Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Bahçeli protestoları hedef aldı: 'Karşılarına başkaları dikilirse çatışma nasıl önlenecek?'

MHP Genel Başkanı Bahçeli, İBB Başkanı İmamoğlu'nun gözaltına alınmasıyla başlayan protestoları hedef aldı ve 15 Temmuz'u hatırlatarak, "Sokağa davet edilenlerin karşısına başkaları dikilirse çatışma nasıl önlenecek?" dedi.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 01.04.2025 , 10:43 Güncelleme Tarihi: 01.04.2025 , 21:59

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından AKP'nin hukuksuzluğuna karşı başlayan protestoları hedef aldı.

TBMM'yi, var olan siyasi partileri ve AKP'li Cumhurbaşkanı Rcep Tayyip Erdoğan'ın aldığı oyları örnek gösteren Bahçeli, Türkiye demokrasi olduğunu savunarak "CHP’nin seçim başarısızlığını gizlemek için hükumet sistemini günah keçisi ilan etmekten vaz geçmeyenler tek adam iftirasını hangi hukuka, hangi bilimsel esasa ve hangi vicdana dayandırmaktadır?" dedi.

Bahçeli, "güvenliğin olmadığı yerde özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından söz edilemeyeceğini" söyledi ve "Demokratik hukuk devletinde sorunların çözüm yolu sokaklar değil, diyalog ve hukuki mekanizmalardır. Toplumun bir kesimini şiddet içeren veya kaotik hareketlere yönlendirmek, demokrasiyle bağdaştırılamaz" ifadelerini kullandı.

"Sokakların çare olmadığını" iddia eden Bahçeli, "Şayet sokağa davet edilenlerin karşısına 15 Temmuz’da olduğu gibi başkaları dikilirse kaçınılmaz çatışma nasıl önlenecek, olayların önüne nasıl geçilecektir?" tehdidinde bulundu.

'CHP siyaseti yalan ve iftiraya dayalıdır'

"Son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nin başlattığı,  bazı televizyon kanallarının kadrolu yorumcuları tarafından da desteklenen, büyük bir şuursuzluk ve tahammülsüzlük örneği olan sokak çağrıları, Türkiye’nin çok tehlikeli bir sürece sokulmaya çalışıldığına işaret etmektedir" iddiasında bulunan Bahçeli, söz konusu çağrının toplumsal huzuru tehdit eden sonuçlar doğurabilecek niteliğe sahip oludğunu ve kamu düzenini bozmaya dönük olduğunu savundu. Bahçeli, "Demokrasi ve özgürlüklerin kullanılması adına yapıldığı ileri sürülse de demokrasi dışı arayışların tezahürüdür ve asla samimi ve masum değildir" dedi.

"Samimiyet" kavramının yalnızca bireysel erdemi değil, toplumsal ve ahliaki değerlerin de temelini oluşturmakta olduğunu söyleyen Bahçeli "Günümüzde, bazı evrensel değer ve kavramların ve toplumsal birliği temsil eden ahlaki ilkelerin, gerçek anlamlarının dışında kullanılmaya başlanması, siyasette samimiyet sorununu daha da derinleştirmiştir" şeklinde konuştu. Bahçeli, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Muhalefetin bilimsellikten ve gerçeklikten uzak, yalnızca popülist söylemlere dayanan politik yaklaşımları, siyaset kurumunun güvenilirliğini sorgulanır hale getirmektedir. Nitekim bugünkü CHP siyaseti ahlaki ilkelerden ve samimiyetten uzak, yalan ve iftiraya dayalıdır.

Kendi kuruluş değerleriyle barışık olmayan Atatürk’ün aziz mirasına ihanet içerisindeki CHP, başkalarına da doğru ve dürüst olamamaktadır. Oysa siyaset, bireysel veya partisel çıkarlar uğruna değerleri istismar etmek yerine, samimiyetle toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, evrensel ahlak ve bilimsel gerçekliği merkeze alan bir anlayışı benimsemelidir. Ancak bu şekilde demokrasi, hukuk ve toplumsal barış gerçek anlamını bulabilecektir.

