921 civarında Türk Spartakistlerin bir kısmı SSCB'ye geçecek, bir kısmı ise memlekete dönerek ve Şefik Hüsnü ile birlikte “sosyalist” kelimesini de ekleyerek Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkasını kuracaklardır. Namık İsmail bir dönem bu partiye başkanlık yapacaktır.
Sosyalist hareket içinde yer almış, ülkenin Cumhuriyet ile buluşması için hem cephede hem fikirsel savaş vermiş olan Namık İsmail, belki de Cumhuriyet tarihimizin en ilginç ressamıdır. 1923 yılında yaptığı “Harman” resmi ise sanatçının memlekete bakışının özeti gibidir. Mustafa Kemal’in köylüye de seslendiği bu yıllarda, kurulan Cumhuriyet’in köylü üzerindeki olumlu etkisi görülür. Sımsıcak harman yeri saman sarısı renkte ışıl ışıl parlarken, gökyüzünün mavisi onu dengeler. Emek verilmekte, hasat toplanmakta, besili hayvanlardan sağlık fışkırmakta, verim alınmaktadır. Köylü yurttaş sağdığı taze sütün yanında, soluklanmakta ve susuzluğunu gidermektedir. Aslında bu resim çok erken bir tarihte yapılmış toplumcu gerçekçi bir resimdir. 1930'larda SSCB'de oldukça yakın örneklerini göreceğimiz bu resim, devasa boyutlarıyla da oldukça etkileyicidir.
Cumhuriyetin kuruluşuna sanat ve eğitim alanlarında emek vermiş olan Namık İsmail, sosyalist kimliği sanki yokmuş gibi yapılan pek çok aydından biridir. Cumhuriyet estetiğinin şekillenmesinde önemli rol oynamış olan eserleri, bu gözle incelenmelidir.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.



