Sayfa yolu
Bilal Erdoğan'ın gözünden Türkiye: 'Eğitim ve sağlıkta altın standarttayız, yalnız biraz daha özel yatırım lazım'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 07.12.2025 , 18:30
Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından düzenlenen Türkiye Girişimci Buluşması-Fikirden Girişime 2025 ve 12. GİV Girişimcilik Ödülleri, İstanbul Eyüpsultan'daki Bahariye Mevlevihanesi'nde gerçekleştirildi.
Programa, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, İstanbul Valisi Davut Gül, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan katıldı.
Yoksulluk derinleşirken ekonomik büyümeyi ve babasını övdü
Bilal Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, ülkede yoksulluk derinleşmiyormuş gibi ülke ekonomisinin büyüme verilerinden bahsetti.
Programın başında izletilen kısa filme değinen Bilal Erdoğan "Videoda da, 'Her iş günü 1 milyar dolar ihracat neredeyse oraya geleceğiz' demişiz. Oraları kırdık geçtik. Şu anda 275 milyar dolara geldik. Türkiye ekonomisinin büyümesini konuştuğumuz zaman bir şey görüyoruz. Türkiye'de 75 yılda kişi başına milli gelir aşağı yukarı 6-7 kat büyümüş. Son 23 yılda da 6-7 kat büyümüş. Yani son 23 yıldır yüzde 5,4 büyümüşüz" diye konuştu.
Bu büyümenin dünyada ve Türkiye'de yaşanan birçok olumsuz duruma rağmen sağlandığını savunan Bilal Erdoğan "Recep Tayyip Erdoğan'ın kıymetini, bu kadar hızlı büyüyemediğimiz, ekonominin katlanarak gitmediği zamanlarda anlayacağız. Ne zamanlar yaşamışız, ne kadar hızlı büyümüşüz, ne kadar hızlı gelişmişiz" ifadelerini kullandı.
Çöken sağlık ve eğitim altyapısına övgüler
"Girişimcilik ekosistemi" kavramından bahseden Bilal Erdoğan, bunun ülkede güçlü bir altyapı olmadığı takdirde mümkün olmadığını Türkiye'nin bu alanda hiçbir eksiği olmayan bir ülke olduğunu ve her köyde elektrik, su, internet ve yol gibi fiziki altyapıların tamamladığını iddia etti.
Erdoğan, ülkenin yerlerde sürünen sağlık altyapısına övgüler düzdü:
"İnsanımıza nasıl yatırım yapmışız? Eğitim, sağlık. Bugün Türkiye sağlık sistemi itibarıyla bu milli gelir düzeyinde dünyada en mükemmel sağlık hizmetini veren ülkedir. Türkiye'de devlet, Cumhurbaşkanımızın özel hassasiyeti sayesinde bunu başarmıştır. Yoksa 30 yıl önce hastaneden hastasını alamayan bir Türkiye vardı. Değil üç gün, üç ay, üç yıl sonrasına randevu alınamayan Türkiye vardı. Bugün gerçekten artık sağlık turizminin önemli destinasyonlarından biri olmaya uğraşan bir Türkiye söz konusu. Milyarlarca doları sadece dışarıdan ameliyat, fizik tedavi veyahut da estetik, diş ameliyatları, diş bakımı için kazanan bir ülke durumuna geliyoruz."
Ancak, ülkedeki sağlık altyapısının mevcut hali hiç de öyle parlak değil.
Ülkede doktor randevusu almak artık neredeyse imkânsız hale geldi. MHRS'de aylarca randevu bulunamayan branşlar, kapalı poliklinikler varken, hastalar acile yığılmış vaziyette. Sistemin çöktüğü Sağlık Bakanı tarafından bile kabul edildi.
Bununla birlikte, şehir hastaneleriyle kamunun kasasını boşaltan bir model yürürlüğe sokuldu. Kamu-özel işbirliği modeliyle yapılan şehir hastaneleri, devlet bütçesini yıllarca sürecek kira yüküne soktu. Bu hastaneler için kapatılan şehir içi devlet hastaneleri, sağlık erişimini birçok kentte zorlaştırdı.
Bu yıl yalnızca ilk 11 ayda 4 binden fazla hekim yurt dışına çıktı.
MESEM'de çocuklar ölürken 'eğitimde altın standart' yalanı
Bilal Erdoğan, Türkiye'nin eğitim altyapısını övmekten de geri durmadı.
Erdoğan, "Eğitimde nasılız peki? Eğitimde sınıf başına düşen öğrenci sayısı 35-40'larda olan bir ülkeden 20'ye geldik toplamda. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı. Bir göstergede budur. Bugün Türkiye'de 1,1 milyonun üzerinde öğretmenimiz var. 17 milyon civarında öğrencimiz var. Şu anda birinci sınıfa başlayan öğrenci sayısı 1 milyonun altına düştü. Altın standarttayız şu anda biz. Devlet girişimcilik ekosisteminin gereksinimi olan her şeyi tamamlamış" diye devam etti.
Bilal Erdoğan'ın bu iddiası da palavradan ibaret. Türkiye'de eğitim sistemi son yılların en ağır çöküş sürecinden geçiyor.
MESEM projeleriyle çocuklar ağır sanayi ortamlarında iş güvenliği önlemleri alınmadan çalıştırılıyor. Sadece son iki yılda çok sayıda çocuk iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bu ölümlerin tamamı “devlet denetimi var” denilen bir model içinde gerçekleşti.
Çocuk işçi ölümlerini protesto edenler ise tutuklanıyor.