Nurettin Topçu; 'Ahlaksız siyasetin sonu zulümdür. Ahlak, siyasetin vicdanıdır.' derken, Cemil Meriç; 'Ahlaktan yoksun bir siyaset, toplumun temellerini dinamitlemektir.' demektedir. Bu sözler adeta CHP’nin bugünkü yöneticilerine söylenmiş ders mahiyetindedir. CHP ve yandaşlarının toplumu isyana çağıran bir tutum içinde olması, siyasi ahlaktan uzak, hem toplumun huzurunu hem de demokrasiyi tehdit eden bir aymazlıktır. Bu söylemler toplumsal gerilimi ve kutuplaşmayı tırmandırırken kin ve nefret dilinin yaygınlaşmasına yol açmakta, ülkemizin birliğine kast etmektedir."

'Medyanın yıkıcı yayınlar yapmasının önüne geçilmesi şarttır'

Açıklamasına "Daha da üzücü hatta utanç verici olan ise, bazı medya yorumcularının bu sorumsuz söylemleri desteklemesi ve körüklemesidir" ifadesiyle devam eden Bahçeli şöyle konuştu:

"Medya yorumcularının, toplumu bilgilendirme ve bilinçlendirme görevlerini yerine getirirken büyük bir sorumluluk içinde hareket etmeleri meslek ilkelerinin de bir gereğidir. Söz ve yorum özgürlüğü demokratik bir hak olmakla birlikte, bu özgürlüğün kamu düzenini bozacak, halkı isyana teşvik edecek şekilde kullanılması asla kabul edilemez.

Toplumu kaosa, şiddete veya isyana yönlendiren yorumlar, hem hukuki hem de ahlaki sorumlulukların ihlali anlamına gelmektedir. Medyanın, barış, birlik ve sağduyuyu teşvik eden bir platform olması gerekirken toplumun güvenini ve huzurunu sarsacak söylemlerle kışkırtıcı bir üslup takınması etik ilkeleri aşan bir suç halidir. 

Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan medyanın ahlaki ilke ve standartlara uygun hareket etmesi için, idari ve hukuki düzenlemelerin yapılmasının yanı sıra medyanın kendi özdenetim mekanizmalarının geliştirilmesi de sağlanmalıdır. Medya kuruluşlarının imkanlarını kamuoyunu yanlış yönlendirecek şekilde kullanmaları önlenmelidir. Peşinen söylemek gerekir ki, toplumu yönlendirme gücü olan medyanın sadece basın özgürlüğüyle izah edilemeyecek yıkıcı yayınlar yapmasının önüne geçilmesi şarttır.

Şiddeti, kaosu ya da demokrasinin dışına çıkmayı teşvik etmek bir özgürlük alanı olamaz. Temel haklardan biri olan ifade özgürlüğünün kullanımı, toplumsal barış ve kamu düzenini koruma gibi sorumluluklarla dengelenmelidir. Siyasi partilerin ve televizyonların, toplumu sokağa çağırması, şüphesiz ki toplumsal düzeni tehdit eden sonuçlara yol açabilecektir. Tarihte birçok örnek, bu tür eylemlerin genellikle provokasyonlar veya kontrolsüz grupların müdahaleleri sonucu çatışmalara dönüştüğünü göstermektedir."

'Çözüm yolu sokaklar değil, diyalog ve hukuki mekanizmalardır'

"Çeşitli dinamiklerin devreye sokulmasıyla ülkemizde yaratılacak gerilim, kutuplaşma ve hatta çatışma iklimi, telafisi imkansız olayların meydana gelmesine sebep olabilecektir" diyen Bahçeli, şiddet ve çatışmayla kalıcı çözümler üretilemeyeceğini söyledi.

