Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Ankara'daki savaş zirvesi sonrası TKP karamsarlığa meydan okuyor: 'Karşımızda korkmaya ve dağılmaya mahkum bir güruh var'

NATO Zirvesi'nin ardından Ankara'da düzenlenen etkinlikte konuşan TKP Genel Sekreteri Okuyan yoksulluktan siyasi operasyonlara kadar ülkede yaşanan her şeyin NATO'yla ilgili olduğunu, bunun unutturulmaya çalışıldığını dile getirdi. "Karamsarlık varsa bardağın dolu tarafına da bakacağız" diyen Okuyan "Karşımızda korkmaya ve dağılmaya mahkum bir güruh var tüm paralarına ve güçlerine rağmen" dedi. Okuyan "Eğer Türkiye'yi sömürüden, emperyalizmden arındırırsak zincirleme reaksiyon olur, burası kritik ülke, burası bereketli topraklar" diye konuştu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 18.07.2026 , 23:01 Güncelleme Tarihi: 19.07.2026 , 00:21

Türkiye Komünist Partisi (TKP), NATO Zirvesi için başkentte oluşturulan ablukayı delerek 5 Temmuz'da Kızılay'a yürüyen yurtseverlerin ve komünistlerin iradesini yükseltmek ve zirvenin sonuçlarını konuşmak için bugün Ankara’da bir buluşma düzenledi. 

Makina Mühendisleri Odası Kültür Merkezi’nde toplanan yüzlerce Ankaralı, yaşam, bağımsızlık ve sosyalizm için umudu yükseltti. 

Geçen hafta içi NATO'ya karşı 28 maddelik bir deklarasyon yayımlayan TKP iktidarın bu süreci silah sanayisi için bir maymuncuk gibi kullandığına dikkat çekmiş ve Türkiye’nin emperyalist hedefler uğruna sıcak çatışmaların içine itildiği uyarısında bulunmuştu. Deklarasyonda NATO’dan çıkışın tek yolunun bağımsız ve sosyalist bir Türkiye mücadelesi olduğu vurgulanmıştı.

Bugünkü etkinliğin açılış konuşmasını yapan TKP Ankara İl Başkanı Banu Ünver, bugün Türkiye’de her şeye rağmen sokağa çıkmanın, Ankara’da NATO için OHAL ilan edilmesine rağmen sokaklara dökülen yurtseverlerin boyun eğmeyen direncinin önemini vurguladı.

NATO tarihi hakkındaki sinevizyon gösteriminin ve ardından gelen "Bir gün daha bekleme, TKP’ye katıl" çağrısının sonrasında TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan bir konuşma yaptı.

'NATO'nun gündem olması için mücadele ediyoruz'

Ülkenin NATO karşısında boyun bükmesine itiraz eden ve Ankara'da sokağa çıkan komünistlere teşekkür ederek sözlerine başlayan Kemal Okuyan, "Bugün NATO'nun neden dünya ve Türkiye için güncel ve büyük bir tehlike olduğunu konuşmak için bir araya geldik. Ankara’daki zirveyi ve sonucunu konuşmak için buluştuk. NATO'yu ve NATO'nun arkasındaki güçleri konuşmak için buradayız" diyerek sözlerine başladı. Önümüzde çok zorlu mücadeleler olduğunu, bugünlerde atılan en küçük adımların dahi gelecekteki büyük gelişmelerin belirleyicisi olacağını ifade eden Okuyan şunları söyledi:

Bugün NATO Türkiye ve dünya açısından önemli bir örgüt ve buna rağmen az konuşulan bir örgüt. Bu zirve meselesi ile tekrar gündeme geldi. Ama biz yıllardır NATO'nun gündem olması için mücadele ediyoruz ama muazzam bir ilgisizlik var toplumda. Nasıl becerdiler bunu? NATO denilen olguyu nasıl böyle doğal bir hale getirdiler, bunun tarihine bakmak lazım. Türkiye siyasetinin bugün ana akımı olan bütün siyasi hareketler tarihten bugüne NATO'yu Türkiye'ye doğal ve vazgeçilemez bir savunma örgütü olarak tanımladı. Milliyetçiler, İslamcılar, muhafazakarlar, hatta bir kısım solcular da bunu yaptılar. Bazen aykırı durmak, ses çıkarmak bile önemlidir. Bazen hiç duyulmaz sesiniz ama bir yerlerde yankılanır. Israrla gündemde tutmak gerekir bazı şeyleri. Bugün bizim ısrarlarımız olmasa Ankara'daki zirveyi düğün dernek davul zurnayla yapacaklardı."

