Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bir AKP Türkiyesi örneği: 'Örgütlenme faaliyetimiz yok' deyip işten çıkarma yapan sendika...

12 Eylül sonrası, özellikle de AKP Türkiyesi'nde sendikaların bir mücadele örgütünden ziyade giderek daha fazla düzen aparatı haline geldiği ilginç bir süreçten geçiliyor. İş öyle bir noktaya geldi ki, bir sendika direniş çadırından fotoğraf paylaşan örgütlenme uzmanını 'aktif örgütlenme faaliyetimiz yok' diyerek işten atıyor. Adına da özel sektör sendikacılığı diyorlar!

Ali Ufuk Arikan

Yayın Tarihi: 13.11.2025 , 14:51 Güncelleme Tarihi: 14.11.2025 , 11:18

“Eker direnişimiz 371. gününde. Doğru olan tektir. İnandığımız yolda mücadele etmekten vazgeçmiyoruz. Çünkü biz vazgeçersek bize inananlar da vazgeçer, inandıklarından vazgeçmek demek seni sen yapanlardan vazgeçmektir. İnsan olmak, inandığın doğrular için gerekirse bedel ödemektir.”

Bu paylaşım ve aşağıdaki fotoğraf 29 Eylül tarihli.

Eker direniş çadırından

Uzun yıllardır Tekgıda-İş sendikasında örgütlenme uzmanlığı yapan, birçok direnişe emek veren isimlerden Suat Karlıkaya tarafından direniş çadırından yapılan bu paylaşımda olağandışı bir şey yok.

Ortada bir direniş var ve Karlıkaya sendikasıyla birlikte bu direnişte işçilerin haklarını alması için emek veren isimlerden biri olarak görevini yapıyor.

Bu fotoğrafı olağanın dışına çıkaran gelişme, sadece bir hafta sonrasında yaşandı.

6 Ekim 2025 tarihinde Karlıkaya bu kez direniş çadırında bulunduğu işçilerin değil, kendi öyküsünü duyuruyordu: “Tekel, Nestle, Cargill, Polonez, Sütaş Pakmaya, Perfetti, Eker gibi birçok işçi mücadelesinde omuz omuza mücadele ettiğimiz kardeşim Yunus Durdu ile benim iş akdimizi Tekgıda-İş yönetimi fesih etmiştir. Bizler işçiyiz ve işçiler doğru bildiklerinden şaşmaz. Mücadele devam ediyor.”

Evet, Karlıkaya direniş çadırında birlikte mücadele ettiği işçilerin haklarını almaya çalışırken kendi sendikası tarafından işten çıkarıldı.

Sendikanın tasarrufu, mutlaka gerekçesi, bir nedeni vardır diyenler için geçtiğimiz günlerde fesih bildirimi de ortaya çıktı. Yapılan bildirimde sendika yönetiminin şu ifadelerine hep birlikte şahitlik ettik: “Sendikamızın devam eden aktif bir örgütlenme faaliyetinin bulunmaması…”

Evet, efsaneleşen Tekel Direnişi’nin parçası olan sendika, "aktif örgütlenme faaliyetimiz yok" deyip kendi örgütlenme uzmanını işten çıkarıyordu.

Bu başlı başına çok büyük skandalken, buna bir de AKP tipi “sosyal medyadaki paylaşımlar” gerekçesi eklendi.

Karlıkaya'ya gönderilen fesih bildirimi

Peki, neler oluyor gerçekten?

AKP ile yıllardır büyük bir uyumla çalışan Türk-İş’in parçası olmasına rağmen direnişçi bir çizgi izlemeyi başaran nadir sendikalardan olan Tekgıda-İş, nasıl oluyor da "aktif bir örgütlenme faaliyetimiz yok" deyip, sendikayı adeta askıya alıp  işten çıkarma yapıyordu?

Karlıkaya, hem bu işten çıkarma kararını hem de sendikada yaşananları soL’a değerlendirdi.

'Direniş alanına gelip işçilerin moralini bozan sendika yönetimi...'

Söze sendikaların kâr amacı güden işletmeler olmadığı, emek örgütleri olduğu hatırlatmasıyla başlayan Karlıkaya, görev yaptığı süre boyunca da bunun karşılığını vermeye çalıştıklarını, emekçiler lehine tavır sergilediklerini ve hep birlikte mücadele verdiklerini dile getirdi.

Sendikadaki yönetim değişikliği sonrasında birçok sorunun baş göstermeye başladığını belirten Karlıkaya, özellikle Polonez ve Eker direnişi süreçlerinde bunların giderek daha fazla hissedildiğini ifade etti.

İlgili direnişlerde yaşanan sorunların neler olduğu yönündeki sorumuza Karlıkaya tarafından verilen yanıt oldukça dikkat çekici:

“Direnişin sürdüğü yere merkezden gelen isimler, moral bozan konuşmalar yapmayı adet edindi. Gelip işveren istemese sizi almaz diyenler dahi oldu. Direnişlerde işçinin moralini yüksek tutmak için elimizden geleni yaparken, sürekli bozucu bir etki görmeye başladık. Eker sürecinde Bursa’da yürüyeceğiz dedik, uygun görmüyoruz diye direniş sürecine müdahale ettiler. Önümüze sürekli engeller çıkarıldı, sendika içinde onlar itaat ve biat istiyorlardı, oysa sendikalar başka kurumlardır, biat edilecek, edecek yerler değildir”

 

'Bu kamucu zihniyetle nereye gidecek bu sendika?'

