Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bir konferansın düşündürdükleri…

Muhtemelen siz Sosyalist Türkiye'ye inanıyor ve bu olanları içinize sindiremiyorsunuz. O halde bu inancınızı öfkeyle değil umutla besleyen bir yola ihtiyacınız var. İnanmayanları kendi yollarında bırakıp sizin gibi düşünenlerle birlikte yürümeye ne dersiniz?

Damla Baytekin*

Yayın Tarihi: 31.10.2026 , 15:52

Türkiye'de sosyalist bir devrim olabileceğine inanmasanız ne yapardınız? 

Kapitalizmin bu çağında, bugünün Türkiyesi'nde şöyle bir etrafınıza baktığınızda ve bir şeylerin yanlış olduğunu düşündüğünüzde örneğin, bu yanlışı değiştirmenin yolunun düzeni değiştirmekten geçtiğine dair umudunuzu kaybettiyseniz, "artık bu mümkün değil" diyorsanız ne yapardınız? Olanı biteni gören, gördüğünü bir bütünlüğe yerleştirebilen biriyseniz hatta daha ileri gideyim Marksistseniz ve fakat sosyalizmin güncel olduğunu düşünmüyorsanız ne yapardınız? Benim bu soruya cevabım "düzenin içinde bir umut ararım" olurdu muhtemelen. Görmezden gelemezdim artık olanları, kaçıp saklanıp kendi köşeme çekilmek de olmazdı. Yapma kabiliyetim olmadığından değil, yapmayı kendime yakıştıramadığımdan, e hal buysa geriye de pek seçenek kalmazdı zaten yine cevabıma dönerdim: düzenin içinde umut aramak...

Demek ki umutsuz olmazdım ya da vazgeçmezdim mücadele etmekten. Tadını biliyoruz ya bir kere öyle kolay vazgeçilecek şey de değil hani. Madem değiştiremiyoruz bu düzeni, o zaman düzenin içinde güçlü olmaya, inandıklarım uğruna savaşmaya, kazanmaya çaba harcardım. Üstelik bunu da umut ve inançla yapardım muhtemelen. Peki şimdi bunları neden yazıyorum? Çünkü ben öfkelenemiyorum. Neye öfkelenemiyorum örneklendireyim.

Bugün başlayan bir konferansa dair haberleri göreniniz olmuştur: "Kadınlar Yan Yana Geleceği Konuşuyor Konferansı". Adı çok ilgi çekici, hatta umut verici. Bir kadın olarak en çok da ben konuşmak isterim geleceği, yeni bir Türkiye'yi. Ama Türkiye'nin geleceğinde sosyalizmi gören bir kadın olarak o geleceği AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin ile konuşmam elbette mümkün olmaz. Peki ya görmeseydim? O zaman heyecanlanırdım bu konferanstan muhtemelen, hatta Özlem Zengin'in buraya katılmasını bir başarı olarak bile görebilirdim belki. Farklı seslerin bir arada olmasının öneminden, farklı da olsak bir araya gelerek ortak bir gelecek kurma arayışına dahil olmanın ne kadar güçlü ve önemli olduğundan, barış ve demokrasiden duyduğum heyecandan bahsederdim. Konferansı eleştiren yorumlarda "Güler Sabancı'yla konuşsaydınız geleceği" yazanlara kızardım içten içe. Yeri geldiğinde sermayedarlarla da konuşmak gerekebilir diye düşünürdüm belki.

Sosyalizmi bir seçenek olarak görmeseydim tıkanan yeni çözüm sürecinin ilerlemesi için çaba harcardım. Hep birlikte olmak, yan yana gelmek, farklarımıza rağmen geleceği konuşabilmek... Bunun için kadınların kilit rolünden faydalanmak da akılcı olmaz mıydı? Bu konferansın bu anlamıyla bir sürecin başlangıcı olduğunu düşünmek mümkün. Kuvvetle muhtemel önümüzdeki dönem özellikle kadınlarla ilgili gündemlerde "hep beraber" atılan daha fazla adım göreceğiz. 

İşte öfkelenemiyorum dediğim nokta tam olarak burada. Gayet bilinçli ve planlı şekilde atılan adımlar var ve üstelik bu adımlar bütünlükte söylenenlere oldukça uyumlu. Bu sebeple öfkelenenlere de sormak istiyorum: Özlem Zengin'in kim olduğunu bu konferansı düzenleyenlere anlatmanın bir anlamı var mı? Bilmediklerini ya da yanlışlıkla bu ismi seçtiklerini mi düşünüyorsunuz? "Güler Sabancı ile konuşsaydınız bari" diye espri ile karışık sitem edenler yeni çözüm süreci içindeki sermaye bağlantılarını pekala görüyorlar ama gördüklerine inanmak istemiyorlar muhtemelen.

Öfke elbette kimi zaman geliştirici bir duygu. Ama bilinçli bir şekilde bir yolu seçmiş ve o yolda ilerleyenlere öfke duymanın geliştirici bir yanı var mı? 

Hâlâ böyle bir öfke duyabiliyorsanız size iyi bir haberim var. Muhtemelen siz Sosyalist Türkiye'ye inanıyor ve bu olanları içinize sindiremiyorsunuz. O halde bu inancınızı öfkeyle değil umutla besleyen bir yola ihtiyacınız var. 

İnanmayanları kendi yollarında bırakıp sizin gibi düşünenlerle birlikte yürümeye ne dersiniz?


*Kadın Dayanışma Komiteleri Temsilcisi

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.