Sayfa yolu
15 Temmuz riyakarlığı ve unutulan manşetler: ‘NATO müdahalesi’, ‘İncirlik’ten yönetildi’, ‘Arkasındaki ABD’li komutan’ ve dahası…
Yayın Tarihi: 14.07.2026 , 11:20
Türkiye 1952’de Adnan Menderes’in asker kanı pazarlaması sonrası NATO adlı uğursuz örgütün parçası oldu.
Ülkemiz o günden bugüne (1923’le kazandığı) egemenliğini ve bağımsızlığını büyük ölçüde kaybetti.
İktidarlar ABD çıkarları neyi gerektiriyorsa büyük bir iştahla onu yerine getirdiler.
Halk ne zaman hakları için ayağa kalksa, karşısında ABD’nin, NATO’nun emir eri olan işbirlikçileri buldu.
Darbeler, suikastlar, halka yönelik saldırılar…
Hepsinin arkasında eli kanlı ABD ve onun güdümündeki NATO vardı. Tabii ki yerli işbirlikçileriyle birlikte.
O yüzden 12 Eylül’de gerçekleşen faşist darbenin ardından ABD’ye giden ilk mesaj, “bizim çocuklar yaptı” olacaktı.
O çocukların açtığı yol, yıllar sonra AKP iktidarına uzandı.
Tam da bu yüzden ne zaman bir krizin içine yuvarlansalar ABD ve NATO’nun ipine sıkıca sarıldılar.
Kuruluş kodlarını hiçbir zaman unutmayacaklardı…
7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’nde Ankara’yı bu nedenle açık hava hapishanesine çevirdiler.
Bir kez daha bağlıklarını ilan etmek, NATO’nun ve ABD’nin vereceği yeni görevlerde rol almak için...
15 Temmuz ve NATO ikiyüzlülüğü
Bu kısa girişin nedeni, iktidarın ve yandaş medyanın tarihe geçecek iki yüzlülüğünü 15 Temmuz darbe girişimi vesilesiyle bir kez daha gün yüzüne çıkarmak istememiz.
O yüzden bu haberde, daha önce defalarca altını çizdiğimiz Cemaat-AKP ortaklığının yarattığı büyük yıkıma ve hukuksuzluklara değil, AKP’nin ve yandaşların büyük NATO riyakarlığına odaklanacağız.
Bu manşetler ve açıklamalar unutuldu mu?
“Bu işgal teşebbüsünü, TSK içindeki FETÖ ve NATO unsurlarının müştereken yaptıkları anlaşılıyor. Arkalarında ‘Türkiye’nin stratejik düşmanı,’ darbelerin mimarı, terör örgütlerinin mühendisi ABD’nin olduğu konusunda kimsenin en ufak şüphesi olmasın.”
Bu sözler AKP’ye yakınlığıyla bilinen Stratejik Düşünce Enstitüsü’nden Alper Tan’a ait.
Aynı Tan, NATO Zirvesi sonrası “stratejik düşüncesi”nin ne kadar “derin” olduğunu şu sözlerle ortaya koymayı başaracaktı:
“Düşünsenize, NATO’ya 1952’de sanki bir lütuf olarak alınan Türkiye, bugün ittifakın kaderini belirleyen, patronu olma noktasına dayanan bir güç. …Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde, millet iradesiyle, şehitlerimizin kanıyla yoğrulan bu yol, “Türkiye Yüzyılı”nın ta kendisidir.”
Düzen siyasetinin sefaletinin en tipik örneklerinden birini veren Tan yalnız değil tabii ki.
Günlerdir manşetlerden NATO güzellemesi yapan, ülkenin bağımsızlığı ve egemenliği için NATO’ya karşı sokağa çıkanları hedef alan iktidar medyasının iki yüzlülüğü, riyakarlığına ne demeli?
“İncirlik’teki merkezde TSK’nın bütün subaylarını fişleten ABD’li John F. Campbell, kanlı isyanın organizatörü oldu. Üniformalı teröristlere paralar ise Nijerya bankası kanalıyla CIA ekibince ulaştırıldı. İşte darbe girişiminin şok detayları…”

“Yeni Şafak gazetesi 18 Temmuz günü yayınladığı haberde FETÖ'nün üniformalı teröristlerinden Tuğgeneral Hasan Polat'ın darbe öncesinde İncirlik'te Amerikalılarla 12 kez görüştüğünü ortaya çıkardı. 15 Temmuz'da ise Malatya'ya inen 8 kargo uçağındaki silah ve bombalar İncirlik'ten alındı. Cuntacıların komuta merkezlerinin de İncirlik olduğu ortaya çıktı.”
“Zaten bu darbenin amacı belliydi; bir NATO müdahalesi. İç savaş bahane edilerek bir müdahale olacaktı belki de.”
“Darbenin dış ayağı üzerine düşünmek gerekiyor. Darbeden ABD'nin haberi vardı. NATO yetkililerinin de bilgisi vardı. Zaten NATO'dan yapılan "muhataplarımız tutuklandı" açıklaması bunun bir itirafı. Ama sadece bunu ABD ile açıklamak zor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Almanya faktörlerini de unutmamak gerekir.”
Yukarıdaki alıntıların tamamı AKP’nin medya alanındaki amiral gemileri Yeni Şafak ve Sabah gazetesinden.
15 Temmuz’dan sonra İncirlik’i içerdeki ur, ABD’yi ve NATO’yu düşman ilan eden iktidar çevreleri ve yandaşlar, halkı balık hafızalı sandıkları için 10 yıl sonra tam boy Amerikancılık ve NATO’culuk yaptıklarında kimsenin dikkatini çekmeyeceğini düşünüyorlar. Büyük bir üzüntü duydukları bu manşetler sahipleri tarafından hatırlanmasın, bir an önce unutulsun istiyorlar.
Neden önemli?
Yıllar süren AKP-Cemaat ortaklığının ülkeyi büyük bir uçuruma sürüklediği bugün artık ortak bir kabul.
Cumhuriyet'in tasfiyesi, laikliğin ayaklar altına alınması, bugüne devreden baştan aşağı siyasi operasyonların tamamı bu ortaklığın ürünüydü ve harcı da ABD ve NATO eliyle karılmıştı.
Sonra pasta kavgası, iktidar alternatifi arayışları ortalığı karıştırdı.
Bu karışıklığın merkezinde de haliyle ABD ve NATO vardı. Yani yandaşların yıllar sonra unuttukları manşetlerde "haklılık payı" vardı.
Ancak onlar da en az Fethullahçılar kadar Amerikancıydı, ikisinin de kökleri ABD menşeli Komünizmle Mücadele Dernekleri'nden geliyordu.
Bu yüzden o manşetler tarihin tozlu sayfalarına havale edildi, bir kez daha Amerikancılığın gazına basıldı, utanç verici bir şekilde.
Şimdi tüm bunlar yaşanamış, NATO'ya karşı sokağa çıkanların sesini kısmak için ellerinden geleni yapmamışlar gibi, 15 Temmuz öyküleri anlatacaklar…
Fethullahçı çetenin yıllarca en büyük destekçisi kendileri değilmiş gibi davranıp, büyük Türkiye öykülerini NATO’culuk yaparak halka yutturmaya çalışacaklar…
Tam da kendilerine yakıştığı gibi.
soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.
soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.