Sayfa yolu
Berlin seçimleri: Arafta siyaseti Almanya’da (da) aşmak
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Fotoğraf: Anadolu Ajansı
Yayın Tarihi: 24.09.2026 , 12:21
Almanya'daki Sol Parti'nin (Die Linke) adayı Elif Eralp’in Berlin Eyalet Seçimi’nde en yüksek oyu almasıyla başlayan süreçte kendisine dair yaygın ifadelendirme, “Berlin’in Mamdani’si” olarak öne çıktı.
Bu adlandırmaya kaynaklık eden başarının iki kaynağı bulunuyor.
Elif Eralp’in mensubu olduğu parti, kapitalist metropollerde gittikçe derinleşen barınma krizine dönük öfke ve itirazlar konusunda toplumdaki tepkiye kayıtsız kalınamayacağını gördü. Berlin, tıpkı New York gibi emekçilere kapalı bir kent halini alıyordu ve bu durma dair ivedilikle yanıt üretilmeliydi. Barınma meselesi soyut bir kimlik meselesi değil, emeğiyle geçinen insanlar için son derece yakıcı bir sorundu.
Başta insanca barınma hakkı olmak üzere, ulaşım, eğitim hakkı başlıkları da benzer bir sınıf eksenine uygun içerikleri temsil ediyordu. Göçmenlere dönük gündelik ırkçılığın da besleyeni olan bu yoksulluk başlığı sol iddiasındaki bir partinin gündemi dışında kalamazdı. Emekçi sınıfların ister göçmen olsun ister yerli halk olsun tamamını kapsayan “çalışarak yoksullaşma” olgusu Sol Parti’nin itiraz ve önerileri üzerinden toplumda yankısını buldu. Elif Eralp’in göçmen, anne ve emekçi olma nitelikleri üzerinden şekillenen dinamik propaganda tarzı karşılığını bulmakta gecikmedi.
Tüm dünyada emekçilerin tepkileri düzen içinde tutulmaya çalışılıyor. Popülist sağ hareketler bunun bir aracı. Diğer araçsa, düzenin sınırlarını kabullenen bir sol. Dayatılan bu çerçeveyi sorgulamak için soL Haber'e abone olun.
Görece beklenmedik bir başarıya imza atan bu çalışmanın dışa açılan yüzü olarak öne çıkan Elif Eralp, “Berlin’in Mamdani’si” olarak övgüyle nitelenirken, bir yandan da anaakım siyasetten tepki almakta gecikmedi. Berlin’i örümcek ağı gibi saran konut tekellerine dokunması ve Almanya Başbakanı Merz’in pişkin ifadesiyle “Batı’nın pis işlerini yapan İsrail”in Gazze’de Filistinlilere soykırım uygulamalarına tepki gösterilmesi şiddetli tepkilere yol açtı.
Zohran Mamdani’nin danışmanı Elif Eralp’in de danışmanı
Ancak bu adlandırmaya kaynaklık eden unsur bunlarla sınırlı değil. Zohran Mamdani’yi başarıya taşıyan stratejinin başındaki kişinin, Eralp'in ekibindeki kişi olması atlanmamalı.
Demokrat Parti üyesi Mamdani’nin bir göçmen olarak New York’ta edindiği sonuca öykünen Berlin merkezli Die Linke, New York’a gönderdiği araştırma heyeti aracılığıyla Morris Akiba Katz ile tanışarak Berlin’e dönmüş ve benzer bir stratejiyi bu kez Alman metropolünde denemeye karar vermişti.
Morris Katz da bir Demokrat Parti üyesi. Amerikan emperyalizminin ikincil olmayan bu iki numaralı partisi içinde parasını siyaset stratejisti olarak kazanan Katz, orta sınıf Yahudi bir ailenin çocuğu olarak şimdi Berlin’de bir Türk göçmene danışmanlık yaparak sürdürüyor.
Sol Parti’nin Berlin oyları geçen seçime göre ikiye katlandığına göre oy artırma merkezli strateji başarılı kabul edilebilir. Morris Katz’ın dar alanla sınırlı, hedefli seçim stratejisi Elif Eralp’in çalışkanlığı ile birleşince ortaya Mamdanivari bir başarı öyküsü çıktı.
Morris Katz’ın Elif Eralp’in başarısındaki payı düşünülenden daha fazla olmalı. Zira Alman faşist hareketinin popülist partisi Almanya İçin Alternatif'ten (AfD) duyulan "Almanya Yahudi toplumu endişesi" Sol Parti için de geçerliydi.
Acaba Katz’ın varlığı sözü edilen İsrailci toplamı bir nebze olsun teskin ediyor olabilir mi? Her ne kadar İsrailci Alman medyasının tuşlara aynı anda basan “antisemitizm” yaygarası Elif Eralp ve partisi üzerinde germe-gevşetme stratejisi olarak uygulanmaya devam ediyorsa da Katz’ın varlığı ciddi bir rahatlama referansı olarak işlev görüyor olabilir. Sürecin nereye evrileceği henüz bilinmiyor.