Bahçeli, "Siyasetin sağlıklı çözümler üretme fonksiyonundan uzaklaşan Cumhuriyet Halk Partisi, belli ki iktidarı, tarihin çöplüğündeki kirli sayfaları yeniden açarak elde etmeye yönelmiştir" ifadelerini kullandı.

"Barış ve kardeşliği" esas alan bir yaklaşımın toplumu güçlendiren en önemli unsur olduğunu savunan Bahçeli, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (AİHS), ifade ve toplantı özgürlüklerinin tanımlandığını ancak bu hakların sınırsız olmadığını söyledi.

Bahçeli açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11’nci maddesi, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alırken, 

  • Kamu düzeninin korunması,
  • Toplumun güvenliği,
  • Suç işlenmesinin önlenmesi,
  • Başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması,

yönünde kısıtlamalar getirmiştir. Hatta aynı maddede, silahlı kuvvetler, kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca bu hakkın kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilebileceği belirtilmiştir.

Bu yönüyle de kamu düzenini bozacak, toplumun huzurunu tehlikeye atacak eylemlerin engellenebileceği ifade edilmiş ve gerektiğinde devlet otoritesi tarafından bazı kısıtlamaların getirilebileceği evrensel hukukta bir norm halini almıştır.

Zira güvenliğin olmadığı bir yerde özgürlükten, demokrasiden ve insan haklarından söz etmek mümkün değildir. Demokratik hukuk devletinde sorunların çözüm yolu sokaklar değil, diyalog ve hukuki mekanizmalardır. Toplumun bir kesimini şiddet içeren veya kaotik hareketlere yönlendirmek, demokrasiyle bağdaştırılamaz. Toplumda farklı görüşlerin ve kesimlerin bir arada uyum içinde yaşayabilmesi, demokrasinin temel değerlerine saygıyla mümkündür.  Türkiye demokratik bir hukuk devletidir. Demokratik bir toplumda fikir ayrılıkları, şiddet ve çatışma yerine diyalog ve müzakere yoluyla çözülmeli, tüm kesimler, ortak bir gelecek için birlik duygusuyla hareket etmelidir."

'Seçilmişlere saygı göstermek demokratik sürecin olmazsa olmazıdır'

Müzakere için en önemli platformun da TBMM olduğunu söyleyen Bahçeli, "Meclisimiz etkin ve güçlü bir şekilde görevini icra ederken, sokakları işaret etmek demokrasiyi hiçe saymakla birlikte gazi meclisimize saygısızlıktır. Birlik ruhu ve anlayışı, bireylerin sadece kendi çıkarlarını değil, toplumun huzuru ve ortak çıkarlarının gözetilmesini de gerektirir. Bu da ötekileştirici değil, kucaklayıcı ve dayanışmacı bir anlayışı teşvik eder" diye konuştu.

Bahçeli, "Milli iradeye dayanan seçilmişlere saygı göstermek, demokratik sürecin ve hukuk devletinin olmazsa olmazıdır" diyerak şu ifadeleri kullandı:

"Eleştiri demokratik bir haktır; ancak bu hak, milli iradeyi ve seçilmişlerin meşruiyetini hedef alan, şiddet içeren yıkıcı yöntemlere dönüşmemelidir. Milli iradeye ve halkın kararlarına yönelik tehditlerin yalnızca hükümeti değil, aynı zamanda demokrasiyi de hedef aldığı açıktır. Demokrasiyi, insan haklarına saygıyı ve hukukun üstünlüğünü temel ilke kabul eden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi; dayandığı katılımcı, kapsayıcı ve uzlaşmacı demokratik anlayışla milli birliği sağlamak için uygun bir hukuki zemin de oluşturmuştur.

Etrafımızdaki ateş çemberi dikkate alındığında, milletimize yönelik tarihi husumetler hatırlandığında ve güncel risk ve tehditler dikkate alındığında milli birlik ve beraberliğin hayati önem taşıdığı açıktır. Ancak CHP, tam da bu ortamda demokrasi çerçevesini ve siyasi ahlak ilkelerini zorlayan bir tutuma girerek, toplumda telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek bir yanlışlığın içindedir.

