5 milyon avroluk soygunun öteki yüzü: Asgari ücretli işçiler...

Adana'da bankalar arası para taşımacılığı yapan güvenlik şirketinde yaklaşık 5 milyon avroluk bir soygun gerçekleşti. Soyguna karışan isimler iki ay içinde teker teker yakalanırken, paranın büyük kısmına ulaşılamadı. Ancak bu soygun hikayesinin bir de öteki yüzü vardı... Soygunla ilgisi olmayan, asgari ücretle ve oldukça zor koşullarda çalışan işçilere önce uzun süre hırsız muamelesi yapıldı, ardından hırsızlıkla suçlanarak işten çıkarıldı. O işçiler yaşadıklarını Patronların Ensesindeyiz Ağı'na anlattı.
soL - Patronların Ensesindeyiz
Salı, 19 Kasım 2019 13:57

Adana’da Haziran ayında özel bir güvenlik firmasında müdür olarak çalışan Burak E. ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen soygunda tam 4 milyon 795 bin avroluk vurgun yapıldı. Soyguna karışan tüm isimler iki ay içinde yakalanırken, paranın çok büyük bölümüne ise ulaşılamadı. Milyonlarca lirayı aldıkları asgari ücretle taşıyan ve soygunla hiçbir ilgisi bulunmayan 12 işçi ise bu olayın ardından şirket tarafından işten çıkarıldı. Üstelik olayla hiçbir ilgisi olmayan bu işçiler şirket tarafından büyük bir baskı da gördü, hırsızlıkla itham edildi. İşçiler soygun hikayesini ve yaşadıkları baskıların ayrıntılarını Patronların Ensesindeyiz Ağı'na anlattı.

NELER OLDU?

Olay, 25 Haziran’da Adana'nın Yüreğir ilçesinde bulunan bankalar arası para taşımacılığı yapan "Desmer" adlı güvenlik şirketinde meydana geldi. 

Firmada 2013 yılından bu yana özel güvenlik amirliği yapan Burak E., ilk olarak 22 Haziran’da, şirketinin bir devlet bankasına ait 4 ayrı ATM’ye yatırması için verdiği paradan 395 bin liralık bir vurgun yaptı.

Burak E., bu işlemin tespit edildiği ve soruşturmaya konu olacağını öğrenince yeni bir plan daha yaptı ve bu kez hedef yükseltti.

Şirkete cuma günleri gelen paranın pazartesi gününe kadar bimada bırakıldığını bilen Burak E., planını da bunun üzerine kurdu. Ancak şirketin hafta içi yüklü bir avro transferi yapacağını öğrenince bu plandan vazgeçerek 4 milyon 795 bin avroluk vurguna imza attı.

HERKES YAKALANDI, PARALAR YOK

Soyguna yardım eden Hasan B. ve Mehmet Emin G. ile birlikte kayıplara karışan Burak E., tüm haberlerde yer alması nedeniyle bir süre yurt dışına kaçma planını ertelemek durumda kalarak Mersin'de saklandı, daha sonra ise Adana'ya geçti. 

Adana'da ormanlık alanda bir kulübede saklanan Burak E., yapılan teknik takibin ardından 73 bin avroyla saklandığı kulübede yakalandı. E., sorgusunda, paranın 4 milyon 645 bin Euro'sunu işbirliği yaptığı Mehmet G. ve Hasan B.'ye verdiğini iddia etti. 

Soygunun son yakalanan isimlerinden olan Mehmet Emin G. kendisine 150 bin lira verildiğini, Hasan B., ise 500 bin lira aldığını söyledi.

OLAN ASGARİ ÜCRETLİ EMEKÇİLERE OLDU

Yapılan açıklamalara göre soyguna katılan tüm isimler yakalanırken, çalınan paranın ise büyük bir kısmı bulunamadı.

Soygunu gerçekleştiren güvenlik şefi Burak E .,ile aynı firmada çalışan ve soygunla ilgisi olmayan asgari ücretli 12 işçi ise yaşanan soygunun ardından önce büyük bir baskı altına alındı, sonrasında hırsızlıkla itham edilerek işten çıkarıldı.

Patronların Ensesindeyiz Ağı ile iletişime geçen işçilerden A.D., yaşanan süreci, nasıl bir baskı ile karşı karşıya kaldıklarını ve güvenlik emekçilerinin yaşamış oldukları problemleri ayrıntısıyla anlattı.

İşte yaklaşık 5 milyon avroluk soygunun ardından 12 emekçinin yaşadıkları:

ŞİRKET ŞEKERBANK'A AİTTİ

Çalıştığınız şirketi biraz anlatsanız, ne iş yapıyordunuz?

Çalışmış olduğum şirket Şekerbank’a ait. Şekerbank iştiraklerinden Desmer Güvenlik firmasıydı. Biz bu firmada banka ve kurumlar arası para transferi yapıyorduk. Bankaların şubeleri arasında para transferleri yapmanın yanı sıra kuyumculara da hizmet veren bir firma. Aynı zamanda bankaların paralarını saklıyorduk. Kasalamalarını, sayımlarını ve saklamalarını yapıyorduk. Şirketimiz bu şekilde hizmet veriyordu. 

Sonra malum soygun olayı gerçekleşti.

O güne dönersek, neler yaşandı?

