Yeter demek için patron kârına: Yürüyüşteki Doruk Maden işçilerinden kareler
Doruk Madencilik bünyesinde çalışan ve gasp edilen emekleri için Ankara yoluna düşen maden işçileri, yürüyüşlerinin üçüncü gününde Beypazarı ve Ayaş arasındaki zorlu güzergahta ilerleyişini sürdürüyor.Gece dondurucu soğukla mola verip konaklayan, gündüz ise yakıcı güneşle mücadele eden işçiler, haklarını alana kadar geri dönmemeye kararlı.
Yol boyunca bazen kuru bir ekmeği bölüşen, bazen bir bardak ayranla serinleyen madenciler, şirketin vurdumduymaz politikalarına karşı adalet arıyor.
Yürümekten su toplayan ve yaralanan ayaklarına verdikleri molalarda pansuman yapan işçiler, yeri geldiğinde bir ağrı kesiciyle ağrılarını dindirip tekrar yola koyuluyor. Maaşlarını, tazminatlarını ve birikmiş kıdem haklarını alabilmek için kilometreleri aşan bu emekçiler, patronun işçi düşmanı yaklaşımına karşı sessiz kalmayacaklarını tüm Türkiye'ye gösteriyor.
Bu fotoğraf galerisi, hakları için yollara düşen madencilerin mücadelesine ve Beypazarı ile Ayaş yolundaki zorlu mesaisine tanıklık ediyor.
Fotoğraflar: Özkan Öztaş
15.04.2026, 11:38
.
Mola yerinde dinlenen işçiler yan yana geliyor, simitlerini paylaşıyor, gölgede azıcık mola verince tekrar yola koyuluyor.
.
Madenciler arasında emekli olanlar da var. Ama hala çalışmak zorundalar. Emeklilik yaşı gelen madenciler gençlere simitleri dağıtırken.
.
İlk fırsatta ayakkabılar çıkarılıyor. Yürümekten şişen parmaklara, yaralanan yerlere pansumanlar yapılıyor. Bir başka bağırıyor arkadan "Sakın patlatma su toplayan yaranı, daha çok acır!"
.
Her mola yerinde gölgelik bir mekan bulmak zor. Ama her molada gölgesine sığınacak bir yerler buluyor madenciler. Bazen bir ağaç bazen de bir arabanın kaputu gölge oluyor.
.
Koşullar ne olursa olsun eğlenmeyi, neşe bulacak bir bahane yaratmayı başarıyor işçiler. Köylerden geçerken mola verilen bir yerde gördüğü eşeğe binen madenci şakalaşıyor arkadaşlarıyla: "Siz devam edin ben bununla geliyorum"
İşçiler çoğu zaman bekliyor. Bu bekleyişler uzun sürünce de sesler yükseliyor "Haydi devam edelim" diye. Bazen sendikadan gelecek bir bilgiyi bazen de çıkan bir haberi takip etmek için bekliyorlar. Omuz omuza, kol kola bekleyen işçiler yürümekten değil beklemekten gocunuyor daha çok. Madencilerden Murat gülümsüyor: "Yürümek madence çalışmaktan kolay. Patron düşünsün sonunu" diyor gülümseyerek.
.
.
.
Seyyar çay arabası. Bu araba molalarda bekleyince jeneratörleri çalıştırıp çay kazanlarını pişmeye başlıyor. Sıcak bir çay eşliğinde verilen molalara bazen bisküviler bazen de madencilerin eşlerinin evde yaptığı poğaçalar eşlik ediyor.
.
.
.
.
Öğlen saatlerinde güneş iyice kızdırıyor sıcağını. Madencilerden biri "Burası Ankara'nın Adana'sı. Burada hep birkaç derece fazla olur sıcaklık. Bak bu yürüdüğümüz tarlarların çoğunda havuç yetiştirilir. Biz de ücretsiz izne çıkarılınca buralarda çalışıyoruz bazen" diyor.
.
.
Bölgesine göre değişiyor. Ama yol boyunca bazen jandarma bazen de polisle yapılan görüşmelerle güzergahlar konuşuluyor planlar yapılıyor. Yetkililer her seferinde "Nereye doğru gidiyorsunuz?" diye sorunca mandenciler gülümseyerek yanıtlıyor: "Ona Doruk Madencilik'in sahibi karar verecek, biz hakkımızı alana kadar yürüyeceğiz."
.
Uzayan görüşmeler sırasında madencilerin yanı başına bir tanıdık geliyor arabasıyla. İçi simit ve poğaça dolu arabadan birer ikişer alınıyor öğle yemekleri. Menüde ayran ve simit, poğaça var.
.
Görüşmeler uzayınca madencilerden biri elini havaya savuruyor "ehh" deyip çıkıyor tepeye sakin bir yere. Aşağıda jandarma ve polis ekipleri madencilerle görüşürken bir başka madenci çıkıp öğle namazını kılıyor. Yapılacak görüşmeler onu çok ilgilendirmiyor bir yanıyla. Yürüyecek yola, patrondan gelecek yanıya bakıyor. Madencinin yıllardır sırtını yasladığı şeyler bazen de sırtını dönüp mücadele ettiği şeylere dönüşüyor.
Yeniden düşülüyor yola...
Şişen ayaklara çare elde taşınan ayakkabılar. Yalınayak yürüyor madenciler haklarını almak için.
.
Haklarını aramak için yürüyor madenciler. Yorulmadan, usanmadan. Talep ettikleri şey alın teriyle kazandıkları hakları.