Bir 'baskı' haberi dolayısıyla basının hali: Turgay Ciner o basını neden aldı?

'Basına baskı'nın dışında her şey var bu hikâyede. Zaten basın da basın değil. Patronları doğrudan Saray’a bağlı. Peki bu kriz ne diyeceksiniz. Bildiğiniz kayıkçı kavgası…

Haber Merkezi

Yandaş Habertürk kanalı bir süredir iktidarı oluşturan koalisyonun küçük ortağı MHP’nin hedefinde. Kanalın iki yöneticisi görevlerinden istifa ettirildi. Bunlar MHP’nin öfkesini yatıştırır mı bilinmez. Ama bu arada Habertürk sessiz sedasız “tarafsız” haber yapanlar katına yükseltildi. Ancak “Basına baskı”nın dışında her şey var bu hikâyede. Zaten basın da basın değil. Patronları doğrudan Saray’a bağlı. Peki bu kriz ne diyeceksiniz. Bildiğiniz kayıkçı kavgası…

MHP Genel Başkan Yardımcısı Ulvi Yönter'in Habertürk sunucusu Ebru Baki'yi hedef alan açıklamaları sonrası yaşanan tartışmada Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Kürşad Oğuz ile Habertürk TV Ankara Temsilcisi Bülent Aydemir görevlerinden istifa ettirildi. Bunlar MHP’nin öfkesini yatıştırır mı bilinmez. Ama bu arada Habertürk sessiz sedasız “tarafsız” haber yapanlar katına yükseltildi.

Turgay Ciner ve Erdoğan

Oysa kanalın da sahibinin de sabıkası sayfalara sığmayacak kadar çok ve ağır. Üstelik yandaşlıkta havuzun diğer üyelerinden aşağı kalır yanı yok. Habertürk ve aynı grubun kontrolündeki diğer basın yayın organları bildiğiniz saray bülteni aslında. Sahibi Turgay Ciner’in yükseliş hikayesi ise Türkiye’de son yıllarda ortaya çıkan sermaye birikim biçiminin ideal modeli.

Ciner 1956 Hopa doğumlu. Hopa’dan Beşiktaş Kulübüne, Kasımpaşa Spor patronluğuna uzanan sportif bir yanı var hikayesinin. Çok sayıda basın yayın organının sahibi olarak bir ayağı medyada. Buralara aktardığı paraların kaynağı ise daha karanlık.

Kaçakçılık suçlamasından işadamlığına

Bu yarısı karanlıkta “iş adamı” portresi dallı budaklı. Turgay Ciner ve kardeşi Tuncer Ciner hakkında Almanya’dan çok sayıda Mercedes otomobili yurda kaçak soktukları gerekçesiyle 1995 ve 1998 yıllarında “Teşekkül Halinde Kaçakçılık” suçlaması ile birkaç ayrı dava açılmış. 1988 yılında Anadolu Endüstri Holding’in ortaklarından Osman Yazıcı ile birlikte Yazeks’i kuruyor ve Anadolu Endüstri’nin Irak’taki taahhüt işlerini devralıyor. Körfez Krizi’nin ardından Özbekistan’da devlet için anahtar teslim entegre tekstil fabrikaları kurmaya başlıyor.

Ünlenmesi 1995’te özelleştirilmeye karar verilen HAVAŞ’ı satın almasından sonra. İhaleye en yüksek teklifi “Kumarhaneler Kralı” olarak tanınan ve sonradan Susurluk kontrgerillasının cinayetine kurban giden Ömer Lütfü Topal vermişti. Topal’ın teklifi 100 milyon dolardı. Ancak ihaleyi 36 milyon dolar teklif eden Ciner kazandı. Topal’ın ihaleden elenmesinin sebebi hakkında basında yer alan iddialardı. Yine iddialara göre Topal’ın İnterpol tarafından arandığını basına sızdıran ve Topal’ın ihaleden çektirilmesine neden olan dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’dı. HAVAŞ’ın alınmasından sonra Mehmet Ağar’ın kardeşi Yunus Ağar, HAVAŞ’ta görev aldı ve daha sonra da Park Holding’in Genel Koordinatörlügüne kadar yükseldi.

Ömer Lütfü Topal bir süre sonra devlet içinde örgütlü bir çete tarafından kaçırılıp öldürüldü. Bu cinayetle ilgili davada Bodrum’da bir arsa anlaşmazlığı nedeniyle Ciner tarafından ayağından vurdurulduğunu iddia eden Ersin Ortaç, Topal cinayetinde "Ciner’in aktif olarak rol aldığını” öne sürdü.

