Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Pavli'nin insanları

Pavli Panayırı’nda dört gün boyunca köylüler, emekçiler, satıcılar ve eğlenceler iç içe geçiyor; yolun öteki yakasında ise yoksulluğun sessiz yüzü bekliyor.

Fotoğraflar:  Okan Gönen

21.10.2025, 10:12

Eylül ayının ortası, sabahın 09.00’u. Yıl boyu sessiz sakin olan kıvrımlı köy yollarını korna ve motor sesleri doldurmuş. Etraf tabelalarla dolu, hepsi de aynı heyacanı işaret eder vaziyette : “Panayır alanına gider. ” Benzinliklerdeki çalışanlar keyifle bu araç ve insan kalabalığını bir ellerini gözlerine siper etmiş izliyorlar. “Misafirler geliyor. ”

Eylül ayının ortası, sabahın 09.00’u. Yıl boyu sessiz sakin olan kıvrımlı köy yollarını korna ve motor sesleri doldurmuş. Etraf tabelalarla dolu, hepsi de aynı heyacanı işaret eder vaziyette : “Panayır alanına gider. ” Benzinliklerdeki çalışanlar keyifle bu araç ve insan kalabalığını bir ellerini gözlerine siper etmiş izliyorlar. “Misafirler geliyor. ”

Köylülerse hazırlıklarına 1 ay önceden başlamış, Ergene kenarında yerlerini çoktan almışlar. Onlar gelenlerden daha çok bekliyor panayırı. Hem eğlenmek hem de ekmek parası için. Yazın hasadı, kışın kömürü taşıdıkları traktör römorkları, şimdi 4 gün boyunca onları evi, yuvası.

Köylülerse hazırlıklarına 1 ay önceden başlamış, Ergene kenarında yerlerini çoktan almışlar. Onlar gelenlerden daha çok bekliyor panayırı. Hem eğlenmek hem de ekmek parası için. Yazın hasadı, kışın kömürü taşıdıkları traktör römorkları, şimdi 4 gün boyunca onları evi, yuvası.

Gün erken başlıyor Pavli’de. Sabah kahvaltısını yapanlar tezgahın başına geçiyor , geçe kalanlar bir yanda müşteriye bakıyor, bir yandan da arada iki zeytin atıp ağzına bastırıyor açlığını.

Gün erken başlıyor Pavli’de. Sabah kahvaltısını yapanlar tezgahın başına geçiyor , geçe kalanlar bir yanda müşteriye bakıyor, bir yandan da arada iki zeytin atıp ağzına bastırıyor açlığını.

Yılların getirdiği sessiz bir anlaşmayla bölüşmüş köylüler ekmeklerini; Hayrabolular, Uzunköprülüler oğlak çevirmecileri , köftecileri işletirken, lunapark işletmesi Çerkez Müsellimlilerde. Diğer köylerden gelenler gelenler topladıkları kapya biberi, şarköy üzümünü satarken, panayırın bereketine inanıp ailece Çanakkale’den gelip bıçak satan da var, Silivri’den gelip giysi satan da.

Yılların getirdiği sessiz bir anlaşmayla bölüşmüş köylüler ekmeklerini; Hayrabolular, Uzunköprülüler oğlak çevirmecileri , köftecileri işletirken, lunapark işletmesi Çerkez Müsellimlilerde. Diğer köylerden gelenler gelenler topladıkları kapya biberi, şarköy üzümünü satarken, panayırın bereketine inanıp ailece Çanakkale’den gelip bıçak satan da var, Silivri’den gelip giysi satan da.

Öğleye doğru günübirlikçi turistler akın akın gelmeye başladıkça kalabalıklaşıyor sokaklar ve tezgahlar, pazarlıklar satıcıların bağırış çağırışları arasında yapılıyor .Birkaç saat bu hengameyle geçiyor , henüz lunaparkın açılmasına var.

Öğleye doğru günübirlikçi turistler akın akın gelmeye başladıkça kalabalıklaşıyor sokaklar ve tezgahlar, pazarlıklar satıcıların bağırış çağırışları arasında yapılıyor .Birkaç saat bu hengameyle geçiyor , henüz lunaparkın açılmasına var.

Gün tepeye çıktıkça ve dolaştıkça yoruluyor, acıkıyor insanlar, yeme içme yerlerini doldurmaya başlıyorlar.Peykalıklardan, kahkaha atan, kızan, şarkı söyleyen insan sesleri duman tüter gibi yükseliyor.

Gün tepeye çıktıkça ve dolaştıkça yoruluyor, acıkıyor insanlar, yeme içme yerlerini doldurmaya başlıyorlar.Peykalıklardan, kahkaha atan, kızan, şarkı söyleyen insan sesleri duman tüter gibi yükseliyor.

