Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

1 Mayıs'a giderken işçi avukatlar neler yaşadıklarını anlatıyor

Çalışma koşulları gün geçtikçe kötüleşen işçi avukatlar, 1 Mayıs’a çağrı yaptı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 27.04.2022 , 11:09 Güncelleme Tarihi: 22.01.2025 , 10:54

İşçi Avukatlar Merkezi üyesi avukatlar, artan sömürüyü ve yaşadıkları baskıyı anlatarak, tüm işçi ve stajyer avukatları İşçi Avukatlar Merkezi’ne ve 1 Mayıs’a davet etti.

'İşçi avukatların bu kimlikleriyle 1 Mayıs’ta temsil edilmeleri önemli'

Merkez üyesi işçi avukat Umut, fazla mesainin avukatlık geleneğinin dışında değerlendirilmesi sebebiyle şartların gittikçe kötüleştiğine değindi:

“3 senedir işçi avukat olarak çalışıyorum. Büyük emek harcayarak ülkenin değerli bir hukuk fakültesinden mezun oldum. Mezuniyetin ardından bir hukuk bürosunda çalışmaya başladım ve benim gibileri sömürmek için kurulmuş mevcut mekanizma ile tanıştım. Büroda büyük şirketlere vekillik yaptığım ve bunun sorumluluğunu, yoğunluğunu ve stresini taşıdığım halde, aldığım ücret her zaman asgari ücretten hallice oldu. 'Avukatlık geleneğinde' fazla mesai kabul edilmediğinden, karşılıksız şekilde uzun saatler boyunca mecburen çalıştım. Bir avukat olarak kendimi geliştirmemin, herhangi bir alana yönelmemin olanağının bulunmadığını keşfettim. Tüm bunların üzerine mobbinge maruz kaldım. Yükümlülüklerim hakkında her gün konuşulurken haklarım hakkında zorunda kalınmadıkça konuşulmadı. Benden beklentiler artarken bunun bir karşılığı olmadı.

İşçi avukatlar arasında söylediklerimi yaşamayan yoktur. Bence sorunlarımızı çözebilmemiz için meslektaşlarımızın işçi avukatların haklarını savunmak üzere bir araya gelmesi, bir odak oluşturması gerekiyor. İşçi Avukatlar Merkezi’nde örgütlenmemiz ve işçi avukatların bu kimlikleriyle 1 Mayıs’ta temsil edilmeleri bu açıdan önemli.”

'Patron avukatların genç meslektaşları değil, işçi avukatlarız'

İşçi Avukatlar Merkezi Üyesi İrem ise işçi avukatların ek işler yapmak zorunda kaldığına değinerek mücadeleye çağırdı:

“Artan hukuk fakülteleri ve artırılan kontenjanların bir sonucu olarak her yıl onbinlerce avukat mesleğe başlıyor. Artan bu emek arzı patron avukatlar için ücretleri düşürmenin bulunmaz bir fırsatı haline geldi ve biz genç avukatlar patron avukatların yanında düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Baro meclislerinde avukatlığın kamu hizmeti olduğundan, savunmanın öneminden bahseden patron avukatlar bu tekelleşmeyi fırsat bilerek işçi avukatları mesai mefhumu olmaksızın , düşük ücretlerle çalıştırarak sömürüyor. Diğer pek çok meslek grubu gibi biz avukatlar da çok ciddi bir yoksullaşma süreci içerisindeyiz. Bugün Türkiye'de özellikle de İstanbul'da kiraya, ulaşıma, faturalara gelen zamlarla geçinmek imkansız... Hayat şartları her geçen gün zorlaştığı, her şeye günlük hatta saatlik zam geldiği için ek işler yapmak zorundasınız. Ben de hafta sonları özel ders vermeye başladım ama zamanınız kısıtlı ve pahalılıkla bu şekilde mücadele etmek imkansız. İnsanca bir yaşam için örgütlenmek ve mücadele etmek zorundayız. Patron avukatların temsil edildiği barolar, işçi avukatları 'genç meslektaş'ları olarak görmenin ötesine gidemiyor, biz genç meslektaşları değil işçi avukatlarız ve  tüm işçi avukatları 1 Mayıs’ta meydanlara ve İşçi Avukatları Merkezinde birlikte mücadeleye etmeye çağırıyoruz.”

