Sayfa yolu
Ağrı Dağı altın olsa bize bayram olur mu?
Yayın Tarihi: 20.07.2021 , 11:21 Güncelleme Tarihi: 29.09.2025 , 22:10
Geçtiğimiz günlerde perişanlığımıza sebep patronlar bir “müjde” açıkladılar. Habere göre Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Mollakara köyünde bulunan altın rezervinin çıkarılması için ilk adım atılıyordu.
Bugün hala Yılmaz Güney filmlerindeki perişanlıklara benzeyen Kürt illerinden birisidir Ağrı. Kışın çamuru yazın tozu, çoğu zaman kuraklık, işsizlik ve gurbet yolu kırk yıl önce nasılsa şimdi de öyle. Böyle bir memlekette çoğu insanın umududur bir mucizenin gerçek olması.
Ama az biraz inceleyince tablo hemen sadeleşiyor. “Biz buradaki altını çıkarır işleriz” diyen firma Koza Holding’e ait. İktidar kaz gelecek yerden tavuk esirgemediği gibi nimet diye bir tane tavuk yemi dahi olsa onu da yandaşına peşkeş çektiğinden, vaktiyle maden sahasının işletme hakkını da Koza İpek Holding’e vermiş. Sonrası malum. Araya husumet girip de AKP eski ortağından 15 Temmuz’da darbe yiyince holdingin hisseleri de TMSF’ye devredilmiş. Şimdilerde ise AKP’de belediye meclis üyeliği yapan kadrolar yönetiyor şirketi.
İşte bu şirket günü gelip çattığında altın arama faaliyetlerini bir ileri seviyeye taşıdığını ve artık altın çıkarmak için somut adımların atılacağını duyurdu. Diyadin Kaymakamlığı’nda pozlar verildi, gösterişler yapıldı, yoksul fukara kim varsa müjdeler verildi. Öyle ya, artık Ağrı dağının eteklerinde altın vardı.
Ama biliyoruz ki bu para babaları nerede bir değer varsa nerede bir maden varsa gider talan eder, doğasını çevresini yıkar, ağacını keser, hayvanını zehirler sonra da yoksuluna bir tebessüm edip çeker giderdi.
Madem öyle tez davranmak gerekir diyerek Mollakara köylüleri ile temasa geçtik. Köylüyle hasbihal ettik, az çok bu paragözlerin niyetlerini anlatmaya çalıştık. Sonra bir amcanın cevabıyla koskoca Ağrı Dağı başımıza yıkıldı: “Yavrum, bırakın gelsinler. İster haydut olsunlar ister arsız, yoksuluz, belki çıkan altından bizde nasipleniriz, çocuklarımız iş bulur…” dedi.
Sorsan Mollakara köyündeki amca da inanmıyor. Ama bu perişanlığımıza sebeptir, inanmak istiyor bir iyiliğe.
Oturup düşündüm. Ağrı Dağı top yekûn altın olsa, biz gurbetten, şantiyelerde alın teri dökmekten, tarlada ırgat olmaktan, fındığa pamuğa gitmekten kurtulur muyuz sanki? Mümkün değil. Üstelik bir de bayram gelip çattığında, köye dönüp eş dost ziyareti yaptığımızda üzerine bastığımız toprak, içimize çektiğiniz nefes de kirlenecek üstüne.
Altın çıkarılacak köyün hemen yanı başında Murat’ın bir kolu akıyor. Mavi mavi, usul usul. Nehrin o kolu oradan akıp Tendürek Dağı’nı aşar ve Van Erciş’e doğru dökülür. Tendürek’tir Ağrı ile Van arasındaki omuz başımız. Birbirine yaslanmış iki şehrin ortasındadır. Ama usuldendir, büyüğün sözü geçer burada, tüm dağlar bir olur Ağrı Dağı’nın gölgesine sığınır.
Şimdi, bugün, bir bayram havası eser mi Zilan Deresi’nin akıp geçtiği yerlerden? Ağrı’dan Van’a, tüm dağlarımız altın olsa doyar mı karnımız? Yoksa yine üç beş paragöz doldurur heybesini çekip gider mi gölgesiz?
Öfkelenmek için insanımızı ya da toprağımızı kaybetmeye lüzum yok. Bizim öfkemizi kurduğumuz bir hayal besliyor. Zaten gurbete gidip alın teri döktüğümüz namertlerin şirketleridir köylerimize kadar gelip altını üstüne getireceğiz diyen. Ayrıca daha neyi kaybedebiliriz ki? Gurbette sefil olmayı mı yoksa memlekete dönüp yazın sıcakta kışın ayazda perişan olmayı mı?
Ağrı Dağı altın olsa bize bayram olmayacak. Hakkından gelene kadar, patrona her gün bayram her gün zevk ve safa. Ama köydeki amcanın da hakkı var. “Hangi yavru tek başına yiğittir, hangi yangın bir başına söndürülür”. O zaman elbet bizim de üzerimize düşen, patronların akıllarına gelen o korkuyu, bir gün gerçek kılmaktır. O güne kadar da gölgemiz enselerinde. Bu korku da onlara zül bize bayram olsun.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.