Sayfa yolu
Bir film bir fotoğraf serisi ekseninde emeğin temsili
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Efe Ardıç
Yayın Tarihi: 08.05.2022 , 09:14 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54
Güncel emperyalist sistemin krizleri derinleştikçe sinema ve diğer görsel ortamlardaki düzen eleştirileri ve emek temsili de doğal olarak artıyor. Bu da işçi sınıfı nasıl temsil edilecek sorusunu bir kez daha güncel bir soru haline getiriyor. Bu bağlamda ben de aynı coğrafyadan çıkmış iki görsel çalışmayı, Ken Loach'un Üzgünüz Size Ulaşamadık (Sorry, We Missed You) başlıklı filmini ve Tish Murtha’nın Genç işsizlik başlıklı fotoğraf kitabını karşılaştırarak sınıfın temsili ile ilgili bazı düşüncelerimi tartıştırmaya ve bu iki çalışma arasındaki sınıf temsilinin temel farkının ne olduğuna dair bir yorumda bulunmaya çalışacağım.
Üzgünüz, size ulaşamadık
Ken Loach'un bir esnaf kuryenin hayatının kesitini işleyen filmi, moto kurye eylemlilikleri arttığı dönemde yeniden konuşulmaya başlanmıştı. Film aslen, esnaf kurye şeklindeki çalışma modelinin iddia edildiği gibi bir ‘’kendi işletmene sahip oluş’’ değil de, aslında birçok özlük hakkından feragat ettiğin korkunç bir işçilik hali olduğunu anlatıyor. Bunun gösterildiği en çarpıcı anlardan biri, baş karakterimiz Ricky’nin, iş yaparken kendi kamyonunda kendi kızını bile bulundurmasına izin verilmeyecek ölçüde bir denetime tabi olmasıydı.
Bunun ötesinde, filmde Ricky ve eşi Abbie’nin yaşadığı sıkışmışlık hali ve yaşadıkları ekonomik sıkıntıların aile hayatlarına yansıması, esnaf kuryelikten soyutlanıp hem İngiltere’deki, hem Türkiye’deki hem de dünyanın başka yerlerindeki birçok yoksul emekçiyi kapsayabilecek bir varoluş şekli tasvir ediyor. Bu açıdan filmde aynı zamanda genel bir emekçi portresi var ve benim filmde sınıfın temsili olarak aldığım nokta da tam olarak burası yani bütün yoksul emekçilere soyutlayabileceğimiz bu sıkışmışlık hali.
Tish Murtha
Genç İşsizliğe geçmeden önce, eserin sahibinden bahsetmekte fayda var. Tish 1956’nın mart ayında İngiltere’de South Shields’da dünyaya gelir. Yoksul ve kalabalık bir ailenin parçasıdır. Daha 16 yaşındayken okulu bırakır ve sosisli sandviç satmak olsun, petrol istasyonlarında çalışmak olsun bulabildiği işleri yapmaya başlar. Bu sırada fotoğrafçılık öğrenebilmek için gece kursları alıyordur. Gece kurslarını veren öğretmeni, Tish’de gördüğü potansiyelden dolayı onu fotoğrafçılığını ilerletmesi için motive eder ve bir Magnum fotoğrafçısı olan David Hurn’ün The University of Wales’de verdiği belgesel fotoğrafçılık dersleri için burs bulmasına yardımcı olur. Bunun üstüne Tish, fotoğraf eğitimine devam etmek için Newport’a doğru yola çıkar.
Bu kursa girebilmek için David Hurn ile yaptığı mülakatta Hurn, Tish’e ne fotoğraflamak istediğini sorar, Tish ‘’çocuk tekmeleyen polis’’ fotoğraflamak istediği söyler. Hurn kendisiyle yapılan bir röportajda bu mülakatlara girenlerin nasıl fotoğraflar çektiklerinden çok nasıl tutkulara sahip olduklarıyla ilgilendiğini söyler. Tish ile olan mülakatın ise girdiği en kısa mülakat olduğunu söyler. Tish eğitimine başladıktan sonra bile gündüzleri derslere girip, geceleri derslere devam edecek parayı çıkarabilmek için gece kulüplerinde çalışır.