'Tek yol örgütlü mücadele'

İşçi avukat Özge, içme suyu bile bulundurulmayan ofislere değinerek bu şartlardan kurtulmanın tek yolunun dayanışma ve örgütlülük olduğunu vurguladı:

“İşçi avukatlar çalıştıkları kurumlarda güvencesizlikle ve kötü koşullarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bugün işçi avukat olarak meslek yaşamını sürdüren pek çok meslektaşım gibi ben de kötü koşullar altında çalıştım. Sigortam geç başlatıldı, düşük bir ücrete çok uzun saatler çalışmak zorunda kaldım ve yol, yemek gibi masraflarımı bu ücret içerisinden karşılamak durumundaydım. Ofisin fiziki koşulları, hijyen koşullarının sağlanmaması hatta ofiste çalışanların kullanımı için içme suyu dahi bulundurulmaması nedeniyle son derece olumsuzdu. Sözünü ettiğim uzun çalışma saatleri kimi zaman sabah altıda başlayıp geceyarısı ikiye kadar sürebiliyordu. Bu çalışma karşılığında hiçbir zaman fazla mesai ücreti almadım. Çalıştığım ofisin şehirdışında üstlendiği dava dosyaları nedeniyle her hafta bazen günübirlik, bazen birkaç günümü o şehirde geçirmem gereken seyahatler gerçekleştirmek zorunda kalıyordum ve bu seyahatler için maaşıma ek bir ödeme gerçekleştirilmiyordu. Tüm bu olumsuz koşullara itiraz ettiğimde uyumsuz olmakla, performansımda düşüş göstermekle itham edildim. Bu durum karşısında hakkımı aramaktan hiç vazgeçmedim ama çalışma yaşamının getirdiği bu deneyim bana şunu gösterdi: bugün bu olumsuz şartlardan kurtulabilmemizin tek yolu örgütlü mücadeledir. Bizler sesimizi çıkardıkça, birbirimizle yan yana gelip dayanışma gösterdikçe tüm bu kötü koşullara karşı bir kazanım elde edebilir, artık yerleşik birer uygulama haline gelen sömürüyü alt edebiliriz.”

'Stajyer avukatlar ve hukuk öğrencileri de 1 Mayıs’ta alanlarda'

Patronların Ensesindeyiz Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencileri Dayanışma Ağı’ndan Perihan ise, stajyerlerin güvencesiz çalışma koşullarının altını çizerek 1 Mayıs’ta dayanışma ağı adına çağrıda bulundu:

“Öğrenciliğinin ilk yılından beri çeşitli hukuk bürolarında çalışmış bir stajyer avukat olarak belirtmem gerekir ki; stajyer avukatlar, hiçbir güvenceleri olmaksızın, sahip olmaları gereken özlük haklarına kavuşamadan, çok zor şartlarda çalışmalarını sergilemektedir. Patron avukatlar, stajyer avukatları 'eğittiklerini' savunarak bizlere ücret ödememeyi ya da günümüz koşullarında asgari ücretin de çok altında ücretler ödemeyi hak görmektedirler. Ancak bu eğitim diye adlandırdıkları sürecin içerisinde stajyer avukatlar çalıştıkları ofisin 'ayak işlerini' yapmakta ve patron avukatın özel işlerine koşturmaktadır. Stajyer avukatların ucuz iş gücü olarak görülmelerinin önüne geçilememesinin en büyük sebebi ise; baroların ve yasal düzenlemelerin patron avukatların çıkarlarını koruma altına almış olmasıdır. Bununla birlikte staj dönemini tamamlayan avukatların ruhsatlarını aldıktan sonra söz konusu dönemin zorluklarını görmezden gelmesi de stajyer avukatların yaşadığı sorunların çözülmesini zorlaştırmaktadır. Bizler bu kapsamda mevcut düzenin sömürüsüne boyun eğmeyecek, haklı mücadelemizi sürdüreceğiz! Bu sebeple, Patronların Ensesindeyiz Stajyer Avukat ve Hukuk Öğrencileri Dayanışma Ağı olarak biz de 1 Mayıs’ta alanlardayız!”

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.