Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Berlin'deki Kürt-Yahudi Kongresi'ni okumak

Kongreyi örgütleyen asıl arka plan, Alman istihbaratı ve İsrail'dir. Garp cephesinde yeni bir şey yok gibi görünmesine karşın, Kürt–Yahudi Kongresi'nde ilk kez İsrail'in Kürt örgütlülüğü içindeki derin bağları açığa çıkmış oldu.

Tevfik Taş

Yayın Tarihi: 04.10.2025 , 12:24 Güncelleme Tarihi: 05.10.2025 , 00:02

''Berlin Birinci Kürt–Yahudi Kongresi'' 7 Eylül 2025 tarihinde gerçekleştirildi. 

Adı tam olarak bu. "Birinci" olarak ilan edildiğine göre devamı da gelecek. 

Sözü geçen kongrenin resmi organizatörlüğü iki derneğe ihale edilmiş: Almanya Kürt Toplumu ve WerteInitiative adındaki Almanya Yahudi birliğinin bir yan kuruluşu. Gayrı resmi örgütleyiciler ise Almanya İçişleri Bakanlığı ve İsrail Başkonsolosluğu.

İsrail/ABD mandası olmaya pek hevesli Barzani çizgisinin Almanya'daki uzantıları üzerinden hayata geçirilen ''kongre'', doğrudan Alman devletinin İsrail ile koordine ettiği bir etkinlik.

Organizasyonu düzenleyen figürlerin Türkiye kökenli olması sözü geçen çizginin Kürt ulusal hareketi içinde güç kazanmaya başladığının da işareti olarak okunmalı. Öcalan'ın "reel sosyalizmin ağır etkisi altında'' kaldığı döneme lanet okuyarak kapitalizme nihai olarak ikna olduktan sonra geliştirdiği sınırları belirsizleştirerek Kürt sorununu çözmeye dair düşünsel egzersizler yapması dışında Barzanici ekol, geleneksel mandacılığın Kürtler ve Kürdistan için en "gerçekçi" çözüm olacağına dair inancın propagandasını bu etkinlik ile ilan etmiş oluyordu.

Almanya Kürt Toplumu Derneği Genel Başkanı Ali Ertan Toprak ile bu organizasyonun daha az görünen ama daha "derin"deki adamı Mehmet Tanrıverdi kimdir, yakından tanıyalım.

Kamuoyunda Yeşiller Partisi olarak da bilinen ''Bündnis 90/Die Grünen'' partisine "gençlik hevesiyle" üye olan Ali Ertan Toprak, Yeşiller'in sosyal demokratlarla imzaladığı yeni göç politikasını gerekçe göstererek partisinden istifa ediyor. Ardından olgunluk döneminde ilk iş olarak göçmen karşıtı politikaların amiral gemisi Hristiyan Demokrat Birlik Partisi CDU'ya kapağı atıyor. "Yürü ya kulum" denilerek Alman devleti ile olan derin bağları giderek güçleniyor. Nihayetinde Almanya İçişleri Bakanlığı ve İsrail sponsorluğunda Berlin Birinci Kürt–Yahudi Kongresi'ni örgütleyen ekibe dahil oluyor.

Ali Ertan Toprak, İsmet Siverekli adlı YouTuber'ın programında hızını alamayarak, ''Kürt halkının yüzde 90, yüzde 95'i bu kongrenin arkasında'' 1 diyerek ne kadar palavracı olduğunu da ifşa etmiş oluyordu. Oda TV'de Osman Erbil'in kendisi ile yaptığı programda bol bol liberal demokrasi ve İsrail muhipliği yapan Toprak, İsrail'den "bölgenin batılı değerleri savunan tek demokratik ülkesi" diye söz ederek, gerçek anlamda nerede konumlanmak ile kimin kullanılanı olmak arasındaki çizgiyi kalın hatlarla belirginleştirmiş oluyordu.

Almanya Kürt Toplumu Derneği Kurucu Başkanı Mehmet Tanrıverdi ise "Federal Almanya Liyakat Nişanı'' verilmiş bir karanlık figür. Siyasal yaşamına başladığından beri her dönem Kürt ulusal hareketinin ''ılımlı'' ekseninde yer almış. 2010 Anayasa Referandumunda ''yetmez ama evet"çi cephenin Almanya ayağını örgütleyen ekip içinde aktif yer alıyor. Mehmet Tanrıverdi de Ali Ertan Toprak gibi, neredeyse aynı zaman aralığında üyesi olduğu partiden istifa ediyordu. Sosyal demokrat SPD'nin popüler üyeleri arasında yer alan Thilo Sarrazin'in göçmen karşıtı söylemine SPD yönetiminin sessiz kalmasını gerekçe göstererek SPD üyeliğinden istifa etmişti. İçişleri Bakanlığı'nın envanterinde özel yeri olan Tanrıverdi, etkili görevlere getirilerek, devlet tarafından fonlanmaya devam etmektedir.

