Breadcrumb
BAE’den diplomatik aşağılama: ‘Türkiye'yi aradık, Başsavcılığın açıklamasını kaldırttık’
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 28.11.2025 , 15:38
Hukuktan çok siyasetle ve maden işleriyle ilgili olduğu görülen İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in makamı, 25 Kasım Salı günü çok dikkat çeken bir açıklama yapmıştı.
Zaten Başsavcılıkların açıklama yapması da düne kadar olmayacak işti. Gürlek sürekli kamuoyuna hitap etmeyi, bu arada mahkeme süreçlerini ezip geçmeyi sevdiği için alıştı.
Başsavcılık, o alışkanlıkla, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bağlantılı bir casusluk operasyonunu duyurmuştu Salı günü.
Açıklamada, BAE istihbarat servisinin Türkiye’de faaliyet gösteren ve kritik öneme sahip savunma sanayi kuruluşlarında görev yapan yönetici pozisyonundaki personelleri hedef aldığına ilişkin bulgular üzerine operasyon düzenlendiği söylendi.
Başsavcılığın açıklamasına göre BAE istihbarat servisinde görevli kişiler, Türkiye’deki bir GSM firmasından temin ettikleri numara üzerinden sahte profiller oluşturdu. Bu sahte profiller üzerinden de kritik pozisyonlarda çalışan personellere ilişkin biyografik veri derlemek için faaliyet yürütüldü.
Gerçekleştirilen operasyon kapsamında üç şüphelinin yakalandığı, bir şüphelinin hakkında da yakalama kararı çıkartıldığı bildirildi.
Açıklama apar topar değiştirilmişti
Birkaç saat içinde Başsavcılık, sosyal medya hesaplarındaki açıklamayı silip, yeni bir metin paylaştı. Paylaşılan yeni açıklamada, Bİrleşik Arap Emirlikleri'ne dair tüm ifadelerin çıkartıldığı görüldü.
Ayrıca bir önceki açıklamada yer verilen GSM şirketinden temin edilen numara aracılığıyla oluşturulan sahte profiller ve bu profillerin nasıl kullanıldığına dair bilgiler de yeni açıklamada yer almadı.
Öte yandan "Siyasal veya askeri casusluk" ifadesinin "casusluk" ifadesiyle değiştirildiği görüldü.
BAE’den açıklama: Türk makamları bize ‘sizle ilgisi yok’ dedi
BAE Başsavcılığı, olayla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Türkiye’de Yargıtay’la bir telefon görüşmesi yapıldığı belirtilen açıklamada, “Görüşmede, Türkiye Yargıtay Başsavcısı, iki taraf arasındaki adli işbirliğini güçlendirmeye ve karşılıklı iletişim kanallarını artırmaya hazır olduklarını dile getirdi” denildi.
BAE Başsavcılığı’nın açıklamasında, söz konusu telefon görüşmesinde iki tarafın söyledikleri aktarıldı. Buna göre Yargıtay Başsavcısı, BAE’li mevkidaşına şunları söyledi:
Yargıtay Başsavcılığı, yasa dışı veya şüpheli herhangi bir faaliyetin olmadığını ve bu faaliyetlere BAE vatandaşlarının dahil edilmediğini teyit etmiştir.
İstanbul Başsavcı Vekilliği dahil ilgili Türk makamlarıyla yapılan temasın ardından, bu iddiaların kesinlikle asılsız (kategorik olarak yanlış) olduğu doğrulanmıştır.
Güvenlik yetkilileri, BAE vatandaşlarını kapsayan şüpheli bir davranış gözlemlenmediğini belirtmiştir.
Dolaşıma sokulan materyallerin doğru olmadığının teyit edilmesinin ardından, BAE aleyhindeki iddiaların kaldırılması için ilgili makamlara talimat verilmiştir.
Buna karşılık, BAE Başsavcısı’nın da “Türk Adalet Bakanı'nın İstanbul'da devam eden soruşturmalarla ilgili bugün yaptığı açıklama, Türk makamlarının konuya olan bağlılığını ve ciddiyetini göstermektedir” dediği not edildi.
Çok sayıda skandal var
BAE’nin açıklaması, çok sayıda skandalı beraberinde getiriyor.
İstanbul Başsavcılığı’nın açıklamasının birkaç saat içinde kaldırıldığı düşünülünce, BAE’nin bahsettiği telefon görüşmesinin 25 Kasım günü derhal yapıldığı anlaşılıyor.
Bu soruşturma ve operasyonda yetkili makamlar Başsavcılık, kolluk ve istihbarat. Madem bunlar çiçeği burnunda açıklamanın “gerçek dışı” olduğunu birkaç saat içinde “teyit edebiliyordu”, bu operasyon niye yapıldı? Operasyon yapıldıysa, BAE’ye işaret eden o açıklama niye yapıldı?
Birkaç saatte böyle bir teyidin yapılması zaten imkansızsa, Türk yargı temsilcisi, BAE’den gelen telefon üzerine niye açıklamanın kaldırılması talimatı verdi?
Her durumda, tüm bu ayrıntıların BAE tarafından “aradık kaldırttık” diye açıklanması da diplomatik bir aşağılama niteliğinde.
Olayla ilgili Adalet Bakanı başta olmak üzere Türk yetkililerin ne diyeceği merak konusu.
Türkiye'ye yönelik aşağılamalar zincirinin son halkası
BAE'nin açıkça Türkiye'deki yargı ve kolluk gücüne dışarıdan müdahale ettiğini duyurduğu olay, ilk değil.
Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda Cemal Kaşıkçı'nın Suudi casuslar tarafından öldürülüp, cesedinin bir bavulda dışarı çıkarılması olayında AKP hükümeti benzer bir tavır sergilemiş, Suudilere göz yummak durumunda kalmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'de tutuklanan Rahip Brunson'un da kendisinin Erdoğan'dan talebi üzerine serbest bırakıldığını duyurmuştu.
Somali Cumhurbaşkanı'nın oğlu Türkiye'de bir trafik kazasında bir Türk vatandaşını öldürmüştü. Şahsın yurtdışına kaçmasına göz yumulmuş, yurtdışındayken gıyaben ve Türk yargısında rastlanılmayan bir hızda yürüyen yargı sürecinde 3 yıl hapis cezası verilmiş, o da 27 bin 300 liraya çevrilerek ülkesine serbestçe dönmesi sağlanmıştı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.