Breadcrumb
'Ali Erbaş gitti, dertler bitti' diyenler yanılıyor: Diyanet’in misyonu ne?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 18.09.2025 , 15:34 Güncelleme Tarihi: 18.09.2025 , 15:35
Biraz geriye giderek başlayalım…
15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı sırada Türkiye’de gözlerin çevrildiği en kritik kurumlardan biri kuşkusuz MİT’ti.
O sırada orada neler oluyor, nasıl bir takip mekanizması işliyordu? Bu soruların bir kısmının yanıtını biliyoruz, bir kısmı ise hâlâ fazlasıyla sisli.
Bilinenler, darbe girişimine dair önceden MİT’e ulaşan istihbaratlar olduğu ve Diyanet İşleri Başkanı’nın, darbe girişimi sırasında MİT binasında olduğuydu.
Evet, bir ülkede yaşanan darbe girişimi sırasında en kritik kurumun davetlisi olan isim, önceki Diyanet Başkanı’ydı.
Konunun Erbaş’la ilgisi ne diye sorulacaktır.
Evet, Erbaş’la ilgisi yok.
Peki neden bu örnekle başladık?
Erbaş’ın görevden alınması sonrası “muhalif” isimlerin bir bölümü fazlasıyla sevinmiş görünüyor. “Diyanet, Erbaş dönemindeki militan rolünden kurtulmalı” tavsiyeleri havada uçuşuyor, “göreve bir alim geldi sonunda” mesajları ve iyi niyet temennileri de...
Diyanet’in misyonu değişmedi
Ancak burada unutulan şey, Diyanet’in misyonunun Erbaş’ın kimliğine sıkıştırılamayacağı gerçeği. Kurumun bu düzen için taşıdığı benzersiz önem sanki bir anda unutulmuş gibi değerlendirmeler oldukça enteresan.
Zaten böyle olmadı mı?
Mehmet Görmez gitti, Erbaş geldi ancak Diyanet’in misyonu hiçbir şekilde değişmedi. Çok daha “silik” olan bir ismin, iktidar medyasının arkasından tef çalarak gönderdiği Mehmet Görmez’in dahi düzen açısından önemini, nasıl bir misyonla çalıştığını 15 Temmuz’da görmüştük.
O gün bir "Suriyeli muhalif" üzerinden gelen dosyayı, o ismi de yanına alarak Hakan Fidan’ın yanına götüren, böylesi bir misyonla çalışan bir kurum, sadece bir isme sıkıştırılamayacak bir öneme ve göreve sahip, unutulan tam da bu.
Peki, Erbaş’ı diğerlerinden ayıran hiç mi bir şey yok, onun dönemini diğer dönemlerden ayıramaz mıyız?
Bu sorunun yanıtı biraz karmaşık ama bu dönemin özel bir dönem olduğu kesin.
AKP’nin Cemaat darbesi sonrası kendi mahallesinden yediği golü çıkarması için çok çalışması, tarikat ve cemaatler başlığında yol alması gerekiyordu.
Erbaş bu konuda özel bir misyonla hareket etti.
Devletin kritik kurumları kısmen de olsa Gülen ekibinden temizlenirken Diyanet’in de gözetiminde buraya yeni tarikat ve cemaatler yerleştirildi.
Tek misyonu bu değildi kuşkusuz. Toplumun gericileştirilmesi adına elde kılıçla militan bir gerici saldırının da yürütücülüğünü yaptı Erbaş. Bu konuda kendisinden önceki tüm Diyanet Başkanlarını kıskandıracak bir performans sergiledi.
Diyanet’in tam da bu misyonla yetiştirdiği isimler eğitim ve sağlık başta olmak tüm kurumlara nüfuz etti, sistematik bir şekilde her yeri kuşattı.
Bunlara ek olarak gider ayak verdiği fetva tadındaki skandal hutbelerle öne çıktı.
Diyanet şeyhülislamlığa dönüştü
Radikalleşme ve Selefilik araştırmaları yapan Hilmi Demir, Erbaş’ın görevden alınmasını yerinde bulan, yerine gelen isme de sevinenlerden.
Erbaş’a yönelik tepkisini sosyal medyada yaptığı bir paylaşımla aktaran Demir, “Ali Erbaş benim de kendisini çok eleştirdiğim, 15 Temmuz sonrası 'FETÖ' ve Radikal Selefi gruplarla mücadele konusunda çok zayıf bulduğum bunu da kendisinin yüzüne söylediğim bir başkandı. Bu açıdan selef halef olarak birbirine pek benzemediklerini bilmek gerekir. Sayın Prof. Dr. Safi Arpaguş'a şans vermek ve hayırlı olsun demek gerekir. 'FETÖ' ve Radikal Selefi gruplar ve Radikalleşmiş Çocuklar konusunda önünde bekleyen yığınla iş var umarız bunlarla ilgilenmeye vakti olur” derken, aslında önemli bir başlığa işaret ediyor.
Türkiye 16 yaşında bir çocuğun cihatçıları arkasına alarak bir karakola saldırdığı bir ortamdayken, gericiliğin toplumun her alanını sardığı bir dönemdeyken Erbaş’ın özel bir misyonu olduğunu düşünmemek saflık olur.
Ancak bu tabloyu sıraladıktan, Diyanet’in Erbaş döneminde adlı adınca bir şeyhülislamlığa dönüştüğünü tespit ettikten sonra bu düzenin bir isim gittikten sonra değişeceğini düşünmek, AKP’nin misyonunu da hiç kavrayamamış olmayı gerektirir.
Bugün Türkiye’de AKP’nin sürdürücülüğünü yaptığı düzen temelde holdingler ve tarikatlara sırtını yaslarken, Diyanet yeni döneminde olsa olsa bugüne kadar yapıp ettiklerini daha ileri taşımayı önüne alan bir misyonla hareket edecektir.
Bunu yapamadığı, istenenleri yerine getiremediği oranda eline hutbeleri tutuşturacak bir şebeke hazır duruyor, tıpkı Görmez ve Erbaş döneminde olduğu gibi.
| AKP’nin militan şeyhülislamı Ali Erbaş’ın öyküsü |
|
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.