'İslamofobi' niçin raflardan kaldırıldı?

Göçmenlik başlığında nasıl bir politika izlenmesi gerektiği üzerine kafa yoran Alman kuruluşları ve kişilerin üzerinde mutabık kaldığı iki eğilim vardı: Çokkültürlülük ve Alman kültürünün avangardizmi. Bu iki eğilimden birincisi liberaller tarafından savunulurken, sosyal demokratlar ve Yeşiller üzerinden izlenen politika en iyimser durumda dahi kalın surlarla örülmüş gettolar yarattı. Ve sosyal demokratlar dahi iflas eden bu siyaseti savunamaz duruma düştü. Sarrazin çığırtkanlığı tam da "ben dememiş miydim"e dairdi. Diğer eğilim, Alman öncü kültürü ise Hristiyan Birlik Partileri CDU/CSU'nun geleneksel tutumuydu ve şimdi yürürlüğe konulan da budur. Zamanın ruhuna kulak vermiş Ali Ertan Toprak ve Mehmet Tanrıverdi profilindeki figürler, o günlerde çokkültürcüyken bugün Alman kültürünün önceliğini savunan cepheye yerleştiler.

Bir dönem Alman liberalizminde ''İslamofobi'' başlığı tartışılırken, bugün bu başlık tamamen unutulmuş hatta unutturulmuştur. Niçin? Çünkü ABD/İsrail ortaklığının Ortadoğu'ya dönük harita–kadastro politikalarında radikal değişiklik var da ondan! Arap, Fars, Türk düşmanlığı geçer akçe ilan edildiğinden beri İslamofobi raflardan kaldırıldı. Kimse sokakta Gazze'de yapılan soykırımı protesto etmemeli, yoksa antisemitizm yapmış olur! Ali Ertan Toprak ve Mehmet Tanrıverdi gibi Alman istihbaratının maşası kişiler için ise durum, Kürt şovenizminin hanesine artı olarak yazılabilecek fırsatlara alan açmıştır. Onun için Kürt yurttaşına ve onun eşitlik ve özgürlük mücadelesine değil, İsrail'in koltuk çıkacağı Barzanistan'a odaklanmanın tam zamanıdır!

İsrail'in maşası olma ikrarı ile aba altından sopa gösterme salınımı

Independent Türkçe'nin muhabiri Gülbahar Altaş, ''Tarihin ilk Kürt-Yahudi Kongresi Berlin'de gerçekleşti: Kim, ne dedi?'' 2 haber/yorumunda sözü geçen kongrenin haberini sunmaktan ziyade ballandıra ballandıra propagandasını yapan bir tarafgirlikle kaleme aldığı yazısında, ''İsrail ile Kürtler arasındaki ilişkiler, özellikle 1990'lardan sonra Irak Kürdistan Bölgesi'nin özerklik süreciyle birlikte güçlendi. İsrail, bu dönemde Kürtlere hem askeri hem de diplomatik destek verdi. Ancak bu destek hep gayri resmi düzeyde kaldı. Kürt siyasetçiler, bölgesel dengeler nedeniyle İsrail ile açık bir ittifak kurmaktan çekindiler ve işbirliğini genellikle gölgede yürütmeyi tercih ettiler. Bu bağlamda, Berlin'de düzenlenen kongre, söz konusu tabunun yıkılması ve ilişkilerin daha şeffaf bir temele oturtulması açısından tarihî bir adım olarak değerlendirilmektedir" sözleri ile Yahudi derken İsrail'i, Kürt derken de Barzani'yi kast edildiğinin ikrarı içindedir. Bu, ağızdan kaçan bir ikrar da değildir. Belli ki, "artık açık konuşmanın zamanı gelmiştir" diyen bir nobranlığın cesareti ile ilan edilmiş bir ikrar ile karşı karşıyayız.

Independent Türkçe muhabirinin "haber"e ilişkin dolgu malzemesi yaptığı demokratik değerler vurgusu, ırkçılık karşıtlığı iradesi, bölgesel barış ve benzeri lafların amacının, bir terör devleti olarak İsrail'in şiddetle ihtiyaç duyduğu meşruiyet arayışını karşılamaya dönük halkla ilişkiler çalışması olduğu gizlenemeyecek kadar gözler önündedir. Bir de verdiği istatistiki veriler var ki, tadından yenmez! Almanya'da ''yaklaşık 2 milyon Kürt'' yaşadığı "bilgisi" aktarılırken, bu "bilginin" nasıl ve nereden derlendiği açıklanmıyor. 