Hatırlanacağı gibi Cumhuriyet tarihinin çeşitli dönemlerinde yapay kutuplaşmalar toplumsal yarılmalara, millî birlik ve beraberliğin örselenmesine sebep olmuştur.  Her kritik aşamada, Türkiye’nin sıçrama yapacağı her durumda tedavüle sokulmaya çalışılan “alevi-suni, Türk-Kürt, laik-antilaik, asker-sivil, devlet-millet, demokrasi-cumhuriyet, yoksul-zengin, işçi-işveren” gibi konular ayrışmanın, cepheleşmenin ve toplumsal kargaşa yaratmanın araçları olarak kullanılmaya çalışılmıştır."

'Sokaklar çare değil'

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" ile "tek adam rejimine dair yalanın" ortaya çıktığını iddia eden Bahçeli, "Cepheleşmeye dönüştürülmeye çalışılan bu alanlar üzerinden özellikle bazı televizyon kanallarında toplumsal isyana teşvik, ülkede kaos ve kargaşa çıkarmak için aleni çağrı yapılmaktalar" dedi.

Bahçeli'nin açıklamasının devamı şöyle:

"Seçilmiş olmak suç işleme özgürlüğü kazandırıyor gibi davranılmaktadır. Kimi zaman sığınmacıları, emeklileri, işçi ve memurları istismar eden, kimi zaman karıştıkları yolsuzluk ve usulsüzlüklere yapılan müdahaleleri bahane eden, kimi zaman da ülkemizin demokratik yönetim sistemini karalayan, bilimsel ve hukuki gerçekliği bulunmayan yalanlarla toplumda karşıtlık oluşturmaya çalışılmaktadır. Topluma kin ve nefret saçan, müzmin Cumhur İttifakı hasımları, ümitsiz vaka siyasetçiler her türlü yalanla 'Cumhur İttifakı gitsin, ülke yanarsa yansın' anlayışıyla demokrasi dışı arayışlara zemin oluşturma niyetlerini malum televizyon kanallarında açık etmektedirler.

Sahibinin sesi bu siyaset ve medya çürümüşleri toplumsal isyanın Cumhuriyet Halk Partisine üye vatandaşlarımızın öncülüğünde başlaması gerektiğini de söylemektedirler. Oysa Türkiye’de sokak olayları yaşandı ve geçmişin acı tecrübeleri de henüz unutulmadı. Yaşanan sokak olaylarının sosyal maliyeti hem devrimciler hem de ülkücüler açısından çok yüksek oldu. Bunların sonucunda Türkiye’ye ödetilen ekonomik, sosyal ve siyasi bedel milletimizin hafıza kayıtlarındadır. O sebeple sokaklar çare değildir. 

'Karşılarına 15 Temmuz’da olduğu gibi başkaları dikilirse çatışma nasıl önlenecek?'

Şayet sokağa davet edilenlerin karşısına 15 Temmuz’da olduğu gibi başkaları dikilirse kaçınılmaz çatışma nasıl önlenecek, olayların önüne nasıl geçilecektir? Sokak çağrısı yapan provokatörler acaba o vakit ortada bulunacaklar mı yoksa çoktan ülkeyi terk etmiş mi olacaklar. Bunlar, aynı zamanda da Türkiye’de tek adam rejimi olduğuyla yatıp kalkanlardır. Rejim değişti yalanını söylemeye devam edenlerdir.  Demokratik seçimleri, milli iradeyi yok sayanlardır. Milletin desteğini almaya çalışmak yerine sokaklardan hareketle anti demokratik süreçlerden medet umanlardır. Bu amaçla her türlü tahrik, istismar ve yalandan çekinmeyenlerdir.

