Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AKP’liler Kılıçdaroğlu’na sahip çıktı: Suçu gazetecilere attılar, performansı beğenilmedi

AKP'li isimler Kemal Kılıçdaroğlu'nun televizyon performansından rahatsız oldu, suçu gazetecilere atarak Kılıçdaroğlu'na sahip çıktı. AKP MKYK Üyesi Mahir Ünal, gazetecilerin "istedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidi" savurduğunu öne sürdü. Şamil Tayyar, "Arınma görevini kim verdi?" sorusundan rahatsız oldu.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 20.06.2026 , 11:38 Güncelleme Tarihi: 20.06.2026 , 14:06

Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.


AKP'nin “mutlak butlan” kararının ardından yeniden CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, yıllar sonra ilk kez bir televizyon programına çıktı. Dün akşam Sözcü'de 2 saati aşkın bir süre soruları yanıtlamaya çalışan Kılıçdaroğlu pek çok soruya benzer yanıtları verdi.

Kurultay sorusuna "Yapacağız, ama neden olağanüstü kurultay yapayım ki?" diye yanıt veren Kılıçdaroğlu, İBB soruşturmasını siyasi görmediğini belirtti, belgeler olduğunu savundu.

"Ben olmasam valilik bir kaymakamı kayyım atardı" diyerek butlan kararının arkasında durmaya çalıştı. Butlan kararını ilan edilmeden önce bilmediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, Erdoğan'la ya da AKP'den isimlerle görüşmediğini, karardan bir gün önce yayınladığı "arınma" videosunun zamanlamasının tesadüf olduğunu öne sürdü.

'Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil'

Kılıçdaroğlu'nun televizyona çıkmasına AKP kanadından tepki geldi.

Sonuçtan memnun kalmayan AKP MKYK Üyesi Mahir Ünal suçu gazetecilere atmaya kalktı.

"Yıllardır Türkiye’de medyayı 'yandaş ve bağımsız' diye tasnif edenlerin en temel iddiası, gazetecinin bağımsız olması gerektiğiydi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlık dedikleri aslında zorunlu bağımlılıklarını perdelemekmiş" diyen Ünal şöyle devam etti:

"Sözcü TV’de izlediğimiz tablo, gazeteciliğin bağımsız duruşundan ziyade, zorunlu aidiyetin diliyle konuşan bir medya pratiğini ortaya koydu. Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir. Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil.

Medya, fikirlere alan açtığı ölçüde kamusaldır. Kişilere zorunlu aidiyet ürettiği anda ise kamusal niteliğini kaybederek bir aparata dönüşür.

Bugün yaşanan tam da budur. Dün başkalarını 'yandaşlık'la suçlayanların, tüm delilleri ile hırsızlıkları ortaya dökülenleri savunmak söz konusu olduğunda aynı eleştirel mesafeyi koruyamaması; meselenin ilkesel değil, konjonktürel olduğunu gösteriyor.  

En tehlikeli olan ise bunun normalleşmesidir. Çünkü yankı odaları sadece siyasette kurulmaz, medya da kendi yankı odasını inşa eder. Aynı cümlelerin tekrarlandığı, aynı kanaatlerin dolaşıma sokulduğu ve farklı seslerin meşruiyetinin baştan reddedildiği bir düzende, hakikat yerini kolektif onaya bırakır.

Hakikat, her dönemde herkese aynı mesafeden bakabilme ahlakını gerektirir."

'Arınma görevini kim verdi?' sorusu rahatsız etti: 'Utanç verici'

AKP'li Şamil Tayyar da bir röportajdan ziyade "sorgulama" yapıldığını savundu.

Sosyal medya hesabından "Sadece tepkili kesimin öfkesini sorularına yansıtıyorlar. Geçmişte Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu röportajlarını hatırlıyoruz, nezaketten kırılıyorlardı. Bu cevval gazeteciliğin hünerlerini umarım gelecek programlarda Özel’e de gösterirler" ifadelerini kullandı. Şöyle yazdı:

‘Arınma görevini kim verdi?’ ne demek?

Utanç verici. Bu soruyu soranı, başka bir meslek için teşvik etmeli.

'Gazetecilik rezaleti şeklinde değerlendirmek doğru olmaz, görüşmeyi tercih edenlerin bir hazırlığı vardır'

AKP'li gazeteci Mehmet Çek de uzun bir paylaşım yaparak Kemal Kılıçdaroğlu'nun performansı sonrası hüsrana uğradığını anlattı.

"Kemal bey üç-dört ay, bir yıl sonra zaten söyleyeceği şeyleri şimdi söyleyip çıkar diye düşündüm. Bu geceyi 'gazetecilik rezaleti' şeklinde değerlendirmek doğru olmaz. Çünkü bu bir tercihti. Bu görüşmeyi bu konsepte tercih eden CHP Genel Merkezi'nin, Kemal Bey'in kendisi idi ve haliyle bunu bu şekilde tercih edenlerin buna göre bir hazırlığı da var diye düşünmelisiniz" dedi.

'Kemal Bey vaziyeti idare etmeden vurup geçecek dedim, yanıldım'

"Ben şahsen Kemal beyler bu kadar İmamoğlu'na angaje bir medya kuruluşu ve gazeteci grubuyla röportajı kabul ettiğinde 'Tamam' dedim 'Kafasında olan farklı, hiç vaziyeti idare etmeye çalışmadan vurup geçecek.' Yanıldım" ifadelerini kullandı.

'İsmini vererek Bülent Arınç der, o ilişkiyi sorgular diye düşündüm'

Çek şöyle yazdı:

"Üç-dört ay, bir yıl sonra zaten söyleyeceği şeyleri şimdi söyleyip çıkar diye düşündüm. Olmadı, vaziyeti idare etmeye çalıştı.

Öyle ima ederek filan değil ismini vererek Bülent Arınç der, o ilişkiyi sorgular diye düşündüm. Hala yan sokaklarda dolaşarak, kem küm etmek yerine 'Siz ne anlatıyorsunuz kardeşim, benim partimin iradesini paranın gücüyle, usulsüz, şaibeli bir kurultayla çaldılar ve her türlü pisliğe bulaştırdılar!' diyecek sandım. Olmadı. 

...

Olmadı. Olmaz da. Görünen o ki Kemal Bey dünün hatalarıyla devam edecek.

Bir defa Kemal bey yine ekip ve çevre özürlü. Bütün siyaset hayatı boyunca yaşadığı 'yakın ekip problemi'ni aynen yaşamaya devam ediyor.

Bugünkü röportajı gibi yazılı açıklamalarından da (Teknik açıdan söylüyorum) görülüyor ki ekip problemi vahim derecede. Dün Kemal bey bugün şikayetçi olduklarını Türk siyasetinin başına bela etmişti. Bugün de yarın şikâyetçi olacağı bir diğerlerini bela eder. Ve tekrar tekrar anlaşılıyor ki iki yılı 'Godot'yu bekler gibi' butlanı bekleyerek geçirmiş ama hiç bir şekilde hazırlanmamışlar."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.