Breadcrumb
AKP, CHP, MHP ve DEM: ‘Ulusal çıkar’ tartışmasında kim neyi savunuyor?
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 24.03.2026 , 11:14 Güncelleme Tarihi: 24.03.2026 , 14:35
“Halkımızın çıkarı NATO’dan çıkmaktadır. Halkımızın çıkarı bütün yabancı üslere el konmasındadır. Halkımızın çıkarı bütün yabancı askerlerin kapı dışarı edilmesindedir. Halkımızın çıkarı askerlerimizin yurt dışı operasyonlardan çekilmesindedir. Halkımızın çıkarı halka dayalı bir güvenlik politikasının ilan edilmesindedir. Halkımızın çıkarı ülkenin egemenliği, bağımsızlığı ve de güvenliği için stratejik sektörler olan enerji, silah sanayi, maden, gıda ve giderek bütün temel sektörlerde hızlı devletleştirmelerdedir. Halkımızın çıkarı işgaller ve askeri müdahalelerin olağanlaştırıldığı bir dünyada işgalcileri bozguna uğratacak bir yurt savunmasını esas alan bir strateji ve yapılanmanın oluşturulmasındadır.”
Türkiye Komünist Partisi, dün bu ifadelerin yer aldığı “Ulusal çıkarlar işte böyle savunulur” başlıklı bir çıkış yaptı.
“Küçük bir azınlığın arsız çıkarları üzerine kurulu bir toplumsal düzen ülkenin ve halkın güvenliği için tehdittir” diyen TKP’nin çıkışı, İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının sürdüğü bir dönemde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Biz de bu tartışmanın izinden yürüyerek, “Meclis’te grubu bulunan partiler dış politika konusunda neyi savunuyor?” sorusunun yanıtını aradık.
AKP cephesinde şaşırtıcı bir durum yok
Halka karşı patronların çıkarını en iyi onlar savunuyor, 24 yıldır bu nedenle iktidardalar.
Dış politika ve iç politika fark etmiyor, ikisinde de aynı pusulayla hareket ediyorlar.
Türkiye’de patronların kıblesiyle düzen siyasetinin kıblesinin Amerikancılık olmasının nedeni de bu.
Patronların çıkarlarıyla Amerikancılık iç içe olunca, AKP’nin siyasetini de bu iki temel ayak belirliyor.
Tam da bu nedenle İran’a yönelik utanç verici Amerikancı bildiriye imza atanlar arasında Hakan Fidan da yer aldı.
AKP'li yetkililer İran'a yönelik saldırıların başından bu yana ABD'nin adını bu nedenle anmaya cesaret edemedi.
NATO’ya bağlılık, Türkiye’deki yabancı üslerin ve askerlerin mesele edilmemesi, tüm kritik sektörlerin özel sektörün insafına terk edilmesi AKP’nin en temel “doğruları” arasında yer alıyor.
MHP'nin kökleri bu düzenin derinlerinde
Kuruluşundan itibaren Amerikancı bir proje olan MHP, patronların düzenine göbekten bağlı ve bu düzen ayakta kalsın diye kurulmuş bir parti.
Güncel politik konumlanışta AKP ile yaptıkları iş bölümü gereği yer yer NATO karşıtı, ABD karşıtı açıklamalar yapsa da patron düzenine ve ABD’ye bağlılıkları tarihsel olarak ortada.
AKP’nin imzaladığı utanç verici İran bildirisini tam da bu nedenle gündem etmekten kaçındılar.
Yine bu nedenle Türkiye’deki NATO üsleri konusunda, yabancı askerler konusunda derin bir sessizlik içindeler.
NATO’ya karşı açıklama yapıp Türkiye’deki NATO üslerini, NATO askerlerini sorgulamamalarının nedeni de bu.
soL Haber, savaşın başından bu yana Amerikancılığın halkımız için oluşturduğu büyük tehditleri yazmaya devam ediyor. soL'un bu haberlerine güç vermek için sen de abone olabilirsin.
CHP AKP’yi 'aklın yoluna getirmekle' meşgul
Programında AKP gibi NATO atfı bulunan partilerden biri de CHP: “Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT, NATO gibi Batı İttifakı’nın çatı kuruluşlarında güçlenecek etkin varlığı, uluslararası karar ve ilişkilerde ulusal çıkarlarımızın korunmasını sağlayacaktır.”
CHP savaşın başından bu yana ABD ve İsrail yönetimine çıkışsa da, NATO tuzağını AKP ile birlikte en çok savunan parti konumunda.
CHP yöneticileri sürekli olarak NATO’nun Türkiye’nin korunmasında oldukça önemli olduğuna vurgu yapıyor.
Dünyanın en büyük terör örgütü misyonunu edinmiş olan, birçok ülkeye ABD çıkarları için savaş ve yıkım götüren, ülkemizde birçok darbenin ve suikastın ardında bulunan NATO, adeta “koruma” kılıfıyla aklanıyor.
NATO aracılığıyla ülkemizin savaşın içine sürüklendiği, saldırıların ve tehditlerin hedefi olduğu ısrarla görmezden geliniyor.
Üstelik İran savaşı dolayısıyla ABD’nin (ve onun aparatı NATO’nun) kimseyi koruyamadığı, hatta korumak için kılını bile kıpırdatmadığı ortadayken sürekli olarak ve tehlikeli biçimde NATO aklanıyor.
Ülkemizdeki NATO üsleri, yabancı askerler, İncirlik’te ABD kontrolünde bulunan nükleer silahlar bu nedenle CHP tarafından da bir eleştiri konusu yapılmıyor.
Aynı zamanda CHP, AKP’nin batıcı ve NATO’cu çizgisini kendi çizgisi olarak görüyor ve AKP’nin bir süredir dış politikada “aklın yoluna” geldiğini söyleyecek kadar ileri gidiyor.
Hepsi aynı gemide
Siyasi programını patronlar ve emperyalistlerle ortaklık üzerine kuran benzer siyasi çıkışlarla karşı karşıyayız.
ABD ve İsrail ile olan ilişkileri güçlendirmeye yönelik bir çizgiyi savunan, bölgedeki Kürt siyasi aktörlerinin ABD ve İsrail müttefikliğini hararetle savunan ve sık sık TÜSİAD ziyaretlerine mahzar olan DEM çizgisi de özünde bu temel hattın bir parçası.
Kısacası başta dile getirdiğimiz sorunun yanıtı, Meclis’te grubu bulunan tüm partilerin Amerikancı ve patron dostu çizgilerini teyit ediyor.
Teyit edilen bu çizginin dışında bir çıkışı savunan ve “ulusal çıkarlar” tartışması başlatan TKP, yukarıda tarif edilen ortaklığın halkımız için esas tehdit olduğuna işaret ediyor.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.