Hatırlatmak isterim! Tek adam olan yerde seçim olmaz. Demokrasiden eser bulunmaz. Milletin yüzde 52’sinin oyunu alarak seçilen Cumhurbaşkanı, tek adam olarak ifade edilemez. CHP’nin seçim başarısızlığını gizlemek için hükumet sistemini günah keçisi ilan etmekten vaz geçmeyenler tek adam iftirasını hangi hukuka, hangi bilimsel esasa ve hangi vicdana dayandırmaktadır?

Türkiye, çok şükür darbe ve muhtıralarla, istikrarsızlık, kaos ve kargaşalarla anılan parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle kurtulmuş, ayağındaki prangaları söküp atmıştır. Demokrasisi güçlenmiş, temsil adaleti artmış, daha etkin bir yönetim kabiliyeti kazanmıştır. 
Türkiye’de isteyen herkes siyasi parti kurma hak ve özgürlüğüne sahiptir. Halihazırda 176 siyasi partinin kurulmuş olması ve bağımsızlar hariç 16 siyasi partinin TBMM’de temsil edilmesi Türkiye’nin çok sesli bir demokratik düzene sahip olduğunun en somut göstergesi değil de nedir?

Bu siyasi partilerin program ve politikalarını, ilkelerini, topluma vadettikleri ne varsa rahatça her platformda ortaya koyabilmeleri de mümkündür. Esas olan siyaset yapma hakkını kullanırken demokrasiye ve hukuka bağlılıktır. Toplumsal kaynaşmayı, milli birlik ve bütünleşmeyi esas almaktır.  Buna uygun program ve politikalar ile yol ve yöntemleri ortaya koyabilmektir. Kavgayı ve cepheleşmeyi teşvik etmek, barış ve huzur ortamını yok etmek için toplumu isyana çağırmak değildir.

'İtiraz etmedikleri büyük proje neredeyse yok'

Cumhuriyet Halk Partisi muhalefette kaldığı dönemlerde de Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına öncülük eden büyük projelere karşı çıkışlarıyla hafızalara kazınmıştır. İtiraz etmedikleri büyük proje neredeyse yoktur.  CHP sözcüleri, AK Parti hükümeti dünyanın en doğru işini yapsa bile yanında olmayacaklarını açıkça söylemişlerdir.  Milletin hayrına olacak her işe karşı çıkan CHP, 'Suriye’de ne işimiz var', 'Libya’da ne işimiz var' diyerek katil Esad’ın ve Hafter’in yanında saf tutmaktan bile çekinmemiştir. 

Biden’dan demokrasi ve iktidar dilenerek milli iradeyi yok saymış, emperyalist güçlerden medet umarak Atatürk’ün “tam bağımsız Türkiye” ülküsünün aksini yapmış, dahili ve harici bedhahların sözcüsü ve savunucusu olmaktan utanmamıştır. Türkiye’yi dışarıya şikayet etmiş, yabancı ülkelerden yardım istemiştir.
CHP zihniyeti, Türk milleti’nin değerlerini, inançlarını, kültürünü tartışma konusu haline getirmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisinin geçmişi 'boykot da bir, işgal de bir' anlayışıdır. Bunu dillendiren CHP genel başkanının açıklamasından sonra ülkemizde nelerin yaşandığı, nasıl bir felaket tablosunun ortaya çıktığı ve Türkiye’nin sürüklendiği kardeş kavgası milletimizin hafızasındadır. Boykot bir hak, işgal ise suçtur.
Bugünkü CHP yönetimi sokak çağrısı yaparken acaba hala bu düşüncede midir? Demokrasi dışı arayışlara davetiye çıkarıp darbe beklentisi içine mi girmiştir? Yoksa, Gezi eylemlerinde ve 15 Temmuz’da yapamadıklarını şimdi yapabileceklerini mi sanmaktadır? Şayet bu düşüncede iseler geçmişin tecrübe edilen karanlık dönemlerine özlem duyanlar, bunun ağır bedelini de ödemeye hazır olmalıdır. Zira demokrasiye şaşı bakan kim varsa karşımızdadır.
Bizim demokrasiye, mevcut hükumet sistemine ve büyük başarılara imza atan hükümetimize, 'Türk ve Türkiye Yüzyılı' hedeflerine bir bir ulaşacağımıza inancımız tamdır.

