Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Afrika yalnızca silah müşterisi olmak istemiyor: Nijerya’dan yerli dron hamlesi

Türk SİHA’larının kıtadaki pazarı büyürken Nijeryalı Terra Industries, dron ve karşı-dron sistemlerinin Afrika’da tasarlanıp üretilmesini hedefliyor. Ancak “savunma egemenliği” için montaj hattından fazlası gerekiyor.

Dış Haberler

Yayın Tarihi: 13.07.2026 , 16:34

Afrika ülkeleri sınırlarını gözetlemek, silahlı gruplarla mücadele etmek ve kritik altyapıyı korumak için giderek daha fazla insansız hava aracına başvuruyor. Ancak bu büyüyen pazarın büyük bölümü Türkiye, Çin ve İsrail gibi dış tedarikçilerin elinde bulunuyor.

Nijerya merkezli Terra Industries ise bu tabloyu değiştirme iddiasında. 2024 yılında kurulan şirket, Afrika ülkelerinin yalnızca silah ve güvenlik teknolojisi satın alan müşteriler olarak kalmaması gerektiğini savunuyor.

El Cezire'nin aktardığına göre Abuja merkezli şirket; insansız hava araçları, otonom gözetleme kuleleri, insansız kara araçları ve düşman dronlarını etkisizleştirmeye yönelik sistemler geliştiriyor. Şirket, kullandığı girdilerin yüzde 70’ten fazlasını yerel kaynaklardan temin ettiğini; yazılım, hava aracı gövdesi, pervane ve lityum iyon batarya paketlerini kendi bünyesinde geliştirdiğini belirtiyor.

Terra’nın iddiaları doğruysa girişim, ithal parçaları bir araya getiren sıradan bir montaj tesisinden daha fazlasını temsil ediyor. Ancak Afrika’nın savunma teknolojisindeki dışa bağımlılığını sona erdirip erdiremeyeceği, şirketin üretim rakamlarından çok daha kapsamlı sorulara bağlı.

Türk dronları Afrika pazarında büyüdü

Afrika ordularının hava gücü uzun süre Rus savaş uçaklarına ve Çin yapımı sistemlere dayanıyordu. Son yıllarda bu denkleme Türkiye de güçlü biçimde girdi.

Özellikle Baykar tarafından üretilen Bayraktar TB2, gözetleme ve hedef tespitinin yanı sıra güdümlü mühimmat taşıyabilmesi nedeniyle kıtadaki birçok hükümetin tercih ettiği sistemlerden biri haline geldi. Baykar, Afrika’yı şirketin en hızlı büyüyen pazarlarından biri olarak tanımlıyor. Şirketin verilerine göre TB2 ve Akıncı modelleri dünya genelinde onlarca ülkeye ihraç edildi; Baykar’ın 2025 yılındaki ihracatı 2,2 milyar dolara ulaştı.

Fas, Nijer, Mali, Burkina Faso, Etiyopya, Togo, Tunus, Cibuti ve Nijerya gibi ülkelerin Türk insansız hava araçlarını envanterlerine kattıkları bildirildi. Sahel ülkelerinde Fransa’yla askeri ilişkilerin zayıflaması da Türkiye’nin önünü açtı. Mali’nin silah ve askeri eğitim alanında Ankara’yla ilişkilerini artırması, Türk savunma ürünlerinin artık yalnızca ticari değil, diplomatik bir araç haline geldiğini gösteriyor.

Nijerya’nın kendisi de bu dışa bağımlılık tablosunun dışında değil. Ülke geçmişte Çin yapımı insansız hava araçları alırken, 2022’den itibaren Türk yapımı Bayraktar TB2’leri kullanmaya başladı. 2024 sonunda Nijerya ordusunun ilave TB2 alımı ve personel eğitimi planladığına ilişkin haberler yayımlandı.

Dolayısıyla Terra’nın yükselişi, Türkiye ve Çin gibi yerleşik tedarikçilerin bulunduğu bir alanda yerli kapasite yaratma girişimi.

Hedef: Yılda 50 bin dron

Terra Industries’in Abuja’nın yanı sıra Gana’nın başkenti Akra’da da üretim tesisi bulunuyor. Şirket, Akra’daki Pax-2 tesisini kıtanın en büyük dron ve karşı-dron üretim merkezi haline getirmeyi planlıyor.

Şirketin açıkladığı hedefe göre tesis, 2028 yılına kadar yıllık 50 bin adet üretim kapasitesine ulaşacak. Bu oldukça yüksek hedef yalnızca büyük askeri hava araçlarını değil, farklı boyutlardaki gözetleme, altyapı koruma ve karşı-dron sistemlerini de kapsıyor. Terra ayrıca tesisin 120 mühendislik istihdamı yaratacağını belirtiyor.

Şirketin geliştirdiği sistemlerin enerji santralleri, petrol rafinerileri, altın ve lityum madenleri dahil yaklaşık 11 milyar dolar değerindeki altyapının korunmasında kullanıldığı söyleniyor. Terra, Nijerya’nın yanı sıra toplam sekiz Afrika ülkesinde ve Kanada’da faaliyet yürüttüğünü belirtiyor. Ancak bu rakamlar bağımsız kaynaklar tarafından ayrıntılı biçimde doğrulanmış değil ve büyük ölçüde şirketin kendi beyanlarına dayanıyor.

