Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AKP'nin hesabı tutmadı, BYD'den geriye zarar kaldı: Çin sermayesi neden rota değiştirdi?

Törenlerle müjdelenen 1 milyar dolarlık BYD yatırımı, Manisa’da tek bir çivi bile çakılmadan tarihe karıştı. İktidarın "denge" politikasından Atlantik bloğuna tam geçişi, Çinli şirketin rotasını Türkiye’den Macaristan’a kırmasına neden oldu. BYD’ye verilen teşvikler de şirketin kâr hanesine yazıldı.

Çinli şirket 2024'te attığı imzayla yaklaşık 1 milyar dolar yani güncel kurla 46 milyar liradan fazla yatırım yapacağını taahhüt etmişti.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 12.06.2026 , 20:01

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da ‘tercih edilen kaynak’ olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan iki yıl önce Çinli otomobil üreticisi BYD’nin patronlarını Dolmabahçe’de ağırladı, birlikte 1 milyar dolarlık yatırım anlaşmasına imza atıldı.

Manisa’da fabrika kurulacak, 5 bin kişi işe alınacak, yılda 150 bin adet elektrikli otomobil üretilecekti.

Gözler artık fabrikanın inşa edileceği arazideydi. Basın gün gün fotoğraflıyor, emlakçılar civardaki arsaların değer artışını hesaplıyordu.

Gelgelelim iki yılda bir çivi bile çakılmadı.

Beklenen açıklama geçtiğimiz gün geldi. Reuters'a konuşan BYD yöneticisi Stella Li, şirketin Türkiye'ye yatırım planını askıya aldığını söyledi.

Halihazırda Macaristan’da kurulu olan fabrikalarına işaret eden Li, “Şu anda en büyük önceliğimiz Macaristan. İkinci önceliğimiz ise Avrupa'da ikinci bir üretim tesisi bulmaya odaklanmak olacak" dedi.

Emek ucuz, vergi düşük... Eksik olan ne?

Peki, ne oldu da yıllar süren görüşmeler, kameralar önünde atılan imzalara rağmen fabrika projesi suya düştü?

Anaakım medya ve sektör temsilcileri bu soruya net bir yanıt verebilmiş değil.

1
BYD yöneticisi Stella Li, 2024'te Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte, fabrikayı 12 ayda kurabileceklerini vurgulayarak "Burası bizim evimiz olacak ve burada yerel bir Türk şirketi gibi olacağız" demişti.

Türkiye’de ücretlerin yüksek olduğunu savunan patron vekilleri suskun. Çünkü Macaristan’da ve Türkiye’de bir metal işçisinin ortalama ücreti aynı seviyede.

Şirketlerin ödediği mikroskobik vergi tutarını dahi yüksek bulan az sayıdaki kişi de sessiz. Çünkü Çin'de üretilen araçlara ek yüzde 40 gümrük vergisi uygulayan Türkiye, ülkeye yatırım yapanlar bu vergiden muaf tutmuş yani daha Türkiye’de 1 araç üretmemiş olan BYD’den bir kuruş vergi bile almamıştı.

Üstelik bu defa kimse “Demokrasinin, adaletin olmadığı yere kim yatırım yapsın ki” diyemedi. Çünkü Batı basını dahi BYD’nin Macaristan’a girdiği dönemde iktidarda bulunan Viktor Orban yönetimi ile Erdoğan yönetimi arasında bu anlamda bir fark görmüyor.

'Denge' bitti, tam boy Amerikancılık devri başladı

Bu noktada Türkiye’nin emperyalist rekabet içerisindeki konumuna ve güncel tutumuna bakmakta fayda var.

BYD’nin Türkiye yatırımına dair gelen haberler, basit bir "şirket tercihi" veya "teşvik pazarlığı" tartışmasının çok ötesinde. Bu durum, Türkiye’nin son dönemde dış politikada ve ekonomi yönetiminde rotasını tamamen Atlantik bloğuna kırmasının yarattığı jeopolitik maliyetin somut bir yansıması.

Türkiye artık “Rusya ve Çin ile Batı arasında denge kuran” o eski oyununu oynamıyor.

Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın geçtiğimiz gün kaleme aldığı analizde de aktardığı gibi, Suriye’de yaşanan gelişmeler ve ekonomideki kırılganlık, iktidarı Batı’nın gözüne girmeye ve NATO’nun güvenlik mimarisine tam entegre olmaya itti.

