Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Batı savaşı fırsat bilirken: Yıkımı emekçiler mi finanse edecek?

Almanya'da silahlı kuvvetlere 100 milyar avro özel fon aktarılması federal mecliste sert tartışmalara konu oldu. Peki tartışmanın arkasında ne var?

Anıl Kuralay

Yayın Tarihi: 09.06.2022 , 13:14 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

Savaş çığırtkanlığı, yahut bunu fırsat bilen Batı ülkelerinin amacı ne? 

Rusya ve Ukrayna savaşı 24 Şubat 2022’de başladı ve gündemde geri plana düşse de hâlâ devam ediyor.

Almanya özelinde konuşacak olursak Alman Silahlı Kuvvetlerine (Bundeswehr) 100 milyar avro özel fon aktarılması federal mecliste de sert tartışmalara konu oldu.

Yapılan açıklamaları okudukça veya dinledikçe hayrete düşmemek imkânsız. Sonuçta, silahlı kuvvetlere aktarılacak “Özel Fon” onaylandı. https://www.unsere-zeit.de/milliarden-pakt-fuer-aufruestung-169531/ Almanya’da mecliste olan partiler, Die Linke (Sol Parti) hariç, bu konuda anlaşıyorlar ve bunu bir fırsat olarak gördükleri aşikâr. Almanya’nın silah şirketleri bu durumdan oldukça memnun. Zaten kapitalist sistemin tam da ihtiyacı olan bu: Yeni savaşlar, yeni çığırtkanlıklar!

SPD Genel Sekreteri Kevin Kühnert’in yaptığı açıklamada da açığa çıktığı gibi hükümetin büyük ortağı bu parti, emekli maaşlarında ve asgari ücrete yapılacak artışlarla kamuoyunun gazını almayı hedefliyor. Halkta bu durumun büyük bir tepkiye yol açtığı açık. Sonuç itibariyle savaş süresince Batılı ülkeler daha fazla silah desteği sağlıyor. Artan her silah sevkıyatı aslında savaşı daha fazla tırmandırıyor. bundestag.de/resource/blob/892384/d9b4c174ae0e0af275b8f42b143b2308/WD-2-019-22-pdf-data.pdf

Egemen eğilimlerin dışından bakarak sormak kolay: Batı gerçekten demokrasi ve barış mı istiyor?

İlginç bir makale ilginç iddialarda bulunuyor ve gerçekten biraz duyarlı her insan bu iddialara hak verebilir. Makale, Batı'nın savaş zamanı müzakere ve pazarlık yapmayacağını dile getiriyor, eğer istedikleri olmazsa rejimleri değiştireceğinden ya da onları devireceğinden bahsediyor. https://www.autonomie-magazin.org/2022/05/zum-ukraine-krieg-verhandlung…

Peki, bu durumda ne olur?

Yıkımı emekçiler finanse edecek

Elbette bu soru veya türevleri savaşın gidişatına göre şekillenecektir, ama eğer böyle bir durum söz konusu olursa bir yıkım yaşanacağı, emekçi kitleler için çok açık bir durum. Yaşananların en büyük çıktılarından biri artan enerji giderleri, gıda fiyatlarında yükseliş vb. durumlardır. Batı ve Ukrayna’nın konumu, uluslararası anlaşmalara uyulduğunu pek göstermiyor. Zaten geçmişe ve günümüze bakarsak, NATO’nun sürekli genişleme isteğinin aslında SSCB’nin yıkılışından sonra da hiç bitmediğini görürüz. Dolayısıyla bu savaşın bizlere ve emekçi sınıflara bir çıkar sağladığını söylemek, aymazlıktır.

Peki, bizi yönetenler ne olacak?

Siyaseti sadece seçime indirgeyen ve bunu bir kural haline getirmiş olan bu sistem, bizim adımıza da bizlerin haklarını ve emekçilere ayırması gereken ihtiyaçları neden kendi ihtiyaçlarına yönelik kullanıyor? Elbette cevabı açık: Yaşanan bu krizde, şu an, dünya gıda kriziyle boğuşmaktadır ve Federal Almanya, silahlı kuvvetlerine (Bundeswehr) 100 milyar avro aktarmanın ve askeri sistemin güçlendirilmesinin derdindedir.

