Sayfa yolu
Ankara'da '100. yaşında Fidel'in mirası' buluşması: 'Bu sadece Küba halkının değil, bizim de kavgamız'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 19.08.2026 , 23:51 Güncelleme Tarihi: 20.08.2026 , 00:10
José Martí Küba Dostluk Derneği (JMKDD) tarafından düzenlenen Fidel Castro'nun 100. yaşı etkinliği Ankara Nâzım Hikmet Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. Etkinlikte José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Díaz Palacios ve TKP Merkez Komitesi Üyesi Ali Ufuk Arikan yer aldı.
Düzenlenen etkinliğe aynı zamanda günlerdir Ankara'da direnen ve haklarını almak için mücadele eden Doruk maden işçileri de yer aldı.
Buluşmanın açılış konuşmasını yapan José Martí Küba Dostluk Derneği Başkanı Nahide Özkan, Fidel'in mücadelesine ve onun Küba'ya bıraktığı mirasa değindi.

'Tarih beni aklayacaktır' ve açılan yol
Özkan, Fidel'in bundan 77 yıl önce Moncada Kışlası baskınıyla yaktığı ateşi ve tarihi savunmasının bugün nasıl karşılık bulduğundan söz etti:
"Fidel tam 77 yıl önce bir grup genç yoldaşıyla Batista diktatörlüğünün en önemli askeri merkezlerinden biri olan Moncada Kışlası'na düzenlediği baskınla Küba halkını devrime taşıyan mücadelenin önünü açtı. Baskın başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak kimileri tarafından hayalperest olmakla suçlanan bu girişim, devamında sürdürülen tavizsiz devrimci arayış ve yoksul halk kitlelerinin mücadeleyi örgütleyebileceğine olan sarsılmaz inanç sayesinde sonunda zaferle taçlandı. Fidel'in Moncada Kışlası saldırısından sonra yaptığı savunmada kullandığı ve tarih beni haklı çıkaracaktır sözü kişisel bir haklılık iddiası değildi. Bu tavizsiz devrimci arayışın stratejik güç dengelerine veya aritmetik meclis hesaplarına değil, halkın örgütlü gücüne olan inancın ifadesiydi."
Fidel Castro'nun gücünü ve cesaretini mücadelenin temeline yerleştirdiği ahlaki sorumluluktan aldığını ifade eden Özkan, Fidel'in mücadelesinin bir ahlaki yükümlülük olduğunu ifade etti.
"Zorbalara gözlerini kapamamak ahlaki bir yükümlülüktü. Karamsarlığa teslim olmamak ahlaki bir yükümlülüktü. Umutlu olmak, iyimser olmak, koşullar ne kadar elverişsiz görünürse görünsün kendini ortaya atmak ahlaki bir yükümlülüktü. Bunu Fidel'in mücadelesinin her anında görürsünüz. Batista diktatörlüğüne karşı mücadelesinde verdiği savunmada Batista diktatörlüğünü yıkmak için yasal dayanaklar aramaya gerek yok der. İsyan etmek ahlaki bir görevdir, çünkü Küba halkının yoksulluğunu, eğitimsizliğini, sağlık sorunlarını görmezden gelmeyip mücadele etmek gerekir."
Nahide Özkan sözlerine şu şekilde devam etti:
"Tarih Fidel'i haklı çıkardı. Fidel'in önderlik ettiği 26 Temmuz Hareketi'nin ülkeyi devrime taşıyan başarısında, gerillanın askeri gücüne, hareketin ekonomik kaynaklarına bakarsanız Küba Devrimi imkansızdır. Bu bir sonrası için de geçerlidir. Sürekli abluka altındaki bu küçücük ada ülkesinin hayatta kalma becerisini ne askeri kapasitesinde, ne iktisadi alandaki gücünde ne de egemen dünya düzeninde sırtını dayadığı standartlarda arayabilirsiniz. Bunlara bakarsanız, emperyalizmin onca saldırısı altında Küba Devrimi'nin ayakta kalması imkansızdır. Ancak tarih Fidel'i haklı çıkardı. Fidel'i ve onun donattığı Küba Devrimi'ni tarih önünde haklı çıkaran şey değerlerine olan bağlılıkları, bu değerler doğrultusunda adım atmaktan bir an olsun vazgeçmemeleri oldu."

Büyükelçi Palacios: Küba Devrimi'nin en büyük öznesi Fidel'di
Etkinlikte konuşma yapan Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Alejandro Francisco Díaz Palacios ise şu ifadeleri kullandı:
"Her şeyden önce başkomutanımız Fidel Castro Ruz'un 100. yaşı için gerçekleştirilen bu etkinliği düzenleyen JMKDD ve Türkiye Komünist Partisi'ne teşekkür ediyorum. Sizler de biliyorsunuz ki Fidel'in hayatı tamamen Küba Devrimi'nin başarısına ve Küba Devrimi'nin muhafazasına, korunmasına adanmıştır ama sadece bununla da sınırlı değil, aynı zamanda Fidel'in hayatı başka halklarla dayanışmaya da adanmıştır. Onun devrimci mücadelesi Havana'da üniversite öğrencisi iken başladı. Kendisinin devrimci yaşamından çıkardığımız en büyük derslerden bir tanesi 1952'de Batista darbesinden sonra söylediği geriye sadece mücadele etmek dışında bir seçenek kalmadığı vurgusudur."
