Sayfa yolu
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nde şirket düzeni: Ya imza ya sürgün!
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yayın Tarihi: 27.10.2026 , 15:43
Antalya Büyükşehir Belediyesi iştiraki ANSET üzerinden gerçekleştirilen festival ve organizasyon ihalelerine ilişkin savcılık soruşturması kapsamında hazırlanan 30 bilirkişi raporu, belediyenin ihale ve denetim mekanizmalarına ilişkin önemli tespitler içeriyor.
ANSET iddianamesinde, Altın Portakal Film Festivali dahil “daima” aynı şirketlere verilen organizasyon ihalelerinde alt yüklenici firmanın belediyeden aldığı işi belediye personeline yaptırdığı iddiasına yer veriliyor. İddianamede, ihalelere imza atmayan personelin uzak ilçelere sürgünle tehdit edildiği yönündeki çalışan ifadeleri de yer alıyor.
ANSET iddianamesinde yer alan bilirkişi raporunda, organizasyonların teknik şartnamelere uygunluğunu kontrol etmekle görevli komisyonlarda ağırlıklı olarak sözleşmeli personel ve sürekli işçi statüsündeki çalışanların görevlendirildiği tespiti yapılıyor.
Rapora göre, memurlara kıyasla daha sınırlı kadro güvencesine sahip bu personelin üst yöneticilerden gelen sözlü talimatlara direnmesi, kurumsal hiyerarşi içinde güçleşiyor.
Bilirkişiler, teknik uzmanlık ve liyakat yerine idari baskıya açık kadrolardan oluşturulan denetim yapısının, yüklenicilerin işlemlerinin yeterince sorgulanmadan onaylanmasına ve kamu zararına zemin hazırladığı görüşüne yer verdi. Sonuç: milyonlarca liralık kamu zararı.
Desteklemek, güç vermek için tüm okurlarımızı soL Haber'e abone olmaya davet ediyoruz.
2020-2022 arasında 113 milyonluk kamu zararı
ANSET iddianamesinin çarpıcı detaylarından biri de belediyenin yapmış olduğu festival ve çeşitli kültürel etkinliklerin ihale süreçlerinde personelin yaşadığı baskı ve sürgün tehditlerine yer verilmiş olması.
Soruşturma kapsamında savcılık tarafından ihaleler bilirkişi heyetine inceletildi. İddianamede, Mülkiye müfettişlerinin hazırlamış olduğu raporların yanında, konuyla ilgili uzmanlar tarafından hazırlanan ihalelerle ilgili teknik rapora da yer verildi.
Belediyenin festival ve çeşitli etkinlik organizasyonlarıyla ilgili evrakları inceleyen bilirkişi heyeti, 2020–2025 yılları arasında 45,3 milyon TL ana para zararı hesapladı. Raporda, faizle birlikte toplam kaybın 113,4 milyon TL'ye ulaştığı belirtilirken, denetim görevlerinin idari baskıya karşı daha korunmasız personellere verilmesine ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekti.
Yörük Türkmen Festivali mercek altında
Bilirkişi raporunda, Yörük Türkmen Festivali başta olmak üzere çeşitli organizasyonların ihale süreçlerinde rekabetin sınırlandırıldığı, piyasa araştırması yapılmadan yüksek bedeller belirlendiği, bazı hizmetlerin gerçekleştirildiğine ilişkin yeterli teslim belgeleri bulunmadan ödeme yapıldığı değerlendirildi.
Bilirkişi heyeti, 2020–2025 dönemindeki organizasyon alımlarında, 45 milyon 386 bin TL ana para zararı, ticari faizle birlikte ise 113 milyon 426 bin 440 TL toplam kayıp hesapladı.
Raporda, belediye bütçesinden ANSET'e aktarılan kaynakların alt yüklenicilere yönlendirilmesi, ihale istisnalarının uygulanma biçimi ve rekabet koşullarının zayıflatılması tespitine yer verildi.

Denetim görevi güvencesiz personele verildi
Raporun en dikkat çekici tespitlerinden biri de belediyenin personel ve denetim yapısına ışık tutuyor. Bilirkişi heyeti, organizasyonların teknik şartnamelere uygunluğunu kontrol etmekle görevli komisyonlarda ağırlıklı olarak sözleşmeli personel ve sürekli işçi statüsündeki çalışanların görevlendirildiğine işaret ediyor.
