Sayfa yolu
ABD basınından yeni haberler: İran nükleer tesislerine yönelik saldırıların etkisine dair şüpheler artıyor
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Dış Haberler
Yayın Tarihi: 18.07.2025 , 21:40
ABD'de istihbarat değerlendirmelerine atıfta bulunan yeni medya haberleri, Başkan Donald Trump'ın geçen ay Washington'ın gerçekleştirdiği askeri saldırıların İran'ın nükleer programını "yok ettiği" yönündeki iddiasına şüphe düşürdü.
Washington Post ve NBC News, ABD'li yetkililerin, ABD tarafından hedef alınan üç İran nükleer tesisinden yalnızca birinin, Fordo tesisinin imha edildiğini söylediğini bildirdi.
Washington Post'un bugün yayınlanan haberi, Fordo'nun en derin noktasında uranyum zenginleştirmek için kullanılan santrifüjlerin saldırıdan önce imha edilip edilmediği veya taşınıp taşınmadığı konusunda da soruları gündeme getirdi.
İsmi açıklanmayan bir yetkili, İran'ın nükleer programına atıfta bulunarak gazeteye, "Kesinlikle imha edildiğini söyleyemeyiz" dedi.
Trump, ABD saldırılarının "muhteşem" bir başarıya ulaştığını ısrarla savunmuş ve İran'ın nükleer programına verdikleri zararın boyutunu sorgulayan tüm haberlere sert bir dille tepki göstermişti.
Geçtiğimiz ayki saldırının ardından çeşitli medya kuruluşlarına sızdırılan ilk ABD istihbarat değerlendirmesinde, saldırıların İran'ın nükleer programının temel bileşenlerini yok edemediği ve çalışmalarını sadece aylarca geciktirdiği belirtilmişti.
Pentagon ise, Temmuz ayı başlarında yaptığı açıklamada, saldırıların İran programını bir ila iki yıl gerilettiğini iddia etmişti.
Başlangıçta bir dağın içine gömülü, en korunaklı tesis olduğu düşünülen Fordo'ya düzenlenen saldırılar ilk başta ilgi odağı olsa da, NBC News ve Washington Post haberleri, Natanz ve İsfahan'daki tesislerde de derin tüneller olduğunu öne sürdü.
'Yeraltı tesisleri geçilemez'
ABD ordusu, İsfahan'daki tesise karşı devasa sığınak delici bombalar kullanmadı ve bunun yerine yüzey altyapısını hedef aldı.
İstihbarat brifinglerine aşina bir Kongre yardımcısı, Post'a, Pentagon'un İsfahan'daki yeraltı tesislerinin "neredeyse geçilemez" olduğunu değerlendirdiğini söyledi.
Pentagon ise her iki rapora da, üç tesisin de "tamamen ve tümüyle yok edildiği" iddiasına yineleyerek yanıt verdi.
Geçtiğimiz ay İran'a saldırarak savaşı başlatan İsrail de, ABD yönetiminin değerlendirmesini desteklerken, Tahran'ın nükleer programına devam etmesi halinde Tahran'a daha fazla saldırı tehdidinde bulundu.
Tahran ise nükleer tesislerinin durumu hakkında ayrıntı vermedi.
Bazı İranlı yetkililer, tesislerin ABD ve İsrail saldırıları nedeniyle önemli hasar gördüğünü belirtti. Ancak Dini Lider Ali Hamaney, savaştan sonra Trump'ın saldırıların etkisini "abarttığını" ifade etti.
İran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumunun yeri ve durumu da hala bilinmiyor.
İran'ın nükleer ajansı ve komşu ülkelerdeki denetçiler, bombalamalardan sonra radyoaktivitede bir artış tespit etmediklerini belirterek, saldırıların uranyum kirliliğine yol açmadığını öne sürdüler.
Ancak Birleşmiş Milletler nükleer denetleme kuruluşu UAEA'nın Başkanı Rafael Grossi, uranyum konteynerlerinin saldırılarda hasar görmüş olabileceği ihtimaline değindi.
