Sayfa yolu
ABD’nin SDG'ye vedasının detayları ortaya çıktı: 'Sizin için tek bir kurşun bile atmayacağız'
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 10.02.2026 , 17:35
Şam’da yürütülen ve ABD’nin yakın gözetimi altında gerçekleşen yoğun müzakerelerin ardından, Heyet Tahrir'uş Şam (HTŞ) yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşma 30 Ocak’ta kamuoyuna açıklandı.
Anlaşma, 18 Ocak’ta varılan mutabakatın yürütme çerçevesini oluştururken, kalıcı ateşkesi, SDG’nin askeri ve idari yapılarının aşamalı olarak Suriye devletine entegrasyonunu ve fiili temas hatlarından çekilmeyi içeriyor.
Anlaşma kapsamında SDG’ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulması, Kobani merkezli bir tugayın Halep komutanlığına bağlanması ve Haseke ile Kamışlı’ya İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik birimlerinin konuşlandırılması öngörülüyor. Ordu birlikleri şehir merkezlerinin dışına çekilirken, yerel güvenlik güçlerinin Kürt nüfusun yoğun olduğu yerleşimlerde kalması planlanıyor.
Londra merkezli olan Suudi Arabistan bağlantılı El Majalla dergisi, müzakereler sırasında yaşananları, entegrasyon çerçevesi taslağını ve önerilen anayasa değişikliklerini ayrıntılı bir şekilde yayınladı.
Özerklikten entegrasyona
Anlaşma, daha önce SDG tarafından talep edilen üç tam tümen ve iki bağımsız tugaydan oluşan özerk askeri modelin terk edildiğini ortaya koyuyor. Yeni düzenlemeye göre, SDG’ye bağlı üç tugaydan oluşan tek bir askeri tümen kurulacak. Ayrıca, Kürt siyasi sembolizmi açısından önemli olan Kobani merkezli bir tugay, Halep komutanlığına bağlı bir hükümet tümenine entegre edilecek.
Görüşmelere yakın kaynaklara göre entegrasyon süreci şubat ayı başında başlayacak ve iki ayı geçmeyecek aşamalarda ilerleyecek. Bu süreçte, ağırlıklı olarak Kürt Halk Koruma Birlikleri’nden gelen yaklaşık 16 bin savaşçı yeniden yapılandırılacak; Arap bileşenin büyük ölçüde ayrılmasıyla SDG’nin çok etnisiteli askeri karakteri fiilen sona erecek.
İdari entegrasyon ve stratejik varlıklar
Anlaşmanın ikinci aşaması, Haseke valiliği, savunma bakan yardımcılığı ve bölgedeki güvenlik bürokrasisinde üst düzey atamaları kapsıyor. Bu adımların tamamlanmasının ardından, Deyr ez-Zor ve Rakka başta olmak üzere kuzeydoğu Suriye’deki tüm sivil kurumların merkezi idari yapıya bağlanması hedefleniyor.
Sınır geçişleri ile Rumaylan ve Süveydiye petrol sahaları gibi stratejik enerji varlıkları da yeniden HTŞ'nin kontrolüne geçecek. Böylece SDG’nin elinde kalan son ekonomik ve idari kaldıraçlar da ortadan kalkmış olacak.
Belgeler ne söylüyor?
Sürecin nasıl bu noktaya geldiği, yayımlanan belge dökümleriyle daha net biçimde görülüyor. Suudi Arabistan bağlantılı olan Londra merkezli Al Majalla dergisi, müzakere sürecindeki kırılmayı görünür kılmak amacıyla, 4 Ocak’ta SDG tarafından HTŞ'ye sunulan entegrasyon planı ile anayasa değişikliği taslaklarını tam metin halinde yayımladı. Belgeler, SDG’nin başlangıçta özerk askeri ve idari yapısını korumayı hedeflediğini, ancak sahadaki askeri ve diplomatik dengelerin değişmesiyle bu taleplerin büyük ölçüde geri çekildiğini ortaya koyuyor.
