Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara'nın o gecekondu mahallesi: NATO Zirvesi bitti, bariyerler gitti, yıkım, kir ve yoksulluk kaldı geriye

NATO gitti. Şehrin sümenaltı edilen gerçekleri yeniden gün yüzüne çıktı. Devletlerinin utandığı Ankaralılar, yoksulluklarıyla yine baş başa. NATO'dan geriye iki haftayı bulan bariyerli kuşatma, bir haftaya yayılan açıkhava cezaevi günleri kaldı. Bir de temizlik ve makyaj için yapılan çalışmaların çöpü. Ve tabii ki, bu çöplükte oynayan yoksul çocuklar...

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 13.07.2026 , 14:46

Büyük bir tantanayla başlayan NATO zirvesi ve zirve bağlamında alınan kısıtlamalarla yasaklar dün itibarıyla resmen sona erdi. 

Zirve hazırlığı kapsamında Ankara'da önüne bariyer örülen gecekondu mahallesini soL gündeme getirmiş, mahallede yaşananlar günlerce tartışılmış, televizyon kanalları sokakları arşınlamıştı. 

Zirve bitti. Kameraların kadrajları başka yönlere çevrildi. Bariyerler kalktı. Geriye mahallenin her yanında birikmiş moloz ve çöp yığınları kaldı. Yoksulluk, her zamanki gibi.

Zirvenin ve yasakların Ankaralılar için sona erdiği gün yine aynı mahalleyi ziyaret ettik.

NATO zirvesi için "görüntü kirliliği" yaratan kimi eski binalar alelacele kentsel dönüşüm kapsamına alınmış ve apar topar yıkılmıştı. Şimdi o binalardan geriye kalan çöpler, mahalleliye NATO kapsamında yaşadıkları aşağılanmayı hatırlatıyor.

Evler yıkıldı, bariyerler örüldü, mahalleliye çöplüğü kaldı

Ankara'nın havalimanına uzanan ve Protokol Yolu olarak adlandırılan güzergahı üzerinde, Altındağ ilçesine bağlı Yıldıztepe Mahallesi, "çok önemli kişiler"in Esenboğa'dan merkeze seyrettiği yolun hemen kenarından yukarıya doğru uzanan tepelerdeki gecekondulardan ibaret. Yıldıztepeliler, Protokol Yolu'na ve Ankara'ya tepeden bakıyor. 

NATO Zirvesi hazırlıkları kapsamında iktidar, savaş ve silah muhabbeti yapmaya gelecek misafirlerin güzergahı üzerindeki bu mahallenin yola bakan kısmını bariyerlerle kapatmıştı. İktidar, soL'un haberinin çok ses getirmesinin ardından bariyerleri "yoldan geçen araçların güvenliğini sağlamak" için rutin bir önlem olarak savunmuştu.

Zirve için örülen bariyerlere 181 milyon lira harcandı. Ankara'ya yurdun dört bir yanından taşınan on binlerce polisin küçük bir kısmının bölgede alacağı önlemler, yolun güvenliğini sağlayabilirdi. Ama mesele yalnızca güvenlik değildi, aynı zamanda estetikti.

Yıldıztepe, başkentin birçok diğer emekçi semti gibi, pazarlamaya uygun değildi.

Zirve bitti. Bariyerler sökülmeye başlandı. Bu işlem için de 17 milyon lira harcanacağı hesaplanıyor. 

NATO zirvesi için bariyerler çekilen mahalledeki halkın sıkıntıları kaldığı yerden devam ediyor. Evine misafir olduğumuz bir mahalle sakini, durumu "NATO gitti, çöplüğü kaldı" diyerek özetliyor:

Adımı yazma benim, malum ortam sıkıntılı artık, çekiniyoruz.

NATO gelecek diye yıkılan binadaki eski manavdan aldığı kirazlardan bir tabak ikram ediyor.

Manav yan tarafa taşındı. Artık mahalleli destek oluyor, ihtiyacı birse iki alıyor. Bazen de manav elindeki mal çürümesin diye mahalleliye dağıtıyor. Kiraz oradan, Çubuk taraflarından geldi.

