İş Bankası’nda toplu sözleşme dönemi: İş’in kalbinde kim var?

Türkiye İş Bankası’nın 27. toplu iş sözleşmesi sürecinde banka yönetimi ile çalışanlar adına masaya oturan BASİSEN’in görüşmeleri ülke gerçeklerinden habersizmiş gibi geçiyor. Patronların Ensesindeyiz ağı etrafında bir araya gelen İş Bankası Komitesi, bankada 'İş’in kalbinde siz varsınız' diyerek övülen emekçiler için sözleşme masasına taleplerin koyulmasını istediklerini tekrar hatırlattı.
soL - Patronların Ensesindeyiz
Perşembe, 27 Şubat 2020 12:44

Türkiye İş Bankası’nın 27. toplu iş sözleşmesi sürecinde banka yönetimi ile banka emekçileri adına masaya oturan BASİSEN’in (Banka-Finans ve Sigorta İşçileri Sendikası) görüşmeleri ülke gerçeklerinden habersizmiş gibi geçiyor.

Banka yönetimi yoksulluk ücretlerinde çalışan binlerce banka mensubunu ve elektrik, doğalgaz, barınma ve gıdadaki enflasyonu görmezden gelerek ücret artışı olarak sadece yüzde 6’lık bir zam oranı önerdi. Bankanın on yılı aşkın süredir çalışan emekçilerinin bile kök ücretinden ele geçen ücretin, munzam sandık üye payı, üye aidatı ve servis gibi kesintilerin ardından asgari ücretin altına düştüğü biliniyor.

Sendikanın ilk teklifi ise yüzde 11 – 13 aralığında belirlenecek bir zam oranının şimdiden meşrulaştırabilmesi amacıyla bu şekilde belirlendiği yorumlarına yol açtı. Toplu sözleşmenin sonraki aşamaları geçmiş senelerde olduğu gibi banka yönetimi ve sendikanın tekliflerinin birbirlerine yaklaşmasıyla geçiyor. Bu durum banka emekçileri arasında toplu sözleşmenin bir ücret pazarlığından öte danışıklı dövüş olarak yorumlanmasına yol açıyor.

Patronların Ensesindeyiz ağı etrafında bir araya gelen İş Bankası Komitesi, bankada “İş’in kalbinde siz varsınız” diyerek övülen emekçiler için sözleşme masasına aşağıdaki taleplerin koyulmasını istediklerini tekrar hatırlattı ve mesai arkadaşlarını toplu iş sözleşmesi sürecini birlikte takip etmeye davet etti:

“1. Yoksulluk Ücretlerinde Çalışmak İstemiyoruz: 2019 senesinde on iki aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon oranı ise %15,18 olarak açıklandı. Yine aynı hesaba göre en büyük harcama kalemini oluşturan gıda ve alkolsüz içeceklerde oran yüzde 19,54. Son sözleşmeden itibaren geçen 2 senelik zamanda doğalgazda zam 65’i, elektrik’te yüzde 70’i geçmiştir.   Bizim enflasyonumuz gıda, barınma, ulaşım gibi masraflarla makyajlanmış resmi hesaplarla uyuşmamaktadır. Sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun hesabına göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı Aralık 2019’ta 7.045 TL’dir. Bu hesabı doğru kabul edersek örneğin Türkiye’nin en büyük özel bankası İş Bankası’nda yıllardır çalışan bir çiftin ailesi var olan ücret skalasına göre büyük olasılıkla yoksul olmalıdır! Ne jest ne de hükümetin arkasına saklanmayı kabul ediyoruz, emekçiler olarak hakkımızı istiyoruz.

2. Mesken Tazminatı veya Görev Yeri Ücreti İstiyoruz: Büyük kentlerde gıda, barınma, ulaşım enflasyon başka herhangi bir kente göre çok daha fazla yaşamımızı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle birçok kamu kurumu ve bankada uygulandığı gibi ücretlere ek olarak mesken tazminatı çalışanlara ödenmelidir.

3. Kreş Hakkı İstiyoruz: İş Kanunu’ndan kazanılmış bir hak olan kreş hakkı için, kanunun bilinçli bir şekilde açık kapı bıraktığı sembolik cezanın arkasına sığınılmaktan vazgeçilmelidir. İş Kuleleri ve yeterli sayıyı sağlayan ilçe belediyesi sınırlarındaki şube çalışanlarına kreş hakkı tanınmalı ya da kreş desteği ödemesi yapılmalıdır.

4. Servis Kesintisi Kaldırılmalıdır: Çeşitli gerekçelerle çalışanlardan toplanan servis kesintisi garipliğine sembolik bile olsa son verilmelidir.”