'Yasakların asıl sebebi NATO'nun konuşulmasını engellemek'

Eylemlerin neden yasaklanmak istendiğine değinen Okuyan, "Neden yasaklamak istediler? Çünkü birileri kalkıp Türkiye’de on yıllardır devam eden hikayelerin yalan olduğunu söyleyecekti" diyerek yasakların arkasındaki asıl niyetin insanların konuşmasını engellemek olduğunu belirtti. Zirvenin güvenliği bahanesine değinen Okuyan konuşmasına şöyle devam etti:

Neymiş efendim zirvenin güvenliğiymiş, bunu her türlü sağlarlardı. Ankara'da sıkıyönetim ilan etmenin ya da farklı şehirlerde eylem yasakları koymanın sebebi güvenlik değil. Konuşulmasını engellemek istiyorlar. O yüzden gündemde tutmak zorundayız. Eylemler bunun için önemli. Karşımızdakiler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar hep şunu hissetmeliler. Biz ne kadar güçlü olursak olalım bir yolunu bulup meydan okuyorlar. Bu hissi vermek zorundayız. Dikensiz bir gül bahçesinde olmadıklarını bildirmek zorundayız. Bunu hissettirdiğimiz ölçüde halkımızda da umut o denli artacaktır. Aslında tarihsel olarak hiçbir önemi olmayan, tarihin akışını değiştirmeyecek bu eylem o kadar fazla kişide ilgi uyandırdı ki TKP’ye çok uzak kişilerde dahi 'helal olsun' dedirten bir etki yarattı. Bu da önemli."

Trump laf olsun diye 'komünizm tehlikesi' demiyor, tehdit değil insanlığın geleceğiyiz

Emekçi halkın kendi iradesini eline alıp iktidara yürüyene kadar bazı şeyleri ısrarla vurgulamaları gerektiğini anlatan Okuyan, ABD Başkanı Trump'ın açıklamalarına atıfta bulunarak, "Trump bir duruyor, komünizmden söz ediyor, 'komünizm tehlikesi, komünizmle mücadele etmek zorundayız' diyor. Hani 50 yıl önce Soğuk Savaş dönemi olsa anlarsınız. Ama şimdi neden söylüyor? Laf olsun diye mi? Onlar biliyor ki bu alçak düzen sürdüğü sürece komünistler bir tehdittir. Zayıf olabilirler, bazen geriye çekilebilirler ama bu tehdit her zaman olacak. Biz tehdit değiliz. Biz insanlığın geleceğiyiz. Bunu sürekli hatırlatmak ve insanların umudu kesmesini engellemeliyiz" ifadelerini kullandı.

'Kahramanlara değil örgütlü mücadeleye ihtiyaç var'

Konuşmasında kahraman beklentilerine de yanıt veren Kemal Okuyan, "Kahraman bağımlısı bir toplum yaratıldı, Haluk Levent de bunun ürünüdür dedim, çok tartışıldı. Bizim şunu da anlatmamız gerekiyor. Hiçbir kahraman bizim Ankara’daki arkadaşlarımızın yaptığını yapamazdı" diyerek örgütlü mücadelenin önemini şu sözlerle anlattı:

NATO'ya, sermayeye, zorbalığa karşı mücadelede bir şeyi hatırlatmak zorundayız. Örgütlü mücadele en kuvvetli mücadeledir. Ortak hareket etme kültürü, ortak irade, örgütlü iradeden büyük güç yoktur. En büyük avantajımız, karşımızdakiler ortak hareket etme kültürüne sahip değiller artık. İstediği kadar paraları, istediği kadar silahları olsun NATO ya da AKP ya da başka partiler, birlikte hareket etme gücüne sahip değiller. Örgütlü mücadelede kahramanlara ihtiyaç yoktur. İhtiyaç olursa da örgütlü mücadele kendi kahramanlarını yaratır zaten. Bunu sürekli canlı tutacağız. Bu bir psikolojik savaştır. Birileri NATO vazgeçilmezdir diyecek, biz NATO eli kanlı terör örgütü diyeceğiz. Birileri diyecek ki bu eylemlerden hiçbir şey çıkmaz, biz diyeceğiz ki hayır çok işe yarıyor, bir yerlere yazılıyor, insanların hafızasına ve yüreğine yazılıyor."