Beşiktaş olmadı Kasımpaşa spor verelim

Önü açılan Ciner daha sonra madencilik, otelcilik, elektrik ve medya alalarına da el attı. Hızla büyüdü, ülkenin en zenginleri arasındaki yerini aldı.

Bu hızlı yükselişte Ciner Grubu’nun Başbakan Tayyip Erdoğan’a yakınlığının etkili olduğu da iddialar arasında. Ciner’e ait Eti Soda’nın 2009’da faaliyete geçirdiği Beypazarı soda külü tesislerini Erdoğan bizzat açmıştı. Başbakan’ın gözdesi Kasımpaşa Spor Kulübü’nü 2012’de Ciner tarafından satın alınmasında da bu yakınlığın etkisi olduğu söyleniyor.

Ciner’in iktidarlarla yakınlık kurmakta özel bir becerisi var. Özal döneminde kardeşinin bağlantıları ile 1990’larda ise Mehmet Ağar ve MİT sayesinde ayakta kaldığı iddia ediliyor. Ecevit döneminde bu kez kayınpederi Hüsamettin Özkan, Ciner’in arkasındaki güç olarak ön plana çıkıyor.

Turgay Ciner, 1996’da Ahmet Hamoğulu, Zafer Yıldırım ve İhsan Kalkavan gibi “iş adamları” ile birlikte Beşiktaş Yönetim Kurulu’na girdi. Aynı yıl Başkan Süleyman Seba’yı devirmek isteyince kulüpten uzaklaştırıldı. Kasımpaşa Spor macerası bundan sonra başladı.

Kutlu Savaş raporunun kahramanlarından 

25 Ekim 2000 tarihli Yeni Şafak gazetesinde yer alan habere göre Ciner’in medyada yaptığı ataklar herkesi şaşırttı. Habere göre Başbakanlık Teftiş Kurulu eski Başkanı Kutlu Savaş'ın Kumarhaneler Kralı Ömer Lütfi Topal'la ilişkilendirdiği Turgay Ciner'in şimdi de medya patronluğuna soyunması zihinlerde soru işaretlerine neden oldu. Şaibeli işadamı Erol Evcil'in İş Bankası'ndan büyük montanlı kredi aldığı dönemde aynı bankanın Taksim Şubesi'den 500 milyon dolar kredi temin eden Ciner'in bu sayede yatırımlarını artırdığı söyleniyordu.

Gazetenin haberine göre Turgay Ciner bir dönem Ömer Lütfi Topal'ın parasını kullanıyordu. Gazete haberini Teftiş Kurulu eski Başkanı Kutlu Savaş’ın, Susurluk Raporu'na dayandırıyordu. Raporda ilgili bölüm şöyle:

"Ömer Lütfi Topal'ın ticari faaliyetleri 90'lı yıllar boyunca inanılmaz bir gelişme göstermiştir. Ancak uyuşturucu ticaretinin devam ettiği de bilinmektedir. Hatta 1993 - 1994 yıllarında Avrupa havaalanlarında uyuşturucu ile yakalanan dört Türk Hava Yolları teknisyeni (Şenol Tunç, Sadık Kara, Süleyman Hanilci, Mustafa Akman) verdikleri ifadelerde Ömer Lütfi Topal adına çalıştıklarını söylemişlerdir. Kurye bulmanın zorluğu ve problemi, Topal'ı gelişmiş bir çözüm bulmaya sevk etmiş ve özelleştirilen Havaş'ın yüzde 60 hissesi için en yüksek teklifi vermiştir.

Ancak Emniyet Genel Müdürlüğü'nün İnterpol'den Topal'ın uyuşturucu kaçakçısı olduğu şeklindeki belgeyi temin ettiği ve Topal'ı engellediği iddiaları vardır. Neticede HAVAŞ'ın Park Holding bünyesinde Yazeks'e satıldığı ancak gerekli paranın bir bölümünün Topal tarafından temin edildiği de iddia edilmektedir. Havaş'ın özelleştirme safhasındaki Genel Müdürü Ahmet Kutlu'dur. Adı geçen Topal'ın yakın ve mutemet yöneticilerindendir."

