Sayfa yolu
Adalet Bakanı'ndan 15 Temmuz açıklaması: '11 bin 85 kişi cezaevlerinde, her zaman teyakkuzda olmak lazım'
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Haber Merkezi
Yayın Tarihi: 15.07.2025 , 08:10 Güncelleme Tarihi: 15.07.2025 , 08:14
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, A Haber canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve açıklamalarda bulundu.
Tunç, "Gerek 17/25 sonrası gerek 15 Temmuz öncesinde yurt dışına kaçanlarla ilgili kırmızı bülten taleplerimiz oldu. Ama maalesef dünya, bu noktada bizi yalnız bıraktı. Hatta 15 Temmuz hain kalkışmasında milletimizin kahramanlığı bütün dünyaya bir insan hakları, demokrasi mücadelesiydi. Ne Avrupa'sından ne Amerika'sından o gece gerekli desteği göremedik" dedi.
'Yargıda 'FETÖ' ile irtibat ve iltisaklı 127 bin kişi vardı'
"Darbe girişiminin üzerinden 9 yıl geçti. Bunun bir bilançosu oldu. Yargıda da pek çok 'FETÖ' unsuru tasfiye edildi. Bir açık da oluştu. Bu açık kapatılabildi mi?" sorusu üzerine Tunç, "Bu çerçevede kamudan ihraç edilen 127 bin kişi vardı FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olan. Bu 127 bin kişinin içerisinde hatalı işlem olabilir mi acaba diye düşündüğümüzde bu noktada da Olağanüstü Hal Komisyonu kuruldu. Olağanüstü Hal Komisyonu 127 bin başvuruyu inceledi ve yaklaşık 20 binini iade etti. İade edilmeyenlerin hak arama yolu açık tutuldu. Normalde Anayasamız ve kanunlarımızda böyle bir yol yok" diye konuştu.
'Yargı teşkilatının yüzde 50'si 5 yıllık kıdemin altında, yargıda arınma sürecini hızlı gerçekleştirdik'
Yargıda da 4 bin 6 hakim ve savcının ihraç edildiği, 12 bin hakim savcının o dönemde 8 bine düştüğü bilgisini veren Tunç, aynı tarihlerde istinaf uygulamasının da başladığını kaydetti.
İstinaf uygulamasına 3 bin birinci sınıf hakimin geçtiğini, ilk derecede 5 bin hakimin görev yapacak duruma geldiğini anlatan Tunç, yargı teşkilatını "genç bir kadroyla takviye etmeye çalıştıklarını" söyledi. Şu anda yargı teşkilatının yüzde 50'sinin 5 yıllık kıdemin altında bulunduğunu dile getirdi.
"Bu durum nitelikte bir sorun yaratıyor mu?" sorusu üzerine Tunç, başlangıçta sıkıntılar çektiklerini, ancak "yargıda arınma sürecini hızlı gerçekleştirdiklerini" söyledi. Tunç, yeni takviyelerle, genç kadrolarla hakim ve savcıların 25 bin kadroya ulaştığını bildirdi.
'Sivil kişiler bakımından 126 bin 796 mahkumiyet kararı verildi'
Bakan Tunç, o gece "silah kullanan, tank kullanan, helikopterle insanların üzerine ateş eden fiilen darbeye karışmış kişilerle ilgili" açılan davalar olduğunu belirterek, 289 davanın tamamının karara bağlandığını, karara bağlanan dosyaların 224'ünün Yargıtay tarafından onaylandığını, bir kısmının da bazı sebeplerle bozulduğunu, istinaf ve ilk derece süreçleri devam eden birkaç dosya bulunduğunu kaydetti.
4 bin 891 kişinin mahkum edildiğini, bunlardan 1634'ünün ağırlaştırılmış müebbet, 1366'sının müebbet, 1891'inin de süreli hapis cezası aldığını belirten Tunç, bunlarla ilgili süreçlerin hemen hemen tamamlandığını ifade etti.
Tunç, çatı davası denilen davaların Ankara'da, İstanbul'da görüldüğünü, "millete silah çekenlerin müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet, 253'er kez hapis cezası alarak milletin huzurunda hesap verdiğini" dile getirerek, bunun yanı sıra sivil kişiler bakımından 126 bin 796 mahkumiyet kararı verildiğini söyledi.
'11 bin 85 kişi cezaevlerinde, 24 bin kişinin davası sürüyor'
"FETÖ"den soruşturması devam eden şüpheli sayısının 58 bin olduğunu, "hükümlü ve hükümözlü 11 bin 85 kişinin cezaevlerinde bulunduğunu" aktaran Tunç, davası devam eden kişi sayısının 24 bin olduğunu bildirdi.
Tunç, "yargının özellikle büyük hassasiyet gösterdiğini, bundan sonraki süreçte olağanüstü halin artık yürürlükte olmadığını belirterek, normal yargılama süresi içerisinde ifadelerde, yeni delillerle ortaya çıkan hususlar varsa bu noktada gerekli soruşturmalar ve dava süreçlerinin devam ettiğini" söyledi.
'Kırmızı bülten taleplerimiz oldu maalesef dünya bu noktada bizi yalnız bıraktı'
Yurtdışına kaçanların da olduğunu hatırlatan Tunç, şöyle devam etti:
"Gerek 17/25 sonrası gerek 15 Temmuz öncesinde yurtdışına kaçanlarla ilgili kırmızı bülten taleplerimiz oldu. Ama maalesef dünya, bu noktada bizi yalnız bıraktı. Hatta 15 Temmuz hain kalkışmasında, milletimizin kahramanlığı bütün dünyaya bir insan hakları, demokrasi mücadelesiydi, ne Avrupa'sından ne Amerika'sından o gece gerekli desteği göremedik.
