Sayfa yolu
Ayrancı'da NATO karşıtları yan yana: 'Bu haysiyetsizliği ve halkımıza reva görülen utancı asla kabul etmiyoruz'
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.06.2026 , 23:20 Güncelleme Tarihi: 24.06.2026 , 23:21
Ankara'da yaklaşan NATO zirvesi nedeniyle kentin adeta şantiyeye ve kapalı bir hapishaneye çevrilmesine karşı yurttaşlar sesini yükseltiyor.
Ayrancı Semt Evi öncülüğünde Adile Naşit Parkı'nda düzenlenen NATO karşıtı buluşmada, Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin sahipsiz olmadığı vurgulandı.
"NATO onursuzluk ve ölümdür, yaşasın yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm" çağrısıyla gerçekleşen etkinlikte, NATO'nun Türkiye ve dünya halkları için yarattığı tehditler ele alındı.
Buluşmada konuşan TKP MK Üyesi Ali Ufuk Arikan, "Vahdettin ile gemiye binip kaçanların devamcılarının bugün NATO'yu kırmızı halılarla karşıladığını" vurguladı, bu ülkenin yurtseverlerinin, cumhuriyetçilerinin, komünistlerinin bu onursuzluğu kabul etmeyeceğini ifade etti.
'NATO gelecek diye ülkemizin kapısına kilit vurmaya kalkıyorlar'
Şarkılarla ve marşlarla başlayan etkinlikte söz alan Arikan, Ankara'nın mahallelerinde filizlenen bu itirazın, memleketin haysiyet mücadelesinin sesi olduğuna işaret etti. Kentin tarihsel misyonuna değinen Arikan, şunları söyledi:
"Memlekete bakıyoruz, her gün koyu bir karanlık görüyoruz. Her yeni gün bir habere, bir gelişmeye canımız sıkılıyor, öfkemiz artıyor. 107 yıl önce bu kent, ülkenin dört bir yanı işgal edildiğinde bağımsızlık ve kurtuluş kavgasının adresiydi. İngilizi, Fransızı, İtalyanı, Yunanı memleketi işgal ettiğinde buraya sığındı memleketin kurtuluş iradesi. 107 yıl sonra bugün ise bu kentin kapısına kilit vurup hapishaneye çevirmeye çalışıyorlar. NATO için Trump gelecek diye Ankaralılara hapis hayatı yaşatmak istiyorlar, dünyanın en büyük terör örgütünün temsilcileri gelecek ülkemize. Onlar gelecek diye ülkemizin kapısına kilit vurmaya kalkıyorlar.

'NATO'ya girelim diye Adnan Menderes bu ülkenin 721 askerini ABD'ye hediye etti'
Türkiye'nin NATO'ya giriş sürecini hatırlatarak bu ittifakın başından beri kan ve sömürü üzerine kurulduğunu belirten Arikan, emperyalistlerin çıkarları uğruna feda edilen hayatları şu sözlerle anımsattı:
"Biz nasıl girdik NATO'ya, hatırlayalım. Bu ülkede sorsanız adresini gösteremeyecekleri, haritada yerini bulamayacakları bir zamanda bu ülkenin askerini, Mehmetçiği bundan binlerce kilometre öteye, Kore'ye gönderdiler. ABD için ölsünler diye. Öldüler de... Bu ülkenin 721 askeri, bu ülke NATO onursuzluğunun parçası olsun diye, birilerinin; patronların, tarikatların, holdinglerin düzeni sürsün diye ölüme gönderildi. 1952'de NATO'ya girelim diye Adnan Menderes bu ülkenin 721 askerini ABD'ye hediye etti, canıyla kanıyla. O günden bu yana memleketimizin canına düştüler. Bu yüzden 12 Eylül'de Kenan Evren iktidara geldiğinde Amerikalılar 'bizim çocuklar' dediler. Onların çocukları bu ülkenin geleceğini çaldılar; NATO'nun çıkarları için, ABD'nin çıkarları için, patronların, holdinglerin çıkarları için."

'NATO'nun bu ülkede 28 üssü var, daha fazla olsun istiyorlar'
NATO'nun sadece uzak bir jeopolitik mesele değil, bizzat kentin ve ülkenin kılcal damarlarına sızmış bir tehdit olduğunu aktaran Arikan, askeri üslerin ve lojistik merkezlerin işlevine dikkat çekti:
"NATO'nun bu ülkede 28 tane üssü var. Daha fazla olsun istiyorlar. Arkadaşlar hemen yanı başımızda, bu parkın dibinde bir bina var. Adı ANT Başkanlığı. Savunma Bakanlığı'na bağlı bu kurum NATO'nun ihtiyaç duyduğu yakıt tedariğini yapıyor. Şimdi biz İsrail'in yağdırdığı bombaların uçaklarını da, yakıtlarını da, ABD'nin Irak'ta halkların üstüne yağdırdığı bombaların da, Yugoslavya'da halklar üzerine yağan bombaların da arkasında bu düzenin izini görüyoruz."