Elif Eralp ve partisi iki kutsala dokundu
Kapitalizmin kutsalı özel mülk sahibi olma ‘hakkı’ydı ve tekellere laf edilemezdi! Emperyalizmin günümüzdeki kutsalıysa İsrail terörünün meşruiyetine helal getirilmesiydi. Buna da dokunulamazdı! Üstelik bu iki kutsala dokunan partinin dışa açılan yüzü göçmen bir kadındı. Sol Parti ve Elif Eralp, kiraları düşürmek istediği için “komünizmi geri getirmek”le suçlanır (!) oldu. Ne onur verici bir suçlama oysaki!
Vay sen misin İsrail’i eleştiren, anında antisemit damgasını yersin! Alman siyasetinin kodaman sermaye partileri adına Yeşiller, soykırımcı İsrail’e toz kondurulmayacağını formüle ederken siyonizm seviciliğini değil klişe antisemitizm argümanını temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp dolaşıma sokuyor.
Sosyal demokrat SPD, emlak tekellerine olan derin bağlılığını gizleme gereği duymadan kamulaştırma heyulasından sıtmadan kaçarcasına uzaklaşarak, konut krizine yalnızca dönemsel “kira üst sınırı” önerisini yineliyor.
Hristiyan Demokratlar’ın tek rakibi AfD. Alman tekelci sermayesinin süzme partisi CDU/CSU, AfD’nin yükselişinin önüne geçmek için AfD’leşme sürecine kendini adapte edeli epey oldu.
Çağdaş neo-faşizmin partisi AfD ise tıpkı Weimar Cumhuriyeti döneminde klasik faşist ataları gibi taktiksel davranarak, halktan yana görünen bir programı takip ediyor. Sola taş çıkartan retoriği ile emekçilerin kalbinde yer etme konusunda önemli mesafe kat ettiler.
Sol Parti temsilcisi Elif Eralp, sermaye partileri tarafından gerip-gevşetme stratejisi gereği düzen sınırları içinde kalmaya ikna edilmeye çalışılıyor. Sosyalizmin adının hemen hemen hiç anılmadığı seçim propagandasında (yoksa sosyalizm Almanya’ya çok mu uzak olarak tasavvur ediliyor acaba?) kamulaştırma söyleminde yalpalamayacağına dair kararlı bir tutum gösterebilecek mi? Bundan emin değiliz…
Sol Parti’nin “demokratik sosyalizm” programı kamulaştırma-antisiyonizm ve Alman Demokratik Cumhuriyeti savunusu tamponlarının güvencesi olabilir mi?
“Demokratik sosyalizm” retoriğinin düzenin ilahlarını teskin eden programı, kapitalizmin önlenemeyen kriz ve çöküş sarkacı içinde değerini yitireli çok oldu.
Yüreği emekçi sınıflardan yana olduğunu düşündüğümüz Elif Eralp ve birçok yoldaşına yakışan kamulaştırma programının salt konut piyasası ile sınırlı olmayacağını deklare etmesidir. Kapitalist/emperyalist çöküş koşullarında kısmi reformları emekçi sınıfların önüne kurtuluş programı olarak koymak sosyalizm hedefine dar gelir. Zira düzen içi reformculuğun sınırları aşılalı çok oldu.
Aşil topuğu: Doğu Almanya mirası
Anaakım medyanın Elif Eralp’ı markaja aldığı bu iki başlık konusu dışında dillendirilme gereği duyulmayan bir başka başlık daha var. Alman Demokratik Cumhuriyeti mirası...
Sol Parti’nin Alman Demokratik Cumhuriyeti’ni ve onun devrimci mirasını inkâr eden “demokratik sosyalizm” programı, sol/sosyalist politikalardan geri basmanın aşil topuğudur. Sosyal demokrasinin sabun köpüğü bir varyantı olup olmamak Sol Parti’nin tercihidir. Bugüne kadar bu tercihi kullandılar. Yükselen faşizm tehditi liberal düzene tav olmak ile sınırlı kalmaya devam edecek mi? Yoksa "Almanya’da (da) devrim ve sosyalizm" programı ile mi yola devam edilecek?
Henüz faşistleşmemiş “aşırı sağcı” AfD ile henüz komünistleşmemiş solcu Sol Parti arasında “aşırılıklar teorisi”ne referansla türetilmiş “altın merkez” mi belirleyecek Almanya’daki sınıf siyasetini?
Bir eyalet seçiminden bu sorular türetilemez/türetilmemeli mi denilecek yoksa sözde olmayan antikapitalizm retoriğinden kopuş yaşanacak mı? Elif Eralp ve partisinin yanıtlaması gereken temel soru budur. Bu soruya verilecek yanıt, sınıf savaşlarının Almanya solu açısından arafta kalma durumunun devamı hakkında kesin bir kanaat oluşturacaktır.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.