Terra’nın ürünleri arasında sınır ve kıyı gözetleme dronlarının yanı sıra saatte 300 kilometreye kadar hızlanabildiği belirtilen Kama adlı bir önleme dronu da bulunuyor. Bu sistemin, geleneksel hava savunma sistemlerinin pahalı veya erişilemez olduğu bölgelerde düşman dronlarını durdurmak üzere geliştirildiği ifade ediliyor.

Sivil dronlardan savaş araçlarına

Afrika’daki dron pazarını büyüten yalnızca devletlerin silahlanma programları değil. Ticari amaçlarla üretilen ucuz dronların silahlı gruplar tarafından keşif, mühimmat taşıma ve doğrudan saldırı amacıyla kullanılması da devletleri karşı-dron teknolojilerine yöneltiyor.

ACLED verilerine göre Mali ve Burkina Faso’da faaliyet gösteren El Kaide bağlantılı Nusret el-İslam vel Müslimin, 2023’ten bu yana 100’den fazla dron saldırısı gerçekleştirdi. En fazla saldırının kaydedildiği yıl ise 2025 oldu.

Bu gelişme, başlangıçta görüntüleme, tarım, haritalama veya altyapı denetimi için kullanılan teknolojilerin hızla askerileşebildiğini gösteriyor. Küçük ve ucuz ticari dronlar, patlayıcı taşıyabilen saldırı araçlarına dönüştürülebiliyor. Buna karşı geliştirilen önleme ve elektronik harp sistemleri de yeni ve hızla büyüyen bir pazar oluşturuyor.

Montaj ve teknoloji transferi 

Afrika’da savunma sanayisinin geliştirilmesi tartışmalarında en sık kullanılan kavramlardan biri “yerli üretim”. Ancak bir ürünün ülke içinde monte edilmesi, teknolojisinin de o ülkeye ait olduğu anlamına gelmiyor.

Motorlar, optik ve elektro-optik kameralar, haberleşme sistemleri, yarı iletkenler, uydu bağlantıları ve güdüm bileşenleri dışarıdan gelmeye devam ediyor, yani üretim tesisi kurulmasına rağmen stratejik bağımlılık sürüyor. Yazılımın kaynak kodu ve fikri mülkiyet hakları yabancı şirkette kaldığında ise sistemi kullanan ülkenin bakım, güncelleme ve mühimmat entegrasyonu gibi konularda tedarikçiye bağımlılığı devam ediyor.

Bu sorun yalnızca Afrika’ya özgü değil. Baykar da tedarik zinciri risklerini azaltmak amacıyla motor dahil daha fazla parçayı kendi bünyesinde üretmeye yöneldiğini açıklamıştı. Şirketin bazı gelişmiş hava araçlarında Ukrayna yapımı motorlar kullanması, küresel ölçekte “yerli” olarak tanıtılan savunma ürünlerinin dahi uluslararası tedarik zincirlerine bağımlı olduğunu gösteriyor.

Terra, yazılım ve bazı temel parçaları kendisinin geliştirdiğini söylese de yüzde 70 yerel girdi oranı tek başına tam teknolojik bağımsızlık anlamına gelmiyor. Kritik olan, kalan yüzde 30’un hangi parçaları kapsadığı ve sistemin çalışması için vazgeçilmez teknolojilerin kimin kontrolünde bulunduğu.

Yeni bağımlılık ilişkileri yaratabilir

Terra’nın girişimi, Afrika’daki savunma sanayisi açısından önemli bir değişime işaret ediyor. Şirket yalnızca üretim yapmayı değil, kıtanın yetişmiş mühendislerini istihdam etmeyi ve Afrika devletlerinin güvenlik ihtiyaçlarına göre sistem geliştirmeyi hedeflediğini söylüyor.

Bununla birlikte özel sermaye tarafından finanse edilen bir silah şirketinin büyümesi, kendiliğinden “savunma egemenliği” yaratmıyor. Terra’nın 34 milyon dolarlık ilk yatırım turuna, ABD’li veri ve savunma teknolojisi şirketleriyle bağlantılı yatırım fonlarının öncülük etmesi de yeni bağımlılık ilişkilerine ilişkin soruları gündeme getiriyor. Yatırımcılar arasında Palantir’in kurucularından Joe Lonsdale’ın kurduğu 8VC ile Anduril ve SpaceX gibi şirketlere yatırım yapan fonlar bulunuyor.

Afrika ülkeleri Türkiye, Çin, Rusya veya Batılı şirketlerden yapılan ithalatı azaltırken bu kez denetimsiz özel savunma şirketlerine bağımlı hale gelebilir. Üstelik güçlü parlamenter denetim, şeffaf satın alma mekanizmaları ve sivil toplum gözetimi bulunmadığında yerli üretim, silahlanmanın toplumsal denetimini artırmak yerine daha da güçleştirebilir.


soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri ve özel haberlerimizi kaçırmayın.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.