ADC’de sporun ‘40 yılı’ ve sonrası: Kapitalizmin hala ötesinde...

Spor, 1949 yılında kurulan Alman Demokratik Cumhuriyeti için çok kısa bir zaman diliminde, büyük yol alınan alanların başında geldi.

İsmail Sarp Aykurt

Spor, 1949 yılında kurulan Alman Demokratik Cumhuriyeti için çok kısa bir zaman diliminde, büyük yol alınan alanların başında geldi.

Gerek antrenman metotları, gerekse de bunu ortaya koyan antrenör ve spor bilimcilerin yetişmesi konusunda ADC’nin katkısının hala devam ettiği, özellikle antrenman bilimini takip edenler için ortadadır.

Hala biliniyor; o dönemde Leipzig’teki Alman Beden Eğitimi Yüksek Okulu’nun öğretme kapasitesinin yüzde 25’i ulusal bağımsızlıklarını kazanan Afrika, Asya ve Güney Amerika ülkelerinden gelen spor öğrencileri için planlanıyordu.

Bu okul, binleri aşan yabancı antrenör, diplomalı spor öğretmeni, monitör ve spor doktoruna ev sahipliği yaptı. ADC’li spor bilimcileri konferanslar organize etti, yine örnek olarak verirsek 1976’da bir futbolculuk kursu, 1978’de ise 16 ülkeden gelen antrenörler için voleybolculuk kursu düzenledi.

ADC sporu çok yönlü bir şekilde planladı.

ADC neler yaptı, neleri başardı?

Sporu toplumsal bir araç olarak benimseyen ADC Anayasası’nın 18. maddesinde, sporun kültürel, örgütsel, bedensel, toplumsal ve de zihinsel gelişimin önemli bir parçası olduğundan bahsedilen ülkede, yasada yer aldığı haliyle “Sosyalist kültürün öğeleri olarak beden eğitiminin, sporun ve turizmin amacı beden ve ruh sağlığına sahip kişilerin yetiştirilmesidir” ifadesi gerçekten de bir karşılık bulmuştu.

En önemlisi de sportif faaliyetler her ADC yurttaşın en doğal hakkıydı. Beden eğitimi, spor, rekreasyon ve bunun topluma ilişkin ortaya konulan tüm değerleri DAC Anayasası tarafından güvence altına alınmıştı.

Güvence altına alınan, her yurttaşın ‘spor yapma hakkı’, hem boş zamanlarda yapılan faaliyetlerin düzenli hale gelmesini sağlıyor hem de insanların gündelik yaşamlarına dair önemli katkılarda bulunuyordu. Sağlıklı bir yaşam anlayışının oluşturulması ve bunun insan ilişkilerine yansıtılır olgunluğa erişmesi en önemli hedeflerdendi.

ADC’deki tüm spor örgütlerini bir araya getiren kurum, ADC Jimnastik ve Spor Federasyonu (DTSB) idi.  Bu kurum, diğer toplumsal oluşumlarla ve de özellikle Alman Özgür Sendikalar Federasyonu, Alman Özgür Gençliği, Ulusal Eğitim Bakanlığı ve de halk temsil örgütleriyle iş birliği yapmakta, işçilerin ve de genç emekçilerin sportif ve zihinsel faaliyetlerini bir programa bağlamaktaydı.

Bu programlara katılım da 1970 yılından itibaren artmış, 2 milyon civarında seyreden katılımlar, 5 milyon seviyesine erişmişti. DTSB; tüm bu süreci örgütlerken, uluslararası ilişkiler faaliyetleri de yürütüyor ve diğer sosyalist ülkeler ile sportif anlaşmalar yapıyordu.

Bunlardan birisi; SSCB ile yapılan “DAC spor örgütleri ve kurumları ile SSCB spor kuruluşları birliği arasında dostça işbirliğinin sağlamlaştırılması ve derinleştirilmesi üzerine dostluk anlaşması” idi. Bu anlaşma ile Sovyetler Birliği ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti arasındaki iletişim başka bir alana da taşınmış, iki ülke arasındaki işbirliği kademe atlamıştı.

Bu anlamda ADC’nin de organize ettiği Spartakiad etkinliklerinin de önemi büyüktü. Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin 11. Çocuk ve Gençlik Kış Sporları Spartakiad’ına katılan sporcuların yemin metinleri şu şekildeydi:

Genç yurttaşlar olarak tüm gücümüzü Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin, sosyalizmin ve barışın devamı için harcayacağımıza; okulda, işte, yurt savunmasında ve sporda olanca gücümüzle çalışacağımıza ve Alman Sosyalist Birlik Partisi’nin 11. Parti Kongresi’nde alınan kararların gerçekleştirilmesine yardımcı olacağımıza yemin ederiz. Dürüst sportif yarışmayla gücümüzü ölçeceğiz, sporun ve sosyalist yurdumuzun şerefini korumak amacıyla zafer için savaşacağız.

Tüm toplum çapında yer alan ve spor birliklerini bir araya getiren DAC Jimnastik ve Spor Federasyonu (DTSB) bir kitle sporu örgütü olarak, hem diğer kamusal güçlerle işbirliği yapıyor hem de ülkedeki spora bedelsiz erişim, gençlerin spor ile kaynaştırılması görevlerini üstleniyordu. DTSB, kısa zaman içerisinde uluslar arası ilişkilerini de geliştirmiş ve toplumu spor ile buluşturmayı başarmıştı.

DTSB, bunların yanı sıra spor kuramı, tesisleşme ve ulusal beden eğitimi programları üzerinde çalışıyor ve Leipzig’teki Alman Beden Eğitimi Yüksek Okulu aracılığıyla da antrenör, hakem, beden eğitimi öğretmeni, spor öğrencisi ve spor hekimi yetiştiriyordu.