Gün gelip bu eylemlerin niteliksel sonuçlara vesile olacağını belirten Okuyan, "O görüntüler ajanslara düştüğünde Türkiye'de on binlerce, yüz binlerce insan keşke ben de orada olsaydım dediler. TKP’li olsunlar olmasınlar. Bundan daha büyük bir şey olabilir mi? O yüzden bu mücadele büyük bir mücadele" diyerek eylemlerin etkisini vurguladı.

'Saldırı sadece topla tüfekle, savaşla yapılmıyor'

Eskiden Savunma Bakanlığı adına birimlerin olmadığını, bugün ise Savunma Bakanlığı adı verilen kurumların birer savaş bakanlığı olduğunu söyleyen Okuyan, "Bir yerde savunma adını düşünüyorsanız aklınıza savaşı getirebilirsiniz" dedi. 1949 yılında kurulan NATO'nun bir savunma örgütü olduğu algısına değinerek, "Belki bu yıl kırdık onu, solcu, devrimci, yurtsever bildiğimiz bazı aydınlar, bazı gazeteciler dostlarımız bize 'içinde olmak dışında olmaktan daha iyi zira NATO kendi üyesi olan bir üyeye saldırmaz' diyorlar. 'Evet NATO kötü ama içinde olursak bize saldırmaz' deniyordu. Bunu biraz açmak istiyorum zira bu yaygın" şeklinde konuştu.

Bölgesel gerilimlere dikkat çeken Okuyan, NATO'nun saldırı biçimlerini şu şekilde özetledi: 

Mesela bugün Türkiye’de biz NATO’dan çıkarsak Yunanistan bize saldırır deniyor ama Yunanistan'da da benzer şekilde Türkiye bize saldırır diyorlar. Ama on milyonlarca emekçiyi birbirine düşman ederek gemiyi yürütüyorlar. Peki saldırmıyorlar mı? Saldırıyorlar arkadaşlar, açıktan askeri harekatla değil. Cinayetlerle, katliamlarla, darbelerle saldırıyorlar. Saldırı sadece topla tüfekle savaşla yapılmıyor. Tarihte örnekleri var. İtalya’da ve benzer ülkelerde belgelenmiş örneklerle, gizli arşivlerde açıklanan örneklerle NATO'nun binlerce cinayet işlediği ortaya çıktı. NATO sendikacı öldürdü, siyasetçi öldürdü, hızlarını alamadılar sağcıları öldürüp solculara attılar sorumluluğunu."

Sözü 15 Temmuz darbe girişimine getiren Okuyan, "Üç gün önce 15 Temmuz'un yıldönümüydü. Bizzat bu iktidar bu darbenin arkasında ABD subayları ve NATO görevlileri olduğunu ilan ettiler. O günlerde NATO'ya karşı çıkan ifadelerde bulunuyorlar, peki şimdi ne oldu? Her zamanki gibi ABD’nin ve NATO'nun uysal ve iddialı işbirlikçi ortağı olmak için canla başla uğraşıyorlar" dedi.

Okuyan şöyle konuştu:

"Demek ki saldırı sadece savaş aracıyla olmuyor. O ülkenin halkına savaş açarsınız ülkeye savaş ilan etmeden. O yüzden diyoruz ki Türkiye'nin NATO’dan çıkması yetmez. NATO da Türkiye'den çıkmalıdır. Çünkü NATO Türkiye'de olduğu sürece NATO'nun Türkiye'nin toplumsal ve siyasal hayatına müdahalesinin kanalları açıktır. Yarın bir gün halkımız ayağa kalktığında NATO bunu tehdit görüp müdahale edecektir. Bugün NATO'dan kurtulursak yarın toplumumuzun iradesine yapılabilecek olası müdahaleden de kurtulmuş oluruz."