Derginin yayımladığı taslaklara göre, SDG başlangıçta üç tam askeri tümen ve iki özel tugayın Savunma Bakanlığı’na entegre edilmesini, buna paralel olarak merkezi olmayan bir idari modelin anayasal güvence altına alınmasını talep ediyordu. HTŞ yönetimi ise bu önerileri güç paylaşımı ve fiili federalizm olarak değerlendirerek reddetti.
Washington’un mesajı net: 'Hizmetlerinize artık ihtiyaç yok'
Anlaşmanın ilanının hemen ardından, süreci yakından izleyen ABD elçisi Tom Barrack, düzenlemeyi “Suriye’nin gidişatında tarihi bir dönüm noktası” olarak tanımladı. Barrack, SDG’nin askeri ve idari yapıların birleşik devlet kurumlarına entegre edilmesini kabul etmesinin, ülkenin “çeşitliliğini kucaklayan” bir model sunduğunu savundu.
Ancak 20 Ocak’ta yapılan bir başka açıklamada Barrack’ın kullandığı ifadeler daha netti: Washington, IŞİD’le mücadelede artık SDG’ye ihtiyaç duymadığını ve Kürtler için tek yolun merkezi Suriye devletine “tam entegrasyon” olduğunu açıkça ilan etti. ABD’nin ayrılıkçı ya da federal çözümleri desteklemediği de vurgulandı.
Zaman kazanma hesabı çöktü
Müzakere süreci boyunca taraflar karşılıklı olarak zaman kazanmaya çalıştı. HTŞ yönetimi, uluslararası izolasyonun sona ermesi, yaptırımların kaldırılması ve ABD, Türkiye, Suudi Arabistan gibi aktörlerle kurduğu yeni ilişkilerle daha güçlü bir konum elde ettiğine inanıyordu. SDG ise HTŞ'nin ülke genelindeki iç gerilimler nedeniyle sıkışacağını ve ABD desteğinin süreceğini varsaydı.
Ancak 2025 sonuna gelindiğinde dengeler hızla değişti. Washington–HTŞ hattında siyasi yakınlaşma hızlanırken, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi SDG dosyasını Barrack’a emanet etti. Sezar Yasası kaldırıldı, Suriye IŞİD karşıtı koalisyona dahil edildi ve SDG’nin tasfiyesine giden yol açıldı.
'Sizin için tek bir kurşun bile atmayacağız'
Ocak ayı ortasında Erbil’de yapılan kritik görüşmede Barrack’ın SDG lideri Mazlum Abdi’ye ilettiği mesaj sürecin kırılma anı oldu: Washington, SDG adına İsrail–Türkiye gerilimine ya da HTŞ'yle çatışmaya girmeyecekti. Abdi’nin “kırmızı çizgi” olarak tanımladığı Kürt çoğunluklu bölgeler dahi askeri olarak savunulmayacaktı.
Görüşmede Washington, SDG adına kuzeydoğu Suriye'de İsrail-Türkiye çatışmasını desteklemeyeceğini açıkça belirtti: "Sizin için tek bir kurşun bile atmayacağız."
Bu görüşmenin ardından HTŞ ile yapılan temaslar hızlandı. 18 Ocak’ta ilan edilen anlaşma; Deyr ez-Zor ve Rakka’nın tamamen merkezi yönetime devrini, sınır geçişleri ve enerji sahalarının HTŞ'ye bırakılmasını ve SDG mensuplarının bireysel güvenlik soruşturmalarının ardından Savunma ve İçişleri Bakanlıklarına dahil edilmesini içerdi.
Kürt hakları kararnamesi ve fiili sonuç
Anlaşmayla eş zamanlı olarak HTŞ lideri Ahmed el-Şara, Kürt yurttaşların dil ve vatandaşlık haklarını güvence altına alan bir kararname yayımladı. Kürtçenin eğitimde kullanılması ve vatansız Kürtlere vatandaşlık verilmesi bu adımlar arasında yer aldı.
Ancak sahadaki sonuç daha netti: 30 Ocak anlaşmasıyla Kürt özerk yönetimi fiilen sona erdi. SDG’nin askeri ve idari yapısı merkezi devlete bağlanırken, özerklik beklentileri yerini sınırlı kültürel haklara bıraktı.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.