Büyükelçi Palacios, Moncada Kışlası baskınının önemine değinerek sözlerine şöyle devam etti:
"Moncada Kışlası baskınında yer alanlara 100. yıl jenerasyonu diyoruz. Zira bu kalkışmayı ve baskını gerçekleştiren ekip Jose Marti'nin 100. yaşında bu ayaklanmayı yapmıştı ve bu aynı zamanda Küba halkının Batista rejimine karşı ayaklanması için bir çağrıydı. Şundan çok emindiler, ulusal kahraman Jose Marti'nin 100. yaşında onun fikirlerinin ölüp gitmesine izin vermeyeceklerdi. Dolayısıyla Fidel'i hiç yalnız bırakmayan, ona yoldaşlık eden ve Moncada Kışlası baskınını gerçekleştiren ekibe 100. yıl jenerasyonu diyoruz. Moncada Kışlası baskını askeri açıdan bir zaferle sonuçlanmasa da Fidel Castro'nun ifadesiyle Küba Devrimi'nin motoru haline geldi. Çünkü aslında 26 Temmuz Hareketi'ne adını veren bu devrimci eylemin kendisi Küba Devrimi'nin tarihsel öncüsü haline geldi. O günden bize miras kalan bir başka şey de Fidel'in tutsak kaldığı süreçten sonra aynı yerde devrimci eğitimlerin verildiği bir geleneğin başlatılmasıdır. Hepimizin 'Tarih Beni Aklayacaktır 'olarak bildiği tarihsel belgenin kendisi günün sonunda Küba Devrimi'nin programı haline gelecekti."
Fidel Castro'nun sürgün yıllarından devrime uzanan süreci anlatan büyükelçi, şu ifadeleri kullandı:
"Fidel tutsaklığından sonra Meksika'ya sürgüne gidiyor ama pes etmiyor. Küba Devrimi'nin başarısı ve sonuca ulaşması için Granma'yla geliyor ve Sierra Maestra dağlarında gerilla mücadelesiyle yeniden başlıyor. Tüm bu direnişin sonucunda Küba Devrimi başarıya ulaşıyor ve bizim asi ordumuz dediğimiz isyan ordusu da o tarihte kuruluyor. O dönem isyan ordusu dediğimiz ordunun kendisi Küba'nın silahlı kuvvetlerine dönüşüyor ve Küba Devrimi'nin korunmasının teminatı haline geliyor. Ordumuzda görev yapan generallerimiz Küba Devrimi'nin öncüsüydü ama sadece Küba için değil, Küba dışında başka halklarla da dayanışma içinde oldular."
Büyükelçi Palacios, Küba Devrimi'nin eğitim ve sağlık alanındaki başarılarına dikkat çekerek, devrimin en önemli kazanımının bu hizmetleri herkes için ücretsiz ve ulaşılabilir kılmak olduğunu vurguladı. Büyükelçi devrimin bu başarılarına ve enternasyonalist dayanışmasına dair şu ifadeleri kullandı:
"Latin Amerika'da okuma yazma bilmeyen tek bir kişinin kalmadığı bir ülke haline geldik. Eğitimde yaptığımız şey bilim insanlarından oluşan bir ordu kurmak oldu. Abluka nedeniyle doktor göçü yaşansa da mücadele ettik ve yetiştirmeye devam ettik. Bugün dünyanın dört bir yanına sağlık tugayları yolluyoruz. Hatırlarsınız, 6 Şubat'ta Henry Reeve Sağlık Tugayı Maraş'ta görev aldı. Olimpiyatlarda birinci dünya ülkeleriyle yarışan spordaki başarımız ve diğer tüm başarılar devrime, sosyalizme ve başkomutanımız Fidel'e aittir."
Büyükelçi Palacios, Küba'nın dünyanın farklı coğrafyalarındaki bağımsızlık mücadelelerine verdiği enternasyonalist desteğin ve barış vizyonunun, Fidel Castro'nun yoksullarla birlikte yürüttüğü liderliğin bir eseri olduğunu ifade etti.
Büyükelçi, ABD ablukası altındaki direnişin kaynağına değinerek sözlerini şu şekilde tamamladı:
"Sekiz aydır hiçbir akaryakıtın girmediği Küba'nın direnmesi Fidel'in yarattığı direniş kültüründe saklı. Fidel her zaman devrim için yapılacak her şeye evet, buna karşı yapılacak her şeye de hayır diyordu. Bir ülkenin işgal edilmesini engelleyecek yegane şeyin halkın birliği olduğunu çok iyi biliyordu. Onun bize miras bıraktığı ve Küba halkının mücadelesine devam etmesini sağlayan şey, 'ya vatan ya ölüm, kazanacağız' sloganıydı.

