CHP'li belediyenin işten çıkardığı temizlik işçisi Patronların Ensesindeyiz'e anlattı

CHP'li Çanakkale Kepez Belediyesi’nde çalışan temizlik işçisi Mahir Binzet mücadelesini Patronların Ensesindeyiz Ağı'na anlattı: Mücadele etmeye devam edeceğim, hakkım olanı geri almamın bu düzende başka bir yolu yok.
soL - Patronların Ensesindeyiz
Perşembe, 20 Şubat 2020 11:10

Çanakkale Kepez Belediyesi'nde gerekçe gösterilmeden işten çıkarılan temizlik işçisi Mahir Binzet için basın açıklaması yapıldı. 

DİSK'in gerçekleştirdiği basın açıklamasında Belediye Başkanı Birol Arslan'ın yaptığı açıklamaya dikkat çekildi. "Kepez Belediye Başkanı Sayın Birol Arslan'a buradan soruyoruz Kepez Belediyesi insan kaynakları tarafından gösterilen gerekçe ile Birol Arslan'ın sosyal medyada yapmış olduğu açıklama niçin uyuşmamaktadır? Açıklamasında bahsedildiği gibi, üyemiz Mahir Binzet işten çıkarılmaya konu suçlamalar ile ilgili sözlü veya yazılı olarak herhangi bir uyarı almış mıdır? Yazılı savunma istemi olmadan, uyarı, kınama ve ücret kesim cezası olmadan iş akdi feshi yasal mıdır?" denildi. Tüm emekçilere Mahir Binzet'e sahip çıkma çağrısı yapıldı.   


 
Çanakkale Kepez Belediyesi'nden işten çıkarılan temizlik işçisi Mahir Binzet işten çıkarılma sürecini Patronların Ensesindeyiz ağına anlattı.

Kepez Belediyesi'nde ne zaman çalışmaya başladınız?

Kepez Belediyesi'nde 2014 yılında fen işlerinde atık su arıtma bölümünde çalışmaya başladım. 2017 yılında bir trafik kazası geçirdim. Femur kemiğim kırıldı ve kalçama platin takıldı. Sağlığımdan dolayı o bölümde çalışmaya devam edemediğim için heyet raporu aldım ve halk eğitim yazı işleri bölümüne geçtim. Yaşadığım trafik kazasından dolayı mahkemede suçlu bulundum. Cezaevine girerken belediyeye dilekçe bıraktım bana işimi engelleyecek ağır bir suç işlemediğimi, çıktığımda işime geri dönebileceğimi söylediler. Cezaevinden çıktığımda Birol Arslan Belediye Başkanı seçilmişti. Kendisiyle görüştüm, süreci anlattım, tekrar işe başlayabileceğimi söyledim, beni yazı işlerine yönlendirdi. Yazı işlerinde beni işten çıkardıklarını öğrendim. Cezaevinde olsam da tebligat ile bildirmeleri gerektiğini söyledim. Daha sonra yeniden işe aldılar. Bu kez temizlik işleri bölümünde çalışmaya başladım. Sağlık sorunumdan dolayı bu bölümde çalışamayacağıma dair dilekçe verdim. Olumsuz geri dönüş yaptılar ben de çalışmaya devam ettim. Belediye Başkanı Birol Arslan'ın işten çıkarılmam üzerine yaptığı açıklamada hakkımda "işini beğenmiyor" iddiasında bulundu. Yalnızca kalçamda platin olduğu için ağır iş yapamayacağımı bildirdim, dava dosyasına bu dilekçeyi de ekledik.

'DİSK'TEN İSTİFA ETSİN, BİZ TÜRK-İŞ'İ İSTİYORUZ'

Belediye Başkanı Birol Arslan sendika üyesi olmanızın işten çıkarılmanızla bir ilgisi olmadığını iddia ediyor. Sendikalı olduktan sonra belediyede neler yaşadınız?  

Ben belediyede Kepez Hizmet Grupları A.Ş.'ne bağlı olarak çalışıyordum. Kadroluların sendikası var fakat taşeronların sendikası yok. Türk-İş'in iş yeri temsilcisi bize Haziran ayına kadar sendikaya geçemeyeceğimizi söyledi fakat ben DİSK üyesi olduğumu söyledim, çalışan arkadaşlarım da şaşırdı, biz de sendikalı olalım dediler. Bu talebi sendikaya ilettik bize bilgilendirme yapmak için geldiler. 24 işçi DİSK üyesi olduk. Belediye meclis üyeleri dahil herkes işçilere sendikaya üye olmamaları için baskı yaptılar. Bir meclis üyesi benim abimi aramış. "Kardeşine söyle DİSK'ten istifa etsin, biz Türk-İş'i istiyoruz" demiş. Abim "Mahir tek başına değil ki, onlar 20 kişiyi geçti" demiş ve meclis üyesi telefonu kapatmış. Mahkemede gerekirse delil olarak telefon kayıtlarını da sunacağız. Bu baskıların sonucunda işçiler arasında işten kovulacağımıza dair söylentiler başladı ve 24 DİSK üyesi işçiden 20 tanesi sendikadan istifa etti.