İktidar artık, ABD ve AB ile ilişkilerdeki gerilimi sürdüremeyeceğini gördü, ekonomi yönetimini de buna uygun bir ekibe teslim etti.

Ancak bu dönüşüm, dış politikada bir bedel ödenmesini zorunlu kıldı. Artık “herkesle iyi geçinme” dönemi kapandı. Türkiye, tercihini Atlantik bloğundan yana kullanarak, stratejik manevra alanını kendi eliyle daralttı.

BYD’nin Türkiye yatırımı konusundaki tereddüdü, Çin sermayesinin yeni dönemdeki tavrına ilişkin de ipuçları taşıyor. Patronlar artık en verimli yer arayışından, en güvenli ve en uyumlu yer arayışına geçti.

1
BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu, Dolmabahçe Sarayı'nda ağırlanmıştı.

Çin sermayesini temsilen BYD, sadece maliyet avantajına veya vergi teşvikine bakmıyor. Yatırım yapacağı ülkenin, ABD ve NATO’nun yörüngesinde ne kadar derinde olduğunu önemsiyor.

Türkiye ise tam tersi bir yolda. NATO içindeki yeni roller arayan Ankara, Karadeniz’de giderek agresif bir tutum alıyor. Enerji tedarikinde de ABD’ye yönelim artıyor.

Ayrıca Türkiye, Yeni-Osmanlıcılık stratejisini tamamen Atlantikçi temellere oturtmuş durumda. Bu durum İran ve Rusya gibi bölgedeki aktörlerin yanı sıra Çin gibi küresel güçleri de Türkiye’ye karşı mesafe almaya itiyor.

Neden Macaristan?

Macaristan ise Çin sermayesi için Avrupa’nın kalbinde yer alan görece güvenli bir liman olarak öne çıkıyor. Orban yönetimi, uzun yıllar Çin yatırımlarına kapılarını ardına kadar açtı.

Macaristan ile Türkiye arasındaki bir fark da Avrupa Birliği içindeki statüde düğümleniyor. Türkiye, Gümrük Birliği ile Avrupa pazarına eklemlenmiş olsa da karar alma mekanizmalarının tamamen dışında. Üstelik AB’nin hazırladığı "Made in Europe" mevzuatı, Türkiye'de üretilen araçların birlik genelindeki büyük devlet ihalelerinden dışlanma riskini doğuruyor. Macaristan ise bu tür korumacı duvarların içinde kalıyor.

Bir diğer fark da enerji tedariki. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın büyük bir kısmı Rus enerji kaynaklarından hızla uzaklaşırken, Macaristan bu konuda pragmatik bir yol izledi ve Rusya ile olan enerji ilişkilerini büyük ölçüde korudu. Türkiye ise NATO’ya tam uyum sağlama adına enerjide Rusya’dan uzaklaşıp, ABD gibi uzak ve maliyetli tedarikçilere yöneldi. Bu tercih, Çin sermayesi için Türkiye’yi hem daha maliyetli hem de riskli bir saha haline getirdi.

Elde ne kaldı? 

Sonuçta yılan hikayesine dönen BYD projesi rafa kalktı. Bunca yılın sonunda Türkiye’ye kalansa sadece kamu zararı oldu.

AKP, şirketi çekebilmek adına fabrika inşaatı daha başlamadan BYD’ye cömert vergi indirimleri sağlamıştı. Bu peşin verilen teşvikler, BYD’nin Türkiye pazarında 2025 yılı içerisinde 45 binden fazla araç satarak ciddi bir hakimiyet kurmasını sağladı. Şirketin bu vergi avantajları sayesinde 500 milyon dolar ile 1 milyar dolar arasında değişen ek bir kâr elde ettiği tahmin ediliyor.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, BYD’nin fabrika kurmayacağını ilan etmesinin ardından tabloyu biraz olsun kurtarmak adına BYD’ye sağlanan teşviklerin resmen askıya alındığını duyurdu.

Bakanlık, anlaşma gereği "yatırımların tamamlanmaması durumunda teşviklerin geri alınacağını" belirtse de, bu durumun yaratılan tahribatı gidermeye yetmeyeceği aşikar.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.