25 Haziran günü oldu olay. Biz o sırada görevdeydik. Sahada çalışıyorduk. Olayı gerçekleştiren arkadaşımızı biz defalarca üst yönetimimize bildirdik. Özellikle son zamanlarda yaşam tarzının değiştiğini, kendine özel olarak mesai saatlerinde oynama yaptığını, işe gelmediği zamanlarda geldi gösterdiğini veya erken çıktığında tam zamanlı çalışmış gibi gösterdiğini defalarca bildirdik. Kendileri de bize aksiyona alacaklarını söylediler. Bu olay Mart ayında oldu. Mart ayından önce de defalarca söyledik. En son Mart ayında bizi ziyarete geldiler. Orada bütün personel tek tek konuştu, ama hiçbir şekilde adım atılmadı. Bu arkadaşımız da daha sonrasında bu olayı gerçekleştirdi. 

Kendisi daha sonra yakalandı, şu anda cezasını çekiyor.

Bu olay gerçekleştikten sonra siz neler yaşadınız peki?

Psikolojik baskı gördük. Orada çalışan herkes (bu personel haricinde) zan altında kaldı, tutuldu. Psikolojik baskı yapıldı, şirket denetmenleri geldi, Şekerbank’ın müfettişleri geldi. Sürekli bir sorgu halindeydik. Polislerin bize hiçbir şekilde sormamış olduğu soruları bize sordular. Sürekli bir şekilde psikolojik baskı altındaydık. 

Bunun sonucunda bir işten çıkartma oldu galiba… Kaç işçi çıkarıldı ve hangi gerekçelerle çıkarıldılar?

Evet… Yanlış hatırlamıyorsam toplamda 12 kişi çıkarıldı. Adana Nakit Merkezi’nde çalışan herkes işten çıkartıldı. Bizim ilk işten çıkartılmamız 25. maddeye dayandırılmış. Yani komple şirket genelinde bizim 25. maddeden çıkarıldığımızın duyurulması bizim hırsızlıkla, tacizle, yüz kızartıcı suçlarla itham edilmemiz demekti. Biz bunu duyunca itiraz ettik. Daha sonrasında biz anladık ki bizi arabulucuya yönlendirmek için bunu yapmışlar. Biz de tamamen geleceğimizi, ailemizi düşünerek arabulucuyla anlaşmak zorunda kaldık.

Bunun planlı bir şekilde yaptığını düşünüyorum. 25. maddeden işten çıkardığınız insanları “aslında anlaşabiliriz” şeklinde arabulucuya yönlendirmeleri aslında gösteriyor. Sonuçta insanlar orada asgari ücretle çalışıyorlar ve tekrar iş bulmaları çok zor. Oraya yönelmek zorundalar geçinmek için… 25. maddeden işten çıkan insanların tekrar iş bulmaları çok zor. Hele ki özel güvenlik şirketlerinde çok çok zor. Zaten Türkiye’de bu işi yapan 3 ya da 4 tane firma vardır. Onlara gidip, “Desmer’de çalışıyordum, işten çıkarıldım” dediğinizde “Ne zaman çıktın, bu olaydan sonra mı çıktın?” diye soruyor, size potansiyel hırsız gözüyle bakıyorlar. Daha sonrasında 25. maddeden bunu bildirince arabulucuyla anlaşmak zorunda kalıyorsunuz.

Arabulucuyla yaptığınız anlaşma sonucunda uğramış olduğunuz bir hak ihlali var mı? Arabulucuya giderek neler kaybettiniz?

Aslında sosyal haklarımızın hepsini aldık, ama işin manevi kısmı var. Aramızda iş bulamayan çok fazla arkadaşımız var. Hatta neredeyse hiçbiri iş bulamadı. Hâlâ işsizlik maaşıyla, aldıkları tazminatla geçinmeye çalışıyorlar. Bu insanlar ev kirası ödüyor, çocuklarını okula göndermeye çalışıyorlar. Böyle bir hak kaybına uğradık. Arabulucuya yönlendirdikleri için bize her türlü hakkımızı verdiler, ama manevi tazminat davası açmamızı bir şekilde engellediler. 

Peki, sizin genel olarak bu sektörde yaşamış olduğunuz en büyük problemler nelerdir?

En büyük problem aldığımız maaş. İşçilerin hemen hemen yüzde doksanı asgari ücretle çalışıyor. Son soygunda da gördüğümüz gibi bu insanlara 4 milyon 795 bin Euro artı 395 bin TL para emanet ediliyor. Hatta bunun onlarca katı para emanet ediliyor. Sigorta limitleri aşırtılıyor. Bir personelin normalde bir araçta 2 milyon dolar taşıması gerekirken 10 milyon dolar taşıttırılıyor. Bunun bütün sorumluluğu o personele yükleniyor, ama bu personel asgari ücrete çalıştırılıyor. Bu da tabii ki sıkıntılara yol açıyor. En önemli şey ücret… 

“İki dakika erken çıkmışsın, niye saat 8.28’de çıkmışsın 8.30 yazmışsın” deniyordu. Mesela arkadaşlarımızın çoğu öğle yemeği yiyemiyordu. Para transferleri yetişsin deniyordu, ama biz öğle yemeği yemediğimizde halde bir saat kesinti yapılıyordu. Mesaiye kaldığımız zamanda normalde bizim yemek kartımıza ek ücret yansıtılması gerekiyor, ama bu yapılmıyordu. Hafta sonları için bu yansıtılıyordu, ama akşam saatleri için bu yapılmıyordu. 

Güvenlik emekçilerinin yaşadığı bu sorunların nedeni nedir sizce?

Her sektörde olduğu gibi bu sektörde de gerçekten direnç gösterebilecek, güvenlikçilerin hakkını koruyabilecek bir kuruma, bir sendikaya mutlaka ihtiyaç var. 

Buradan güvenlik arkadaşlara tavsiyem kendilerini ezdirmesinler. Haklarını kesinlikle korusunlar. Onlara söyleyebileceğim tek şey bu açıkçası. Bunu mümkün olduğunca tek başlarına değil birlikte yapmaları gerekiyor.