Eğitimi bittikten sonra Newcastle’a geri döner. Newcastle bu dönem Thatcher’ın neo-liberal ekonomi politikalarının yükünü en ağır sırtlayan bölgelerden biridir. Tish’in yaşadığı Newcastle’ın batı yakası ise beterin beteridir. Tish evine döner dönmez etrafındaki bu ekonomik yıkımın etkilerini fotoğraflamaya başlar. Ancak Tish bu yoksul mahallelere dışardan fotoğraflamaya girer bir konumda değildir. Bu insanlar Tish’in arkadaşları, ailesi, komşularıdır. Fotoğrafladığı problemler ise günün sonunda kendi hayatının problemleridir.
Genç işsizlik
Filmin karşısına film koymaktansa, filmin karşısına bir fotoğraf çalışmasını koyarak devam edeceğim. Tish Murtha’nın Genç İşsizlik başlıklı çalışması, İngiltere’de, Thatcher’lı yıllarda uygulanan işçi düşmanı politikaların belki de en ağır etkilediği bölgelerden biri olan Newcastle’daki işsiz, eğitimsiz ve geleceksiz bırakılmış emekçi genç ve çocuklarını işlemektedir. Bu çalışmada sınıfın temsili olarak aldığım yer de tam olarak burasıdır: emekçi ailelerin çocukları, yani potansiyel işçiler, yani proleter işsizler ve onların yaşam alanları.
Murtha’nın Genç İşsizlik çalışmasındaki fotoğrafları incelediğimizde, ilk önce gözümüze Thatcher dönemi ekonomi politikalarının emekçi insanların ve ailelerinin hayatında yarattığı yıkım çarpıyor. Arka planda çoğunlukla harabeye dönmüş mahalleler, sıvası atmış yapılar, terkedilip çürümeye bırakılmış binalarla dolu fotoğraflar…. Çocuklar neredeyse tehlikeli bir başıboşluk halindeler. Oynamamaları gereken yerlerde oyun oynuyorlar, hal hareket ve tavırlarıyla düzenin belli ki hala kapsayabildiği insanlarda bir endişe, huzursuzluk hali yaratıyorlar. Tish ise bütün bu yıkım ve çürümenin içindeki “iyi”yi yani sınıfın kendisini, onları yücelten bir tavırla yansıtıyor.
Sınıf kendine dayatılan şartlara direnen nitelikleri ile temsil ediliyor Tish’in fotoğraflarında, o şartların üstlerindeki çürütücü etkileri ile değil. Güvenli bir ortamda, merak gibi duyguların teşvik edildiği, içinde yaşadıkları dünya ile bağ kurmayı öğrenecekleri, sağlıklı bir gelişim için ihtiyaç duydukları oyun alanları, bilimsel eğitim gibi imkanlardan mahrum bırakılmış çocuklar; bir köşede yerden topladıkları sigara izmaritlerini içmeye çalışırken resmedilmiyor. Mahalledeki “Jim’’in kaslarına hâla çocuksu bir hayretle yaklaşırken, kendileri gibi çürümeye bırakılmış binaları oyun alanlarına dönüştürüp işlev kazandırırken resmediliyorlar.
Tish’in fotoğraflarında sınıf, daha çocuk yaşında sıvası atmış kaide tepelerine tırmanıp, gelen geçene tepeden bakacak cürrete sahip. Bu cüret aynı fotoğrafta sınıfı, beşeri mimarinin tamamlayıcısı haline getiriyor. Mahallenin emekçi dokusu, peyzajın doğal parçası oluyor Tish’in fotoğraflarında.
Sınıfın potansiyelini görmek
Tish’in fotoğraflarında acındırmaya yer yok. Etrafında yaşanan ekonomik ve insani yıkımı yansıtırken bir mazlum portresi oluşturmaya çalışmıyor Tish. Aksine fotoğraflarındaki insanların dinamizmi adeta fotoğraflarda yansıtmaya çalıştığı yıkım ile bir kontrast oluşturuyor.