 DDR Alman Beden Eğitimi ve Spor Birliği

Halk için spor, planlanmış spor...

Aynı zamanda yurt içerisinde ise spor yapmanın en etkili biçimi olarak ise DTSB’nin spor komünlerinde farklı spor dallarında alıştırma, antrenman ve yarışmalara katılan her kesimden insan boş zamanlarında dinlenmesi ve sporu hiç ihmal edilmedi.

Örneğin milyonlarca kişinin katıldığı bir dayanıklılık yarışması olan “Mil Koşusu”, Binlerin Masa Tenisi Turnuvası, “Ağ’a Koş” isimli ve bir halk sporu olarak voleybol, “Benim Tatilim” denilen tatil ve dinlenme merkezlerinde düzenlenen spor yarışması gibi birçok kitlesel organizasyon bu spor komünleri arasında sayılabilirdi.

Olimpiyatlarda da benzer yanlar vardı. ADC sporcuları 1956’dan bu yana katıldıkları olimpiyatlarda dünya sporuna katkıda bulundu ve sporcular sadece 1974-1977 yılları arasında 47’si altın olmak üzere 109 olimpiyat madalyası, 103 dünya ve 94 Avrupa şampiyonluğu kazanmıştı. Bu durum sporcuların hem okullarında hem de mesleklerinde ve sporculuklarında örnek teşkil etmelerini sağladı.

Uluslararası alanda ADC sporcularının ve hakemlerinin de etkisi vardı. 85 uluslararası spor kuruluşunun eşit haklara sahip bir üyesi olarak ADC, bahsi geçen spor örgütlerinde 161 görevde, 119 temsilci bulunduruyor; yine olimpiyatlar dahil olmak üzere 1974-1977 döneminde 220’den fazla ADC yurttaşı hakem de aktif sorumluluk alıyordu.

Öte yandan, işçi sınıfının en sevdiği spor dalı futbol, Demokratik Alman emekçi sınıfının da ilgi odağıydı.

Kulüpler bazında düzenlenen en üst düzey lig olan DDR-Oberliga, BFC Dinamo Berlin, SC Motor Jena, FC Magdeburg, SG Dinamo Dresden, SC Wismut Karl Marx Stadt, SG Planitz, ZSG Union Halle, ZSG Horch Zwickau, BSG Chemie Lepizig, BSG Turbine Halle, FC Hansa Rostock, BSG Turbine Erfurt, FC Carl Zeiss Jena vb. gibi birçok futbol kulübü mücadele etmekteydi.

1949’da Planitz’in şampiyonluğu ile açılıp, 1991’de Hansa Rostock’un şampiyonluğu ile kapanışını yapan ligde en başarılı takım 10 kez şampiyon olan Dinamo Berlin idi.

Futbolun, Demokratik Alman halkı için de çekici ve prestijli bir spor dalı olduğuna hiç kuşku yoktu. Diğer branşlarla ilgilenen sporcular ise 1980’li yıllarda kazanılan olimpiyat başarılarında ABD’nin bile önüne geçebilmişti.

Başarı buradaydı. Demokratik Almanya’da sosyalizmin en önemli başarılarından birisi, sporu topluma bedelsiz, eşit ve kitlesel olarak sunabilmesiydi.

Kurthan Fişek hocanın çok zarif ve sade notuyla söylediği ve “100 Soruda Türkiye Spor Tarihi adlı çalışmasında bahsedilen haliyle, “ADC’nin kısa sürede gerçekleşen başarılarını değerlendirirken, göz önünde tutulması gereken ilk noktanın ülkede her 5-6 kişiden birinin lisanslı sporcu olduğudur” notu, sporun bir toplum içinde vardığı can alıcı eşiği işaret ediyordu.

Demokratik Almanya Cumhuriyeti, spora yaptığı katkılar ile hala sosyalist sporun önemli bir parçası olmayı sürdürüyor. Atılan iftiralar ve suçlamalar, saldırılar devam ederken ve Doğu Alman kimliği ‘arınılacak bir kir’ olarak tarif edilirken, cevaplanması gereken sorular hala olduğu yerde duruyor. Doping ile Demokratik Alman sporcuları eşitlenmeye çalışırken, Soğuk Savaş esnasında Batı Alman sporculara devletin bilgisi ve yönlendirmesi çerçevesinde yapılan dopinglere hala kapsamlı bir yanıt bekleniyor.

ADC şimdilik görünür olmasa da, Ernie Trory’nin Demokratik Almanya’da Sosyalizm’in kuruluşunu aktardığı kısa kitapçığındaki son ifadesinde dediği gibi, “öykünün sonu bu değil, bu öykünün sonu yok” diyerek geçmişi anlamak ve savunmak, geleceği kurmanın da anahtarı hala...

7 Ekim 1949’daki kurulan ADC’nin ortaya koyduğu topyekün sportif birikim, kapitalizmin ortaya çıkardığı enerjinin hala çok ötesinde yer almayı ve onca karalamaya karşın örnek kalmayı sürdürüyor.

Kaynaklar:

Trory, E. (2015). Almanya’da Sosyalizm: Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin Kısa Tarihi. İstanbul: Yazılama Yayınevi.

Fişek, K. (1985). 100 Soruda Türkiye Spor Tarihi. İstanbul: Gerçek Yayınevi.

Gerçekleşmiş Sosyalizm Ülkesi DAC: Demokratik Alman Cumhuriyeti, Konuk Yayınları, 1979.