Sonra sanki kalabalığın bir işaret beklediğini bilir gibi dolanmaya çıkıyor cümbüşçüler sokaklarda ; davulla, zurnayla, gırnatayla…Asıl eğlencenin şimdi başladığını ilana koyuluyor.

Sonra sanki kalabalığın bir işaret beklediğini bilir gibi dolanmaya çıkıyor cümbüşçüler sokaklarda ; davulla, zurnayla, gırnatayla…Asıl eğlencenin şimdi başladığını ilana koyuluyor.

Hafif soluklanmak için bir kaldırım taşına otururken, karşı duvar dibindeki çiçekçiye takım elbiseli biri yanaşıyor. Çiçekçi, elini gömleğinin cebine seyirtip bir şey çıkartır gibi yapıyor, her ikisi de gülüşüyorlar, sonra takım elbiseli adam uzaklaşıyor. “Arkadaş kimdi?” diye merak edip sorunca , “Tanımıyorum, bankacıymış kredi satmaya gelmiş” diyor. “Kardeşim dedim al cebimdeki parayı ufakken vereyim, büyüyünce gelme bana!”

Hafif soluklanmak için bir kaldırım taşına otururken, karşı duvar dibindeki çiçekçiye takım elbiseli biri yanaşıyor. Çiçekçi, elini gömleğinin cebine seyirtip bir şey çıkartır gibi yapıyor, her ikisi de gülüşüyorlar, sonra takım elbiseli adam uzaklaşıyor. “Arkadaş kimdi?” diye merak edip sorunca , “Tanımıyorum, bankacıymış kredi satmaya gelmiş” diyor. “Kardeşim dedim al cebimdeki parayı ufakken vereyim, büyüyünce gelme bana!”

Öğleden sonra lunaparktan yavaş yavaş sesler yükseldikçe , kalabalık o tarafa doğru kaymaya başlıyor. Panayır yerinin aklı pazaryeri olsa da kalbi burası, çok belli, dolup dolup boşaltıyorlar insanlar burayı.

Öğleden sonra lunaparktan yavaş yavaş sesler yükseldikçe , kalabalık o tarafa doğru kaymaya başlıyor. Panayır yerinin aklı pazaryeri olsa da kalbi burası, çok belli, dolup dolup boşaltıyorlar insanlar burayı.

Çerkezmüsellimlilerin römorklarından oluşan sokaklar sarmış lunaparkın etrafını, ailenin bir kısmı oyuncakları işletirken geri kalan kısmı; çokçası da kadınlarla yaşlılar, çocukları eğliyor, diğer işleri yapıyorlar.

Çerkezmüsellimlilerin römorklarından oluşan sokaklar sarmış lunaparkın etrafını, ailenin bir kısmı oyuncakları işletirken geri kalan kısmı; çokçası da kadınlarla yaşlılar, çocukları eğliyor, diğer işleri yapıyorlar.

Arada daralıp bunalan olursa şöyle bir tur atıyor ya da yakın köylerde yaşayanlar hayvanlarına bakıp geliyorlar.Kimisi de günün çoğunda bu “Demirden Taliga”lardan etrafı seyretmekten memnun

Arada daralıp bunalan olursa şöyle bir tur atıyor ya da yakın köylerde yaşayanlar hayvanlarına bakıp geliyorlar.Kimisi de günün çoğunda bu “Demirden Taliga”lardan etrafı seyretmekten memnun

Lunapark alanı gittikçe canlanıyor. Cümbüşçülerin zurnalarını bastırıyor oyuncakların hoparlörlerinden yayılan pop müzik sesleri. Burada ayrı bir hayat akıyor, eğlenenler var eğlendirenler var. Gülenler var yorulanlar var. Ama hayat akıyor. Bir kısmı topun arkasında bir kısmı stres makinasının başında.

Lunapark alanı gittikçe canlanıyor. Cümbüşçülerin zurnalarını bastırıyor oyuncakların hoparlörlerinden yayılan pop müzik sesleri. Burada ayrı bir hayat akıyor, eğlenenler var eğlendirenler var. Gülenler var yorulanlar var. Ama hayat akıyor. Bir kısmı topun arkasında bir kısmı stres makinasının başında.

Gece boyu devam ediyor müzik sesleri ve hareketlilik. Saat 12’yi geçtikten sonra ziyaretçiler yavaş yavaş çadırlarına çekilirken köylüler etrafı toparlıyor. Şehir dışıdan gelen esnaf tezgahlarının arasına çadır atmış orda kalıyor, kimisi de eylül ayında otuz derece sıcaktan muzdarip; tezgahın üzerinde pikeye sarınmış uyuyor. Gün böyle bitiyor Pavli’de.