Direnişçi işçilerin moralini düşürmek, sürekli çubuğu patronlara işaret etmek bir sendikanın değil, daha çok grev kırıcıların gündemiyken bu süreçte doğrudan sendika eliyle yapıldığı belirtilen müdahaleler gerçekten dikkat çekici. Peki, bu zeminin kaynağında ne var?

Karlıkaya tam da burada akıllardaki sorulara yanıt olacak bir vurguda bulunuyor:

“Burası nereye gidecek böyle diyorlardı sürekli. Kamucu zihniyetle bu sendika bir yere varamaz diyorlardı. Özel sektör zihniyeti lazım deyip durdular. Tekel'den geliyoruz diyeydi bunlar. Biz bir mücadele kimliği yarattık. Özel zihniyet nedir? Eti patronu ile fotoğraf çektirip onlarca işçiyi işten çıkartmak mı özel zihniyet? Buralar özel sektör, patronlarla uzlaşısı lazım… Sürekli bunu diyorlardı. Bu dedikleri her yerde işten çıkarmalar oluyor. Sen Pınar’da baş temsilci atanan bir kadın işçiden önce baş temsilciliğini alıyorsun, sonra da o işçiyi patronlar işten attırıyorsun. Bu sendika bu bakış açısıyla nereye gidecek diyorlardı bir de, bakış açısı önemli.”

'Bu nasıl bir şey açıkçası ben de anlayamadım'

Uzun yıllar işçi direnişlerinin içinde yer alan, birçok direniş çadırında bulunan biri olarak işten çıkarılma bildirimi, üstelik söz konusu gerekçelerle eline geçtiğinde ne hissettiğini de soL’la paylaştı Karlıkaya:

“Bu aslında benim için güzel bir şey. Sebep bulamadılar; ahlaksızlık, hırsızlık, işçilere zarar vermek gibi gerekçeler söyleselerdi canım acırdı. Eker mücadelemiz sürüyor diye fotoğraf attıktan sonra bu işten çıkarma haberinin gelmesi ironi gibi. Bu nasıl bir şey açıkçası ben de anlayamadım. Sendika birini işten çıkarırken var olma amaçlarından birinin olmadığını açık açık söylüyor. Gerçekten çıkıp önce bunu açıklamalı, buna yanıt vermeliler.”

'Mücadeleci bir sendika biat eden bir yapıya dönüştürülmek isteniyor'

Karlıkaya, kendisinin işten çıkarılmasının sonuç olarak çok da kritik olmadığını, önemli ve mücadeleci bir sendikanın biat eden bir yapıya dönüştürülmek istendiğini vurguladı ve şunları dile getirdi:

Sendikada yeni yönetimin birileriyle çalışmama hakkı ve kararı olabilir, bu ayrı bir şey. Yeni yapılanma diyorlar ama buralar topluma mal olmuş yerler, sendikanın sahipleri değillerdir, görev alan yöneticileri onlar. Açık bir şekilde emek örgütü niteliğinden ayrı hareket ediliyor, bunu görüyoruz. Burada gündem kesinlikle bizim işten çıkarılmamız değil. Sendika nereye gidiyor, asıl sorun bu. Bugünlere çok büyük emeklerle, mücadelelerle gelmiş bir sendikadan söz ediyoruz. Tekel’den bu yana çok önemli mücadeleler verildi özel olarak. Türk-İş içindeki muhalif, mücadeleci bir sendikaydı burası.  Biat etmeyen bir sendikanın geldiği nokta bu. O yüzden asıl sorun ve sıkıntı bizim işten çıkarılmamız değil, bu sendikanın nereye gittiği sorusu. Kendi varlık nedenini inkar eden bir gerekçeyle kendi işçisini çıkaran bir sendika haline gelmiş durumda. Asıl sorun gerçekten bu.

Sorun Tekgıda-İş'ten ibaret mi?

AKP Türkiyesi'nde sendikaların bir mücadele örgütünden ziyade giderek daha fazla düzen aparatı haline geldiği ilginç bir süreçten geçiliyor. 

Bu örnekte yaşadığımızsa işin artık ifrada varmasından ibaret.

Yani sadece Tekgıda-İş'ten ibaret bir süreçten söz etmiyoruz.

Sendikaların büyük bölümü AKP aparatı haline gelmiş durumda, ancak AKP etkisi dışında da mücadeleci bir sendikacılıktan söz etmek mümkün görünmüyor.

DİSK'in sendikanın genel merkezini taşıma sürecine ve yaşanan tartışmalara bakalım örneğin. Eleştirilerin merkezinde sınıftan kaçış, CHP'ye ve bürokrasiye yakınlaşmayı görüyoruz.

Son yıllarda grev deyince akla gelen belediyelere bakalım ya da, yönetim hangi partideyse sendika orayı üzmemek dışında hiçbir çıkar gözetmiyor. 

Sendikaların üye sayıları giderek düşüyor.

Bu tablonun en büyük dayanağı mücadeleden kaçış. 

Tekgıda-İş'in örgütlenme uzmanına ilettiği fesih bildirimi bunun en açık kanıtı değil mi: Aktif bir örgütlenme faaliyetimiz yok!

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.