'YAPILMASI GEREKEN ZAMLARI SORDUK, KARIŞMAYIN DENİLDİ'

İşten çıkarılma sürecinizde neler oldu?

Bize çalıştığı süre 6 ayı geçen işçilerin maaşının artıp diğer işçilerle eşitleneceği söylenmişti. Arkadaşlarla birbirimize ne kadar maaş yattığını sormaya başladık, bir arkadaşımız kendisine zam yapıldığını söyleyince akşam 17:00 civarı DİSK üyesi bir arkadaşımla beraber Belediye Başkanı'nın yanına çıktık. 6 ayı geçen işçilerin maaşlarının diğerleriyle eşitleneceğini taahhüt ettiklerini fakat bize zam yapılmadığını söyledim, bana bunu kimin söylediğini sordu, arkadaşlarımın söylediğini belirttim. Birol Arslan "o zaman söyle o arkadaşların yapsın sana zam" dedi. Bize taahhüt edilenin gerçekleşmediğini yineledim, "ben istediğime istediğim kadar zam yaparım kimse karışamaz, size zam yapmadıysam vardır sebebi" dedi. Sebebinin ne olduğunu sorduğumuzda performans düşüklüğü olduğunu söyledi. Uzatmadık, dışarı çıktık. Aynı gece odasına beraber gittiğimiz arkadaşı arayıp "bu son uyarım, seni işten çıkarırım Mahir'in yanında durmayacaksın, bir de DİSK üyeliği örgütlemeye çalışıyorsunuz" demiş. Ertesi gün 14 Şubat'ta beni insan kaynaklarından çağırdılar, başkan senin çıkışını verdi dediler.

Sonrasında neler yaşandı?

Birol Arslan Facebook sayfasından “verilen görevleri layıkıyla yapmamaya, bulunduğu birimi beğenmemeye, iş arkadaşları ile uyum içinde çalışmamaya başladığı”mı belirten açıklamayı yaptı. Nedensiz yere işten çıkarılmamı gerekçelendirmeye çalıştı. Beni itibarsızlaştırmaya çalıştılar, basına söylediklerimi yalanlayan haberler yaptırdılar. İşimi layığıyla yapmadığımı söylediler fakat temizlik işlerinde çalıştığım süre boyunca sosyal medyada Kepez halkından ve Hamidiye Mahallesi muhtarından defalarca teşekkür aldım.

Taşeron şirketler aracılığıyla devlet kurumlarında çalışan işçiler KHK ile "taşeron kalktı" denilip belediyelerin şirketleriyle devlet güvencesine alındığı söylendi. Buna dair söylemek istediğiniz bir şey var mı? 

Devlet güvencesi diye bir şey yok. Hala gördüğünüz gibi her şey yönetimin iki dudağının arasına bağlı. İşin komik tarafı, DİSK 16. Olağan Genel Kurulu'nda Kemal Kılıçdaroğlu sahnede Marx'ın "dünyanın bütün işçileri birleşin" sözünü "dünyanın bütün demokratları birleşin" olarak değiştirdiği sırada ben bir işçi olarak CHP'li belediyede işten çıkarılıyordum. Belediye halka hizmet eden bir kurum olması gerekirken düzen partileri belediyeyi kendi özel şirketleri gibi görüyorlar. Birol Arslan'ın "ben istediğime zam yaparım" demesi de bunun en büyük örneğidir. 

Bundan sonra neler olacak?

Patronların Ensesindeyiz ile birlikte Çanakkale Adliyesi "Arabulucuk Bürosuna" başvurduk. Oradan olumsuz bir karar çıkması halinde Kepez Belediyesi önünde direniş çadırı kuracağım. Onlar beni işten çıkarınca "sorunun" çözüleceğini düşündüler. Kimsenin kimseyi hiçbir gerekçe göstermeden, keyfine göre işten atamayacağını göstereceğiz. İşime geri dönene kadar boyun eğmeyeceğim, mücadele etmeye devam edeceğim. Hakkım olanı geri almamın bu düzende başka bir yolu yok.