Eğitimde kamunun tasfiyesi de değinilmesi gereken bir konu.
Ülkede bugün okulların bakım-onarım bütçeleri kaybolmuş durumda. Öğretmen açığı yüz binlerle ifade edilirken, iktidar ısrarla kadrolu öğretmen alımını kısmaya devam ediyor.
Ayrıca milyonlarca aile, devlet okullarında temel ihtiyaçların dahi velilere yüklendiği bir sistemle baş başa.
'Daha fazla piyasacılık lazım'
Konuşmasında "genç girişimcilere" de seslenen Bilal Erdoğan, ülkede özel yatırımların eksik olduğunu ve bunun halkın zararına olduğunu iddia etti:
"Teknofest'te en son 1,5 milyonun üzerinde öğrenci, teknoloji takımlarında yarışmalara katılıyor. O çocuklar yarının girişimci adayları. Yani buralardaki başvuruların yüzlerle, yüz binlerle artacağını şimdiden hayal edebilirsiniz. Bizde eksik olan taraf özel finansman. Yani illa devlet verecek. Artık öyle bir devre geldi ki Türkiye, bu kadar altyapı yatırımını gerçekleştirdikten sonra artık vatandaşın 'Sıra bende ben ne yapacağım' diyor olması lazım."
Bilal Erdoğan, buradaki ifadesiyle piyasacılığın 40 yıllık yalanını devreye sokmuş oldu.
Bilal Erdoğan’ın “özel yatırım artarsa ülke kazanır” iddiası, Türkiye’deki tüm yapısal krizlerin merkezindeki piyasa politikalarının başarıya ulaşmış olduğu varsayımına dayanıyor. Oysa özel sektörün büyüdüğü her alanda, eğitimde, sağlıkta, barınmada, enerjide, hizmetler daha pahalı, daha güvencesiz ve daha eşitsiz hale geliyor. Devlet çekildikçe halkın payına düşen yalnızca artan faturalar, çöken sistemler ve güvencesizlik oluyor.
Yandaşlar milyarlarca liralık deprem konut ihalesi alıp 'vatandaşın yardımına koşmuş'!
Bilal Erdoğan, konuşmasının sonunda ise halen teslim edilemeyen deprem konutları üzerinden "yandaş"ları övdü.
6 Şubat depremleri sonrası yapılacak konutlar için milyarlarca liralık ihale yandaşlara verildi.
Bilal Erdoğan "KOBİ'lerimiz, Anadolu kaplanlarımız" diyerek deprem sonrası aldıkları ihalelerle zenginleşmeye devam eden "yandaş"ların vatandaşın yanında yer alıp vatandaşın konutlarını yapmaya koştuklarını iddia etti.
Yandaşlar deprem konutu ihalelerini "hayrına" almış gibi bir çarpıtmaya imza atan Bilal Erdoğan AKP iktidarında sömürü olanakları alabildiğine genişleyen, özelleştirmelerle ülkenin en büyük zenginliklerine el koyan ve "altın çağ"ını yaşayan TÜSİAD'ın aynı "hayırseverliği" yapmadığını savunarak bir karşıtlık kurmaya çalıştı. Ortada bir eksiklik olduğunu savunan Bilal Erdoğan'a göre "bu eksikliğin biraz giderilmesine" ihtiyaç varmış!
Bilal Erdoğan şöyle konuştu:
"Türkiye'de son 23 yılda yapılan yatırımlara baktığımız zaman ya devlet eliyle yapılmış ya da devlet teşvikleri kadar yapılmış. Onun ötesinde yapan varsa yoksa bizim KOBİ'lerimiz, Anadolu kaplanlarımız. Yani büyük sermaye maalesef biriktirdiği parayı biriktirmeye devam ediyor. Asrın felaketi olduğunda TÜSİAD neredeydi? TÜSİAD çıkıp da 'Biz de şöyle 50 bin konutu TÜSİAD üyeleri olarak yapıyoruz' diyemez miydi? Ne oldu, biriktirdiğiniz paralar nereye gitti? Yatırım yapmıyorsun. Hadi gel bu memlekette depremzedenin 50 bin tane konutunu sen yap, bak devlet 500 bin tane konutu yapıyor. Yine elini cebine daldıranlar bir şekilde 'yandaş' diye yaftalananlar. Onlar yine gelip vatandaşın yanında yer alıp, vatandaşın konutlarını yapmaya koştular. Dolayısıyla bu ülkede sermaye sahibi, özellikle büyük sermaye sahibinin günahı, vebali çok. Ne fakir fukaranın, garip gurabanın yanında dururlar, ne devletin yanında dururlar, ne de girişimcinin yanında dururlar. Oradaki eksikliğin biraz giderilmesine ihtiyacımız var."
Erdoğan, ek olarak "Ülke geliştikçe sivil toplum da güçlenir, söz sahibi olur, siyasete daha fazla yön verir. Dolayısıyla işte size girişimcilikle ilgili bir sivil toplum kuruluşu, bence sermaye sahiplerine de lobi yapması, baskı yapması lazım" dedi.
"Devlet yatırımları" yalanı bir yana, deprem felaketinin üzerinden neredeyse iki yıl geçmiş olmasına rağmen, depremzedelerin önemli bir bölümü hâlâ konteynerlerde, hatta çadırlarda yaşıyor.
Bölgede altyapı eksikliği de kronikleşti. Su kesintileri, kanalizasyon sorunları, ısınma ve enerji yetersizliği rutin hale geldi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.