'NATO ülkemizin bağımsızlığı karşısındaki en büyük tehdittir'
Derinleşen yoksullaşma ile NATO'nun varlığı arasındaki doğrudan bağa vurgu yapan Arikan, krizin faturasının halka kesilirken kaynakların emperyalizmin hizmetine sunulduğunu ifade etti:
"NATO yoksulluğumuzla doğrudan ilgili. Bizim ülkemizin gelirlerini patronlara, cemaatlere ve tarikatlara aktarıyorlar. Şimdi bizim için 'daha fazlasını ayırın' diyorlar. NATO bizim yoksulluğumuzdur. NATO ülkemizin bağımsızlığı karşısındaki en büyük tehdittir. ABD, bu ülkenin geleceği karşısındaki en büyük tehdittir. Ve hepsi, bugün Meclis'te bulunan partilerin tamamı, NATO'ya bağlılıklarını programlarına yazıyorlar. Biz bu utancı bu memleketin alnına yazanların karşısına dikilmek zorundayız."
NATO ve sermaye düzeninin karşısında gerçekleri yazmaya devam edebilmemiz için soL'a abone olun.

'Onların kıblesi değişmedi, bizim kavgamız da aynı'
Türkiye'nin antiemperyalist mücadele geleneğinin köklü mirasına sahip çıktıklarını belirten Arikan, sağ siyasetin emperyalizmle kurduğu tarihi ittifakı hatırlatarak şunları söyledi:
"Tarihimizle onur duyuyoruz. 6. Filo'yu Denizler, devrimciler denize döktüler. Onlar ise kıble belirleyip namaza durdular. Bu hâlâ aynı kavga, bu hâlâ ülkenin kurtuluş kavgası. Bilelim, onların kıbleleri hiç değişmedi o tarihten bu tarihe."
Zirve için kente makyaj: 'Biz bu haysiyetsizliği ve halkımıza reva görülen bu utancı asla kabul etmiyoruz'
Ankara'daki zirve hazırlıkları sürecinde halkın yaşadığı zorluklara ve alınan olağanüstü güvenlik tedbirlerine de değinen Arikan, uygulanan yasaklara tepki gösterdi:
"NATO zirvesi için 6-12 Temmuz tarihleri arasında Ankara'da hayatı durdurma kararı aldılar; emekçilerin sokağa çıkmasını yasaklayıp onları ücretsiz izne mahkum ediyorlar. Sağlık hakkını bile NATO zirvesiyle gasp ediyorlar. Macron koşabilsin diye Botanik mi, Dikmen Vadisi mi kapatılsın diye tartışıyorlar. Trump görecek diye havalimanı etrafındaki yoksul evlerinin önüne paneller çekip makyaj yapıyorlar. Biz bu haysiyetsizliği ve halkımıza reva görülen bu utancı asla kabul etmiyoruz."
Zirve harcamalarının, emeklilerin ve emekçilerin yaşadığı derin yoksullukla yarattığı çelişkiye dikkat çeken Arikan, krizin kaynağına işaret etti:
"Trump'ın devasa uçağı için Şeker Fabrikası lojmanlarındaki emekçileri sokağa atıp milyarlarca lira harcayarak o bölgeyi yıkıp yeniden yaptılar. Emekli yurttaşlarımız 20.000 TL maaşla açlık sınırı olan 40.000 TL ve yoksulluk sınırı olan 116.000 TL'nin çok altında hayatta kalmaya çalışırken, onlar milyarlarca lirayı zirve için yollara döküyorlar. Tüm bu yapılanlar, sırf iktidarlarını sürdürmek ve 1952'de olduğu gibi bu memleketin insanını NATO'nun ucuz savaş makinesi yapabilmek içindir."
Etkinliğin kapanışında halkı emperyalizme karşı örgütlenmeye ve ses çıkarmaya çağıran Arikan, 2026 zirvesine karşı alınacak tutumun tarihi bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak konuşmasını sonlandırdı:
"Daha bir ay önce İran'da 168 kız çocuğunun üzerine bomba yağdıranların lideri gelirken, biz evlerimize kapanıp sessiz kalmayacağız ve bu onursuzluğa teslim olmayacağız. Bugün mahallemize, başkentimize ve ülkemize sahip çıkarak emperyalist çetelerin burada sefa sürmesine izin vermeyeceğiz. Eşit, özgür, bağımsız ve sosyalist bir yarını mutlaka kuracağız."
İLGİLİ HABER
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.