'NATO ve emperyalizmde zerre vicdan, zerre ülke bağı yoktur'

Konuşmasında emperyalizmin acımasızlığına tarihsel bir örnek veren Okuyan, "1919-20 civarında bizde Kurtuluş Savaşı devam ederken, dünyada devrimci bir dönem varken o dönem İngiltere'nin yurtdışındaki emperyalist planlarını sabote eden bir İngiliz işçi sınıfı vardı. Mesela limanlardaki grevler, savaşa gönderilecek cephaneleri denize döken işçiler vardı. İşte o dönem İngiliz egemenler, Lloyd George kendi hava kuvvetleri komutanını çağırıyor ve 'Manchester'ı bombalayabilir miyiz?' diye soruyor. Peki neden? Limanları, liman işçilerini. Hava kuvvetleri komutanı bunu kabul etmiyor" diyerek bu örneğin Türkiye ile olan bağını şu sözlerle kurdu:

Şimdi arkadaşlar, az önce verdiğim örneği alın Türkiye'ye getirin. Türkiye'ye yerleştirilen nükleer silahların bir bölümünün Türkiye dışına çıkacak menzili olmadığını söylersem ne düşünürsünüz? ABD tarafından yerleştirilen nükleer silahların bir bölümünün menzili Türkiye dışına çıkmıyor. Kendi çıkarlarını tehlike altında gördüklerinde Türkiye'de nükleer silah kullanacak bir alçaklıkla karşı karşıyayız. NATO ve emperyalizmde zerre vicdan, zerre ülke bağı yoktur. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ama sadece şunu söyleyerek özetleyeyim. Büyük yalanlar söyleniyor. Bunu bilmek zorundayız."

Milyar dolarlık bütçelerle insanları öldürecek oyuncakların sergilendiği bir fuar

Ankara zirvesinde konuşulanları bir silah pazarlığı olarak nitelendiren Okuyan, "Şimdi bugüne gelelim. Ankara zirvesinde neler konuşuldu ona bakalım. Öncelikle Ankara zirvesi büyük bir fuardır. Büyük bir silah fuarı olarak tarif edilebilir" diyerek şunları kaydetti:

Şöyle düşünün halkımız pazara çıkar binbir zorlukla filelerin yarısını doldurarak meyve sebze almaya çalışır, bunlar ise milyar dolarlık bütçelerle insanları öldürecek oyuncakları birbirlerine sergilediler ve korkunç bir pasta yarattılar, yeni bütçe belirlendi. Bu bütçeler bugün tüm dünyada daha az eğitim demek, daha az sağlık demek, emeklilere daha az bütçe demek, kamu harcamalarının kısılması demek. Bu kadar basit."

Türkiye'nin silahlanma sürecine ve bunun sonuçlarına da değinen Okuyan, "Savaş bütçelerini yüzde 5'e çıkarmaya çalışıyorlar, bunlar çok büyük rakamlar. Ve bazı ülkelerde eğitime ayrılan bütçe yüzde 2 civarında. Bunun anlamı nedir? Silahlanıyorlar. Türkiye de silahlanıyor. Ve Türkiye son dönemde iddialı bir silah üreticisi haline geldi" dedi.

Devrimci bir Türkiye'de de savunma için silaha ihtiyaç duyulacağını belirten Okuyan, "Ama bugün Türkiye’de silahlanma iddia edildiği gibi yerli ve milli bir proje değil, emperyalist sürece entegre edilen ve yeni Osmanlıcılıkla yayılmacı heveslere hizmet ediyor" diyerek şunları kaydetti:

Türkiye çok uzun bir süredir sıcak çatışma alanlarında. Irak, Suriye, Libya, Kafkasya ve daha birçok yerde deneyim elde etti. Zaman içinde silahlarını denediler, bazı başlıklarda geliştirdiler. Dünyadaki insansız hava araçları üretiminde, satışında yüzde 62'lik paya sahip. Türkiye'yi bir dron merkezi haline getirdiler. Bu bir başarıdır. Ama bu başarı emekçi halka refah getirmemiştir, tehdit getirmiştir zira Türkiye sıcak çatışmaların merkezi haline gelmiştir."