2024 resmi verilerine göre Almanya'da yaşayan 25,2 milyon göçmenin yüzde 12'si Türkiye kökenli, yani toplamda 3 milyon.3 Etnik kökene göre yapılmış resmi bir veri olmamasına karşın, bu sayının hangi kriterlere göre yapıldığı bilinmiyor. Şayet Türkiye'den Almanya'ya göçmen olarak gelen insanların nüfus kütükleri üzerinden bir değerlendirme yapılıyorsa, en başta bizzat Almanya Kürt Toplumu Derneği Genel Başkanı Ali Ertan Toprak'ın Ankara doğumlu olması ile uydurulan şablona uymaması gerekiyor! Ama atış serbest tabii, köken avcılığı yapmak artık moda.

Kürt siyasetinin Öcalan çizgisi adına sözü geçen kongreyi değerlendiren Yeni Yaşam yazarı Nesrin Akgül ise şu değerlendirmede bulunuyordu: 

"Öcalan’ın hedeflediğinin aksine, güncellenmeyen ve 'Demokratik Birlik Sözleşmesi'ni inşa edemeyen Türk devleti için İsrail-Kürt ittifakının hangi sonuçlara yol açacağı kulaklara küpe edilerek hızla adım atılmalıdır. Fırtınayı görmezden gelip limana demir atılmazsa, dalgalar gemiyi batıracaktır.'' 4

Yeni Yaşam yazarının "uyarısı" çok açık: "Çözüm süreci" adına kodlanan Yeni Osmanlıcı stratejinin gereksinim duyduğu adımlar atılmazsa, Kürt siyaseti İsrail'e dümen kıracaktır. Bahçeli-Erdoğan ikilisine selam çakılmış oluyor yani.

YouTuber İbrahim Halil Baran5 da kongreye katılan kişilerden biriydi. Kürt ulusal hareketinin Barzanici ekolüne yakınlığı ile tanınan Baran, sözü geçen kongreye ilişkin övgü dolu değerlendirmelerinde Yahudi ve Kürt düşmanlığının aynı kaynaktan beslendiğine dair düpedüz en pespaye cinsten yalancılığa dayanan video sonda, ne düzeyde bir süzme şovenist olduğunu da bir kez daha ilan etmekten geri durmuyor. "2800 yıllık Kürt–Yahudi ilişkilerinde" (ifade bu), Kürt'ten Kürdistan'a geçmenin gerekliliğini öne sürerken, İsrail/ABD planlarının ateşli bir şakşakçısı olarak kaleminden kan damlarcasına ettiği lafların pekala ayrımındadır.

Kongre'yi aslında kimler organize etti?

Kongrede, Alman hükümeti adına İçişleri Bakanlığı Parlamenter Müsteşarı Christoph de Vries (Hristiyan Demokrat Partili/CDU) ve İsrail'in Berlin Büyükelçiliği temsilcisi Guy Giladi konuşma yaptı. Açılış konuşmaları, WerteInitiative Başkanı Elio Adler ve Almanya Kürt Toplumu Başkanı Ali Ertan Toprak tarafından gerçekleştirildi.

Katılımcılar arasında öne çıkan isimler şunlardı: Shila Erlbaum (Almanya Yahudileri Merkez Konseyi, Siyaset ve Din Bölümü Yöneticisi), Rebecca Schönenbach (Totalitarizm araştırmacısı), Cahit Başar (Almanya Kürt Toplumu Genel Sekreteri), Mirjam Rosenstein (WerteInitiative üyesi), Maria Kireenko (Akademisyen), Fatma Keser (Sivil toplum temsilcisi), Veysi Dağ (Hebräische Üniversitesi), Peşrew Muhammed (Akademisyen) İbrahim Baran (YouTuber, PAKURD kurucusu) ve Abdullah Demirbaş (Eski Diyarbakır Sur Belediye Başkanı).

Kongre'yi örgütleyen asıl arka plan, Alman istihbaratı ve İsrail'dir. Alman emperyalizmi daha öncesinde de Alman İslam Konferansı düzenlemiş, İsrail karşıtı olası örgütlülükleri denetim ve baskı altında tutacak bir dizi kararı hayata geçirmişti. Bu açıdan bakıldığında garp cephesinde yeni bir şey yok gibi görünmesine karşın, Kürt–Yahudi Kongresi'nde ilk kez İsrail'in Kürt örgütlülüğü içindeki derin bağları açığa çıkmış oldu.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.