ABD’de de durum farklı değildir, fakat nereden bakalırsa bakılsın, sonuçta, yükselen enflasyon, hayat pahalılığı, enerji ve gıda fiyatlarında durdurulamayan artış, toplumda rahatsızlık uyandırıyor.

Böyle bir ortamda, Federal Almanya’da Yeşiller Partisi (B’90/Die Grünen) savaş çığırtkanlığı yapmakta ve Almanya’da militarist bir parti görevini üstlenmektedir. https://www.autonomie-magazin.org/2022/05/zum-ukraine-krieg-verhandlung…

Elbette bazı kesimler, demokrasi, özgürlük ve iklim değişikliği gibi kavramlarda üstlendiği rol gereği, Yeşillerin şovenistliğini ısrarla görmek istemiyor. Burada, toplumdaki “refah şovenizminden” güç alan, ama Rus düşmanlığı gibi etnik bir cepheleşmeyi de içermeye başlayan eğilimler yeşil bir renge bürünüyor.

Nihayetinde bu savaş emperyalizme hizmet ediyor ve bizim gözden kaçırmamamız gereken iki argüman var. Birincisi, uluslararası hukuktan dem vuranlar kendi yaptıklarını ya unutuyor ya da görmezden geliyor. Örneğin Kosova 1999, Afganistan 2001, Irak 2003 ve sonrasında 2011'de ABD'nin Suriye'deki eylemleri https://overton-magazin.de/krass-konkret/putin-gegen-die-regelbasierte-… uluslararası hukuka uygun mudur? Yoksa kılıfına uydurulmuş çığırtkanlıklar mıdır? Bu tartışma buranın konusu değil, ama aklımızda bulunsun. İkinci argümansa, savaşın sonlanması için bu ülkelerden mi medet ummak gerekir? Kuşkusuz düzen medyasının yazarları bu konuda sıraya girmiş ve kendi egemen sınıfları lehine kalemlerini bükmektedir. Bu, çok açık.

Medya, yine sadece kendisine düşen görevi yerine getiriyor: Örneğin, Ukrayna’nın biyolojik silah ürettiği haberleri bile Batı medyasınca Rusya propagandası olarak nitelendiriliyor ve uygun bir biçimde “yasaklanıyor”. Hukuken olmasa da ahlaken ve pratikte dışlanarak...

Karamsarlık değil, yeni bir dönem

1991’den sonra ABD ve Avrupa güç mü kazandı?

Elbette oluşan siyasal boşluktan bir takım kazanımlar sağlanmıştır, ama kazanımlar sağlandığı kadarıyla kapitalist devletler arasında tehditler de çoğalmıştır. Rusya’nın kendisini stratejik bir güç olarak öne sürmesi buna bir örnektir https://de.gegenstandpunkt.com/artikel/ukraine-russland-nato veya Çin’in uluslararası pazarda rol oynamasını da yine böyle görebiliriz.

Sosyalizmden arta kalan dünyada, bir başka ifadeyle, “sosyalizmden bir süre için arındırılmış” ancak iyice kırılganlaşmış bir dünya düzeninsizliğinde, yeni paylaşım savaşları, mevcut krizleri iyice kilitleyecek, içinden çıkılmaz haller yaratacaktır.

Ancak unutmamak lazım ki, bilhassa krizlerin kilitlendiği ve toplumların çaresizlik modunda kalmaya eğilimli olduğu dönemlerde, insanlık eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir düzen fikrine daha da yaklaşabiliyor.

Dolayısıyla, mevcut sahnenin kendi başına bir umutsuzluk kaynağı olduğunu, sınıfın henüz damgasını vurmaktan uzak olduğu metropollerin tüm toplumsal sürprizlere sonsuza kadar kapalı olduğunu söyleyemeyiz.

Krizler derinleştikçe, toplumların, özellikle de emekçi sınıfların ve aydınların, kendilerini yönlendirecek siyasi öncüler aradığı bir zamana giriyoruz. Bu öncülüğü, hem teoride hem de pratikte mücadele edenlerin üstlenebildiğini ise devrimler tarihinden biliyoruz.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.