'Küba halkına bir borcumuz var'
Sinevizyon gösterimleriyle devam eden etkinlikte son sözü alan TKP MK Üyesi Ali Ufuk Arikan, Fidel'in mirasının konuşulduğu buluşmada, bu mirasın tüm dünyada hâlâ geçerli olduğunu vurguladığı dört önemli başlığa işaret etti.
"Emperyalizme karşı mücadele ve yurtseverlik", "çok uluslu tekellerle ve düzenle ödünsüz bir kavga", "karanlığa karşı aydınlanma mücadelesi" ve "devrim hakkı" başlıklarına Fidel'in mirası üzerinden değinen Arikan, ilk olarak emperyalizme karşı mücadele üzerinden Türkiye ve Küba'nın durumuna değindi.
"Bu memleket, bu kent, Ankara tanıklık etti, şahitlik etti. Dünyanın tüm haydut devletleri, emperyalistler buraya, ülkemize dört bir yandan gelip saldırdılar, işgal ettiler. 100 yıl önce kavga ettik, savaştık" diyen Arikan, "Bu kavganın merkezinde bu ülkenin yoksul halkı vardı ve bizler emperyalizme karşı kavga ederek kurulan bir ülkenin yurttaşlarıyız. Şimdi geriye bakıyoruz, ülkemizin şu anki tablosuna bakıyoruz. Bütünüyle ABD emperyalizminin çiftliğine dönüştürdüler memleketimizi" ifadesini kullandı.
"Bugün Fidel'in mirası diyoruz... Fidel'in bize, sadece bize değil tüm insanlığa bıraktığı temel miraslardan bir tanesi, 'Yanki'ye' karşı kavga edileceğidir" vurgusunda bulunan Arikan, "Bu irade kazandı Küba'da. Bizim memleketimizde şu an kaybeden, kazanmamız gereken şey tam da budur" dedi.
Arikan, Fidel'in büyük bir yurtseverlikle, ayaklarını memleketinin toprağına basarak ve o toprakta ABD'nin haydutluğunu içine sindiremeyerek kavga ettiğine işaret ederken, "Kübalılar tıpkı bizim bundan 100 yıl önce kavga ettiğimiz gibi kavga ederek kazandı ülkesini. Fidel'in Kübalılara bıraktığı ve insanlığa bıraktığı miraslardan biri budur, emperyalizmle mücadele" diye konuştu.
Bugün Türkiye'de çok uluslu şirketlerin ve emperyalist kuvvetlerin ülkeyi talan ettiğini ifade eden Ali Ufuk Arikan, memleketin nasıl yağmalandığından bahsetti. Etkinlikte yer alan Doruk maden işçilerine de değinen Arıkan sözlerine şu şekilde devam etti:
Fidel'in mirası aynı zamanda bu sömürücü sınıfın nasıl alt edileceğini gösteriyor. Bizim memleketimizde kaybettiğimiz kavgalardan bir tanesi de bu. İşte Doruk maden işçileri, maden emekçileri Ankara'da bunun için kavga ediyorlar. Sömürücüler memleketimizi yağmalıyorlar. Dört bir yanını yağmalıyorlar. İşçi sınıfı, emekçiler, yoksullar, halkımız koskoca bir yoksulluğun içinde. Fidel'in bıraktığı miras, o çok uluslu tekellere tekmeyi basmak ve memleketinin iradesine emekçi halkıyla, yoksullarla birlikte el koymaktır. Bu mirasın izini takip etmekteyiz."
Konuşmasında içinde yaşanılan düzene boyun eğmeme ve devrim hakkından da söz eden Arikan, "Bu barbar düzene boyun eğmeme ve devrim hakkının en büyük temsilcilerinden biridir Fidel" dedi.
Arikan, TKP heyetiyle kısa süre önce yaptıkları Küba ziyaretine dair gözlemlerini aktarırken, "Küba'da, ABD emperyalizminin halka boyun eğdirmek için uyguladığı soykırıma varan ağır ablukaya bizzat tanık olduk. Öyle ki, yakıt ablukasının da yol açtığı elektrik kesintileri yüzünden üç bin Kübalı çocuğun yaşamı bizzat ABD eliyle bilinçli olarak tehlikeye atılıyor" dedi.
Tüm saldırılara rağmen Küba halkının boyun eğmediğine, büyük bir onur ve gururla ABD emperyalizme karşı direndiğini dile getiren Arikan, "Bizler de sadece uzaktan bir duygudaşlıkla değil, bu kavgaya bizzat dahil olarak fabrikalarımızda, okullarımızda ve mahallelerimizde Küba ile dayanışmayı büyütmeliyiz. Çünkü bu sadece Küba halkının değil, bizim de, tüm dünya emekçilerinin de kavgasıdır. Ülkemizin de ABD emperyalizmini defeden bir işçi sınıfı iktidarına ihtiyacı var. Tüm dünyada bu mücadeleyi büyüterek Küba'ya dostluk elimizi uzatacağız. Büyük bir gururla söylüyoruz, yaşasın Küba, yaşasın sosyalizm, yaşasın Fidel!"

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.