Sayfa yolu
Avrupa’da sıcak hava dalgası: Serinlemek de sınıfsal bir mesele
Yayın Tarihi: 24.06.2026 , 15:40 Güncelleme Tarihi: 24.06.2026 , 17:02
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
Avrupa, yazın henüz başında aşırı sıcaklarla boğuşuyor.
Fransa’da 23 Haziran Salı günü ülke tarihinin en sıcak günü kayıtlara geçerken, sıcak hava dalgasından kaçmak için suya giren en az 40 kişinin boğulduğu bildirildi. Fransa Başbakanı Sébastien Lecornu, ölenlerin çoğunun gençler olduğunu ve boğulmaların önemli bölümünün denetimsiz yüzme alanlarında yaşandığını açıkladı.
Météo-France, 23 Haziran 2026’nın Fransa’da şimdiye kadar ölçülen en sıcak gün olduğunu duyurdu. Ülkede çok sayıda bölge için kırmızı ve turuncu sıcak hava uyarısı yapılırken, sıcaklığın bazı yerlerde 40 derecenin üzerine çıktığı bildirildi.
Ancak Avrupa’daki tablo yalnızca “sıcaklar bastırdı” diye anlatılabilecek bir doğa olayı değil.
Sıcak hava dalgası, iklim değişikliğinin sınıfsal yüzünü bir kez daha açığa çıkarıyor: Kim klimalı evlerde kalabiliyor, kim güneşin altında çalışmak zorunda bırakılıyor? Kim serinlemek için güvenli tatil alanlarına gidebiliyor, kim denetimsiz nehir, göl ve kanallara yöneliyor?
Sıcak hava değil, hazırlıksız düzen öldürüyor
Fransa’daki boğulma ölümleri, aşırı sıcakların yalnızca doğrudan sağlık sorunlarıyla değil, insanların serinlemek için başvurduğu riskli yollarla da can aldığını gösteriyor. Fransa Halk Sağlığı Kurumu’nun verilerine göre 2025 yazında Fransa’da 1418 boğulma vakası yaşandı, bunların 409’u ölümle sonuçlandı. Kurum, 2025’teki sıcak hava dönemlerinin yüzme alanlarına ilgiyi artırarak boğulmalardaki yükselişe katkı sunduğunu belirtmişti.
Bu tablo, kamusal yüzme alanlarının, güvenli serinleme merkezlerinin, parkların, gölgeliklerin ve kent içi suya erişim olanaklarının ne kadar yetersiz olduğunu da gösteriyor.
İklim sorunu derinleştikçe “serinleme hakkı” da barınma ve sağlık hakkı kadar temel bir kamusal ihtiyaç haline geliyor.
İşçiler için sıcak hava mesaiye engel değil
Aşırı sıcakların en ağır yükünü açık havada, depolarda, mutfaklarda, inşaatlarda, tarlalarda, kuryelikte, bakım hizmetlerinde ve ulaşımda çalışanlar taşıyor. Uluslararası Çalışma Örgütü, sıcak stresinin işçilerde sıcak çarpması, bitkinlik, böbrek ve kalp-damar sorunları gibi ciddi sonuçlara yol açabildiğini; işçi sağlığı ve güvenliği mevzuatının ise iklim krizinin hızına yetişemediğini belirtiyor.
Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı da 2025 tarihli değerlendirmesinde, AB’de yaklaşık her beş işçiden birinin son 12 ayda işte aşırı sıcağa maruz kaldığını bildirmişti. Yunanistan, Kıbrıs ve Hırvatistan gibi ülkelerde bu oran yaklaşık üçte bire çıkıyor.
Avrupa’da şirketlerin bir bölümü sıcaklar nedeniyle vardiya saatlerini değiştirmek, işçilere su ve soğutma ekipmanı sağlamak zorunda kalırken, sendikalar özellikle inşaat ve ulaşım gibi sektörlerde azami çalışma sıcaklığı, zorunlu mola ve ücret kaybı olmadan işi durdurma hakkı talep ediyor.
Yoksullar daha sıcak mahallelerde yaşıyor
Sıcak hava dalgaları herkesi aynı biçimde etkilemiyor.
Avrupa Çevre Ajansı, iklim kaynaklı sağlık risklerinden en çok yaşlıların, çocukların, sağlık sorunu olanların, engellilerin ve düşük gelirli grupların etkilendiğini belirtiyor. Kuruma göre çevresel tehditlerin dağılımı, gelir, işsizlik ve eğitim düzeyindeki eşitsizliklerle yakından ilişkili.
Kentlerde betonlaşma, ağaçsız mahalleler, yetersiz yeşil alanlar ve kötü yalıtılmış konutlar sıcaklığı daha da artırıyor. Klimalı, iyi yalıtılmış evlerde yaşayanlarla, çatı katlarında, küçük ve havasız dairelerde, kalabalık konutlarda yaşayanlar aynı sıcak hava dalgasını yaşamıyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sıcaklık, çevresel ve mesleki sağlık açısından önemli bir tehlike. Aşırı sıcaklar kalp-damar hastalıkları, diyabet, astım ve ruh sağlığı sorunlarını ağırlaştırabiliyor; sıcak çarpması ise ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
Avrupa’da 2022 yazında sıcakla ilişkili 61 binden fazla ek ölüm tahmin edilmişti.
Avrupa’nın altyapısı iklim krizine hazır değil
Fransa’daki sıcak hava dalgası yalnızca sağlık sistemini değil, enerji, ulaşım ve eğitim altyapısını da zorladı. Fransa’da bazı turistik alanlarda ziyaret saatleri kısaltılırken, demiryolu ulaşımı ve enerji üretimi de sıcaklardan etkilendi. İtalya’da kentler için kırmızı alarm verildi, İngiltere’de sağlık uyarıları yapıldı, Avrupa’nın birçok ülkesinde okullar, bakım evleri ve hastaneler sıcakla baş etmeye çalışıyor.
Bu nedenle krizin, tek tek yurttaşlara “bol su için, güneşe çıkmayın” uyarısı yaparak çözülebilecek bir kriz olmadığı görülüyor. Çalışma saatlerinden konut politikalarına, kamusal soğutma alanlarından yeşil alanlara, sağlık sisteminden ulaşım altyapısına kadar planlı ve kamucu bir dönüşüm gerekiyor.
Avrupa’nın sıcak hava dalgası bugün en çok kentlerde, işyerlerinde, yoksul mahallelerde yaşanıyor. Ve her krizde olduğu gibi bedeli en çok, bu sorunu yaratmayanlar ödüyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.