Rapora göre, 657 sayılı kanuna tabi memurlara kıyasla daha sınırlı kadro güvencesine sahip olan bu personelin üst yöneticilerden gelen sözlü talimatlara direnmesi, kurumsal hiyerarşi içinde güçleşti. Bilirkişiler, teknik uzmanlık ve liyakat yerine idari baskıya açık ve direnmesi zor kadrolardan oluşturulan denetim yapısının, yüklenicilerin işlemlerinin yeterince sorgulanmadan onaylanmasına ve kamu zararına zemin hazırladığı görüşüne yer verdi.
Raporda yer alan bu tespitler, kamu kaynaklarının denetiminde yalnızca mali işlemlerin değil, denetimle görevlendirilen çalışanların bağımsızlığının ve iş güvencesinin de belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.
Sayıştay'ın uyarıları göz ardı edildi
Raporda, 2023 yılı Yörük Türkmen Festivali ihalesinde yüklenicinin iş deneyim belgesinin yeterliliğine ilişkin Sayıştay tespitlerine de yer verildi.
Bilirkişi heyeti, Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığının 18 Ekim 2023 tarihli uyarısına rağmen ihale komisyonunun söz konusu belgeyi kabul ederek sözleşme imzalanmasının önünü açtığını belirtti.
Ayrıca bazı organizasyonlarda konaklama listeleri, uçak bileti kayıtları, dağıtım tutanakları ve taşınır işlem belgeleri gibi yükleniciden alınan hizmetin gerçekten yerine getirildiğini göstermesi gereken kayıtların hakediş dosyalarında bulunmadığı da tespit edildi.
Üst yönetim de sorumlu
Bilirkişi raporunda, ihale süreçlerinin yalnızca belgelere imza atan teknik personelin işlemleri üzerinden değerlendirilemeyeceği vurgulanıyor. Raporda, Muhittin Böcek, Cansel Tuncer, Aydın Nalan Borak, Vahdet Narin ve İsmail Oskay'ın da görev ve yetkileri çerçevesinde sorumluluklarının bulunduğu yönünde değerlendirmelere yer verildi. Daire Başkanı İsmail Oskay'ın 2023–2025 yıllarında hem ihale karar vericisi hem de onay makamı olarak görev üstlenmesinin, kamu yönetimindeki kontrol ve denge mekanizmasını işlevsizleştirdiğini vurgulayan bilirkişi heyeti, kararları alan ve talimatları veren üst yöneticilerin, işlemleri imzalayan alt kademe çalışanlarla birlikte sorumluluk zinciri içinde değerlendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdi.

Kamu zararının nedeni yönetim yapısı mı?
ANSET iddianamesinde yer alan raporun gündeme getirdiği en önemli tartışmalardan biri de, oluşan kamu zararının usulsüz ödeme ve eksik hizmetlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusu. Bilirkişilerin değerlendirmesine göre, sözlü talimatlarla yürütülen işlemler, zayıflatılmış denetim mekanizmaları ve üst yönetim kararlarına karşı çıkmakta zorlanan personel yapısı, kamu zararının oluşmasında etkili olabilecek bir ortama zemin hazırlıyor. ANSET soruşturması, yüzlerce milyon liralık organizasyon harcamalarının yanında, bu harcamalara zemin hazırlayan kurumsal karar alma ve denetim sisteminin nasıl işlediği konusunu da tartışmaya açıyor.
Ya imza ya sürgün
ANSET iddianamesinde, ihalelerde görev verilen personellerin, daire başkanları ya da şube müdürleri tarafından imza atmaları konusunda baskı gördüğü iddialarına da yer veriliyor. Çalışanların anlattıkları, bilirkişi raporundaki tespitlerin dayanaklarından birini oluşturuyor. H.M.A. adındaki tır şoförü çalışan, işten çıkarılma veya başka yere tayin edilme korkusuyla içeriğini bilmediği evrakları imzaladığını, diğer şoförlerin de benzer baskılarla karşılaştığını ileri sürüyor. Şoför olarak görev yapan bu çalışanın, mevzuat gereği ihalelerde görev alması mümkün değil ancak daire başkanının baskısıyla içeriğini bilmediği evrakları imzaladığı öne sürülüyor.