Üzgünüz, Size Ulaşamadık’ı izlerken ise yalnızca bir boğulma hissi hakim oluyor izleyicide. Yönetmen film boyunca karakterlerin yaşadıkları sıkışmışlık hissini sana aktarabildiği ölçüde için daralıyor. Ricky’nin günbegün elindeki paketleri neredeyse imkansız bir tempoda kapıdan kapıya ulaştırmaya çalışırken, her durakta yaşadığı tartışmalar, yediği dayak, teslim saatini kaçırmamak için kamyonunun arkasında bir şişeye işemek zorunda kalması… Bu tempo ve günlük uğradığı mobbing içinde ailevi “sorumluluklarına” yetişememesi ve hastanelik olduğunda bile, hastanelik oluşundan gelen borcun gerginliği ile sabah kalkıp işe gitmeye devam etmesi… Filmin sonunda Ricky, tek gözü görmemesine ve ailesi ona gitmemesi için yalvarmasına rağmen sabah kalkıp ağlayarak çalışmaya gittiğinde, ve film bu şekilde bittiğinde, filmin ağızda bıraktığı tat, ‘’yazık işçiler de ne zor hayatlar yaşıyor’’dan başka bir şey olmuyor. Sınıfa acımanın, emekçi olmaktan neredeyse korkar hale gelmenin birini politik olarak yönlendirilebileceği tek yer reformculuk olabilir. Jeremy Corbyn’in Birleşik Krallıklar Parlamentosunda başbakana Ken Loach’un İngiltere’deki sosyal hizmetleri eleştiren filmi olan Ben, Daniel Blake (I, Daniel Blake)’i izlemesini önermesi, bu açıdan anlamlıdır.
Tish’in fotoğrafları ise bütün bu yıkım ve çürüme içerisinde heyecan verici olanı, gerçek umudun nerede olduğunu hissettirir. Gece girmeye korkulan mahalledeki devasa potansiyeli ortaya çıkarır Tish fotoğraflarında.
Neden böyle?
Bu temsildeki farkın temel sebebi kuşkusuz ideolojiktir. Ancak ideolojik formasyonlar aslen eğitim, rasyonel tartışma ve muhakemeler ile oluşmazlar. Bireylerin toplumsal konumları, sınıfsal aidiyetleri, hayat tecrübeleri ve maruz kaldıkları propaganda araçları bu konuda çok daha belirleyicidir. Bir sanatçı için ideolojik formasyon, aldığı her sanatsal inisiyatifi belirler ve aldığı her inisiyatif ile yeniden üretilir. Sınıfı, kendini sınıfın neresine konumlandırarak tasvir edeceğin de sanatsal bir inisiyatiftir. Tish sınıfın içindedir, bir parçasıdır. Dolayısıyla ona müdahildir. Yalnızca fotoğraflarını topluma bir müdahale aracı olarak görmez aynı zamanda fotoğraflarının üretimi sırasında da fotoğrafladığı insanların hayatlarına müdahil olur. Fotoğrafladığı insanların hayatlarının bir parçasıdır Tish. Bir objektiflik koruma kaygısı ile ‘’duvardaki sinek’’ olmaya çalışmaz. Fotoğraflarının konusu olanlar, Tish’i tanır, fotoğraflarının ne anlama geldiğini bilirler. Tish de fotoğrafladığı insanları tanır, onların nasıl yansıtılmayı hak ettiğini bilir.
Sinema farklı bir medyum olduğundan, Loach’ın biçimsel olarak Tish’inkine benzer bir “sınıfın içindelik” göstermesi beklenemez. Günün sonunda filmin aktörler ile, profesyonel bir ekip ile çekilmesi meşru bir sanatsal tercihtir ve mantıklıdır. Ancak Tish’in gelişkin bir teorik/politik altyapısı olduğunu düşünmemiz için hiçbir sebep olmamasına rağmen sınıfla kurduğu organik bağlar, daha gelişkin bir ideolojik perspektifle sanatını icra etmesini sağlıyor. Kuşkusuz bir insanın işçi kökenli olmadan da sınıfı doğru bir şekilde kavraması ve tasvir etmesi mümkündür. Bunun ideolojik temeli ise kişinin politik ufkunda yatar. İdeoloji ve siyaset şüphesiz karşılıklı bir belirlenim içerisindedir ancak düzen değişikliği talebi temel alınmadığında, iyileşmenin nereden geleceği gibi konularda da kafa karışıklığı oluşmaya başlayacaktır. Loach'un günahı burada yatar. Sosyalist iktidar perspektifi olmadan, sanatçıyı sınıfın doğru bir tasvirine ulaştıracak dünya görüşünün oluşması, en iyi ihtimalle, çok zordur.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.