Silah şirketlerinin iştahının kabardığını ve daha fazlasını istediklerini anlatan Okuyan, zirvenin sonuçlarını şöyle özetledi: 

Bunun anlamı nedir? Türkiye'nin silah endüstrisi biraz daha pazarlanacak. Bunun karşılığında Türkiye NATO'nun sıcak çatışma alanlarında daha fazla görev alacak. Siz benden daha fazla dron alın benim yerli ve milli savaş uçağıma motor yollayın ama ben sizin savaşlarınıza katılmayayım. Yok öyle bir şey. Dün Hakan Fidan'a Ukrayna'da madalya taktılar Ukrayna'daki katkıları için. Hakan Fidan asker değil. Neden madalya taktılar, biz arabulucuyuz savaşa taraf değiliz diyen Türkiye'ye neden madalya takılıyor? Çünkü Türkiye tarafsız değil ve artık Türkiye daha fazla taraf. Rusya binlerce kilometre uzağımızda değil Karadeniz'de komşumuz. Ayrıca Rusya'nın kendi egemenlik alanı olarak gördüğü Kafkasya'da da komşuyuz. Türkiye ve Rusya arasındaki sıcak bir gerilimin sonuçları çok ağır olur ama bedeli emekçi halk öder. Ve oraya doğru gidiyoruz. NATO üzerinden Türkiye'yi bir sıcak çatışmaya doğru çekiyorlar."

Boğazlar için kurulan NATO karargahı ve Yeni Osmanlıcılık

Kapalı kapılar ardında konuşulan karargah konusuna da dikkat çeken Okuyan, "Şimdi zirvede pek konuşulmadı. Zaten pek çok şey konuşulamadı, kapalı kapılar arkasında yapıldı her şey. İki tane NATO karargahı kuruluyor ülkeye, bir tanesi Boğazlarla ilgili. Şimdi Boğazların güvenliği Türkiye'ye ait. NATO’nun Boğazlarla ilgili karargahı büyük panik yaratması gereken bir konu. Bunu bu ülkenin yönetenleri söyledi" diyerek şunları kaydetti:

Sonra öğrendik ki Boğazlarla ilgili NATO karargahının arkadaşlar, sorumlu komutanı Türk olacakmış. Yardımcıları ise 32 ülkeden oluşan NATO’nun iki ülkesinden olacakmış. Herhalde Kurtuluş Savaşı'nı bilen herkes bilir ki emperyalistler intikam almak istese Fransız ve İngiliz komutanlar eşlik edecek derdi. İşte bunu büyük bir müjde verir gibi açıkladılar. Türk komutanlara Fransız ve İngiliz komutanlar eşlik edecekmiş. Demek ki neymiş? Tom Barrack’ın cumhuriyet yerine imparatorluk, Osmanlı yakışır güzellemeleri, Milli Eğitim Bakanı’nın ne kurtuluş savaşı, kimden kurtulduk deyip Osmanlı güzellemesi yapması, bunlar NATO projeleriyle bağlantılıymış. Biz yıllardır ne diyorduk AKP’nin stratejik yönelimi Osmanlıcılıktır. Şimdi bunlar diyor ki NATO izin verdiği kadar ya da NATO için Osmanlıcılık."

Okuyan, NATO'nun Çin ve Rusya'ya karşı hedeflerini de şu sözlerle açıkladı: "Suriye’de ABD ve İsrail izin verdiği kadar. Irak'ta da öyle. Bir de büyük lokma var. Çin'in etkisini kırmak isteyen NATO, Rusya'yı aradan çıkarmak istiyor. Başka ne var? Türkistan diye bir kavram icat ettiler. Ders kitaplarına da girdi. Demek ki Yeni Osmanlıcılıkla Arap coğrafyasında İsrail'le tıkandılar ama yeni iştah açıcı alan Türk dünyası olacak ve bu Türk dünyası ne hikmetse NATO’nun iki hedefindeki ülkenin sınırlarında yer alıyor. Bugün Türkiye'yi yönetenler, AKP iktidarı elbette bilir kimse onlara yedirtmez bu coğrafyayı. Ama pay alırlar. O yüzden bugün Kırım haberleri çıkmaya başladı, 'Rusya başörtülü bacılarımızı tutuklamaya başladı' diye."

Genişleyen NATO hedeflerinin tehlikelerine vurgu yapan Okuyan, "Daha tehlikeli bir sürece girdik. Neden tehlikeli? NATO tıkanıyor. Silahlanma için kaynak nereden bulacaklar belli değil. İşleri zor. Savaşlar çok karmaşık hale geldi. Ve bugün Türkiye kendi etrafındaki savaşlarda taraf artık. İran savaşında taraf değil miyiz? Tarafız. NATO zirvesinde ilan edilen maddeler arasında İran da var. Türkiye'nin de o metinde imzası var. Belki NATO'nun savaşı değil İran savaşı ama NATO belgesine girdiyse yakında iş değişebilir eninde sonunda NATO'nun kavgası kaynak kavgasıdır" dedi.