Gece boyu devam ediyor müzik sesleri ve hareketlilik. Saat 12’yi geçtikten sonra ziyaretçiler yavaş yavaş çadırlarına çekilirken köylüler etrafı toparlıyor. Şehir dışıdan gelen esnaf tezgahlarının arasına çadır atmış orda kalıyor, kimisi de eylül ayında otuz derece sıcaktan muzdarip; tezgahın üzerinde pikeye sarınmış uyuyor. Gün böyle bitiyor Pavli’de.

Öteki Yaka: Uzun günün ardından ertesi sabah doğumuyla bu kez Uzunköprü - Pehlivanköy yolunun diğer tarafına “Panayırın Öteki Yakası”na, bit pazarına gidiyoruz.

Öteki Yaka: Uzun günün ardından ertesi sabah doğumuyla bu kez Uzunköprü - Pehlivanköy yolunun diğer tarafına “Panayırın Öteki Yakası”na, bit pazarına gidiyoruz.

Burası Panayırın neşesinden nasibini almamış gibi, sanki yol iki farklı zamanı, neşeyi, yeri birbirinden ayıran bir çizgi. Römorkların yerini derme çatma çadırlar almış, panayır alanındaki düzenden ziyade yoksunluğun düzensizliği hakim. Nedenini kimsenin sorgulamadığı fakat sonucunu herkesin eleştirdiği bir sefalet kol geziyor.

Burası Panayırın neşesinden nasibini almamış gibi, sanki yol iki farklı zamanı, neşeyi, yeri birbirinden ayıran bir çizgi. Römorkların yerini derme çatma çadırlar almış, panayır alanındaki düzenden ziyade yoksunluğun düzensizliği hakim. Nedenini kimsenin sorgulamadığı fakat sonucunu herkesin eleştirdiği bir sefalet kol geziyor.

Kimisi dünden bitkin hala uyuyor , kimisi kalkmış sabah ayazında ısınmak için etraftan toplanan çalı çırpı toplayıp yakmaya başlamış. Kimisiyse demlemiş çayını içiyor, kahvaltısını yapıyor.

Kimisi dünden bitkin hala uyuyor , kimisi kalkmış sabah ayazında ısınmak için etraftan toplanan çalı çırpı toplayıp yakmaya başlamış. Kimisiyse demlemiş çayını içiyor, kahvaltısını yapıyor.

Buraya bile kira verdiklerinden, mafyayla uğraştıklarından dem vuruyorlar, keyifli olanını bulmak zor. Hepsi dertli ve en çok da sahipsiz devletsiz hissettiklerinden bahsediyorlar.“Çok fazla insan gelmiyor bu tarafa” diyorlar, “gelen de iki bakınıp gidiyor” .

Buraya bile kira verdiklerinden, mafyayla uğraştıklarından dem vuruyorlar, keyifli olanını bulmak zor. Hepsi dertli ve en çok da sahipsiz devletsiz hissettiklerinden bahsediyorlar.“Çok fazla insan gelmiyor bu tarafa” diyorlar, “gelen de iki bakınıp gidiyor” .

Dünün tüm keyfini sıyrılıyor üzerimden , düşüncelerle geçiyorum tekrar yolun öteki yakasına.

Dünün tüm keyfini sıyrılıyor üzerimden , düşüncelerle geçiyorum tekrar yolun öteki yakasına.

Dönüş: Kahvaltı sonrası , yavaş yavaş geri dönüş yolu planlarına başlıyorum. Hem yol uzun hem de haftasonu olduğu için panayırın kuyruğu köyün diğer ucuna kadar uzanmış durumda, o yüzden son bir dolaşıp iki gün boyunca sanki kırk yıllık ahbap olmuşçasına tanıdığım insan yüzlerini arıyorum sokaklarda

Dönüş: Kahvaltı sonrası , yavaş yavaş geri dönüş yolu planlarına başlıyorum. Hem yol uzun hem de haftasonu olduğu için panayırın kuyruğu köyün diğer ucuna kadar uzanmış durumda, o yüzden son bir dolaşıp iki gün boyunca sanki kırk yıllık ahbap olmuşçasına tanıdığım insan yüzlerini arıyorum sokaklarda

Aslında hepsini tanıyorum zaten; onlar anne, baba, eş, çocuk, üreten, ezilen ama vazgeçmeyen, yaşayan, hayatı var eden. Onlar halk, onlar insan, onlar ben. Şimdiden özlemle ayrılıyorum Pavli’den, seneye yine Eylül ayı ortasında, sabahın 9’unda buluşmak ümidiyle.

Aslında hepsini tanıyorum zaten; onlar anne, baba, eş, çocuk, üreten, ezilen ama vazgeçmeyen, yaşayan, hayatı var eden. Onlar halk, onlar insan, onlar ben. Şimdiden özlemle ayrılıyorum Pavli’den, seneye yine Eylül ayı ortasında, sabahın 9’unda buluşmak ümidiyle.