Eymür'ün iddiaları

Ömer Lütfü Topal cinayeti ile ilgili olarak Ağar ve adamlarını işaret eden dönemin MİT yöneticisi Mehmet Eymür, “Atin” adlı sitesinde Ciner’le ilgili olarak şunları yazdı:


- Halen Türkiye’nin ve dünyanın sayılı zenginleri arasında gösterilen Turgay Ciner, girdiği ihaleler, satın aldığı şirketler ve gazeteler ile ismi sık sık manşetlerde yer alan bir kişi. Ancak hakkında önemli iddialar, ciddi söylentiler var. Onun nereden geldiği pek belli olmadığı gibi nereye kadar gidebileceği de meçhul.

- İstanbul’a göç etmesi ile birlikte kısa bir süre içinde büyük servet kazandığı gözlenen Turgay Ciner’in durumu memleketi Hopa’da da şüphe ile karşılanmaktadır. Turgay Ciner’in ağabeyi Tuncer Ciner emekli bir polis olup, Özal'la birlikte yat gezilerinde görüntü veriyordu.

- Susurluk Raporu'nda adı uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin suçlamaların yer aldığı bölümde geçen Turgay Ciner hakkında Susurluk olayına kadar Oflu Osman’ın dağıtım şebekesi içinde yer aldığı, Almanya ve İngiltere ile bağlantılı olduğu ve örgütlü bir şekilde uyuşturucu ticareti yaptığı hakkında ciddi iddialar bulunmaktadır.

-Turgay Ciner'in siyaset ve bürokrasi sahnesindeki dostları arasında Mehmet Ağar, Turgut Özal, Hüsamettin Özkan, Mesut ve Turgut Yılmaz, Çevik Bir (aynı zamanda tenis arkadaşı), Ünal Korukçu gibi isimler bulunuyor.

- Mayıs 1996 - Turizmci Ersin Ortaç “Beni Turgay Ciner vurduttu. Topal cinayetinin arkasında, HAVAŞ ve Park Holding'in sahibi Turgay Ciner ile Güvener Holding'in sahibi Halil Güvener var. İşin içinde uyuşturucu var. Ciner'in bu işten büyük bir çıkarı var” dedi. Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 3 dilekçe vererek davada tanık olarak dinlenmek istediğini belirten Ersin Ortaç, dilekçesinde ‘‘Topal'ın öldürülmesi olayında trilyonlar dönüyor. Olayın içinde, Park Otel ve HAVAŞ'ın sahibi Turgay Ciner ile Güvener Holding'in sahibi Halil Güvener de bulunuyor. İşin içinde uyuşturucu var dedi. Ortaç, Ciner'in tüm işlerini öldürülen "Kumarhaneler Kralı" Ömer Lütfü Topal'ın parasıyla yaptığını, HAVAŞ ihalesini de Topal'in girememesi nedeniyle kazandığını, eski İçişleri eski Bakanı Mehmet Ağar'ın kardeşi Yunus Ağar ile iş ilişkisi olduğunu açıkladı.

- Haziran 1997 – Fettullah Gülen’in Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından düzenlenen Medeniyetler Arası Diyalog Kongresi'nin sponsorluğunu Turgay Ciner üstlendi.

Çıkmak istiyordu

Ciner’in medyada girişi 1998 senesinde Sabah-Takvim gazetesine ortak olmakla başladı. Ardından TMSF’nin el koyduğu Sabah-Takvim gazetesi-ATV televizyonunu satın aldı. Tuncay Özkan’dan Kanaltürk’ü satın almak istedi. Olmadı. Yerine Habertürk televizyonunu aldı. Gazete Habertürk ve Habertürk radyoyu kurdu, TMSF'den Show TV’yi satın alarak Türkiye'nin en önemli medya patronlarından biri oldu. Bir ara Cumhuriyet gazetesine bile ortak oldu…

Ancak AKP artık kendi medyasını kuruyordu. Ciner’in kapısını tıklattılar, Sabah-ATV’yi elinden alıp Çalık Grubu’na verdiler. Son iddialara göre Ciner medyadan çıkmak istediğini Saraya’a bildirmişti. MHP krizi o bildirimin üzerine geldi.

“Basına baskı”nın dışında her şey var bu hikâyede. Zaten basın da basın değil. Patronları doğrudan Saray’a bağlı. Peki bu kriz ne diyeceksiniz. Bildiğiniz kayıkçı kavgası…