Sonrasında 'FETÖ' ile mücadelede de gerekli desteği göremedik. 'FETÖ' unsurları kendi ülkelerine yerleşti, Avrupa'nın ülkelerinde, hala oralardalar, Amerika'dalar. 118 ülkeye 2 bin 364 iade talebinde bulunduk. Sadece dost bildiğimiz ülkeler işte Türki Cumhuriyetlerinden ve ilişkilerimizin çok iyi olduğu ülkelerden 131 kişi ancak iade edildi üçü resmi yoldan 128'i de gayriresmi yoldan sınır dışı edilerek bize teslim edildi. 3 bin 579 kırmızı bülten talebimiz var. Maalesef, İnterpol'ün, kırmızı bülten taleplerimizi bunlar sanki bir siyasi suçluymuş gibi dikkate almadığını üzülerek görüyoruz. Burada dünyanın bir çifte standardı söz konusu maalesef. Türkiye, 15 Temmuz gecesi bir demokrasi mücadelesi verirken dünya ve Avrupa üye adayı olduğumuz Avrupa ülkeleri de maalesef bizim yanımızda olmadılar."
Bundan sonraki tedbirlerin önemine de işaret eden Tunç, "Her zaman teyakkuzda olmak lazım. Sadece 'FETÖ' değil bütün ülkemiz aleyhinde olabilecek bütün terör örgütleri ile ilgili olarak teyakkuzda olmak ve tedbirli olmak lazım. Özellikle vesayetçi, darbeci anlayışın bu ülkede bir daha eline fırsatı geçirmemesi lazım. Bu anlamda da çok mesafeler aldık" dedi.
'Jandarmanın İçişlerine bağlanması, Genelkurmayın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması...'
"Türkiye'de bir daha darbeci, vesayetçi anlayışa geçit vermemek için yapılan yapısal reformlara" değinen Tunç, şöyle konuştu:
"Bunlardan birincisi Milli Güvenlik Kurulunun sivilleştirilmesi, ikincisi Yüksek Askeri Şura, Jandarmanın İçişlerine bağlanması, Genelkurmayın Milli Savunma Bakanlığına bağlanması, yıllardır darbecilere gerekçe gösterilen İç Hizmet Kanunu 35. maddesi... Bunlar kaldırıldı. Hakimler Savcılar Kurulu, Anayasa Mahkemesinin yapısı demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirildi. 'Darbeciler yargılanamaz' diye madde vardı Anayasa'da, bunlar değiştirildi. 'Gerektiğinde sıkı yönetimi ilan edilebilir' diye madde vardı Anayasa'da. Bunlar kaldırıldı. Bunlar Türkiye'nin çok büyük kazanımları. Şimdi bu kazanımları daha da ileriye taşımak için işte yeni anayasayı bunun için söylüyoruz. Her ne kadar vesayetçi anlayıştan, darbeci anlayıştan uzaklaştırmışsak da o vesayetçi ruhu azaltmaya çalışmışsak da darbecilerin yaptığı bir Anayasa'yla yolumuza devam ediyoruz."
'Soruşturmanın sonucunu beklemek gerekir'
"Adalet Bakanı olarak bir hakim veya savcıyı arayıp talimat vermeniz söz konusu mudur?" sorusuna ilişkin Tunç, yargının bağımsız ve tarafsız şekilde soruşturmaları yaptığını öne sürerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İstanbul'daki para kulelerini yargı nereden öğrendi, CHP'nin medyaya vermesiyle öğrendi. Oradan başlayan ve alınan ifadeler sonrasında ortaya çıkan birtakım delillerle soruşturmalar genişletildi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile ilgili ve bir kısım ilçe belediye başkanları ile ilgili bağlantılı olan itirafçıların ifadeleri ve bu itirafçıların çoğu kendi arkadaşları. Şimdi Manavgat'taki durum, önce sahip çıkmaya çalıştılar ama suçüstü görüntüleri yayınlandığında bu sefer 'inanamadık' diyorlar. Daha inanamadığınız başka deliller ortaya çıktığında ne yapacaksınız, mahcup olursunuz o zaman, soruşturma devam ediyor.
Şimdi Şile'deki suçüstü durum, neden sessiz kaldılar bugüne kadar? Şile'de belediye başkanı gözaltına alındı, hiç sahip çıkmadılar. Çünkü, suçüstü yapıldığını önceden öğrendiler ve sahip çıkmadılar. Özellikle belediyelerle ilgili soruşturmalar başladığı andan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili soruşturma başladığı andan itibaren hemen 'bu soruşturma siyasidir' dediler. Nereden biliyorsunuz, yani dosyanın içeriğini bilmiyorsunuz, daha sorgusu yapılmadı, daha bir sual sorulmadı, ne sorulacağını bilmiyorsunuz, savunmasının ne olacağını bilmiyorsunuz, elde edilen dijital materyallerin ne olduğunu bilmiyorsunuz hemen sahip çıkıyorsunuz. Burada soruşturmanın sonucunu beklemek gerekir."
'AKP'li belediyelere de soruşturma açıldı'
Bakan Tunç, "Yalnızca muhalefet partilerine yönelik mi soruşturmalar var?" sorusuna ilişkin, AKP'li belediyelere de soruşturma açıldığını, geçen 5-6 yıl içerisinde 30 davaya AKP'li belediyelerin muhatap olduğunu savundu.
Bu konuyla alakalı şu anda 13 kişinin mahkum olduğunu, 7 davanın devam edip 10 beraatın bulunduğunu bildiren Tunç, yargının "hangi partiden olursa olsun yanlış yapanın, yolsuzluk yapanın üzerine gitmek durumunda olduğunu" iddia etti.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.