İşini kaybetme korkusuyla imza atmış
H.A. adındaki bir başka çalışan ise Sayıştay denetiminde komisyon üyeliği konusunda uyarıldığını, buna rağmen imza atmasının istendiğini ve işini kaybetme korkusu yaşadığını anlatıyor. H. Ö. de teknik şartnamelere yöneticisinin talimatıyla imza attığını ve işini kaybetme endişesi taşıdığını belirtirken, O.Ş. adlı belediye çalışanı da her organizasyonu yerinde denetleme olanağı bulunmadığını, buna rağmen amirlerinin talimatları doğrultusunda komisyon evraklarını imzaladığını aktarıyor. Belediye çalışanlarının “tanık” sıfatıyla aktarmış olduğu bu iddialar, yargılama sürecinde mahkeme tarafından değerlendirilecek ve yargı nihai kararını verecek. Ancak iddianamede “şüpheli” sıfatıyla ifade veren başka belediye çalışanlarının olması dikkati çekiyor. Bu çalışanların da ifadelerinde, psikolojik baskı ve mobbing iddiaları yer alıyor.

‘İhaleyi alan şirket işi belediyeye yaptırıyor’
Çalışanların anlattıklarının dışında, belediyenin yaptığı organizasyonların yüklenici firma kısmında bulunan şüpheli ifadelerinde de çarpıcı iddialar var. Bu iddialardan biri, L.Ş.'ye ait. L.Ş., Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan ABB TV'nin başına getirilen B.Ü'nün, belediyenin organizasyon ihalelerini alan O.K'nin geçmişte çalışanı olduğunu belirtiyor. L.Ş.'nin iddiasına göre, yıllardır düzenli olarak belediyenin ihalelerini alan O.K'nin sahibi olduğu yerel televizyon kanalının başında bulunan M.İ.T.'nin de bir dijital baskı şirketi var. O.K., belediyeden aldığı bütün dijital baskı ve giydirme işlerini bu şirkete yaptırıyor. Bu şirket de ABB TV sorumlusu olan B.Ü. aracılığıyla bu işlerin bir kısmını belediyeye yaptırıyor. L.Ş.'nin iddiaları bununla da sınırlı değil. Belediyeden aldığı ihalenin işlerini para harcamadan belediye personeline yaptıran şirket, bu sistem üzerinden ayrıca bir kazanç elde ediyor. L.Ş.'nin iddiasına göre çark şöyle işliyor:
‘Böcek aleyhinde haber çıkmasın’
“Normalde ihaleyi alan firmanın tüm masraflarıyla birlikte işi yapması gerekirken Batuhan belediyenin imkanlarını kullanarak işin bir kısmını belediyeye yaptırarak ihaleyi yapan firmanın ihale kapsamındaki işlerle ilgili masraf yapmasını engeller. Bu masraf kalemi belediye üzerinden yapıldığı için M.İ.T., O.K. ve Batuhan'ın cebine kâr olarak kalır. O.K.'nın aldığı dijital baskı giydirme ihalelerinin tamamında sistem bu şekildedir. Aynı zamanda M.İ.T., Antalya medyasına da hakimdir. Muhittin Böcek aleyhine basında bir haber çıkmaması için buradan kazandığı paranın bir kısmıyla gazetecileri finanse eder. Kimleri finanse ettiğini bilmiyorum.”
ANSET iddianamesinde yer verilen bilirkişi tespitleri ve şüpheli ifadelerinde yer alan iddialar, yapılacak yargılama sonunda açıklığa kavuşacak.
Kamunun hem parası hem personeli şirkete hizmet ediyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlediği Yörük Türkmen Festivali kapsamında, organizasyon işinin yüklenici firmaya verilmesine rağmen belediye personelinin sahada çalıştırılarak firmanın yapması gereken işleri yaptığı ortaya çıkmıştı. Kurumsal işleyiş, iddianamede yer verilen detaylarla sınırlı değil. Ayrıca farklı birimlerde de ihale yoluyla firmalardan alınan mal ve yapım işlerindeki bazı kalemlerin belediye çalışanlarına yaptırıldığı, bu yolla haksız kazanç elde edildiği öne sürülüyor.

Usulsüzlüğe itiraz eden personeli kim koruyacak?
