Anayasa Mahkemesi bireysel başvurulardan torba kararlarla mı kurtulacak?

'2014-2021 arasındaki bireysel başvuruların torba bir kararla toplu bir şekilde neticelendirilmesi AB’ye yakınlaşma çabalarının bir sonucu olarak da değerlendirilebilir.'

Derya Demir

Anayasa Mahkemesi daha önce birçok başvuruya dair ilk incelemede kabul edilemezlik kararı verirken, bu kez de bir kararında 2014 ile 2021 yılları arasındaki “ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlal edildiğine ilişkin başvurularda “konu” yönünden hukuki irtibat bulunduğuna ve karara eklenen tabloda yer alan tüm bireysel başvuruların tek bir dosyada birleştirilmesine, sonuç olarak başvurularda sözü geçen hakların ihlal edildiğine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi Başkanı'nın da sıklıkla vurguladığı gibi Türkiye’de Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru sayısı beklenenin de düşünülenin de çok üzerinde. Her geçen gün gelen başvuruları inceleyebilmenin imkansız haline geldiği de kamuoyunda çok kez dile getirildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin iş yükünü azaltmak amacıyla getirilen bireysel başvuru yolu Anayasa Mahkemesi'nin başına dert oldu.

Sadece “ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının” ihlal edildiğine ilişkin olacak şekilde 2014 ile 2021 yılları arasında çeşitli tarihlerde yapılan farklı başvuruları birleştirilerek verilen ihlal kararlarından bir tanesi 30 Nisan 2017 tarihinde Bimer başvurusu yoluyla yapılan ihbar nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan liseli bir yurttaş hakkındaydı. 

Twitter hesabında, soL Haber'de yayınlanan "Hırsız, katil Erdoğan! Bu halk sana boyun eğmez! Kahrolsun padişah!" başlıklı videoyu paylaştığı için "Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği" iddiasıyla hakkında kamu davası açılmasına karar verilen liselinin davasında Mersin 2. Çocuk Mahkemesi, 12 Mart 2018 tarihinde “suça sürüklenen çocuğun 'hırsız, katil Erdoğan! Bu halk sana boyun eğmez! Kahrolsun padişah!' başlıklı videoyu paylaşarak Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiği" gerekçesiyle 7 ay 23 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Verilen cezanın ifade özgürlüğüne aykırılığı vurgulanarak karara itiraz edilse de itiraz "gerekçesiz bir şekilde" reddedildi. Başvurucu verilen kesin karar üzerine Anayasa Mahkemesi'ne "ifade özgürlüğünün ihlal edildiği" iddiasıyla 25 Mayıs 2018 tarihinde başvurdu.

Anayasa Mahkemesi 5 yıl sonra, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında belirtilen 3 yıllık denetim süresi geçtikten sonra başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verdi. 

Anayasa Mahkemesi'nin 23 Mart 2023 tarihli kararı 17 Temmuz 2023 tarihinde çok sayıda başvurucunun avukatlarına tebliğ edildi. Söz konusu haber paylaşımına ceza verilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılmasına karar verildi. Tüm başvurular yönünden tazminat talepleri ise reddedildi. 

Aynı kararla 19 Nisan 2017 tarihindeki referandum öncesi, içinde TKP'nin de bulunduğu "Çorum Hayır Platformu"nun organize ettiği "Hayır" buluşmasında atılan "Hırsız katil Erdoğan!" sloganları nedeniyle "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunu işledikleri sabit görülen ancak haklarında hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilen TKP üyeleri, Anayasa Mahkemesi'nin verdiği ihlal kararı sonucu yeniden yargılanacak. 

Aynı kararda, Gezi Direnişi sırasında öldürülen Ethem Sarısülük’ün 16 Mayıs 2013 tarihinde cenazesine katılan yurttaşların, gözaltına alınması ve sonrasında "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na aykırılık suçundan cezalandırılmalarının da "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaline" karar verildi.

Anayasa Mahkemesi başvurulardan kurtulma yolunu seçti

Demokratik toplum gereklerinin olmazsa olmazı kabul edilen ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ülkemizde fiilen yasaklandığı bir dönemde Anayasa Mahkemesi'nin, 2014-2021 yılları arasında yapılan başvuruları birleştirerek torba bir ihlal kararıyla "başı ağrımadan" bu başvurulardan kurtulma yolunu seçtiği belirtiliyor.

Anayasa Mahkemesi'nin bu kararında içindeki dengelerin etkili olabileceği de düşünülüyor. 

AB’ye yakınlaşma çabalarının sonucu mu?

Önemsenmesi gereken bir başka konu da Anayasa Mahkemesi'nin düzenin ve siyasi iktidarın yönlendirmesiyle verdiği kararların göze batması ve toplumda bir huzursuzluğa yol açmasıdır. Bu huzursuzluğun yönetilebilmesi için bir yumuşamanın kaçınılmaz olduğu tahmin ediliyordu.
Erdoğan’ın AB’ye yakınlaşma çabalarının gündemde olduğu, bu çabaların bir ürünü olarak bazı hamlelerde bulunacağı da dile getirilen başka bir konu. 2014-2021 arasındaki bireysel başvuruların torba bir kararla toplu bir şekilde neticelendirilmesi AB’ye yakınlaşma çabalarının bir sonucu olarak da değerlendirilebilir. Kararın önümüzdeki günlerde çok fazla tartışılacağı açık.

Karara mahkemelerin uyup uymayacağı merak konusu

Diğer bir nokta ise Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararlarının -ki bu aynı zamanda bir denetimdir- amacına ulaşıp ulaşmayacağı. Diğer bir deyişle bu karara mahkemelerin uyup uymayacağı ve bu ihlal kararlarının gereği olarak TCK m.299’da düzenlenen "Cumhurbaşkanlığına hakaret suçu"nun kaldırılıp kaldırılmayacağı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de sıklıkla Türkiye’yi sürekli uyardığı gibi "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasının yürürlükte kalması, Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğünün ihlaline ilişkin verdiği kararlara açıkça aykırı davranmak anlamına geliyor. 

'Cumhurbaşkanına hakaret' yargılamaları sürüyor

Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi'nin bu kararıyla "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"nun da Anayasa’ya aykırılık nedeniyle kaldırılması gerektiği tartışmalarının gündeme geleceği anlaşılıyor. 

Ülkemizde hâlâ "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla soruşturmalar açılmaya devam ederken, çok sayıda yurttaşın davası da sürüyor, liseli öğrenciler gözaltına alınıyor ve tutuklanıyor, davalarda savcılar esas hakkındaki mütalaalarda ceza talep etmeye devam ediyor. Daha dün TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın BirGün gazetesinde yayımlanan "Faşizm ve İslamcı Faşizm" başlıklı seri köşe yazıları sebebiyle "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan yargılandığı davada savcı esas hakkındaki mütalaada 8 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep etti.

Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi'nin daha önce verdiği birçok karar da değerlendirildiğinde "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu"na aykırılık suçunun varlığı hatta kanunun kendisi bir hakkın kullanılamaz hale gelmesine sebep oluyor. Bu durumsa kanunun yürürlükten kaldırılmasının aciliyetini gösteriyor.