Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Abdi İpekçi katledilişinin 45’inci yılında unutulmadı

45 yıl önce suikast sonucunda hayatını kaybeden Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, vurulduğu yerde ve mezarı başında anıldı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 01.02.2024 , 15:37 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

1 Şubat 1979'de Nişantaşı'ndaki evine dönerken Mehmet Ali Ağca'nın silahından çıkan kurşunlara hedef olan Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, katledilişinin yıldönümünde anıldı.

Ailesi, meslektaşları ve dostları bugün İpekçi'nin mezarı başında buluştu. İpekçi'nin ailesi cinayetin ardından 45 yıl geçmesine rağmen cinayetin karanlıkta kalmasına tepki gösterdi.

'Cinayetler konuşulmaz oldu'

Törende konuşan Nükhet İpekçi İzet "Çok sayıdaki cinayet, çoktandır hiç konuşulmaz oldu. Ama hepsi, bütün bu vahşi cinayetler, büyük bir kütle halinde sadece ardımızda değil tam karşımızda dağ gibi durmakta" ifadelerini kullandı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş ise "Muhabirliğin önemini ortaya çıkaran kanıta dayalı habercilik yapılması için öncülük yapan hiçbir parti ya da güç odağına yaslanmadan halkın haber alma hakkını savunan Abdi İpekçi gazeteciliğini bugün de çok özlüyoruz. Ve Türkiye'nin buna ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz" dedi.

'Halkın haber alma hakkını savundu'

1958-1960 yılları arasında genel başkanlığını yaptığı Türkiye Gazeteciler Sendikası, İpekçi'yi katledildiği yerde andı.

Sendikanın İstanbul Şube Başkanı Özgür Deniz Kaya, yaptığı açıklamada "Halkın haber alma hakkını savundu. Abdi İpekçi aynı zamanda Türkiye’de gazetecilerin özlük haklarına kavuşmasının, sendikalaşma haklarının gelişmesinin de sembol isimlerinden birisiydi. Biz tıpkı Abdi İpekçi gibi, Uğur Mumcu gibi, Hrant Dink gibi, Metin Göktepe gibi gazeteciliğin gereğini yapacağız. Mücadeleden vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.

Anmada Abdi İpekçi'nin anıtına karanfiller bırakıldı.

Cinayetten sonra yaşananlar 12 Eylül'ü haber verdi

Abdi İpekçi 12 Eylül darbesine aylar kala, 1 Şubat 1979'da öldürüldü. İpekçi, Türkiye'de her gün faşist cinayetlerin işlendiği ve Türkiye'nin hızla 12 Eylül darbesine sürüklendiği bir dönemde katledildi. Ancak İpekçi, öldürülüşünden daha çok ölümünün ardından yaşananlarla 12 Eylül Türkiye'sinin habercisi oldu: Önce katili cezaevinden kaçırıldı, ardından Milliyet Aydın Doğan'a satılmasıyla basında holdingleşme süreci iyiden iyiye yerleşti.

Cinayeti işleyen faşist tetikçi Mehmet Ali Ağca işlediği cinayetten 5 ay sonra 25 Haziran 1979'da yakalandı. Maltepe Askeri Cezaevi'ne konulan Ağca, 23 Kasım 1979'da aralarında Abdullah Çatlı'nın da bulunduğu iddia edilen kontrgerilla şeflerince cezaevinden kaçırıldı. Milliyet Gazetesi ise, İpekçi'nin öldürülmesinden yaklaşık 6 ay sonra Aydın Doğan'a satıldı. Darbenin hemen ardından İpekçi'nin katili Ağca başta 13 Mayıs 1981'de Papa II. Jean Paul'e düzenlenen suikast olmak üzere, yeni suçlara imza atacak, öte yandan 12 Eylül'ün "holdingli medya"sı Türkiye'de daha etkin görevler alacaktı.

İpekçi'nin katili Avrupa gericiliğine de hizmet etti

İpekçi'nin katili faşist tetikçi Mehmet Ali Ağca'nın kaçırıldıktan sonraki ilk "marifeti" 13 Mayıs 1981'de Papa II. Jean Paul'e suikast düzenlemek oldu. Papa suikastten yaralı olarak kurtulurken Ağca 22 Mart 1986'da İtalya'da ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Suikastte en çok dikkat çeken ise Ağca'nın suikastten yalnızca 4 gün sonra Papa tarafından önce affedilmesi ardından 27 Aralık 1983'te bizzat Papa tarafından İtalyan cezaevinde ziyaret edilmesi oldu. Ziyaret başta bütün Avrupa basını olmak üzere dünya basınında geniş yer buldu ve Papa'nın Hristiyan dünyadaki popülaritesinin artırılmasında önemli bir araç olarak kullanıldı. Zira, 16 Ekim 1978'de Papa seçilen II. Jean Paul hem o dönem sosyalizmin iktidar olduğu topraklar arasında olan Polonya'da doğmuş olması hem de kapitalizmin dünyada, başta Sovyetler Birliği olmak üzere, sola karşı yeni bir saldırı başlattığı bir dönemde papa seçilmesiyle dünya gericiliği için ayrı bir öneme sahip bir isimdi. Dolayısıyla Ağca, görevi Avrupa'da dinselliği iyiden iyiye arttırmak olan Papa'nın imajının yükseltilmesine sunduğu katkılarla Avrupa gericiliğine de önemli bir itki sağlamış oldu.

AKP'li yıllar İpekçi'yi yeniden ve yeniden öldürdü

AKP'li yıllar ise İpekçi için yeniden katledildiği yıllar olarak tarihe geçti. AKP iktidarının 4. yılında, 12 Ocak 2006 tarihinde serbest bırakılan Ağca, 20 Ocak 2006 tarihinde yeniden tutuklandı. 4 yıl kadar daha cezaevinde kalan Ağca, 18 Ocak 2010 tarihinde tahliye edildi. AKP iktidarının 8. yılında 12 Eylül referandumuna aylar kala, Türkiye'nin demokratikleşme yalanlarıyla çalkalandığı bir dönemde Ağca'ya, AKP tarafından adeta "şöhret kapıları" yeniden açıldı.

Lüks otellerde ikamet eden Ağca, AKP eliyle devlet televizyonu TRT'ye çıkarıldı. Türkiye devlet televizyonunda bir gazeteci katiline övgüler düzülmesine tanık olurken, TRT spikeri bu skandala tepki gösterenlere küfür etmekten çekinmedi. Ağca'nın ne renk kazak giydiği, kitap yazıp yazmayacağı medyada boy boy haber yapılırken, bir medya yapım şirketi Abdi İpekçi'nin katiline bir dans yarışmasında jüri üyeliği teklif etti.

Bir süre sonra gözlerden uzaklaşan Ağca'nın soyadını "Aslan" olarak değiştirdiği öğrenildi.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.