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ndeki kurumsal işleyiş, savcılık soruşturmaları kapsamında hazırlanan iddianamelerde detaylarıyla yer alıyor. Yargı dosyalarında yer alan yüzlerce milyon liralık kamu zararı iddiaları, bu çarpık sistemin yarattığı bir sonuç. Asıl neden, iç denetim sisteminin sağlıklı işletilmemesi yüzünden personeli koruyacak ve usule aykırı emirlere, baskıya, sürgün tehditlerine karşı kamusal güvence sağlayacak bir mekanizmanın mevzuata uygun çalışmaması. Kurum çalışanlarının kendini güvende hissetmediği bu yapıda, iç denetim mekanizması daha çok bir cezalandırma aracı ve dikey baskı aracı olarak kullanılıyor. Belediyenin kendi hazırlamış olduğu raporlarda personelin mutsuz olduğuna yönelik tespitlere de yer verilmesi, kurumsal kültürdeki ödül-ceza sisteminin daha çok cezadan yana işletildiğini ortaya koymuştu.
Çaycıdan denetimci, tır şoföründen ihaleci
Antalya Büyükşehir Belediyesi, 10 binden fazla çalışanın olduğu bir kurum. Personelin çok büyük bir kısmı şirket çalışanı ve gelecekleri idarecilerin iki dudağı arasında. Öte yandan her seçim döneminde işe alınan ve kısa süre içinde mevzuatın arkasından dolanılarak daire başkanı ya da şube müdürü yapılan kişilerin kurumsal bir zorunluluk olan liyakat sistemini de felç ettiği belirtiliyor. Çaycı kadrosundan işe alınanı denetim kurulu üyesi yapan, hayvan bakıcısı kadrosundan işe alınana stratejik plan raporu hazırlatan, mesleği berberlik olan çalışanı idare amiri olarak görevlendiren, tır şoförü olan çalışana ihale imzalatan idari yapının yarattığı sonuçların faturasını kent halkı ve kamu ödüyor.

Çalışanlar rant yangınından nasıl korunacak?
İtfaiye çalışanlarının yangına müdahale ederken korunması için satın alınan “yangına dayanıklı kıyafetler”, kurum personeline işini yaparken bir tür güvence sağlıyor. İtfaiye personeli yangına müdahale ederken, idare tarafından sağlanan kıyafetin kendisini ateşten koruyacağına güvenerek işini yapmaya çalışıyor. Ancak aynı idarenin, ihalelere imza atmaya zorlanan veya usulsüz emirlere karşı direnmesi gereken çalışanlarına karşı sağladığı bir koruyucu zırh ortada görünmüyor. Kanuna ve mevzuata aykırı emirlere itiraz eden personel, soruşturma ve cezalandırma tehdidi ile karşı karşıya bırakılıyor. Evine ekmek götürmek için çalışan personel, uzak ilçelere sürülme ve işini kaybetme baskısı ile mevzuata aykırı işlemlere imza atıp atmama arasında bir cenderede kalıyor. İtfaiye çalışanları için yangına dayanıklı kıyafet, inşaat çalışanları için baret ve koruyucu kıyafet ve ayakkabı gibi iş güvenliği için zorunlu olan donanımlar neyse, kurum çalışanlarının tümünü tehdit, baskı ve mobbingden koruyacak sosyo-psikolojik zırhlar da sağlanmak zorunda. Bu, günümüz dünyasında bütün kurumsal yapılar için bir zorunluluk.

Bedelini kent halkı ve kamu ödüyor
Antalya Büyükşehir Belediyesi ve iştirak şirketleri için yürütülen soruşturmalar kapsamında hazırlanan iddianamelerde yer alan tespit ve bulgular, ortaya çıkan kamu zararının sonuçlarını gösteriyor. Bunun nedeni ise yıllardır her türlü uyarıya rağmen devam eden çarpık düzende yatıyor. Kent halkı ulaşımdan temizliğe, trafikten yaşam kalitesi ve zaman kaybına uzanan geniş bir yelpazede belediye hizmetlerinden dert yanarken, ortaya çıkan bu tablo sürdürülemez bir yönetim anlayışına işaret ediyor. Oluşturulan çarpık düzenin yarattığı sonuçların bedelini de kent halkı ve kamu ödüyor.
ANSET davasında duruşma 27 Ocak'ta
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan 55 kişinin yargılanacağı 1833 sayfalık iddianamede, “ihaleye fesat karıştırma”, “rüşvet”, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve “edimin ifasına fesat karıştırma” suçlamaları yer alıyor. Davanın ilk duruşması 27 Ocak 2027 tarihinde Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılacak.
soL'un dört kez sansürlenen X hesabını takip ederek yaygınlaştırabilirsiniz.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.