Grossi geçen ay CBS News'e verdiği demeçte, "Bu malzemenin nerede olduğunu veya bir kısmının o 12 gün boyunca saldırı altında olup olmadığını bilmiyoruz," demişti.
Grossi'ye göre İran, uranyum zenginleştirme çalışmalarına "birkaç ay içinde" yeniden başlayabilir.
İsrail-İran savaşı
İsrail, 13 Haziran'da İran'a büyük bir saldırı düzenleyerek birkaç üst düzey askeri yetkilinin yanı sıra nükleer bilim insanlarını da öldürdü.
Bombalama harekâtı, ülke genelindeki askeri tesisleri, sivil altyapıyı ve konut binalarını hedef alarak yüzlerce sivilin de hayatını kaybetmesine neden oldu.
İran, İsrail'e yönelik füze saldırılarıyla karşılık verdi. Bu saldırılar geniş çaplı yıkıma yol açtı ve en az 29 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.
ABD de, 22 Haziran'da İsrail harekâtına katılarak üç nükleer tesisi vurdu. İran, Katar'da ABD askerlerinin bulunduğu bir hava üssüne füze saldırısı düzenleyerek misilleme yaptı.
Trump, başlangıçta İran saldırısının engellendiğini iddia etti. Ancak uydu görüntüleri üssün hasar gördüğünü gösterdikten sonra Pentagon, füzelerden birinin engellenmediğini kabul etti.
12 günlük savaşı sona erdirmek için ateşkes sağlanmasının ardından, hem ABD hem de İran nükleer dosyayı çözmek için diplomatik yollara başvurmaya istekli olduklarını ifade ettiler. Ancak görüşmeler henüz sonuçlanmadı.
İran ve ABD, İsrail'in Haziran ayında savaş başlatmasından önce periyodik olarak nükleer görüşmeler yürütüyordu.
AB-İran görüşmeleri
Trump, 2018'deki ilk döneminde, ABD'yi Kapsamlı Ortak Eylem Planı olarak bilinen 2015 tarihli çok taraflı nükleer anlaşmadan çekilmişti.
Anlaşma, İran'ın ekonomisine yönelik uluslararası yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını küçültmesini öngörüyordu.
Avrupalı yetkililer, son günlerde, ABD'nin uzun süredir ihlal ettiği anlaşma kapsamında İran'a karşı "geri dönüş" yaptırımları uygulayabileceklerini öne sürüyor.
ABD'nin çekilmesinin ardından nükleer anlaşmanın belirlediği sınırların ötesinde uranyum zenginleştirmeye başlayan Tahran, anlaşmayı bozanın Washington olduğunu ve anlaşmanın İran'ın zenginleştirme haklarını tanıdığını vurguluyor.
Bugün, İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, Fransa, Birleşik Krallık ve Almanya'nın (E3 ülkeleri) üst düzey diplomatlarının yanı sıra Avrupa Birliği'nin yüksek temsilcisiyle görüşmelerde bulunduğunu duyurdu.
Irakçi, Avrupalıların "yıpranmış tehdit ve baskı politikalarını" bir kenara bırakmaları gerektiğini vurguladı.
İran Dışişleri Bakanı sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, "AB tarafından 2015 yılında koordine edilen iki yıllık müzakere edilmiş bir anlaşmadan çekilen İran değil, ABD'ydi; bu yılın Haziran ayında müzakere masasından kalkıp askeri seçeneği seçen de İran değil, ABD'ydi" dedi.
Irakçi, söyle devam etti: "Yeni bir müzakere turu, ancak karşı taraf adil, dengeli ve karşılıklı fayda sağlayan bir nükleer anlaşmaya hazır olduğunda mümkün olur."
Tahran nükleer bombaya sahip olduğuna dair iddiaları reddediyor. Öte yandan İsrail'in, ilan edilmemiş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna dair yaygın bir inanış var.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.