'Demokrasi ve hukuk tanımaz tavırlarla ortalığa dökülmesinin anlamı nedir?'

Parlamentosunu 14 Mayıs 2023 tarihinde, Cumhurbaşkanını 28 Mayıs 2023 tarihinde, mahalli idare organlarını da 31 Mart 2024 tarihinde seçmiş, milli irade hükmünü yakın zamanda vermiştir. Türkiye’de demokratik süreç bütünüyle işlemektedir. Hal böyle iken CHP ve yandaşlarının, medyadaki destekçilerinin demokrasi ve hukuk tanımaz tavırlarla ortalığa dökülmesinin anlamı nedir?

Demokrasi dışı müdahaleler, her defasında yıkım getirmiş, Türkiye’yi hedeflerinden uzaklaştırmış, on yıllarımızı kaybettirmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, Cumhuriyet tarihimizin üçüncü ve ilelebet var olmasını temenni ettiğimiz millî birlik ve dayanışma evresidir. 

Milliyetçi Hareket Partisi; 1960 ve 1970’lerin şartlarını hatırlatan, kaos ve kargaşa senaryolarını, radikalleşme eğilimlerini, Türk tarihinin birçok evresinde Türk devletine ve milletine yönelik tehditlerin nasıl beka meselesine dönüştüğünü bilmektedir. Partimiz, üniversitelerden başlatılan adımların nasıl romantik gerillacılığa ve ardından bir tedhiş hareketine dönüştüğünü, etnik ayrılıkçılığın hangi dış kaynaklı ideolojinin kundağında ve nasıl bir zeminde geliştiğini, hangi değerlerimiz kaşınarak ülkedeki kaos ve kargaşa ikliminin yaratıldığı bilgisine de sahiptir. 

Milliyetçi Hareket Partisi; tarihimizin en büyük ihanetlerinden olan 15 Temmuz 2016 hain darbe girişiminin öncesinde FETÖ’nün devleti ele geçirme hedefini nasıl herkesten önce fark etmiş ve uyarılarda bulunmuş ise aynı öngörüyle sokak çağrılarının doğuracağı sonuçları da bilerek CHP’yi bir kez daha uyarmaktadır. Çünkü MHP’nin siyaset sahnesinde var olmasının yegâne anlamı, Türk devletinin ve Türk milletinin bekasını, huzur ve refahını temin etmektir."

Bahçeli'den tehdit

Açıklamasını tehditlerle bitiren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Başta CHP olmak üzere cepheleşmeden medet uman siyasi partileri, televizyon sahiplerini, yorumcuları, siyasi ikbalini sokakların şiddetine bağlamış olan düşkünleri uyarıyorum.! Demokrasi dışı arayışlara girişenler bedelini ödemeye de hazır olmalıdır! Milli birliğin güçlendirilmesine ve terörsüz Türkiye’nin inşa edilmesine provokasyonlarla mani olma arzusunda olanlar kaybedecektir. Kim olursa olsun emperyalizme uşaklık edenler bu topraklarda yeşeremeyecektir.

Terör, sabotaj, provokasyon, isyan ve benzeri düşünce sahipleri emellerine ulaşamayacak, Türkiye’nin huzur iklimini bozmak isteyenler asla başaramayacaktır.  Türkiye’nin yükselişine kimse mani olamayacak, Türk ve Türkiye yüzyılı adım adım inşa edilecektir. Bunun için Türkiye’nin önemli bir şansı olarak gördüğümüz Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine ve Cumhur İttifakına inançla sahip çıkıyoruz."

Bahçeli'den 'süreci' hızlandırma çağrısı: 'Rahatsızlık duyanlar devrede, bu yüzden gecikmemeli'
bahceli

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.