Sayfa yolu
Başkentte NATO kuşatması sürüyor: Sokaklar 7/24 'kayıt' altında
Sıla Yılmaz
Yayın Tarihi: 18.07.2026 , 19:10
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen NATO zirvesi kapsamında Ankara’da geniş güvenlik önlemleri alınmıştı, güvenlik önlemleri kapsamında kentin Kızılay, Çankaya ve Gaziosmanpaşa gibi en işlek merkezi alanlarına çıkan tüm ana yolları araç trafiğine tamamen kapatıldı; metro hatları ve otobüs güzergahları iptal edilerek kentteki insan hareketliliği durma noktasına getirildi. Kamu personeline ve zirve güzergahındaki üniversitelere idari izin verilirken, şehrin meydanları ve parkları kilometrelerce uzunluktaki beton bariyerler ve çelik çitlerle çevrilerek "kırmızı alan" ilan edildi. Diğer illerden getirilen takviye ekiplerle birlikte on binlerce polis, bekçi ve jandarma sokaklarda vardiyalı olarak konumlandırıldı, yüksek binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi ve kent semaları 48 saat boyunca helikopter ile dron mobilizasyonuyla havadan abluka altına alındı.
Bu önlemler arasında Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kapsamında başkente 6 bin adet kamera ve 100 kritik noktaya üst düzey gözcü kameralar yerleştirildi. Kent adeta bir "kırmızı alan" hapishanesine çevrilirken, sokaklar binlerce kolluk kuvveti ve ağır bariyerlerle yurttaşlara kapatıldı. Zirve bitti, delegasyonlar dağıldı; ancak Ankara sokaklarına yerleştirilen devasa izleme ağı varlığını aynen koruyor. Resmi söylemde "konuk liderlerin güvenliği ve terör önlemleri" olarak ambalajlanan bu teknolojik yığınak, zirvenin ardından sökülmedi. Ankara’nın caddelerinde, sokaklarında ve meydanlarında duran binlerce kamera, şimdi doğrudan başkent halkını, emekçileri ve gençleri 7/24 izlemeye devam ediyor.
'Güvenlik' kimin için?
Yüz tanıma yeteneğine sahip bu üst düzey yapay zeka tabanlı kameralar, herhangi bir yargı kararı olmaksızın sokaktaki yurttaşların biyometrik verilerini işleme, kitleleri profilleme ve fişleme potansiyeli taşıyor. Bir savaş örgütünün ağırlanması için harcanan milyonlarca liralık bütçe halkın cebinden çıkarken, zirveden geriye kalan tek "kamusal miras" halkın her adımını izleyen dijital bir ağ oldu. Kamusal alanın bu denli yoğun bir teknolojik kuşatma altına alınması, iktidarın toplumsal muhalefeti ve sokak eylemliliklerini daha baştan baskılama arzusunun bir kanıtı niteliğinde.

Zirve kapsamında devreye alınan bu teknolojik altyapının, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu (KVKK) da yapısal olarak ihlal ettiği belirtiliyor. Kanunun 6. maddesine göre bireylerin yüz hatları ve fiziksel görüntüleri "özel nitelikli kişisel veri" (biyometrik veri) kapsamında. Bu verilerin işlenmesi yurttaşların açık rızasına ya da kanunda açıkça belirtilen istisnai hükümlere bağlı. Sokaktaki binlerce insanın haberi ve onayı olmadan yapay zeka destekli gözcü kameralarla biyometrik verilerinin taranması bu kuralın açıkça ihlali anlamına geliyor.
Dahası kanunun 4. maddesinde yer alan verilerin "belirli, açık, meşru amaçlar için işlenmesi" ve "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olması" ilkeleri de yok sayılmış durumda. Zira kameraların kurulma gerekçesi olan 7-8 Temmuz'daki NATO Zirvesi tamamlandı ve veri işlemeyi “meşru” kılan "geçici amaç" ortadan kalktı. Buna rağmen sistemin sökülmeyerek kalıcı bir kitle gözetimine dönüştürülmesi, hem kanunun ölçülülük sınırını aşıyor hem de veri sorumlusunun uymakla yükümlü olduğu "aydınlatma" ve "verileri süresinde imha etme" zorunluluklarını yok sayarak açık bir yasa ihlali oluşturuyor.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.