'Ortak bir akılla hareket etmiyorlar'

Harita üzerinden NATO'nun operasyonlarını anlatan Kemal Okuyan, nükleer savaş tehlikesine dikkat çekerek şunları söyledi: 

Bir tehlike Rusya sınırındaki NATO ülkeleri, üç Baltık ülkesi. Ve Karadeniz. Rus savaş doktrini Sovyetler Birliği'nden farklı. SSCB nükleer silahları tarihinde ilk kullanmayacağını ilan eden ülkedir. Bunu SSCB açıkladı. Putin bunu değiştirdi. 'Eğer ülkemi tehdit altında görürsem kullanırım' dedi. Arkadaşlar, bir ülkeyi bu kadar kuşatırsanız, orası da dünyanın süper güçlerinden biriyse, ateşle oynuyorsunuzdur. Peki bir akıl var mı? NATO zirvesine katılanlar arasında aklı başında kimse gördünüz mü?"

Bugün yaşanan sorunların NATO ile doğrudan ilgili olduğunu belirten Okuyan, "Bugün bu ülkede yaşanan her şey, NATO'yla ilgili, yoksulluktan siyasi operasyonlara kadar. Bunu unutturmaya çalışıyorlar" diyerek gündemin suni olarak değiştirilmesini eleştirdi:

NATO konuşuluyor mu bugün? Hayır bitti, sabahtan akşama Haluk Levent konuşuluyor. Bunlar önemsiz demiyorum ama NATO'nun önemsizleştirilmesine izin vermemeliyiz. Hakan Fidan'ın Ukrayna'dan aldığı madalya neden konuşulmuyor? Üstelik ikinci sınıf madalya, bir aşağılama da geçiyor. Adı bir sonraki cumhurbaşkanlığı adaylarından biri olarak geçen biri bir başka ülkeden liyakat madalyası alıyor, kimse de tepki göstermiyor."

'Karşı tarafın zayıf noktalarına odaklanmalıyız'

Herkeste var olan karamsarlığa değinen Okuyan, "Arkadaşlar, bu kargaşada, genişleyen NATO'nun olduğu bir dünyada ne yapacağız? AKP yerinden kıpırdamıyor. Bir türlü alt edilmeyen bir hükümet, herkeste bir karamsarlık var. Karamsarlık varsa bardağın dolu tarafına da bakacağız. Nereden bakarsanız oraya odaklanırsınız, orayı güçlendirirsiniz. Bu bardağın dolu tarafı kendi gücümüz müdür yoksa karşı tarafın zayıf noktaları mıdır?" diye sorarak yanıtını şu şekilde verdi:

Bu bardağın dolu tarafı kendi gücümüzden ibaret değil, gücümüzü hafife almıyorum. Ama kendi gücümüze odaklanırsak muazzam savaş makinasına bakınca çaresiz hissedersiniz. O zaman yapılacak en iyi iş, gerçeklerden kopmadan karşı tarafın zayıf noktalarına bakmak. Nedir karşı tarafın zayıf noktaları? Deli gibi korkuyorlar. Korktukları için ülkede sıkıyönetim ilan ediyorlar. Gerçeklerden korkuyorlar, kendilerinden korkuyorlar. Sürekli şu paylaşım bu paylaşım nedeniyle tutuklamalar. Arkadaşlar, bu başkalarından değil kendilerinden korkunun ürünü. O paylaşımlarda kendilerine dair zayıf başlıkları görüyorlar. Korku dağıtır. Korku insanidir ama aşılamayan korku dağıtır. Karşımızda korkmaya ve dağılmaya mahkum bir güruh var tüm paralarına ve güçlerine rağmen."

Karşı cephenin diğer zayıf noktalarını sıralayan Okuyan, "Kendi aralarındaki sorunları çözemiyorlar çünkü çıkar çatışmaları var. Paranın olduğu yerde anlaşmanın imkanı yoktur. Onların arasındaki gerilimler bizim için iyidir. Karşımızda sürdürülebilir bir sistem yok. Nedir bu istikrar? Dünyadaki ülkelerin bu şekilde devam etmesi, ne Türkiye ne dünya böyle devam edemez. Karşımızda bir akıl yok. Eğer dünyanın en güçlü emperyalist ülkesinin tepesindeki Trump ise, cahil, ahmak, soytarı, tutarsız bir adam var karşımızda, diğerlerinin de çok farkı yok zaten" dedi.