Yoklukta var olan dayanışma, sessiz sedasız, bir tabak kirazda somutlaşıyor.

NATO gelecek diye yıkılan binalardan sonra her şey kaldığı yerden devam ediyor. Geriye kalan ise yalnızca çöplük, moloz ve enkaz. Mahalleli, belediye ekiplerinin temizlik için pek de acele etmediğini söylüyor: "Niye etsinler ki, artık aceleye gerek yok, zirve bitti zaten. Ben diyeyim sana, ses çıkarmazsak burada bir ay kalır bu çöp."

Geçtiğimiz haftaya kadar manav olarak kullandığı binanın önünde bekleyen Emrah'ın işyerinden geriye enkaz, moloz ve çöplük kaldı.

NATO gelecek diye yıkılan binadan geriye kalan kir mahalleye girer girmez fark ediliyor. Ne zaman yıkıldı burası diye sorunca, "Sizin önceki gelişinizden iki üç gün sonra" yanıtını alıyoruz. Yıkım 4-5 Temmuz'da, zirveden hemen önce apar topar yapıldı.

"Yıllardır yıkılmayan eski binaları yıktılar, elalemin göz zevki bozulmasın diye" diyor evine buyur eden kişi. Konuşurken yüzünde sinirli bir gülümseme beliriyor. Yılların ihmalkârlığının, uluslararası bir imaj kaygısıyla birkaç günde nasıl rafa kaldırıldığının acı bir özeti oluyor bu gülümseme.

'Biz yoksulsak yoksulduk, mahalle pislikse pislikti zaten, NATO'yla mı fark ettiler'

Mahallede gezerken ilk fark edilen şey bariyerlerin kaldırılmış olması. Ancak sökülen bariyerlerden geriye kalan demir paneller hâlâ olduğu yerde duruyor.

Ne zaman kalkacak bunlar, bilginiz var mı diye sorduğumuz bir mahalleli iki elini havaya kaldırıp bilmiyorum diyerek sallıyor ve ekliyor: 

"Maşallah iki günde kurdular her şeyi. Şimdi iki günde kaldıramadılar. Cuma ve Cumartesi başladılar, gece saatlerinde kaldırıyorlar trafik aksamasın diye. Zaten bunu buraya koymaları acayipti. 20-25 yıldır bu mahalledeyim. Ben bildim bileli böyle burası. Pislikse pislik zaten, yoksulsa yoksul. NATO gelince fark ettiler herhalde. E şimdi ne oldu? Gelenler gitti, duvarlar kalktı, biz aynı devam ediyoruz eskisi gibi."

'İki üç haftadır boş boş gelip çalıştık'

Ziyaret ettiğimiz işyerlerinden Mehmet Bey ise bariyerlerin zirveden yaklaşık bir hafta on gün kadar önce kurulduğuna dikkat çekiyor.

Ben taa Dikmen'den gelip bu dükkânı açıp her gün geri dönüyorum. Burada dükkânımızın önünü resmen kapattılar. Ne için? Üç beş adam gelecekmiş, burada artistlik yapacakmış diye. Geldiler, gittiler, bariyeri kaldırdılar, şimdi direklerin sökülmesini bekliyoruz. Bize ne kaldı? Bize kaldı ekonomisi. Yaklaşık iki haftadır doğru düzgün iş yapamadık. Ne yapacağız? Hani gelen giden var mı, bir mağduriyetiniz var mı diye soran da olmadı. Öyle devam edeceğiz. Olan bize oldu. Burada açık diyorum, esnaf olarak üç beş ayda zor toplayacağız, bir ekonomik maliyeti oldu bu işin.

Aynı işyerinin bir hafta arayla kapısının önü.

 

NATO gitti. Şehrin sümenaltı edilen gerçekleri yeniden gün yüzüne çıktı. Devletlerinin utandığı Ankaralılar, yoksulluklarıyla yine baş başa. NATO'dan geriye iki haftayı bulan bariyerli kuşatma, bir haftaya yayılan açıkhava cezaevi günleri kaldı. Bir de temizlik ve makyaj için yapılan çalışmaların çöpü.

Ve tabii ki, bu çöplükte oynayan yoksul çocuklar...

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.