Sayfa yolu
ABD ile masaya oturma krizi: Hamaney’in mesajı ne anlama geliyor?
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 19.06.2026 , 14:38 Güncelleme Tarihi: 19.06.2026 , 15:22
Algoritmaya müdahale edin: Tek bir işlemle soL Haber’i Google’da "tercih edilen kaynak" olarak seçin, aramalarınızda soL öne çıksın.
ABD ile İran arasında Pazar gece yarısını geçtikten sonra üzerinde anlaşılan mutabakat dün tarafların uzaktan attıkları imzalarla yürürlüğe girdi.
Şimdi mutabakat zaptında öngörülen “nihai anlaşma” için 60 günlük müzakere süreci başlıyor. Ancak bu süreçte ve 60 günün sonunda ne olacağı halen belirsizliğini koruyor.
İsviçre’de bugün Pakistan ve Katar arabuluculuğunda yapılması beklenen ilk tur görüşmenin iptali ve metne ilişkin tartışmalar da sürece ilişkin belirsizliği artırdı.
El Mayadin’in bilgi sahibi İranlı kaynağına göre, Tahran görüşmeleri İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları nedeniyle iptal etti.
Mutabakat zaptı Lübnan’daki saldırıların durmasını da kapsıyor ancak İsrail “anlaşma bizi bağlamaz” diyor. Bu sırada İsrail medyasında ABD-İran mutabakatını İsrail açısından “Diplomatik 7 Ekim” diye nitelemeye varan yorumlar yapılıyor.
Gerçekten mutabakat zaptı ilk bakışta İran’ın ABD-İsrail’e karşı zaferini tescil eden nitelikte. Ancak hem ABD’den gelen son açıklamalar hem de İran’da baş gösteren tartışma Washington’un saldırganlığını müzakereler yoluyla da sürdüreceğine işaret ediyor.
Mücteba Hamaney: Pezeşkiyan güvence verdi, sorumluluğu aldı, ben de onay verdim
Hatırlanacağı üzere ABD 28 Şubat’ta İsrail ile birlikte, İran’a karşı haydutça saldırıları başlattığında İran’la nükleer programı konusunda müzakere sürecindeydi.
Daha ilk günkü saldırıda İran lideri Ali Hamaney öldürüldü. Saldırılarda yaralanan oğlu Mücteba Hamaney babasının yerine geçti, ve şimdiye dek herhangi bir görüntü vermese de yayımladığı mesajlarla ülkenin rehber liderliğini devam ettiriyor.
ABD ile varılan mutabakata ilişkin ilk açıklamasını da dün yazılı olarak yaptı.
Hamaney görüşmelere ilişkin “Farklı bir görüşe sahiptim” diyerek çekince belirtti.
Ancak Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın "İran milletinin ve Direniş Ekseni’nin hakları"nın korunacağına dair verdiği güvence ve sorumluluğu açıkça üstlenmesinin ardından mutabakata onay verdiğini ifade etti.
Hamaney ayrıca Pezeşkiyan’ın “Amerikan tarafının aşırı tavizler koparmaya çalışması halinde buna boyun eğmeyeceklerini de açıkça teyit ettiğini” belirtti.
'Çaresizlik içinde her yola başvuran Amerikan Başkanıydı'
İran lideri imza aşamasına gelinen süreçte “çaresizlik içinde bu durumun gerçekleşmesi için elindeki her yola başvuran tarafın Amerikan başkanı olduğunu” dile getirdi.
Bundan sonra mutabakat zaptında belirtilen şartların yerine getirilmesini bekleyeceklerini kaydeden Hamaney, ABD ile gelecekte yapılabilecek herhangi bir yüz yüze görüşmenin “düşmanın konumunun kabul edildiği anlamına gelmediği”ni vurguladı.
Hamaney’in bu sözlerinin ardından İran’ın müzakere heyeti lideri Muhammed Bakır Kalibaf ve Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan da müzakerelerde ABD tarafının aşırı taleplerine boyun eğilmeyeceği ve İran’ın tüm kurumlarının düşmana karşı birliğini vurgulayan açıklamalar geldi.
Müzakerelerin mücadelenin bir devamı olacağını dile getiren Kalibaf bir kez daha “ellerimiz tetikte” derken, Pezeşkiyan “Yüksek Liderin endişelerine azami özen göstermeye ve İran milletinin ve Direniş Ekseni'nin haklarını korumaya kendimizi tamamen adamış durumdayız” ifadesini kullandı.
Birlik mesajlarının gölgesinde itirazlar
Verilen birlik mesajlarına karşın Hamaney’in açıklaması İran içinde ABD ile masaya oturmaya yönelik itirazları yansıtması açısından dikkat çekiyor.
Dün New York Times’ın dört İranlı yetkiliye dayandırdığı haberinde, Hamaney’in metne Cumartesi günü onay vererek Kalibaf’tan metni 13 kişilik Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne sunmasını istediği, konseyde yapılan oylamada en az 2 üyenin karşı oy kullandığı belirtildi.
Pezeşkiyan da “sınırlı sayıda konuda küçük görüş farklılıkları olduğunu” kabul etti.
Metin ABD'ye İran'ın finansal sistemini kontrol yolu mu açıyor?
Öte yandan 60 günlük müzakere sürecinin bugünkü ilk turunun belirsiz bir zamana ertelenmesi, İran’daki itirazların daha büyük olabileceğine işaret ediyor.
İtirazlar ABD’nin yaptırımları kaldırma ve 300 milyar dolarlık bir finansman sağlama şartlarını İran ekonomisini ABD çizgisindeki sermayeye açma ve ülkenin finansal bağımsızlığına karşı müdahale olarak kullanabileceğine odaklanıyor.
Trump’ın 300 milyar dolarlık fonla ilgili “ABD’den tek kuruş çıkmayacak” mealindeki açıklamaları da bunun gerçekte bir savaş tazminatı anlamına gelmediğini, Tahran’ın Washington’un bölge planlarına dahil edilmesi için bir baskı aracı olacağını gösteriyor.
Vance: Yaptırımların kalkması taviz değil, İran'a para giriş-çıkışını görebileceğiz
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de dün Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında benzer açıklamalar yaptı.
İran petrolüne yaptırımların kaldırılmasının ABD açısından bir taviz olmadığını savunan Vance yaptırımların etkisiz olduğunu ve İran’ın petrol satışını engellemediğini söyledi.
Vance yaptırımların kaldırılmasının aslında ABD'ye İran'ın finansal faaliyetlerini izleme şansı vereceğini söylediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
Yaptırımları kaldırarak, finansal sistemlerinin nereye para gönderdiğini ve nereden para aldığını biraz da olsa görebileceğiz. Bu, Amerikan halkı için gerçek bir fayda.
İran’a ait dondurulmuş fonların serbest bırakılmasına dair ise Vance bunun tek yolunun, "mutabakat şartlarına tam olarak uymaları" ve "davranışlarını değiştirmeleri" olduğunu öne sürdü ve "ABD'nin kendi kasasından İran'a 1 dolar dahi vermeyeceğini" yineledi.
60 günlük sürenin Perşembe günü başladığını belirten Vance, İsviçre'de görüşmelerin haftasonu olabileceğini belirtse de ne zaman gideceğini bilmediğini de söyledi.
İran'ın anlaşmaya uyması halinde “bölgenin şeklini değiştirebileceğini” savunan Vance, "Eğer davranışlarını değiştirirlerse, Ortadoğu ile dönüştürücü bir ilişkiye sahip olacaklar" dedi.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.