Çıkış yolu akıl ve örgütlü mücadeledir

Eninde sonunda kendilerini tanımlayacak şeyin haklılık, örgütlülük, cesaret ve akıl olacağını belirten Okuyan, "Çünkü karşımızda aklın yerine parayı ve kötülüğü koymuş sistem var. Ben bundan 10 yıl önce 15 Temmuz'u, karşı karşıya gelen iki iktidar hizbini gördüğümde 'biz bunlara mı yenildik' dedim. Geçicidir bu yenilgi arkadaşlar. Eninde sonunda cesaret, akıl ve örgütlülük bulaşır. Bundan zerre kuşkunuz olmasın. Sadece hızlanmamız lazım. Sadece bunun önündeki bariyerleri kaldırmamız gerekir. Bu bizim elimizde, bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Kahraman aramaktan vazgeçmeliyiz. Kolay yolu aramaktan vazgeçmeliyiz" ifadelerini kullandı.

Sistemin ikiyüzlülüğünü eleştiren Okuyan, "Trump zaten eşitsizlik olmalı diyen adam. Zorba biri. Zorbalık olmasın demokrasi olsun bu kadar yoksulluk olmasın diyor ve yalan söylüyorlar. Trump’ın sistemini savunarak şikayet ediyorlar. İnsanlık bu yüzden kıpırdamıyor yerinden" diyerek Türkiye'deki duruma dikkat çekti: 

Türkiye'deki sistem de budur. AKP zengine çalışıyor, bunu ilan ediyor. Ama yıllardır adalet diyen bir muhalefet partisi var, milyonları arkasından sürüklüyor, insanlar umut arıyor, çözüm arıyor. Peki çözüm ne? Aynı CHP NATO'culuk yapıyor, TÜSİAD'cılık yapıyor. TÜSİAD'ın elini sıktıkça adaletsizlik devam ediyor. NATO'yla, TÜSİAD'la bu ülkede adalet gelmez. İnsanlarımızın tercih ettiği kolay yolun çıkışı yok. Gece gündüz çalışacağız bunu anlatacağız, bu sistem değişmedikçe ne yoksulluk ne de savaşlar biter."

Kendilerini hedef alan tuhaf çıkışlara da yanıt veren Okuyan, "Biri çıktı lak lak ediyorsunuz dedi. Bizim ne yaptığımızı başta anlattık. Gece gündüz son derece zor koşullarda yurttaşların emekçilerin zihnine giren virüslerle uğraşıyoruz. Konuşarak, anlatarak, eylemle. Başka çare yok, hızlanmak zorundayız" dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:

Sevgili arkadaşlar o yüzden kahramanlık meselesine ilişkin bu çıkışa çok fazla destek gelmesi hayra alamettir. Kişilere bağlı olmayan bir siyaset türü var. Bunu anlatmak, göstermek ve çoğaltmak zorundayız. Ondan sonrası çok kolay, bizim karşımızda duramazlar. Ben iddia ediyorum aklın, haklılığın ve örgütlülüğün karşısında kimse duramaz. Hepsi yan yana gelse yine duramazlar. Vaktimiz daralıyor. Tek bir tehlike var. Bu alçaklar biz işimizi yapmadan insanlığı ortadan kaldırabilir. Bu olasılık var diye kafamızı yorganın altına sokmayacağız. Hızlanacağız. Türkiye bu açıdan kritik bir ülke. Eğer Türkiye'yi sömürüden, emperyalizmden arındırırsak zincirleme reaksiyon olur, burası kritik ülke, burası bereketli topraklar. Bu kadar karanlık, bu kadar çürümüş ülkede bu olur mu? Olur. Zaten çürüyen yerden kopar o zincirler. Türkiye'de bu çürüme aynı zamanda bir ayağa kalkışın işareti olabilir. Çünkü insanoğlu topyekün çürümez, çürütemezsiniz. Bir yerde çok çürüme varsa oraya panzehir de bir yerde yerleşiyor, o da örgütlü mücadeledir. Eninde sonunda NATO'ya da, sömürüye de, holdingine de, tarikatına da vız gelir tırıs gider. Biz buradayız!"

 

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.