Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

AKP gıda enflasyonunu yok sayıyor: 'Fiyatlar düştü denince sorun çözülmüyor'

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, soğan ve et fiyatlarının gerilediğini savunurken, soL'a konuşan tarım ekonomistleri görmezden gelinen sorunların yapısallığına işaret etti.

Emre Alım

Yayın Tarihi: 03.05.2023 , 14:00 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10

Son ayların zam şampiyonları kuru soğan ve et, gıda fiyatlarında devam eden artışın sembolleri haline geldi. İktidar ve muhalefet arasında polemiğe dahi konu olan ürünlere ilişkin adım atması beklenen Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ise 'sorun yok' açıklaması geldi.

Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişci, soğan fiyatlarının gerilediğini, gözlemledikleri artışın ise 'spekülatif' olduğunu savundu. Et fiyatlarında da düşüş yaşandığını iddia eden Kirişci, "İleri gidiş söz konusu değil" dedi ve fiyatlardaki artışın Ticaret Bakanlığını ilgilendirdiğini söyledi.

'Çözülmeyen sorun tekrar ortaya çıkar'

Antalya Hali'nden paylaşılan veriler ise bakanın açıklamaları ile çelişti. Kilosu 13 liradan satılan en ucuz kuru soğanın son iki ayda fiyatının düşmediği aksine düzenli olarak arttığı görüldü.

Yetkili kurum ve isimlerin yok saydığı gıda enflasyonunu soL'a değerlendiren Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümünde görevli Dr. Burhan Özalp, bitkisel üretimdeki sorununun bugünle sınırlı olmadığını vurguladı:

"AKP’nin genel hamlesi hiçbir hatayı kabul etmeme üzerine kurulu olduğu için her seferinde ‘sorun yok, hata yok’ deniliyor. O süreç bir şekilde geride bırakılmış gibi oluyor ama sorun çözülmediği için sonrasında tekrar ortaya çıkıyor.  

Soğan sembolik bir ürün oldu. Birçok üründe benzer bir sorun var. Son 2-3 yılda tarımla ilgili krize varabilecek sorunlar 20 yılda izlenen politikanın çıktısı. Tarımda şu an yaşanan temel problem girdi piyasasının neredeyse tamamının özel sektör ve uluslararası şirketler tarafından kontrol edilmesi. Gübre, tohum, yem ithalata dayalı girdiler olduğu için son 2-3 yılda yaşanan kur krizi de bu maliyetleri patlattı. Çiftçinin üretim maliyeti çok hızlı artarken, ürünü satarken tüccarlar ve şirketler dışında alternatifi yok. Piyasayı regüle edecek bir devlet kurumu olmadığı için iyi bir fiyat elde edilememe problemiyle karşılaşılıyor. Tüketici daha yüksek fiyattan ürün tüketmek zorunda kalıyor, çiftçi de istediği fiyattan satamamış oluyor.

Çiftçi toprağını terk ediyor

Girdi maliyetlerindeki artışın yanı sıra azalan tarım alanlarının da üretimi sekteye uğrattığını belirten Özalp, talebi karşılayacak tarımsal verimliliğine ulaşılamadığının altını çizdi:

"Türkiye’nin tarım alanları 2000’li yıllarda ciddi şekilde daraldı. Tarım alanları azalırken üretim verimliliğini orada oluşan açığı kapatmayacak şekilde artıramadığınızda yine ihtiyacı karşılayamıyorsunuz. Bu da fiyatlara etki ediyor, gıda fiyatları yukarı doğru çıkıyor. Dünyada gıda fiyatları düşme eğilimine girmişken Türkiye’de artıyor. AKP’nin izlediği inşaat odaklı rant ekonomisi tarım alanlarına ciddi bir saldırıyı beraberinde getirdi. Bunu telafi etmek için teknolojiye yatırım yapılmadığı için tarımsal üretim artırılamadı. Artan nüfusun getirdiği talep karşılanamıyor.

Çiftçi sonucu bilmediği bir kumar masasına oturur gibi her sene üretim yapıyor. Girdi fiyatlarının, satış fiyatlarının ne olacağını bilmiyor. Her sene para kazanacağı umuduyla imkanları el verdiği ölçüde üretime devam ediyor. 
Gübre fabrikaları özelleştirildi, ilaca hiç destek verilmiyor, bütün önemli ürünlerin tohumu özel sektör tarafından üretiliyor."

'Sorunu kabul ederseniz çözümü de kamulaştırma olacaktır'

Et fiyatlarındaki önlemeyen yükselişi soL için yorumlayan Çukurova Üniversitesi Tarım Ekonomisi Bölümünde görevli Dr. Burak Öztornacı ise çözümün bilindiğini ancak harekete geçilmemesinin bir tercih olduğunu söyledi:

"Birincisi, 20 yıldır AKP eliyle hayata geçirilen neoliberal politikalar, özelleştirmelerle Türkiye’nin temel girdi tedarikçilerinin tasfiyesi; ikincisi ise buna dair hiçbir yapısal çözümün ortaya konmaması. Yapılan şey günlük politikalarla göz boyamaktan ibaret. Sayın bakanımızın yaptığı açıklamanın bilimsel olarak hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 

Ülkenin sahip olduğu potansiyelin yıllar içinde tasfiye edildiğini bilmek, görmek için kitaplar okumaya gerek yok. Sorunun bu olduğunu kabul ederseniz çözümü de kamulaştırma olacaktır. Kamulaştırma ise AKP iktidarının fıtratında yok. Ellerinde iki seçenek var. Ya sorunu görmezden gelecekler ya da sebebini dış güçler gibi nedenlere bağlayacaklar. Bunların hiçbiri sorunu bilmezlikten değil, sorunu çözememezlikten kaynaklanıyor."

'Et fiyatlarının düşeceğini öngörmek delilik' 

Et ve Süt Kurumu aracılığıyla yapılan satışların yetersiz, ithalatın ise geçici bir çözüm olduğunu vurgulayan Öztornacı, et fiyatlarının önümüzdeki aylarda da daha da artacağına işaret etti:

"Piyasaya ya da Et Süt Kurumu’na yönelik söylemiş olsa da herkes bu bahsedilen düşüşün seçim döneminde tüketicinin tepkisini azaltmak için olduğunu, kalıcı bir çözüm olmadığını tahmin ediyor. 

Özelleştirme dalgaları nedeniyle hayvancılığa girdi sağlayan temel kurumlar satıldı. Türkiye iyi-kötü kendi hayvan yemini üreten bir ülkeydi, şimdi bunların hepsi özel şirketlerin elinde. Kimileri ise kapatıldı. Gıda gibi stratejik bir alanda girdi sağlayıcılarını özelleştirmenin sonucu daha pahalıya girdi almaktadır. Gerek bitkisel üretimde gerek hayvansal üretimdeki girdilerin temel tedarikçisi ithalat. Döviz kurlarının önümüzdeki dönemde daha da artacağını düşünürsek girdi fiyatlarının dolayısıyla et fiyatlarının düşeceğini öngörmek deliliktir. İthalat yaparak ya da zararına satışla fiyatları bir derece düşürmüş olsalar da bu kalıcı bir çözüm değil."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.